Elektrik Tarihi - ForumSitem.Net

Fizik fizik eğitimi alanında bir çok dökümanın yer aldığı fizik arşivi . Mekanik, elektrik, dalgalar, fizik eğitimi, fizik Dersleri, sizlere çok sayıda örnek AÖF Sınav Soruları ve AÖF Deneme , AÖF Soru bankası, geçmiş yıllarda çıkmış AÖF soruları fizik sorulari


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01-05-2010, 12:01 PM   #1 (permalink)
kelebek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 18.929
Tecrübe Puanı: 28
Rep Puanı : 7030
Rep Derecesi : kelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished road
kelebek - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart Elektrik Tarihi

Doğa belli bir kurallar dairesinde işler ve insanlar doğada yaşarken bu kuralları çözerek yaşamlarını kolaylaştırmaya, doğanın kurallarını keşfederek dünyayı kontrol etmeye çalışırlar. Öyle ki teknoloji ve bilim zamanla insanların elinde büyük bir güç haline gelmiştir. Dünya yaşamını kolaylaştıran ve onu kontrol eden topluluklar diğer topluluklar karşısında prestij ve saygınlık kazanmış, onlara hükmetme yöntemi olarak teknolojilerini kullanmışlardır.


Elektrik ve manyetizma eski çağlardan beri bilinen gerçeklikler olmasına rağmen, *****ikhidrolikteki bilimsel gelişmelerin tamamlanmaması, malzeme konusunda karşılaşılan zorluklar ve bu konuya ilginin oldukça düşük bir şekilde sadece manyetizmayla kısıtlı kalması sebebiyle elektrik biliminin gelişimi 16. yüzyıla kadar gecikmiştir. Gelişmeye başlayan elektrik teknolojisi dünyada köklü değişikliklere yol açmış insan yaşamını toptan değiştirecek etkilere yol açmıştır. Elektrik tarihi, elektrik biliminin bugünlere gelirken geçirdiği dönüşümleri, teknoloji ve yaşama etkilerini ve bu bilimin gelişimine katkıda bulunan bilim adamlarını anlatan tarihtir.



17. yüzyıl

Rönesans'ta manyetizma ve mıknatıslar konusunda en çok ses getiren çalışmalardan biri William Gilbert (1544 - 1603) adındaki İngiliz bilimadamının araştırmalarıdır. William Gilbert'in asıl mesleğinin hekimlik olmasına ve 1600 yılında Kraliçe I. Elizabeth'in hekimliğine atanmasına rağmen, asıl şöhreti De Magnete (Mıknatıslar Hakkında) adlı kitabına dayanmaktadır. Bu kitapta manyetizma konusu bütün yönleriyle ele alınmış, mıknatısın hareketi, itme ve çekme güçleri incelenmişti. Kitap Avrupa'da büyük bir yankı uyandırdı, öyle ki Maricourtlu Peter'den beri manyetizma alanında yazılmış en kapsamlı kitaptı. Gilbert bu eserinde yerküreden esinlenerek büyük bir mıknatıs parçasını küre haline getirdi ve Dünya'nın büyük bir mıknatıs olduğunu ortaya attı. Bu deneyi sayesinde kürenin manyetik kutuplarını buldu, pusulaların neden kuzeye yöneldiğini açıkladı ve pusula iğnesinin manyetik eğilmesine bilimsel açıklama getirdi. William Gilbert, tam olarak isimlendirmese de kehribarın çekim gücü elektrostatik çekim ile manyetik çekim arasında bir ayrım olduğuna hükmetti. Her bir mıknatısın görünmez bir etki alanı içinde bulunduğunu ve demir parçalarını nasıl çektiğini söyledi.Mıknatıslar hakkında yaptığı çalışmalar, statik elektrik konusunun önemsiz bir konu olduğu sonucuna varmasına neden oldu ancak eski çağlarda karıştırılan elektrik ve manyetizma arasındaki farklar, Gilbert'in manyetizmayı açıklamasıyla birlikte belirginleşmeye başlamıştır.

Eski çağ elektrik tarihi




Eski Yunan toplumunda barışın sağlanıp belli bir refah düzeyine erişilmesiyle birlikte insanlar bilimle ilgilenmeye başlamıştı. Bilim adamları doğayı inceliyor, onun işleyiş kurallarını çözüp insanların yaşamını kolaylaştırmaya çalışıyorlardı. Eski Yunan döneminde Milet'te (Anadolu, Aydın civarında eski yerleşim yeri) yaşayan Thales (M.Ö. 624 - M.Ö. 546) de doğayla ilgili araştırmalar yaparken kehribarın yünle ovulduğunda tüy ve saman gibi hafif maddeleri kendine çektiğini, uzun süreli ovmalarda ise insan vücuduna yaklaştırıldığında küçük kıvılcımlar çıkardığını fark edip bazı araştırmalarda bulunmuştu.[1]statik elektrikti ve insanlık tarihinde statik elektrikten ilk söz edilmesi Tales'in yaşadığı Eski Yunan dönemine rast gelmektedir.



