![]() |
| Fen Bilgisi FEN VE TEKNOLOJİ DERSLERI, Açık Öğretim Fakültesi AÖF Dersleri Sınavları Soru Bankaları ve Ders Anlatımları Deneme Soruları aof fen sorulari, Biyoloji, canllılar, kromozomlar, genler, hücreler, bitki, canlı çeşitliliği, bakteriler |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Tecrübe Puanı: 19
Rep Puanı : 11070
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Doğa ve doğa ötesi varlıkları (biyotik, abiyotik), olayları ve bunların arasındaki gerçek objektif-sübjektif (algılanabilen ve algılanamayan) bilgileri insanların hizmetine takdim eden bilim dalıdır. Fizik (fiziksel olayları inceler), Kimya (kimyasal olayları inceler), Biyoloji [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]Matematik(Hesap Bilimi), Astronomi( Uzay Bilimi), Jeoloji(Yer Bilimi) ve diğer doğa bilimlerinin hepsi fen bilgisi sahasına girer. Kısaca Fen Bilgisi; doğayı insanların anlayabileceği şekilde çok yönlü analiz eden bir bilim dalıdır. Doğa bir kaynaktır; fen bu kaynaktan yararlanma aracı ve yöntemlerini içeren bilim dalıdır.
Fen Bilgisinin Amacı; kainattaki varlıkları, olayları, olguları ve değişkenliklerle ilgili;bilimsel yöntemlerle ya da toplumsal deneyimlerle edinilen bilgileri hayatta uygulamak ve insanlara öğretmektir. Önemli Kavramlar I-Olgular : Doğadaki varlıkların ve olayların bir bütünüdür.Doğa kendi içinde gelişmekte ve değişmektedir. Bu varlık ve olaylar tümcesine olgu (olay+zaman+*****) deriz. Örneğin, güneşin batması bir olgudur. Örneğin, bitkilerin büyümesi, ay ve güneş tutulması… gibi II-İlkeler[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]: Kavramlar arası ilişkilerden çıkarılan doğruya en yakın genellemelerdir. Örneğin, Archimed Prensibi, Yerçekimi Kanunu,…vb. Bir başka deyişle Doğadaki olaylar ve olguların arasındaki değişmez ampirik ilişkilerin; kavramlarla, anlaşılabilir bir şekilde ifadesidir. Güneş sistemi kızıl bir yıldız olana dek şişip büyüyecek ve sonunda güneşi bulunduğu yerde oluşan cüce bir kara delik tarafından yutulacağı, bilimsel araştırmalar sonucunda kanıtlanmıştır. O halde kainat ilk oluştuğu kara delikten orijinine dönecek şekilde genişlemektedir. İlke (kanun): Genellemelerimiz deneylerle doğrulanmışsa buna biz ilke ya da kanun deriz. Örneğin; Enerjinin korunumu kanunu prensibi E=m.c2 E; enerji, m; kütle, c; ışık hızı III-Doğa Kanunları : Birçok defa doğruluğu kanıtlanmış, istisnası görülmemiş doğa olaylarının düzgünlüğüne ve değişmezliğine dayanan ilkelerdir.Değişmez bildiğimiz bu kanunların uygulanmadığı haller görüldüğünde düzeltilmesi gerekir.Örneğin, güneşin batması bir doğa kanunudur. IV-Kuram (teori): Bilim insanları bilimsel, deneye dayalı çalışmalarla ve gözlemlerle edindiği bilgileri geliştirdikleri ilkeleri tespit ettikten sonra bunları doğa kanunlarıyla ve gözlemlerle bir araya getirerek kuramları veya teorileri oluştururlar. Kuramlar tamamen ispatlanmadıkları gibi tamamen de çürütülememiştir. Bunlara teori denir. Kısaca kuram, sahasıyla ilgili bilimsel bilgileri değerli bilim insanlarının ihtiyaca cevap olmak üzere hazırlanmış mükemmel yeteneklerinin sentez ürünüdürler. Örneğin, Hücre Kuramı teorisi doğrulanmamış ve çürütülmemiş ancak önemli sorulara yanıt olmak üzere ileri sürülmüş savdır. Yukarıda bahsedildiği gibi kuramlar doğruluğu kanıtlanmış bilgilerin örgüsü, ilişkisi üzerine bilim insanlarının üstün sentez yeteneğini ile bir araya getirerek ortaya atılan görüşlerdir. Kuramların doğruluğu yanlışlığı kanıtlanmamıştır. Kavramlarda matematiksel bağıntılar önemli yer tutar. Ör; Evrim Teorisi: Orijininden bugüne canlı ve cansızların (varlıkların) nasıl ortaya çıktığını ve bugüne kadar nasıl geldiklerini izah etmeye çalışan bir teoridir. Ör; Big Bang Kuramı: Kainatın nasıl ortaya çıktığını izah