![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
Tecrübe Puanı: 19
Rep Puanı : 11070
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Çocuk Hakları
Çocukların erişkinden farklı fiziksel, fizyolojik, davranış ve psikolojik özellikleri olduğu, sürekli büyüme ve gelişme gösterdiği bilincinin yerleşmesi, çocukların bakımının bir toplum sorunu olduğu ve bilimsel yaklaşımlarla herkesin bu sorumluluğu yüklenmesi gerektiği düşüncesi 20 Kasım 1959'da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda "Çocuk Hakları Bildirgesi" ile kabul edilmiştir. On ilkeden oluşan bu bildirge aşağıdaki gibidir: 1. İlke : Tüm dünya çocukları bu bildirgedeki haklardan din, dil, ırk, renk, cinsiyet, milliyet, mülkiyet, siyasi, sosyal sınıf ayırımı yapılmaksızın yararlanmalıdır. 2. İlke : Çocuklar özel olarak korunmalı, yasa ve gerekli kurumların yardımı ile fiziksel, zihinsel, ahlaki, ruhsal ve toplumsal olarak sağlıklı normal koşullar altında özgür ve onurunun zedelenmeyecek şekilde yetişmesi sağlanmalıdır. Bu amaçla çıkarılacak yasalarda çocuğun en yüksek çıkarları gözetilmelidir 3. İlke : Her çocuğun doğduğu anda bir adı ve bir devletin vatandaşı olma hakkı vardır. 4. İlke : Çocuklar sosyal güvenlikten yararlanmalı, sağlıklı bir biçimde büyümesi için kendisine ve annesine doğum öncesi ve sonrası özel bakım ve korunma sağlanmalıdır. Çocuklara yeterli beslenme, barınma, dinlenme, oyun olanakları ile gerekli tıbbi bakım sağlanmalıdır. 5. İlke : Fiziksel, zihinsel ya da sosyal bakımdan özürlü çocuğa gerekli tedavi, eğitim ve bakım sağlanmalıdır. 6. İlke : Çocuğun kişiliğini geliştirmesi için anlayış ve sevgiye gereksinimi vardır. Anne ve babasının bakımı ve sorumluluğu altında her durumda bir sevgi ve güvenlik ortamında yetişmelidir. Küçük yaşlarda çocuğu annesinden ayırmamak için bütün olanaklar kullanılmalıdır. Ailesi ve yeterli maddi desteği olmayan çocuklara özel bakım sağlamak toplumun ve kurumların görevidir. Çocuk sayısı fazla olan ailelere devlet yardımı yapılmalıdır. 7. İlke : Genel kültür ve yeteneklerini, bireysel karar verme gücü, ahlaki ve toplumsal sorumluluğu geliştirecek ve topluma yararlı bir üye olmasını sağlayacak eğitim hakkı verilmelidir. Bu eğitimde sorumluluk önce ailenin olmalıdır. Eğitimin ilk aşamaları parasız ve zorunlu olmalıdır. 8. İlke : Çocuk her koşulda koruma ve kurtarma olanaklarından ilk yararlananlar arasında olmalıdır. 9. İlke : Çocuklar her türlü istismar, ihmal, ve sömürüye karşı korunmalı ve hiçbir şekilde ticaret konusu olmamalıdır. Çocuk uygun bir asgari yaştan önce çalıştırılmayacak, sağlığını ve eğitimini tehlikeye sokacak fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişmesini engelleyecek bir işe girmeye zorlanmayacak ve izin verilmeyecektir. 10. İlke : Çocuk ırk, din ya da başka bir ayrımcılığı teşvik eden uygulamalardan korunacaktır. Anlayış, hoşgörü, insanlar arası dostluk, barış ve evrensel kardeşlik ortamında enerji ve yeteneklerini diğer insanların hizmetine sunulması gerektiği bilinciyle yetiştirilmelidir. Cocuk kanunlari..özel konular..ozel konular..Çocuk haklari..Çocuk Hakları Nelerdir? ... Çocuk Hakları ..Çocuk bildirgesi..