Eski çağ tarih kayıtlarında elektriğin bundan sonraki ilk anılması Miletli Tales'ten 300 yıl kadar sonrasına (M.Ö. 4. yüzyıl) rastlamaktadır. Theophrastus, kendi zamanında lyncurium olarak adlandırılan ve günümüzde turmalin olduğu düşünülen kıymetli şeffaf bir taşın küçük kütleleri kendine çektiğini gözlemlemiş ve kayda geçirmişti.


Pliny, torpido adlı temas edildiğinde şok etkisi yapan balıktan söz etmişti, ancak bu etkinin kehribar veya turmalin maddelerinin etkisiyle aynı olduğu farkedilememişti. 5. yüzyıl'da yaşamış olan Eustathius, Tiberius'un azatlı bir kölesinde bulunan gut hastalığının bu balık sayesinde tedavi edildiğinden bahseder. Elektriğin tıbbi amaçlarla ilk kullanımı da bu olaya dayanmaktadır.


Antik Yunancada kehribar anl***** gelen ēlektron sözcüğü, Yeni Latincede kehribar gücüelectrica kelimesi olarak kullanım alanı bulmuştu. 1600'lerde William Gilbert tarafından kullanılan ve kehribar gibi anl***** gelen electricus kelimesi,


Sir Thomas Browne (1605 - 1682) adlı İngiliz yazar tarafından 1646 yılında yayımladığı Pseudodoxia Epidemica adlı eserinde elektrik şeklinde ilk defa kullanılmıştır. Sırayla İngilizce ve Fransızca'ya geçen kelime dilimize de elektrik olarak kazandırıldı. Elektrik sözcüğü, hemen hemen tüm dünya dillerine aynı şekilde girmiş ve evrensel özellik kazanmıştır.


Ortaçağ'da Avrupa'da bilim büyük bir sekteye uğramıştı. Uzun süren savaşlar, yönetimde din etkisinin aşırı derecede artması, bilimin dine karşı çıkmak olarak algılanacağı korkusu gibi nedenlerden dolayı bilim tarihi karanlık çağa girmişti. Bu çağda bilimin her dalında görülen durgunluk elektrik dalında da görülür. Bu çağda gerçekleşen tek yenilik elektrik ile manyetizmanın arasındaki benzerlik ve farkların açıklanmasıydı. Manyetizma, elektrikten Bu günkü ismiyle mıknatısın gücü tamamen kehribarın çekme gücüne benzediğinden, eski çağlarda elektrik ile manyetizma sık sık birbirine karıştırılıyordu.



2. yüzyıl'da Çinliler tarafından mıknatısın şerit haline getirilip serbest bir şekilde dönmeye bırakıldığında kuzey - güney yönünde sabit kaldığı keşfedildi. Mıknatısiyetin bu yön bulma kabiliyeti sayesinde Çinliler manyetik pusulayı icat etmişlerdi. Manyetizma ve bu pusulalardan Avrupa'da ise ilk defa 1180 yılında Alexander Neckam (1157 - 1217) bahsetmişti. Bu gelişmenin ardından denizciliğin önündeki en büyük engellerden biri olan yön bulma sorunu tarihe karışmış oldu.


Manyetik pusulanın Avrupa'ya gelmesiyle birlikte bu konudaki araştırmalarda bir kıpırdanma oldu. Fransız bir bilgin ve askeri mühendis olan Peter Peregrinus (Petrus Peregrinus de Maricourt veya Hacı Petrus) Sicilya Ordusuna mensuptu ve bir kuşatma sırasında arkadaşına mıknatıslarla ilgili, adı Maricourt'lu Hacı Petrus'un Foucaucourt'lu Asker Syergus'a Mıknatıs Hakkında Yazdığı Mektup olan 1269 tarihli bir mektup yazdı.Peregrinus bu mektubunda, manyetik kutuplardan (manyetik kuvvetin en yüksek olduğu bölge), aynı kutupların birbirini itip farklı kutupların birbirini çektiğinden, mıknatısın kuzey - güney kutuplarının nasıl belirlenebileceğinden bahsetti. Manyetik kutup tanımının ilk defa yapıldığı mektupta ayrıca mıknatısların bölünmesiyle yeni kutup ve iki ayrı mıknatıs oluşması da açıklanmıştı. Ayrıca manyetik devre kullanılarak sürekli hareket elde edilmesi hakkında çalışmalar da mevcuttu.