eder. Kuramlar genellikle bütün ayrıntılarıyla denemeye alınamayacak kadar kapsamlı ancak mutlak yanıtlanması gereken suallere tepki olarak ortaya çıkmıştır. BİLİM-FEN VE TEKNOLOJİNİN DOĞASINI ANLAMA Bilim: Doğa, doğa ötesindeki canlı, cansız varlıkları, olayları, olguları, kavramları ve ilişkileri inceleme araştırma uygulama aracıdır. Diğer bir deyişle bilim insanoğlunun kendi içindeki ve dışındaki her türlü varlıklar, varlıklar arasındaki ilişkileri sonuçları öğrenmek ve bunlardan hareketle kendi menfaatleri için neticeler ve uygulamalar çıkarma aracıdır. Bilimin doğası ise insanın çevresini etkili bir biçimde kullanma aracıdır. Fen bilgisi genel olarak bilimin beşeri bilimler dışındaki paftasını(kısmını) temsil etmektedir. Diğer bir deyişle fen bilgisi doğa bilimi olarak bilinir. Fen’in doğası ise doğa bir kaynaktır ve yaşam yeridir.Fen bu kaynak ve yaşam yerinin doğasını tanıma ve edindiği gerçek bilgileri öğretmek ve sunmaktır. Teknolojinin doğası ise; fen bilgisinin meyvesi olan teknoloji doğadan edinilen bilgilerin *****ize edilmesi, doğaya ve doğadaki varlıklardan yararlamak amacıyla kullanılan araç gereçlerdir. FEN OKUR – YAZARLIĞIN TANIMI Fen okur-yazarlığı: Doğada var olan pozitif bilgileri insanların anlayabileceği bir şekilde planlı, programlı-disiplinli olarak aktarılması ve uygulanması olarak tanımlanır. Fen okur-yazarlığı öğretimi süresince bireylerde bilimsel beceri ve süreçlerin gelişmesi amaçlanır. Diğer taraftan güzel ahlaklı bilgili nesiller yetiştirmek, fen eğitimi ve öğretiminde doğaya uyumlu teknolojilerin geliştirilmesi ve üretilmesi gerekmektedir. Aslında fen okur-yazarlığı ile fert ve toplumların kendi iç dünyaları ile dış dünyaları arasındaki bilgileri ilişkilendirerek insanın kendisini daha iyi tanımasına yardımcı olmaktadır. FEN EĞİTİMİNİN AMAÇ VE HEDEFLERi 1- Fen konularında öğrencilere genel bilgi vermek (fen okur-yazarlığı). 2- Fen ve teknoloji alanındaki temel mesleki öğretim-eğitimini oluşturmak. 3.Öğretim Hedefleri(Bilişsel Hedefler) oğayı algılama ve yorumlamanın düşünsel süreçlerle ilgilidir. Bilgi edinme, kullanma hedefleriyle ilgilidir.4.Eğitim Hedefleri(Duyuşsal Hedefler):Zihinsel süreçlerle ilgilidir. Öğrenciye kişisel, ahlak, toplumsal sorumluluk, bilimsel bilinçlilik ve bunun gibi özellikleri kazandırmayı amaçlayan hedeflerdir. 5. Beceri Hedefleri (Psikomotor Hedefler):Öğretim ve eğitim hedeflerinin toplam hedef ürünüdür. Daha ziyade;bedensel(ör el becerileri..vb) , zihinsel ve diğer becerilerle ilgilidir. Fen teknoloji, toplum arasında doğayla istendik, doğru ilişki kurmayı; eğitim yöntemlerini kullanarak öğretmektir. Fen dersleri doğası itibariyle gözlem ve deneye dayanır. Bu nedenle fen derslerinde öğrencilerin kendi yapacakları veya aktif olarak katılacakları gözlem ve deneyler ağırlıklı olarak işlenir. FEN BİLGİSİ DERSİNİN AMAÇLARI Fizik, Kimya, Biyoloji, Jeoloji, Astronomi ve diğer doğa bilimleriyle ilgili fiziksel, kimyasal, Biyolojik, Jeolojik (Yer bilim), Astronomi (Uzay bilim) ile ilgili; doğadaki varlık, süreç ve olgularla edinilen bilgilerin tüm varlıkların yararına kullanılmasını amaçlar. Fen bilgisi ve doğa bilgilerini öğrenmenin diğer bir amacı da; doğal varlık ve sistemler arasındaki ilişki mantığını asimile etmek, bu mantığa dayalı bilgi ve teknoloji üretmektir. Fen Bilgisinin amacı; kainattaki varlıkları, olayları, olguları ve değişkenliklerle ilgili bilgileri bilimsel yöntemlerle ya da toplumsal tecrübelerle edinilen bilgi ve belgeleri insanlara öğretmek ve hayatta uygulamaktır . Konu forumsitem tarafından (11-25-2008 Saat 11:13 PM ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Tecrübe Puanı: 19
Rep Puanı : 11070
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Fen bilimi nedir ve nasıl gelişmektedir?