__________________
Bilgi ve paylasimin guclu adresi. Konu SiNaNaY tarafından (10-23-2008 Saat 10:57 AM ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
| Üye teşekkür etti SiNaNaY bu mesaja: |
sensiz hiç olmuyorum (10-11-2009)
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Tecrübe Puanı: 19
Rep Puanı : 11070
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
ÇOCUK HAKLARININ TARİHÇESİ
Çocuk hakları ile ilgili gelişmeler 1800’lü yılların başlarında yetiştirme yurtlarındaki uygulamalarla başlamıştır. 20. yy’nin başlarından itibaren çocuk haklarının yetişkin haklarından farklı olarak algılanması gerektiği düşüncesi yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu düşünceyle hazırlanan Çocuk Hakları Bildirgesi 1924 yılında Birleşmiş Milletler (League of Nations) tarafından kabul edilmiştir. Daha sonra 1959 ve 1989 yıllarında olmak üzere iki kez yenilenmiştir. Birleşmiş Milletler sürekli yaptığı çalışmalarla çocuk haklarını temel ilkeler ve standart kurallara bağlamaya çalışmaktadır. Birleşmiş Milletlerin çocuk hakları sözleşmesinin kökeni Çocukları Koruma derneğinin kurucusu Eglantyne Jebb’in çocuk haklarının beş temel ilkesini ortaya attığı 1923 yılına kadar dayanır. Daha sonra bu ilkeler Birleşmiş Milletler tarafından 1924 yılında kabul edilmiş ve Cenova Sözleşmesi olarak tanınmıştır. II. Dünya Savaşını takiben Birleşmiş Milletler insan hakları üzerine daha çok yoğunlaşmış ve 1948 yılında İnsan Hakları Bildirgesi’ni yayınlamıştır. Bu bildirgede çocuk haklarına değinilmişse de bunlar yetersiz görülmüş ve 1959 yılında BM bu sefer çocuk haklarına özel bir bildirge yayınlamıştır. On temel maddeden oluşan bu sözleşme yalnızca çocuk haklarının genel bir çerçevesini çizmekteydi. Bundan tam 30 yıl sonra 1989 yılında, Birleşmiş Milletler önceki sözleşmeyi yenilemiş ve bunu 54 maddeye çıkararak genişletmiştir. Ayrıca üye ülkelerin sözleşmeyi imzalamasıyla bu sözleşme uluslararası bir yasa haline gelmiştir ÇOCUK HAKLARI İLE İLGİLİ ÖZEL KONULAR Çocuk İşçiliği: Küçük çocukların çalıştırılması az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde sıkça görülen bir sorundur. Çocuk Ticareti (Fuhuş): Dünyada 1 milyon çocuğun sex ticareti (çoğu kız çocuğu olmasına karşın erkek çocukların sayısıda epey fazla) için kullanıldığı tahmin edilmektedir. Çocuk Askerler: Dünyada 300,000 civarında çocuğun askeri çatışmalar içinde olduğu sanılmaktadır (armed conflicts).
__________________
Bilgi ve paylasimin guclu adresi. |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Tecrübe Puanı: 19
Rep Puanı : 11070
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Bizler cocuklara haklarini korumayi ögretmeye calisiyoruzda ,biz ne kadar haklarini koruyoruz ...Dünyada binlerce cocuk ailesini gecindiriyor ...Hep dis ülkelere göz atiyor yanimizdakilere bakmiyoruz bile...bir ülkede cocuklar okulla is arasinda tercih yapamiyor ve zoraki calistiriliyorsa unicef vb. kuruluslar sadece marka olarak kalmaya devam edecek..
__________________
Bilgi ve paylasimin guclu adresi. |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
|
Aslında kadın hakları, çocuk hakları değil insan haklarını savunmak lazım bence.
Tabii ki yeterince güçlü olamayanlara birtakım özel haklar tanınması da gerekli. Çocukların çalıştırılması, ailelerince dövülmeleri de büyük bir sorun. Almanya veya bazı başka ülkelerdeki gibi sosyal devletin gerçek anlamda sosyal devlet olup çocuğunu da koruması gerekli, yeterince iyi bakılmayan dayak yiyen çocuğun arkasında durmalı, bu işi de devletten başkalarının eline bırakmamalı ki cemaatler, çeteler vb. bu çocukları ele geçirmesin.. Tabi öncelikle devlet yurtlarının alnındaki lekeyi temizlemek lazım, ki en zoru da bu..