Bu çalışmalar elektrik ve manyetizma için bir kıvılcım çaksa da bu konular hakkında Rönesans'a kadar hiç bir çalışma yapılmadı ve hiç bir şey yazılmadı. Ancak bu çalışmalarla birlikte elektrikle manyetizma arasındaki benzerlikler ve farklılıklar hakkında bir görüş oluşmuştu. Manyetik devrelerle sürekli hareket etme çalışmaları Yakın Çağda gerçekleşen elektrik makineleri devrimine mantık olarak oldukça benzemekteydi. 300 yıl kadar yeni bir durgunluk çağına giren elektrik çalışmaları, Rönesans'la birlikte büyük bir ivme kazandı ve tüm dünyayı derinden etkileyecek gelişmelerin önü açılmış oldu.
Yeni çağ elektrik tarihi

Avrupa'da matbaanın icat edilmesiyle birlikte basılı yayınların yaygınlaşmış, bilgiye daha çok kişi kolayca ulaşmış, insanlar ve bilim üzerinde kilise baskısı giderek azalmıştır. Bu gelişmelerin ardından rönesans ve reform hareketleri başlamış, dünyanın kaderini değiştirecek teknolojik gelişmeler büyük ivme kazanmıştır. Günümüzdeki elektrik - elektronik bilimlerinin gelimişliği yeni çağdaki çalışmaların bir ürünüdür.
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Seninle tattım ben her mutluluğu
Bırakıp gidersen bil ki yaşamam
Ömrümden canımdan ne istersen al
Gülü susuz seni aşksız bırakmam

Üşüdüm diyorsan güneş olurum
Yanarım sevginle ateş olurum
Dolarım havaya nefes olurum
Gülü susuz seni aşksız bırakmam



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
kelebek isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-17-2010, 08:30 AM   #2 (permalink)
kelebek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 18.929
Tecrübe Puanı: 28
Rep Puanı : 7030
Rep Derecesi : kelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished road
kelebek - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart Elektriğin Yol Açabileceği Tehlikeler

18.yüzyılda Benjamin Franklin'in yıldırımlar üzerinde yaptığı çalışmalardan bu yana elektrik alanında büyük gelişmeler kaydedilmiş olup artık günümüzde onsuz bir yaşam düşünülemez hale gelmiştir. Büyük enerji santrallerinde üretilen elektrik enerjisi yüksek gerilim hatları ile çok uzak mesafelere aktarılmakta, kurulan sistemler ile de en uçtaki evlere, işyerlerine varıncaya kadar dağıtılmaktadır.


Canlılar ise bazı vücut fonksiyonlarını yerine getirirken için vücutlarında ürettikleri elektrik enerjisini kullanmaktadır. Başta beyin, kalp gibi organlarımıza ait hücreler elektrik enerjisi üretir, ve sinirler yolu ile bunu kaslara diğer bölgelere iletirler, alıcılardan gelen sinyaller ise yine sinirler ile beyine yani merkezi sinir sistemine bir elektrik akımı olarak taşınır.


Deniz canlılarının bazıları vücutlarında ürettikleri elektriği düşmanlarına karşı korunmak amacıyla bir savunma silahı olarak kullandıkları da bilinmektedir.
Doğadaki elektriğin en görkemli boyutuyla karşımıza çıkan yıldırımlar ise yine bulutlar ile yeryüzü arasında meydana gelen yine elektriksel bir olaydır.


Elektrik direklerinde, panolarda , trafolarda, yüksek gerilim hatlarının yakınlarında , elektrikle çalışan pek çok cihazın üzerinde tehlike karşı ikaz eden işaret ve yazılara rastlamak mümkündür. Aslında elektrik her zaman öldürücü değildir, yine de daima güvenlik tedbirlerine uygun davranmak lazımdır.
Doğadaki maddeleri elektriği iletmeleri açısından "iletkenler" ve "yalıtkanlar" (dirençler) olarak kabaca ikiye ayrılmaktadır.


İnsan vücudu ise elektrik için oldukça iyi bir iletkendir. Canlı bir dokunun içerdiği sıvı ve elektrolit oranı ne kadar yüksek ise elektriği o ölçüde daha iyi iletir.


Kemik dokusu ve deri elektrik akımına karşı en çok direnç gösteren dokulardır. Kaslar, kan damarları ve sinirler akımı ise akıma karşı en az direnç ile iletirler.


Elektrik akımını azaltan en önemli faktör ise derinin akıma karşı gösterdiği dirençtir. Nemli ortam direnci önemli ölçüde azaltır. Dolayısıyla, düşük voltajlı küçük bir akımın nasıl yaşamı tehdit edici hale geldiği bu yolla açıklanabilmektedir.


Elektrik her zaman toprağa doğru hareket etme yolunu arar. Toprakla bir bağlantınız olduğunda elektrik teline dokunursanız elektrik akımı vücudunuzdan toprağa geçecektir.
Yapılan araştırmalar sonucunda 40 Volt'tan büyük gerilimlerin insan vücudu üzerinde olumsuz etkilere yol açabileceği ve tehlikeli sonuçlar doğurabileceği tespit edilmiştir. Oysaki işletmelerde ve evlerimizde bu gerilimlerden çok daha büyük gerilimler kullanılmaktadır.
Elektrik çarpmalarının özellikleri açısından 3 ana grupta inceleyebiliriz:


Düşük gerilimli elektrik çarpmaları
Yüksek gerilimli elektrik çarpmaları
Yıldırım Çarpması

Yazımızın bu bölümünde ilk 2 gruptan bahsedilecek olup Yıldırım Çarpması ise ayrı bir bölüm olarak daha sonraki yazılarımızda ele alınacaktır.