Öğretmenler, öğrencilerin fen bilimlerine karşı ilgilerini artırabilmek ve geliştirebilmek için onları fen biliminin tabiatını yeterince anlayabilecek şekilde eğitmelidir. Bunu yapabilmeleri içinde öncelikle kendileri bu kavramları anlamış olmalıdır. Fen bilimi nedir? sorusu değişik şekillerde tanımlanmaktadır. Örneğin , fen bilimi, genel olarak, bilimsel bilgiler topluluğu olarak tanımlanır. Bu tanım bir bilim adamınca hipotezlerin denenmesi için geliştirilen yöntem veya araştırma yolu şeklinde yapılmaktadır. Bir felsefeci için ise, bilginin doğruluğunun sorgulanması yöntemidir diye tanımlanır. Bunların herbiri kendi kategorisinde doğru tanımlardır. Ancak, bu tanımların hepsini içine alan ve çoğunluk tarafından kabul gören bir tanım şöyle yapılabilir: Fen bilimi, bilginin tabiatını düşünme, mevcut bilgi birikimini anlama ve yeni bilgi üretme sürecidir. Bilimsel bilgiler yeni düşüncelerin ortaya atılıp, denenmesi sonucu, gelişebilir ve değişebilir. Yani, bilimde bir süreklilik ilkesi vardır. Bundan dolayı öğretmenler yeni nesillere araştırmacı bir ruh kazandırmaya çalışmalıdırlar. Böylece, bilimsel bilgilerin bilinen gerçeklerle doğru olduğu ve zamanla değişebileceği fikri öğrencilere aşılanmalıdır. Fizik niçin öğretilmeli? Fen bilimlerinin ve ona dayalı olarak üretilen teknolojinin toplumların gelişmesine sağladığı katkılar sayılamayacak kadar çoktur. Bu nedenle fen bilimlerinin ve onun eğitiminin önemi gittikçe artmaktadır. Fen bilimleri eğitiminde en büyük gelişme ikinci dünya savaşından sonra yaşanmıştır. Rusya’nın, 1957’de ilk uyduyu uzaya fırlatması, gelişmiş batı ülkelerini harekete geçirdi. Teknolojik yarışta geri kalmak istemeyen bu ülkeler, çareyi fen bilimleri eğitimi-öğretimine çok önem verilmesinde ve yeni yaklaşımlarla çağdaş hale getirilmesinde gördüler. Bilim adamlarınca önerilen projelerin desteklenmesi sonucunda, kısa zamanda çok sayıda yeni fen bilimleri müfredatı geliştirildi. Bu yeni programların genel felsefesi, yeni nesilleri araştırmacı bir ruhla yetiştirmekti. Böylece, teknolojinin geliştirilmesi aşamasında ve endüstride ihtiyaç duyulan elemanlar yetiştirilecek ve kalkınma hızlandırılacaktı. Dünya’da ulaşılan bu günkü teknolojik gelişmişlik seviyesinde bu akımın büyük ölçüde katkıları olduğu bir gerçektir. Fen bilimleri eğitiminin temel amaçlarından biri de, öğrencileri bilimsel olarak okur-yazar düzeye getirmektir. Bilimsel okur-yazarlık; fen bilimlerinin doğasını bilmek, bilginin nasıl elde edildiğini anlamak, fen bilimlerindeki bilgilerin bilinen gerçeklere bağlı olduğunu ve yeni kanıtlar toplandıkça değişebileceğini algılamak, Fen bilimlerindeki temel kavram, teori ve hipotezleri bilmek ve bilimsel kanıt ile kişisel görüş arasındaki farkı algılamak olarak tanımlanmaktadır. Bilimsel okur-yazar bireylerden oluşan toplumlar hem yeniliklere kolayca uyum sağlar hem de kendileri yeniliklere önderlik edebilirler. Günlük hayatımızda karşılaştığımız, kullandığımız ve gözlemlediğimiz bir çok durum fizik, kimya veya her ikisi ile de ilgilidir. Bireylerin kendi