__________________
zor basittir, imkansız vakit alır...![]() |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Tecrübe Puanı: 19
Rep Puanı : 11070
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Cocuk haklari hakkinda
Çocuk hakları, kanunen veya ahlakî olarak dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu, eğitim, sağlık, barınma; fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının hepsini birden tanımlamakta kullanılan evrensel kavram. Çocuk hakları, insan hakları kavramının içinde ele alınması gereken bir konudur. Bugün, dünyanın birçok yerinde varolan insan hakları ihlalleri, çocuk boyutunda daha geniş kapsamlı ve büyüyerek, müdahale edilmesi daha zor bir şekilde yer almaktadır. Uluslararası Af Örgütü'nün belirttiğine göre; az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, emek sömürüsü, pornografi, şiddet, yasadışılık gibi olumsuz etkenlerin dahilinde, çocuk hakları ihlalleri daha büyük boyutlarda olmaktadır. Çocukların erişkinlerden farklı fiziksel, fizyolojik, davranış ve psikolojik özellikleri olduğu, sürekli büyüme ve gelişme gösterdiği bilincinin yerleşmesi, çocukların bakımının bir toplum sorunu olduğu ve bilimsel yaklaşımlarla herkesin bu sorumluluğu yüklenmesi gerektiği düşüncesi, Cenevre Çocuk Hakları Bildirisi ile şekillenmiştir. Günümüzde çocuk hakları ile ilgili olan uluslararası belge 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen ve 193 ülke tarafından onaylanmış olan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmedir. tarihçe Yirminci yüzyılın başlarında çocukların erişkinlerden farklı haklara sahip olduğu, dolayısıyla da bu hakların ayrıca tanınması gerektiği konusunda, değişik ülkelerde farklı hareketler ortaya çıkmaya başlamıştır. Leh eğitimci Janusz Korczak'ın 1919 yılında yayımlanan How to Love a Child (Bir Çocuğu Nasıl Sevmeli) adlı kitabında çocuk haklarından sözetmiştir. 1917 yılında, Ekim Devriminin ardından Proletkult örgütünün Moskova şubesi bir Çocuk Hakları Bildirgesi üretti.[1] Ancak çocuk haklarını savunma konusunda ilk etkili girişim 1923 yılında Eglantyne Jebb tarafından taslağı hazırlanan ve 1924 yılında Milletler Cemiyeti tarafından kabul edilen Cenevre Çocuk Hakları Bildirisidir. Bu bildirge Birleşmiş Milletler tarafından kuruluşunda kabul edilmiş, 20 Kasım 1959 tarihinde Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirisi olarak güncellenmiş[2] ve 20 Kasım 1989 tarihinde daha geniş olan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile değiştirilmiştir. Bu sözleşme, BM üyesi ülkelerin ikisi hariç tamamı yani 193 ülke tarafından kabul edilmiştir.[3][4]Amerika Birleşik Devletleri ve Somali hariç en fazla sayıda ülke tarafından onaylanan insan hakları belgesidir.[5] Birleşmiş Milletler'in 1940'larda kuruluşundan bu yana çocuk hakları hareketi dünya üzerinde her zaman ilgi görmüştür. 20 Kasım günü günümüzde Evrensel Çocuk Günü (Universal Children's Day) veya Çocuk Hakları Günü olarak kabul edilmiştir. Bunun dışında çeşitli ülkelerde farklı günlerde çocuk günü kutlanmaktadır. Türkiye'de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ilk olarak Nisan 1929 kutlanmaya başlandı ve bu tarihte örgütlenen 4 bin çocuk ilk kez TBMM'den haklarını talep etti. [6] temel çocuk hakları sağlıklı yaşam hakkı Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin çok sayıda maddesi çocukların sağlıklı bir yaşam sürdürmelerini desteklemektedir. Sözleşme'nin 6. maddesine göre her çocuk esas olarak yaşama hakkına sahiptir.[7] İlaveten, 24. madde gereğince her çocuk ulaşılabilir en yüksek sağlık standartlarından yararlanabilmelidir; gerekli tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinden faydalanabilmelidir.[8] İhmal edilen, terkedilen, istismara uğrayan ya da işkenceye tâbi tutulan çocukların iyileştirilmesi ve yeniden topluma kazandırmasından devletler sorumludur.