Elektrik Çarpması Nedenleri


Yüksek gerilimli elektrik çarpmaları: Bunların büyük bölümü iş kazalarıdır ve yaralananların çoğunluğunu da genç erkekler oluşturmaktadır. Çalışılan işle ilgili olarak kullanılan cihazların güç hatlarına teması, koruyucu giysi ve ekipmanları olmadan yüksek gerilim taşıyan hat direklerine çıkılması, özellikle yağışlı havalarda olmak üzere bu hatlara güvenlik mesafesinden daha fazla yaklaşılması gibi nedenlerdir.


Düşük gerilimli elektrik çarpmaları: Bunlardan en çok etkilenenlerin çoğunluğunu ise çocuklar ve kadınlar oluşturmaktadır. Küçük çocukların kabloları ısırması, prizlere metal cisimler sokması, Ev içerisinde başta banyo, mutfak gibi direkt zemin ile temas edilebilen yerlerde kullanılan elektrikli cihazların kullanımı ile yalıtımının yetersiz olması, elektrik kaçağı bulunması, ıslak eller ile elektrikli cihazlara dokunulması, yeterli bilgi ve deneyime sahip olmayan kişilerin enerji kesilmeden elektrikle ilgili tamir işlemlerine girişmeleri gibi durumlarda bu tür elektrik çarpmaları görülmektedir.

İnsan Vücudu Üzerindeki Etkileri

Canlı dokunun elektrik ile teması; yaralanmaya yol açmayan sadece rahatsızlık veren geçici bir his duyusundan kalp-solunum durmasına kadar değişebilen etkilenme durumlarıyla karşımıza çıkmaktadır.
Elektrik çarpmasının oluşturacağı etkinin şekli ve ciddiyeti;


Maruz kalınan gerilimin büyüklüğü (voltaj)
Akıma karşı vücudun direnci(rezistans)
Akımın türü ( Doğru Akım veya Alternatif Akım )
Elektrik kaynağı ile temas süresi
Akımın organizmada izlediği yola bağlıdır.
Elektrik çarpması geçirmiş kazazedelerde bilinç kaybı, solunum - kalp durması, elektrik yanıkları, elektrik çarpmasının etkisi ile kazazedenin yerinden fırlaması ve düşmesi sonucunda gelişen kafa, omurilik, göğüs veya karın yaralanmaları görülmektedir.
Elektrik çarpmasına bağlı olarak gelişen ani ölümün birincil nedeni solunum- kalp durmasıdır. Elektrik çarpmasından hemen sonra, solunum veya dolaşımdan biri yada her ikisi birden durabilir.

Solunum durmasının nedenleri


Beyinden geçen elektrik akımının, beyin sapındaki solunum merkezi çalışmasını baskılaması
Elektrik akımına maruz kalma sırasında, diyafram ve göğüs duvarı kasları gibi solunum kaslarının sürekli kasılı durumda kalması,
Elektrik çarpması sonlandıktan sonra da dakikalarca devam edebilen solunum kasları felcine ikincil olarak görülebilir.
Solunum felci, şuur kaybı ve kalbin düzensiz kasılması, kalp durması ,elektrik yanıkları görülebilmektedir.
Elektrik çarpmasına bağlı yaralanmalardan en sık görüleni elektrik yanıklarıdır. Elektrik akımının hücre zarı ile damarların düz kaslar üzerindeki direkt etkisine ve akımın vücut dokularından geçerken ısı enerjisine dönüşmesine bağlı olarak gelişirler.
Tüm yanık vakalarının % 3-5 'ini elektrik yanıkları oluşturur. Çocukların elektrik kablolarını ısırması, emmesi sonucu ağız ve dudaklarda yanıklar oluşur.
Akım vücuttaki giriş ve toprakla temas halindeki çıkış bölgelerinde ark yanıklara yol açabilir. Burada asıl hasar akımın deriye giriş ve çıkışlarında değil akımın izlediği yol üzerinde ısı etkisiyle oluşan iç organlar ve kaslarda oluşan yanıklardır. Bu nedenle akımın geçmiş olduğu bölgedeki iskelet kaslarında hücre hasarları oluşmakta, burada hücrelerarası bölgede toplanan sıvının fazlalığı nedeniyle basınç artmakta bu durum kas dokusunu sıkıştırmakta adeta bir ezilmeye maruz kalmış gibi hasarın ilerlemesine yol açmaktadır. Kaslarda oluşan bu hasara müdahalede gecikilmesi sonucunda uzuv kayıpları görülebilmektedir. Yeterli koşullara sahip bir hastaneye zamanında ulaşılması halinde oluşabilecek hasarlar en aza indirilebilecektir.