yaşantılarını etkileyen olayların okulda öğrendikleri bilgilerle ilişkisini kavramaları, onların bilimsel okur-yazar olmalarına büyük ölçüde katkı sağlıyacağı bir gerçektir. Eğer okullarda bu ilişki kurulamazsa teknolojinin egemen olduğu günümüzde, bireyler daha kolay bir yaşantı için gerekli bilgi ve becerileri kazanamazlar. Eğer öğrenciler fizikdeki ve kimyadaki bilgilerin soyut olmadığını, aksine kendi yaşantılarıyla direkt olarak ilişkisi olduğunu algılarlarsa, ona karşı ilgi ve tutumları artacağı için bu bilimi hissederek öğrenirler. Hatta, bu ilişkilendirme, öğrenmelerini kolaylaştırabilir. Ortaöğretimde fen bilimlerinin okutulmasının temel gerekçelerinden biri de, öğrencilerin çok büyük bir kesiminin ya lise öğreniminden sonra eğitimlerine devam etme şansı bulamamaları ya da sosyal bilimlerde eğitimlerine devam etmeleridir. Yani, bilimsel okur-yazarlığı bütün topluma yaymak için ilkokulda çok basitçe değinilen fizik ve kimya kavramları ve onların teknoloji ve toplumla ilişkileri orta öğretim boyunca etkili bir şekilde verilerek bütünlük sağlanmalıdır. Bu yaklaşım yukarıdaki paragraflarda verilen görüşleri de destekler. Fiziğin liselerde öğretilmesinde bir başka önemli nokta ise, adı geçen alanlarda lisans eğitimi yapacak olan gençlere iyi bir temel sağlamaktır. Bu gençler gelecekte bilime orijinal katkılar sağlayabilecek şekilde yetiştirilmelidirler. Kısacası ortaöğretim bilimselliğin bilinçli bir şekilde kazanılabileceği ilk aşamadır. Fizik gibi fen dersleri ise bu süreçte en etkin kullanılabilecek disiplinlerden biridir. Çünkü bu disiplinlerin gelişmesinde birincil kaynak bilimsel yöntemlerin kullanılmasıdır. Kısaca, günümüz insanının hayatının her safhasını etkileyen teknolojik gelişmeleri algılayıp yorumlayabilmesi için temel bir fizik genel kültürü eğitiminden geçirilmesinin gerekliliği açıkca görülmektedir. Böylece, bireyler bilimin değerini anlar ve ona karşı pozitif bir tutum geliştirir, teknolojinin toplumsal yaşantı üzerinde ki etkisini anlar ve en önemlisi bilimteknoloji ve toplum arasındaki ilişkiyi ve birbirlerini nasıl etkilediklerini merakla izler. Bunun yanında, fen bilimleri eğitiminden geçen öğrenciler bilimsel süreç becerileri (bu süreçler 4. ünitede incelenmiştir) geliştirirler ve bunları daha sonraki yaşantılarının değişik aşamalarında kullanarak hayatlarını kolaylaştırırlar. Yeni fen programları için yaklaşımlar Programların en önemli özelliklerinden birisi, yeni gelişmelere açık olmalarıdır. Ülkemizde fen bilimlerinde yaşanan problemlerin temeli mevcut programlarda verilen klasik bilgilerle yeni gelişmelerin, gerek teknolojik gerekse onun topluma yansıması olarak, bağlantısının çok az olmasındandır. Geleneksel fen bilimleri programlarımızın gerçek dünya ile bağlantıları zayıftır. Bu bağlantının kuvvetlendirilebilmesi için yeni programlar toplumu etkileyen çevre sorunlarına ve yeni teknolojik gelişmelere açık olmalıdır. Geleneksel programlar daha çok bilgi aktarımını ön plana çıkarmaktadır. Bu geleneksel öğrenme kuramları felsefesine dayanan bir