[9] diğer temel çocuk hakları Sözleşmeye göre, her çocuğun, temel yaşam hakkının yanında, nüfus kütüğüne kaydolma, isim, vatandaşlık ve mümkün olduğu ölçüde anne-babasını bilme ve onlar tarafından bakılma hakkı vardır. Buna paralel olarak, taraf devletlerin, çocuğun kimliği, tabiiyeti, isim ve aile bağları dahil olmak üzere her türlü koruma hakkına saygı gösterme ve bu konularda yasa dışı müdahalelerde bulunmama yükümlülüğü bulunur. çocuk hakları ihlalleri çocuk işçiliği Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirisi'nin 9. maddesi, çocukların her türlü istismar, ihmal, ve sömürüye karşı korunmasını ve hiçbir şekilde ticaret konusu olmamasını beyan etmektedir. Ayrıca, çocukların uygun bir asgari yaştan önce çalıştırılmamasını, sağlığını ve eğitimini tehlikeye sokacak fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişmesini engelleyecek bir işe girmeye zorlanmamasını gerektirmektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü'nün verilerine göre dünya genelinde 200 milyondan fazla çocuk işçi bulunuyor.[10] Çocuk işçiler için en tehlikeli sektörler arasında tarım, inşaat ve madencilik yer alıyor. Uluslararası Çalışma Örgütü, yaşları 5 ila 14 olan 132 milyon çocuğun tarım sektöründe çalışmaya zorlandığına ve bu nedenle eğitim ve sağlık olanaklarından yoksun kaldığına dikkat çekiyor.[10] Ayrıca çocukların mafya ve çetelerin elinde; zorla gasp ve yankesicilik suçlarına yönlendirilmesi, duygusal istismarı göz onünde bulundurarak dilenciliğe teşvik ettirilmeleri verilecek örneklerden bazılarıdır. çocukların yaşama hakkının ihlali 2003’ten bu yana, çocukken işledikleri suçlar nedeniyle Çin, İran ve ABD’de altı kişi idam edildi. Pakistan, Filipinler ve Sudan’da da çocuk suçlular infazı bekliyor. İran'da halen çocuk idamları sürmektedir.[11] Uluslararası Af Örgütü yetkilileri, "Bir dizi insan hakları ihlalinden kurtulan kaçırılmış kadınlar ve kız çocuklar, kaçakçıların ellerinde ikinci bir dizi ihlale maruz kalmaktalar. Bundan da kurtulmayı başarsalar bile bu kez de, çoğu zaman üçüncü bir dizi ihlale maruz kalmaktalar. " açıklamasını yapmışlardır. Savaş milyonlarca çocuk için gündelik hayatın bir parçasıdır. Bazıları başka bir yaşam tarzı tanımamış, bazılarının dünyası da savaşların ortaya çıkışıyla alt üst olmuştur. Bu etkilerin sonucunda sayısız çocuk ölmüş, bir çoğu da sakat veya öksüz kalmıştır. Birçokları aç kalmış veya açlıktan ölmüştür. Milyonlarcası sevdiklerinden ayrılarak mülteci ya da yerinden-yurdundan edilmiş olarak, yollara dökülmeye zorlanmıştır. Çoğu; şiddet, korku ve zorluk dolu ortamda travma içinde yaşamaktadır. Binlerce çocuk cinayetlerde rol oynamaktadır. Eğitim hakkından yoksun kalan çocukların, topluma genel olumsuz etkisinin yanısıra, suça eğilimli bireyler olma oranı yüksektir. Çoğu güvenlik güçleri ve silahlı muhalif güçler tarafından işe alınmış, diğerleri ise başka seçenekleri olmadığını düşündüklerinden gönüllü olmuşlardır. Deneyimsiz, korkusuz oluşları ve özellikle zor görevlerde kullanılmaları dolayısıyla çocuk askerler arasındaki ölü ve yaralı oranı çok yüksektir. Kuzey Afrika ülkelerinde, açlık, salgın hastalıklar ve susuzluk nedeniyle ölenlerin başında çocuklar gelmektedir. Yine UNICEF'in hazırladığı bir rapora göre çocuk ölümleri yapılan çalışmalar sonucan giderek azalmaktadır. Buna göre dünyada 5 yaşından küçük ölen çocukların sayısı 2006’da, yılda 10 milyon barajının altına inerek 9,7 milyona düştü. Rapora göre Fas, Vietnam ve Dominik Cumhuriyeti’nde 5 yaşından küçük çocukların ölüm oranının üçte birin üzerinde, Madagaskar’da yüzde 41, Sao Tome ve Principe Demokratik Cumhuriyeti’ndeyse yüzde 48 azaldı. Bütün bu gelişmelere rağmen Orta ve Batı Afrika’nınsa çocuk ölümlerinin en fazla görüldüğü bölgeler olmaya devam etmektedir. [12]BM Nüfus Fonu'na göre Afrika kıtasında 5 yaşın altındaki her 1000 çocuktan 155’inin öldüğü belirtilirken bu çocukların büyük çoğunluğu kızamık, tetanos ve çocuk felci gibi, aşısı olan hastalıklar yüzünden ölüyor.