İnsan vücudunda direkt olarak elektrik akımı ile temas sonucu oluşan birincil yaralanmaların yanında özellikle yüksek gerilimli akım ile temas sonrasında fırlatma nedeniyle çarpmalar, bilinç kaybı sonucu düşmeler buna bağlı kırıklar gibi ikincil yaralanmalar da görülebilmektedir.


Direkt akım insanı ilk temastan sonra elektrik kaynağından uzağa fırlatır. Ev araçlarının çalışması için kullanılan alternatif akım ayni güçteki doğru akımdan çok daha tehlikelidir Alternatif akım, kazazedenin elektrik kaynağını elinden bırakmasını önleyen istemsiz kasılmalara da yol açabildiğinden, kazazedenin daha uzun süre akım ile temasta kalmasına sebep olmaktadır.


Yüksek Gerilimli Akım Elektrik hatlarında ve yüksek gerilim kablolarındaki yüksek gerilimli akımla temas genelde ani ölümle sonuçlanır. Daima ağır yanıklar meydana gelir. Şokun yol açtığı ani kas kasılması, kazazedeyi belli bir mesafeye fırlatarak kırık gibi yaralanmalara yol açabilir.
Düşük Gerilimli Akım Evde, atölyelerde, fabrikalarda ve işyerlerinde kullanılan şehir şebekesi akımı ile çarpılma, ciddi yaralanmalara ve hatta ölüme yol açabilir. Çoğu yaralanma bozuk düğmelere, yıpranmış kablolara veya cihazdan kaynaklanan arızalara bağlı olarak oluşur. Normal şartlarda güvenli olan bir cihazı ıslak elle tutmak veya ıslak bir zeminde bulunmak büyük oranda çarpılma riskini arttırır.
Elektrik kaynaklı yanık olguları tüm yanıklar arasında % 4 - 6.5 lik bir oran tutar . Elektrik çarpması nedeniyle görülen ölümlerin 2 / 3 si 15-40 yaşları arasında görülmektedir.

Yüksek voltaj elektrik akımı insan vücuduna iki yolla zarar verir: Vücudun elektrik sistemlerinin kısa devre yapması ve yumuşak dokularda yanık.

Baş-Boyun:

Baş bir çok olguda ilk temas yeri olabilir. Buna bağlı yanık ve sinir sistemine ait bulgular olabilir. % 6 olguda gözde katarakt gelişir. Düşme ve çarpmalara bağlı olarak hastalarda kafatası veya boyun omurga kırığı oluşabilir.

Kalp ve dolaşım sistemi:

Elektrik yaralanmalarında, kalp durması sık karşılaşılan bir durumdur. Her elektrik çarpması Kalp durmasına neden olmasa bile kalbin elektriksel çalışma sisteminde oluşan etkilenme nedeniyle kalp kasılmalarında düzensizlikler meydana gelmektedir.

Cilt:

Solunum-kalp durmasının yanında en ciddi yaralanma cilt yanıklarıdır. Bu yanıklar klasik olarak elektrik akımının giriş veya çıkış deliğidir. Elektrik yanıkları için en sık görülen ilk temas bölgesindeki (çoğunlukla eller veya kafatasıdır) yanıklardır. Yerden kaynaklanan ilk temas yeri de ayak tabanlarıdır. Şiddetli elektrik yaralanmalarında yanıklar ağrısız, sarı-gri renkli, ortasında ölü hücrelerden oluşmuş bir alan ve bazen de mumyalanmış gibi görünebilir.

Bu sonuçlara sadece gördüğünüz dev elektrik kabloları değil evinizde bulunan kablolar da sebep olabilir.
Elektrik kablolarını saran lastik yada plastik malzemeler, şoklara karşı koruma sağlarlar. Elektrik devrelerinde yeterli yalıtımın olmayışı, dış etkenlerle yalıtma özelliğini kaybetmesi ve kullanılan ekipmanın izolasyonsuz kısımlarının topraklanmamış olması durumunda, elektrikli bir cihaz içerisinde akım taşıyan iletken, cihazın metal gövdesi ile temas halinde ise ve bu durumda cihaza dokunulacak olursa elektrik teline dokunulmuş gibi etki edecektir. Sonuçta şok geçirme tehlikesiyle karşılaşılabilir.
Ülkemizde Yetişkinlerde görülen tüm yanık vakalarının %28'ini, çocuklarda görülen yanıkların ise % 10 'unu elektrik yanıkları oluşturmaktadır. (Haberal M, Öner Z, Bayraktar U, Bilgin N. Burns 1987;13(2)136-140)
Yine ülkemizde yapılmış bir araştırma sonuçlarına göre ise elektrik yanıklarında tedavi sonrasında oluşan istenilmeyen durumlar olarak en büyük gurubu % 52'sinde uzuv kayıpları oluşturmaktadır. Bunların %76 'sı eller ve kollar da %24 'ü ise ayaklar ve bacaklarda görüldüğü bildirilmiştir. Aynı araştırmanın sonuçları arasında elektrik yanıkları sonrasında görülen ölüm oranı ise % 12 civarında bulunduğu belirtilmektedir.