yaklaşımdır. Halbuki, yeni bilgi öylesine hızlı çoğalmaktadır ki bunun hepsinin aktarılması artık imkansız görülmektedir. Çağdaş programların felsefeleri ise, bilgi aktarımından ziyade bilgi edinme yollarının öğretilmesini amaçlamalarıdır. Bu yeni yaklaşımda önemli olan öğrencilere bilimsel süreç becerilerini ve fen bilimlerindeki temel kavramları kazandırmaktır. Bunun yanında, ortaöğretim fen bilimleri kavramları öğrencilerin ilköğretimde öğrendikleri kavramların bir devamı niteliğinde işlenmeli ve gerekli bağlantılar kurulmalıdır. Çoğu durumlarda öğrenciler bu bağlantıları kendi başlarına kuramayabilirler. Öğretmen bu durumları iyi tespit edebilmeli ve gerekli desteği sağlayabilmelidir. Yeni programlarda çok miktarda konu işleme amaçlanmamalıdır. Bunun yerine temel konuların detaylı bir şekilde işlenmesi hedeflenmelidir. Ayrıca, her fen programında kullanılması istenen fakat çoğu okullarda hiç kullanılmayan laboratuvar etkinlikleride daha basit ve ucuz araç ve gereçlerle yapılabilecek şekilde programlara dahil edilmelidir. Yeni programların yukarıda bahsedildiği şekilde yapılandırılmasıyla, öğrenciler fenin doğasını daha kolay anlayabilecek, basit araç ve gereçlerle iyi bir deneyim sağlıyacak ve becerileri gelişecek, ve en önemlisi bu yolla bilimsel okur-yazarlık belirli bir düzeye getirilmiş olacaktır. 2.5 Öğrenci etkinlikleri 1 Yukarıda ayrı ayrı başlıklarda verilen konuları 3-4’erli gruplar oluşturarak tartışın. 2 Her bir başlıkla ilgili grup görüşünüzü bütün sınıfa sunun. 3 Gruplar halinde, Fen Bilimleri eğitimi üzerine yazılmış bir bilimsel makale bularak, bir problemin test edilmesinde ünitenin başında verilen 6 adımlık kritere ne ölçüde uyulduğunu tartışın. Görüşlerinizi bütün sınıfa sunun. Kaynaklar Ayas, A; Çepni, S. ve Akdeniz, A.R. (1993) Development of the Turkish Secondary Science Curriculum. Science Education, 77 (4): 433 - 440. fen bilimi ile ilgili..fen biliminin anlami..fen bilimi nedir..fen ögretmenleri...fen hakkinda...fen,deney,sunu,proje,test,oks,soru,fen video,fen resim,fen konu ...
__________________
Bilgi ve paylasimin guclu adresi. Konu forumsitem tarafından (11-03-2008 Saat 10:49 PM ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Tecrübe Puanı: 19
Rep Puanı : 11070
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Bilim bir alandaki varlıkları ve olayları inceleme, açıklama, onlara ilişkin genelleme ve ilkeler bulma, bu ilkeler yardımıyla gelecekteki olayları kestirme gayretleridir. Fen bilimlerinde de doğadaki varlıklar ve olaylar aynı amaçlarla incelenir. Fizik, Kimya, Jeoloji, Astronomi gibi bilimler cansız doğa ile; Biyoloji, Botanik, Zooloji, Anatomi, vb. gibi bilimler canlı doğayla uğraşır. Orman bilimi, Deniz bilimi gibi hem canlı hem cansız doğayı içeren karma bilim alanları da vardır. Fen bilimleri gözlenen doğayı ve doğal olayları sistemli bir şekilde inceleme, henüz gözlenmemiş olayları kestirme gayretleri olarak tanımlanabilir. Bu tanımdan anlaşıldığı gibi, fen bilimleri, insanoğlunun doğayı (bu arada kendini) anlama gayretlerinin ürünleridir.