[13] Türkiye'de bazı kültürel anlayışların benimsediği töre kavramlarından ötürü, çocuklar töre kurbanı olmaktadır. Ayrıca ailelerin çocukları arasında kız-erkek ayrımı yapması, çocuk hakları ihlallerine verilebilecek örneklerden birisidir. Kız çocukların okutulmaması, onların başlık parası adı verilen ücret karşılığında evlendirilmesi, çocuk hakları ihlallerine çarpıcı bir örnektir. çocuk askerler Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu'nun belirlediği verilere göre, 2006 yılı içinde yaklaşık 250 bin çocuk silahlı çatışmalara sokuldu ya da bu amaçla silahlı gruplara dahil edildi.[14] Çocukların asker olarak savaş alanlarında kullanılması Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş suçu olarak tanımlanıyor.[14] Buna rağmen Burma, Burundi, Fildişi Sahili, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Somali, Sudan, Çad, Filipinler, Kolombiya, Nepal, Sri Lanka, Uganda, Afganistan, Angola, Gine-Bissau, Liberya, Mozambik, Ruanda ve Sierra Leone gibi ülkelerde çocuklar asker olarak kullanılmaya devam ediyor. Hamburg Üniversitesi'nin gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre çocuklar dövülen, vurulan ve tecavüze uğrayan insanların şiddet sahnelerine tanık olup savaşmaya ve adam öldürmeye teşvik ediliyorlar. Bu araştırmada yer alan 169 çocuk ve gencin yaklaşık üçte birinin travma sonrasında gelen stres bozukluğu ile yaşadıkları tespit edildi.
__________________
Bilgi ve paylasimin guclu adresi. |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Tecrübe Puanı: 19
Rep Puanı : 11070
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİNİN TEMEL İLKELERİ
Çocuk Hakları Sözleşmesine göre: Çocukları ilgilendiren konularda alınan kararlar, yapılan kanunlar ve devlet tarafından yapılan uygulamalar mutlak olarak çocukların yararları ve çıkarları dikkate alınarak yapılmalıdır. Çocuklar ve ailelerinin din, dil, ırk politik düşünce gibi ayrıcı özelliklerine bakılmaksızın sözü edilen bu haklara eşit olarak sahiptirler. Çocuklar kendileri ile ilgili görüş ve düşüncelerini her şekilde özgürce açıklama hakkına sahiptirler. Bu ilkelere dayanarak hazırlanan sözleşmenin ana maddeleri aşağıdadır: Çocuğun Tanımı (Madde 1): 18 Yaşı altındaki herkes çocuk olarak tanımlanır. Eşitlik İlkesi (Madde 2): Bu bildirge çocukların ırk, dil, din gibi diğer ayırıcı özelliklerine bakılmaksızın, hepsine eşit olarak uygulanır. Çocukların Yararlarını Gözetme (Madde 3): Aileler çocukların yararlarını ön planda dikkate alarak karar vermelidir. Yaşam Hakkı (Madde 6): Çocukların sağlıklı yaşam hakkı vardır ve bu hak devlet tarafından güvence altındadır. Çocukların Düşünce Ve Görüşlerine Değer Verilmesi (Madde 12): Aileler çocukları ile ilgili sürekli karar almaktadırlar. Ancak bu kararları alırken çocuklarının düşüncelerini de dikkate almalıdırlar. Bu, çocukların ebeveynlerine istedikleri her şeyi yaptırmaların anl***** gelmemelidir. Ancak çocuklarında kendi görüşlerini özgürce açıklama hakları da olmalıdır. Çocuk Hakları Sözleşmesi Türkiye tarafından imzalanmış ve onaylanmıştır. Şu anda Amerika Birleşik Devletleri ve Somali dışındaki bütün dünya ülkeleri tarafından onaylanmıştır. Daha sonra Birleşmiş Milletler bu sözleşmeye ek olarak çocuk ticareti ve asker çocuk konularıyla ilgili isteğe bağlı iki protokol yayınlamıştır. Bu iki protokol şu anda isteyen üye ülkeler tarafından onaylanmaktadır. Henüz bütün ülkeler tarafından onaylanmamıştır. Çocuk Hakları Sözleşmesinin en iyi şekilde uygulanabilmesi için Birleşmiş Milletler tarafından bu üye ülkelerdeki çocuk hakları ile ilgili gelişmeleri takip etmek için Çocuk Hakları Komitesi kurulmuştur. ÇOCUK HAKLARI İLE İLGİLİ ÖZEL KONULAR Çocuk İşçiliği: Küçük çocukların çalıştırılması az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde sıkça görülen bir sorundur. Çocuk Ticareti (Fuhuş): Dünyada 1 milyon çocuğun sex ticareti (çoğu kız çocuğu olmasına karşın erkek çocukların sayısıda epey fazla) için kullanıldığı tahmin edilmektedir. Çocuk Askerler: Dünyada 300,000 civarında çocuğun askeri çatışmalar içinde olduğu sanılmaktadır . cocuk haklar..cocuk haklarina..cocuk haklarinda..cocugumun haklari..