Yüksek Voltajlı Elektrik Yanıkları

1000 volt ve üstündeki elektrik akımları yüksek voltaj olarak kabul edilmektedir Ancak 200-1000 volt elektrik akımlarında da hastalarda bilinç kaybı, kompartman sendromu, myoglobinüri gelişebilir bu nedenle bu hastalarda aynı şekilde takip edilmelidir.
Yüksek voltaj elektrik yanıklarında çoğunlukla eşlik eden ark veya alev yanıkları, yüksekten düşme görülmektedir. Bu hastalarda ayrıca ani kalp durması, myokard iskemisi veya aritmiler gelişebilir. Bu nedenle bu hastalar çoklu travma hastası olarak kabul edilmeli ve tekrarlanan muayene ve tetkikler ile bazı yaralanmaların atlanmasına izin verilmemelidir.
Bu hastalarda nörolojik olarak konfüzyon bilinç kaybı, subdural veya epidural kanamalar, solunum paralizisi veya periferik nörovasküler yaralanmalar görülebilir. Yüksekten düşmeler bağlı olarak çeşitli ekstremitelerde, kalvaryumda veya vertebralarda kırıklar olabilir. Elektrik akımına bağlı olarak gelişen rabdomyoliz ve myoglobinüri hastada ani potasyum yükselmesi , akut böbrek yetmezliği nedeni olabilir. Ekstremitelerde kompartman sendromu gelişerek ani perfüzyon bozulmalarına hatta amputasyonlara neden olabilir. Ayrıca bu hastalarda gözlerde katarakt, korneal abrazyon, üveit, iridosiklit, vitreus içine kanama, geçici veya kalıcı görme kayıpları olabileceği gibi kulaklarda ise süppüratif kondrit, kulak zarı yırtılması ve geçici veya kalıcı duyma kayıpları da olabilir. Yüksek voltaj elektrik yanıklarında karaciğer enzimlerinde ani yükselme, böbrek fonksiyonlarında ani bozulma veya gastrointestinal sistemde kanamalar şeklinde çeşitli visseral yaralanmalar da görülebilir.
Tüm yanık hastaları Amerikan Yanık Birliğinin (American Burn Association) değerlendirme kriterlerine göre elektrik yanığı ciddi derecede kabul edilmektedir.


Elektrik kazaları, derinin basit yanıklarından, vücuttan geçen akıma bağlı derin yanıklara, şiddetli kas kasılmalarından yüksekten düşmelere dek çok değişik türde yaralanmalara neden olur. Hastada meydana gelen hasarın derecesini kesin olarak bilmek hemen hemen olanaksızdır. Genel olarak, yüksek voltaj yaralanmaları, doğru akıma oranla değişken akım yaralanmaları ve akımın hayati organlardan geçtiği vakalarda yaranın daha ağır olacağı söylenebilir.
Kıvılcım yanıkları: Sıcak elektrik arkının (3000°-4000°C) neden olduğu termal yanıklar; merkezi soluk eritematöz yara, birinci dereceden üçüncü dereceye dek yanıklar görülebilir. Yara is nedeniyle kararmış olabilir. Elektrik vücuda girmemiştir.
Çocuklarda, elektrik kablolarını çiğnemeye bağlı olarak tek başına oral komissür yaralarına sık rastlanır.

Elektrik akımına bağlı derin yanıklarda çok değişik bulgular görülebilir:
Giriş ve çıkış yaraları çukurlaşmış, sarı yada beyazımsı, koagülasyonlu, kimi vakalarda kömürleşmiş görünümlü alanlardır.
Fleksör katlanma yerlerinin yanıkları, kolun fleksör katlanma bölgeleri üzerinden geçerek giden yüzeysel elektrik akımlarının neden olduğu karakteristik özellikteki yanıklardır; tetanik kas kasılmaları nedeniyle kol fleksiyonda kalır.
Elektrik akımının derideki giriş ve çıkış yerlerinde oluşan yanıkların minimal düzeyde olduğu vakalarda bile çok yoğun kas yanıkları söz konusu olabilir; yaralanmanın boyutları tümüyle ancak birkaç saat yada gün içinde belli olmaktadır.
Eşlik eden göğüs yada karın organ yaralanmaları, akımın izlediği yola bağlı olarak değişir. Elektrik akımıyla önemli ölçüde yaralanmış hastaların %10-40 'ında kalp kası ilgili kalıcı ciddi hasarlar görülmektedir.
Bunlardan bazıları şunlardır: Enfarktüs, kalp krizi ,Kalbin elektriksel ritminde ve kasılmalarında düzensizlikler.
Hastaların % 6-22'sinde böbrek hasarı söz konusudur: Kas nekrozunun yol açtığı miyoglobinüri, böbrek yetmezliğine ***üren presipitan faktörlerdendir.
Fokal nörolojik bozukluklar sık görülür, bu durum hem periferik sinirler hem de santral sinir sistemindeki hasardan kaynaklanır. Periferik sinir hasarının görülme olasılığı %9'dur. Elektrik akımıyla yaralanan hastaların %7-25'inde gastrointestinal hasar söz konusudur.
Yanmış olan derialtı dokularda gaz yada buhar oluşması nedeniyle derialtı amfizemi görülebilir.