Fen bilimlerinin içeriğine bakıldığında olgular, kavramlar ve genellemeler, ilkeler, kuramlar ve doğa yasaları görülür. Olgular Doğadaki varlıkların ve olayların bir bütünüdür. Bu bütünü oluşturan bilimler arasında çok çeşitli ilişkiler vardır. Üstelik doğa kendi içinde gelişmekte ve değişmektedir. Bu varlıklar ve olaylar tümcesine doğa olguları deriz. Karmaşık gibi görünen bu doğa olaylarını gözleyip betimlemekle, gözlediğimiz olayları ve eşyayı düzenli biçimde sınıflayarak anlamaya başlarız. İnsanın doğaya ilişkin bilgileri gözlemleri ve deneyimleri arttıkça derinleşir. Kavramlar Doğa varlıklarını ve olaylarını gözlediğimizde varlıklar arasında benzerlikler, olaylarda ortak örüntüler buluruz. Sınırlı sayıda gözlem yapmış olsak bile, gözlemlerimizden tümevarım yoluyla genellemelere gideriz ve genellemelerimizin herbirine bir ad veririz. Bilim dilinde bir genellemeyi ifade eden sözcüğe kavram denir. Kavramlar bazan ilişkileri ifade eder. İki kavram arasındaki ilişkiyi kullanarak üçüncü bir kavram geliştirebiliriz. ‘Kütle’ ve ‘hacim’ maddenin özelliklerini ifade eden kavramlardır. Bu kavramlar somutlaştırılabilir. ‘Öz kütle’ ise kütle ve hacim bağıntısıyla tanımlanan soyut bir kavramdır. Kavramlar bilimin yapı taşlarıdır. Kavramları geliştirmek ve öğrenmek bilim adamlarına ve diğer kişilere önemli yararlar sağlar. Kavramlarımızla bilişsel yeterliklerimizi güçlendirir, bilgilerimizi onları öğrendiğimiz durumların dışında kullanırız. İlkeler İlkeler kavramlar arası ilişkilerden çıkarılan genellemelerdir. Sıvılara daldırılan katı cisimlerin sıvı içinde hafiflediklerini biliriz. Öyleyse sıvı içindeki cisme yerçekimi kuvvetine zıt yönde etki eden bir kuvvet vardır. Bu kuvvete ‘kaldırma kuvveti’ denir. Bu bir kavramdır. ‘Kaldırma kuvveti katı cismin sıvı içindeki hacmiyle ve sıvının yoğunluğuyla doğru oranlıdır’. Bu ifade Archimedes prensibi diye bilinen bir ilkedir. İlkeler çeşitli durumlarda denenip doğrulandıkça daha gerçek hale gelirler. Doğa kanunları Birçok defa doğruluğu kanıtlanmış, istisnası görülmemiş ilkeler zamanla değişmez gerçekler haline gelir. Doğa olaylarının düzgünlüğüne ve değişmezliğine dayanan bu tür ilkelere doğa kanunu denir. Doğa kanunları her ne kadar değişmez görünürse de, kanunun uygulanamadığı halleri gördüğümüzde yeni açıklamalar ve değişmez sandığımız kanunda düzeltmeler gerekebilir. Kuramlar Bilim adamlarının geliştirdikleri ilkeler, buldukları doğa kanunları, kurdukları kuramsal yapılar gözlenen olayların tümünü açıklamaya yetmeyebilir. Bazan da gözlemler yetersiz olduğu için bir alandaki bazı olaylar açıklanmayabilir. Bu hallerde bilim adamları o zamana kadar doğrulanmış bilgileri kullanarak ve kendi zihin yaratıcılıklarıyla kuramsal yapılar kurarlar. Fiziksel bilimlerdeki kuramsal yapılardan biri Bohr Atom Modelidir. Diğer bir örnek, bir gazı oluşturan moleküllerin kinetik enerjilerinden hareket edilerek kurulmuş olan kinetik gaz kuramıdır. Bir kuramın kendi içinde tutarlılığı matematiksel yolla veya benzer usavurma yöntemleriyle kanıtlanabilir. Bir kuramın doğa olaylarını doğru olarak açıklayıp açıklayamadığının yoklanması deneysel kanıt gerektirir. Bir kuram deneysel yöntemlerle ancak kısmen doğrulanabilir; aksine kanıt bulunmadıkça kuramın doğrulanmamış önermeleri de doğruymuş gibi kullanılır.
__________________
Bilgi ve paylasimin guclu adresi. |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Tecrübe Puanı: 19
Rep Puanı : 11070
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Fen kelimesinin İngilizce’deki karşılığı olan Science, aynı zamanda bilim kelimesinin de karşılığıdır. Buna göre fen kelimesi ile bilim kelimesi eş anlamlı olarak kullanılır. Türkçe’de ise bilim kelimesi sadece fen için değil, bütün alanlar için bir ek sözcükle birlikte kullanıldığı bilinmektedir Örneğin Eğitim bilimi, Hukuk bilimi, Sosyal bilim v.b. Bu bağlamda Fen’i diğer bilimlerden ayırmak için Fen Bilimi olarak söylemekteyiz. Dilimizde yer alan Fen Biliminin karşılığını Doğa Bilimi olarak belirtmek en uygunu olacaktır. Yani doğayla ilgili olan bilimin adı Fen Bilimi olmaktadır. Fizik, Kimya, Jeoloji, Astronomi gibi daha çok cansız doğa ile ilgili, Biyoloji gibi çanlı doğa ile ilgili ve Ekoloji, Hidrobiyoloji gibi hem canlı hem cansız doğa ile ilgili bilim dallarının tümüne Fen Bilimi denmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Diğer canlılar gibi insan da doğanın bir parçası olduğuna göre Fen Bilimi insanı da içine alan bütün doğayı inceleyen bir bilim olarak karşımıza çıkarken, diğer bilim dalları da insanla ilişkili olduğu için fen kelimesinin genel olarak bilim kelimesi ile eş anlamlı olması doğaldır. Ancak bu bilimlerden bir kısmı doğadaki olayları inceleyip bu olayların neden ve sonuçlarını, sırlarını bulmaya çalışmaktadır ki bu alana özel olarak Fen Bilimi demekteyiz. İnsanoğlunun istemi dışında olan gözleyebildiğimiz birçok olaylar düşünen bir varlık olan insanın ister istemez ilgisini çekmiştir. Bu olayların incelenmesini Fen Bilimi üstlenirken, insanların kendi aralarındaki sosyal ilişkileri inceleme gereksiniminden de sosyal bilimler ortaya çıkmıştır. Buna göre bilimin Fen Bilimi ve Sosyal Bilim olarak iki ana alana ayrılması benimsenmiştir. Görüldüğü gibi gerek Fen Bilimi gerekse Sosyal Bilim insan ile ilişkili olup insanın düşünmesi, ilgilenmesi ve incelemesinin bir ürünü olmasından ötürü genel olarak bilim kelimesi, insanı da içine alan doğa ile ilişkilendirilerek fen sözcüğü ile aynı anlamda kullanılmaktadır. Kısmen karışıklığı önlemek kısmen de bilimin sınıflandırılmasını düşünerek dilimizde doğa sözcüğünü fen karşılığında, doğa bilimi sözcüğünü de fen bilimi karşılığında kullanmak anlatımda kolaylık sağlaması bakımından uygun olacaktır. FEN BİLİMİNİN ÖNEMİ Çağımızda Fen Biliminin girmediği veya etkilemediği bir yaşam biçimi bulmak mümkün değildir. Tarımdan sağlığa, barınmadan beslenmeye, giyimden eğlenceye kadar yaşamımızın her alanında Fen Biliminin gelişmesiyle oluşturulan teknolojiyi görmek mümkündür. Doğa ile baş başa olan mağara devri insanı bile etrafında olup biteni biraz korku biraz merak ile gözleyip önce kendini korumaya, sonra yararlanmaya çalışarak yaşamını daha güvenli ve rahat kılmaya uğraşmış, bugünkü yöntemlerle kıyaslanmasa bile doğa biliminin gelişmesine katkıda bulunmuştur. Yuvarlanan bir taş veya başka bir cismin gözlenmesiyle tekerleğin icadı, teknolojinin gelişim tarihinde en önemli sıçrama noktalarından birini oluşturarak Fen Biliminin hala üzerinde yoğun bir şekilde çalıştığı sürtünme kuvvetini sıfıra düşürme çabaları için çok önemli bir başlangıç noktasıdır. İnsan yaşamını etkileyen teknoloji doğal olarak sosyal alanları da etkilemektedir. Örneğin internetin oluşturduğu sanal yaşam ve bu alanda karşılaşılan sorunlar, ister istemez bu alana da bir düzenleme getirilmesi gereğini doğuracağından hukuk ve siyaset bilimi bu alanı da çalışma kapsamı içine alma zorunluluğunu duymaktadır. Hızlı iletişim ve erişim toplumları, ülkeleri, devletleri ve milletleri birbirine yaklaştırdığı ve adeta iç içe yaşar hale getirdiği için politikalar, uluslar arası hukuk, anlaşmalar, yatırım ve harcamalar, ticaret, kısacası sosyal yaşamın her alanı bundan etkilenmektedir ki bu da sosyal bilimleri etkilemektedir. Günümüz dünyasında toplumlar bilim ve teknolojik yönden büyük bir yarışın