ÖNEMLİ NOT

Kasların ve organların derin yanıklarının boyutları hakkında, akımın vücuda giriş ve çıkış yerlerine bakılarak bir değerlendirme yapılamaz.
Elektrik yaralanması olan hasta yanık ziyade bir ezilme gibi ele alınmalıdır. Çünkü, normal cildin altında ileri derecede bir doku hasarı olabilir.
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Seninle tattım ben her mutluluğu
Bırakıp gidersen bil ki yaşamam
Ömrümden canımdan ne istersen al
Gülü susuz seni aşksız bırakmam

Üşüdüm diyorsan güneş olurum
Yanarım sevginle ateş olurum
Dolarım havaya nefes olurum
Gülü susuz seni aşksız bırakmam



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
kelebek isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-17-2010, 08:31 AM   #3 (permalink)
kelebek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 18.929
Tecrübe Puanı: 28
Rep Puanı : 7030
Rep Derecesi : kelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished road
kelebek - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart Elektriğin Yol Açtığı Tehlikelerden Korunma Yolları

Elektrik kazalarının büyük çoğunluğu, genellikle kullanmadaki dikkatsizlikten ileri gelir. Elektriğin tehlikeleri kolayca unutulur.

• Sayaçtan geçtikten sonra, elektrik abonesi tamamen kendi tesisatından sorumludur. Elektrik tesisatları, doğru olarak ve en kaliteli malzemeyle yapılmalıdır. Her türlü uydurma tesis girişimi ve tamirattan kaçının. Türkiye’de meskenlerdeki elektrik, genel*likle 220 volttur. Tesisatı, otomatik bir si*gorta korur. Prizler yeter sayıda olmalı ve yüklemeleri önlemek için, ustaca yerleştiril*melidir. Ayrıca çocukların ellememeleri için kapalı prizler tercih edilmelidir
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Seninle tattım ben her mutluluğu
Bırakıp gidersen bil ki yaşamam
Ömrümden canımdan ne istersen al
Gülü susuz seni aşksız bırakmam

Üşüdüm diyorsan güneş olurum
Yanarım sevginle ateş olurum
Dolarım havaya nefes olurum
Gülü susuz seni aşksız bırakmam



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
kelebek isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-17-2010, 08:32 AM   #4 (permalink)
kelebek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 18.929
Tecrübe Puanı: 28
Rep Puanı : 7030
Rep Derecesi : kelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished road
kelebek - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart Elektriğin Yaşamımızdaki Önemi

Çağımız günlük yaşamının ve iş hayatının vazgeçilmez unsuru, uygarlık ve gelişmişlik göstergesi Elektrik enerjisi; dünyada ilk kez 1878 yılında günlük hayatta kullanılmaya başlanır. İlk elektrik santrali ise, 1882’de Londra’da hizmete girer.

1902 yılında Tarsus’ta kurulan 120 HP gücünde hidroelektrik santralinin, Anadolu’nun ilk elektrik santralı olduğu bilinir.

Elektrik enerjisi sektöründe yapılan ilk çalışma, 10 Haziran 1910 tarihinde çıkarılan "Menafi Umumiye Müteallik İmtiyaz" ile başlar. Bu imtiyaz sonucu, ilk olarak İstanbul’da elektik enerjisi üretimi ve dağıtımı hizmetlerini gerçekleştirmek için Macar Ganz Anonim Şirketi, Banque de Bruxelles ve Banque Generale de Credit tarafından ortaklaşa kurulan Osmanlı Anonim Elektrik Şirketi görevlendirilir. Bu şirkete 1 Ekim 1910 tarihinde 50 yıllık çalışma yetkisi verilir. (Bu imtiyazlı şirket 1 Temmuz 1938 tarihinde satın alınarak devletleştirilir)

Osmanlı Anonim Elektrik Şirketinin kurulmasından sonra, İstanbul’un elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla, taşkömürü ile çalışması planlanan ilk Termik Santral Silahtarağa; 1914 yılı Şubat ayında, -savaş öncesinde- üretime başlar ve 1950’lere kadar İstanbul’un tek elektrik santrali olarak çalışır.