içindedir. Bu yarışta ön sıralarda yer alanların yaşamı daha rahat ve güvenli olurken, geride kalanların veya yarışta yer alamayanların gerek bireysel, gerek toplumsal olarak karşılaştıkları çok çeşitli sorunlar olmaktadır. Toplumların bu sorunları çözümleyip rahat bir yaşam biçimine ve uygar toplum düzeyine gelebilmeleri için bilim ve teknolojideki ulaşılan düzeyi kavramaları ve ona ayak uydurabilmeleri gerekmektedir. Bu nedenledir ki toplumlar bireylerini düşünen, araştıran, karşılaştıklarını ve bulduklarını anlayıp yorumlayabilen, bunun sonunda da yeni bilgi ve teknoloji üretebilen kişiler olarak yetiştirmek zorundadır. Bilimin, özellikle de teknolojik gelişmeyi doğrudan etkileyen ve ona ivme kazandıran Fen Biliminin önemi buradadır. FEN BİLİMİNİN ÖZELLİKLERİ İnsanoğlu doğadaki olayların tümünü henüz açıklayabilmiş değildir. Bir başka deyişle henüz anlayamadığı doğa gerçekleri vardır. Gözlenip de henüz açıklanmayan olaylara akla uygun açıklamalar bulmaya çalışırız. Sağduyu denilen bu tür düşüce biçimi çoğu kez bu açıklamaları bilimsel bilgiler, gerçekler olarak kabul etme biçimine dönüşür. Oysa sağduyu her zaman doğru olmayabilir ve bazı gözlemlerle çelişebilir. Bu nedenle bilimsel bilgiler sağduyudan başka kanıtlar da gerektirir. Fen Biliminde bilimsel bilginin en temel özellikleri gözlem veya deneylerle doğrulanabilir olması ve bir bilinmeyeni açıklarken başka bir bilinmeyene dayanmamasıdır. İnsanoğlu doğayı incelerken olaylardaki düzenliliği, varlıklardaki mükemmelliği gördükçe hayrete düşmekte ve henüz açıklayamadığı olaylar arası ilişkileri ve tanımlayamadığı özellikleri yaratan doğaüstü bir gücün olduğuna inanmaktadır. Bilimsel nedenleri belli olduğu halde henüz bizim bilmediğimiz ve açıklayamadığımız olaylara doğaüstü gücün neden olduğunu kabul etmemiz geçersiz inançtır (batıl inanç). Doğadaki olayları inceleyip gerçek nedenlerini kanıtladıkça geçersiz inançlarımızı terk ederiz. Açıklayamadığımız doğa olayının nedenini doğaüstü güce dayandırırsak o gücün ne olduğunu açıklayabilmeliyiz. Oysa zaten bilmediğimiz için adına doğaüstü güç demişizdir. Bu nedenle açıklamamız geçersiz kalacak, bilgilerimiz geçersiz bilgi, inancımız geçersiz inanç (batıl inanç) olacaktır. Buna benzer bazı kabullerimizin, inançlarımızın da akla yatkın bir tarafının olmadığını görmekteyiz. Akla yatkın hiçbir dayanağı olmayan, deney veya gözlemle kanıtlanmamış olan bilgilere de boş inanç (hurafe) denir. Bu bilgiler de bilimsel bilgi değildir. Örneğin bazı yörelerimizde “Güvercinlerin avlanması kuraklık ve kıtlığa neden olur.” Gibi bir inanç vardır. O yöre insanları için bu bir bilgidir ve bu bilgiye inanırlar. Bu inançtaki kuraklık ve kıtlık arasında bir ilişki vardır ve kuraklık olursa bitkiler yeterince beslenemez ve büyüyemez. Beslenemezse ürün az olur, kıt olur. Bu durum gözlenmiştir ve denenebilir. Ancak güvercinlerin avlanmasıyla kıtlık arasında ne akla yatkın bir ilişki vardır, ne de gözlem ve deneyle kanıtlanabilmiştir. Olsa olsa boş bir inanç (hurafe) olur diyoruz. İnsanlar doğa gerçeklerine ilişkin kanıtlar elde ettikçe, bilimsel bilgisi arttıkça boş inançlarını terk eder. Çocukların Fen Eğitimine başlarken taşıdıkları yanlış, geçersiz ve boş bilgilerin yerini Fen Biliminin sunduğu bilimsel bilgiler alır. Özet olarak, Fen Biliminin özelliği batıl inançlardan, hurafelerden ve hatalı bilgilerden arındırılmış bilimsel bilgiler üretmektir. Prof. Dr. Bayram DEMİRCİ İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi
__________________
Bilgi ve paylasimin guclu adresi. |
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Tarih Bilimi Nedir? | forumsitem | Tarih Dersi | 1 | 01-31-2010 09:55 PM |
| Sosyoloji Bilimi | kelebek | Bilim Ve Teknik | 1 | 01-09-2009 08:44 AM |
| Ornitoloji - Kuş Bilimi | kelebek | Ucan Hayvanlar(kuslar) | 0 | 12-23-2008 01:00 PM |
| Matematik Bilimi | ruyaaa_m | Matematik | 1 | 12-01-2008 02:38 PM |
| Matematik Bilimi | kelebek | Matematik | 0 | 05-05-2008 06:32 AM |
| New To Site? | Need Help? |