4 milyon kilowatt-saat (kWh) elektrik üretimi ile Taşkömürü Havzanın ilk ve Türkiye’nin ikinci termik elektrik santralı, 1924 yılında Kozlu’da Sarıcazadelere ait 17 ocaklarında, Türk Kömür Madenleri AŞ adlı İtalyan şirketi tarafından, maden ocaklarının ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulur.

Türkiye’nin ikinci büyük kapasitedeki, üçüncü termik santralı, İzmir ilinin ihtiyacını karşılamak amacıyla 1928 yılında Alsancak semtinde kurulan 5 Megawatt (MW) gücündeki santraldir.

Birinci Beş Yıllık Sanayi Planının (1933–1937) uygulamaya konmasıyla; 14 Haziran 1935 tarihinde; 2804 sayılı MTA ve 2805 sayılı kanunla da Etibank kurulmuştur. Bu yasalarda, Etibank’ın Madencilik, enerji üretimi ve dağıtımı alanlarında faaliyet göstermesi öngörülür.14 Haziran 1935 tarih ve 2819 sayılı kanunla ülkenin elektrik enerjisine yönelik potansiyelinin saptanması amacıyla da Elektrik İşleri Etüt İdaresi (E.İ.E.İ) kurulmuş olup, yasa 24 Haziran 1935’de yürürlüğe girmiştir. Birbirleriyle yakın işbirliği halinde çalışmaları programlanan bu üç temel devlet kuruluşu birlikte faaliyete geçirilmiştir. Enerji sektöründeki dağınıklığın giderilmesi amacıyla önemli adımlar atılmıştır. 1935 yılında kurulu güç 26.2 MW, üretim 213 milyon kWh, kişi başına tüketim 28 kWh/kişi olup, elektrik enerjisi verilmiş il merkezi sayısı ise 43 tür. Bu yıllarda 4 termik, 11 hidroelektrik, 4 lokomobil (harman makinelerini çalıştırmak için tarımda kullanılan, buharlı makine), 3 emme gaz, 28 dizel olmak üzere toplam 50 santral aracılığı ile elektrik enerjisi üretilmektedir. 1953 yılında 970 Milyon kWh olan elektrik üretimi, 1968 yılında 7 milyar kWh olur. 2001 yılı sonu itibariyle; kurulu güç 28.318,5 MW olmuş, yüzde 60 ’ı termik santrallarda gerçekleşen elektrik üretimi 123 milyar kWh’e ulaşmıştır. Artan nüfusa rağmen elektrik enerjisi tüketimi, 2000 kWh/kişi’yi bulmuştur.

İtalyanlar tarafından, kurulan santralin ardından aynı amaçla, İş Bankası madencilik kuruluşu olan Kömüriş’in (Fransız sermayeli Ereğli Şirketi ortaklığı ile) İncirharmanı Ocaklarında, 1928’de Kömüriş Termik Santralı kurulmuştur. Her iki santral ile aşağıdaki çizelgede özellikleri belirtilen diğer santrallar Çates’in üretime geçtiği 1948 yılına kadar Zonguldak çevresi ile maden ocaklarının elektrik, Türkiye’nin de kömür ihtiyacını karşılamışlardır.

Zonguldak Kömür Havzasında Zonguldak ilinin merkez ilçesine bağlı ve il merkezinin 17 km. doğusunda bulunan Çatalağızı’nda (Işıkveren), kömür tozlarından yararlanacak biçimde bir termik elektrik santrali yapılması 1938 yılında kararlaştırılmıştır. 1940 Yılında bir İngiliz firması ile anlaşma yapılmıştır. Ancak İkinci Dünya Savaşı nedeniyle, santralın inşaatı gecikmeli olarak (Etibank Yönetim Kurulunun 26 Nisan 1946 tarih ve 519/ 5 sayılı kararı ile) "English Electric" firmasına ihale edilmiştir.
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Seninle tattım ben her mutluluğu
Bırakıp gidersen bil ki yaşamam
Ömrümden canımdan ne istersen al
Gülü susuz seni aşksız bırakmam

Üşüdüm diyorsan güneş olurum
Yanarım sevginle ateş olurum
Dolarım havaya nefes olurum
Gülü susuz seni aşksız bırakmam



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
kelebek isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Etiketler
elektriğin önemi, elektrik tarihi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
5. sınıf Etkinlikleri, Yaşamımızda Elektrik, elektrik, 5. sınıf slaytları almira Silinmiş Konular 1 01-18-2010 03:56 PM
6.sınıf Fen ve Teknoloji ELEKTRİK OPTİK test sinavi calisma sorulari almira İlköğretim Bölümü ve Dökümanları 0 10-31-2009 06:45 PM
Elektrik ruyaaa_m Fizik 0 11-30-2008 08:13 PM
Elektrik olayı.. benden kim elektrik alıyo :D idealist Geyik 0 12-18-2007 04:11 PM


New To Site? Need Help?

Tüm Zamanlar GMT Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:25 AM.


Site Ekle Web Hosting Sevgili Ara