__________________
Bilgi ve paylasimin guclu adresi. |
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
Tecrübe Puanı: 19
Rep Puanı : 11070
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
İHD: Çocuk haklarının adı var kendisi yok!
ANKARA / İnsan Hakları Derneği (İHD), Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin kabulünün 19. Yıldönümü vesilesiyle yaptığı açıklamada Türkiye’de çocukların durumuna ışık tuttu. “Çocuk haklarının adı var ama kendisi yok” diyen İHD, çocukların dramını kendi ağızlarından aktardı. İnsan Hakları Derneği Çocuk Hakları Sözleşmesi BM tarafından 20 Kasım 1989 yılında kabul edilişinin 19. Yıldönümü vesilesiyle Türkiye’de çocukların durumuna ilişkin bir açıklama yaptı. İHD, “Türkiye sözleşmeyi 1990 yılında imzalamasına rağmen TBMM’de 17, 29, 30 maddelerine çekince koyarak kabul etti. Sözleşme 27 Ocak 1995’de Resmi Gazete ile yayınlanıp yürürlüğe girdi. Bu gün hala kendilerine verilen haklarını bilmeyen, bu haklarını savunamayan 0-18 yaş grubunda olan 26 milyon çocuk var. (ÇHS madde 1: 18 yaşına kadar herkes çocuk sayılır.)” dedi. İŞTE TÜRKİYE’NİN ÇOCUK TABLOSU Dünyada çocuklara bayram armağan eden tek ülke olmanın gururunu sürekli vurgulayan bir ülkede, çocuk tutuklamalarına çok sık başvurulmasının bir tezatlık oluşturduğunu ifade eden İHD BM kararlarını hatırlattı: “BM çocuk hakları komitesi ve BM İnsan Hakları komitesinin kararlarına göre, ‘Hiçbir çocuk yasa dışı ya da keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılmayacaktır. Bir çocuğun tutuklanması, alıkonulması veya hapsi yasa gereği olacak ve ancak en son başvurulacak bir önlem olarak düşünülüp uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlı tutulacaktır’.” “Oysa özellikle son dönemde çocukların tutuklanıp cezaevine konulduğu, 15–18 yaş arası bu çocukların ‘Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemeleri’nde yargılanmakta olduğu bilinmektedir” diyen İHD çocuk gözaltı ve tutuklamalarına ilişkin şu örnekleri verdi: Diyarbakır: 55 gözaltı ve kötü muamele, 15 serbest bırakılma, 40 tutuklu/ Van: 13 gözaltı ve kötü muamele/ Mersin: 15 gözaltı ve kötü muamele, 7 tutuklu, 8 serbest bırakılma/ Gaziantep: 2 tutuklu/ Adana: 31 gözaltı ve kötü muamele, 15 tutuklu, 16 serbest bırakılma. İHD, bu durumun Türkiye’nin altına imza attığı sözleşmelere uymayarak çocuk haklarını ciddi biçimde ihlal etmeye devam ettiğini gösterdiğine vurgu yaptı. UYGULAMA İÇLER ACISI Türkiye devletinin çocuk haklarına ilişkin düzenlemeleri ve yaşanan pratiğe de ışık tutan İHD şunları kaydetti: “Devletin, çocuğun sosyal, kültürel eğitimi bakımından gelişmesine katkıda bulunması, çocukluk çağlarının evreleri dikkate alınarak programlar geliştirmesi, çocuk psikolojisi, çocuk sağlığı ve eğitimi alanlarında ortaya çıkan verilerin ışığında okul öncesi ve okul çağı çocuklarının sorunlarına yardımcı olacak araştırmaların yapılması, çocuğun bütünlüğünün korunması, çocuğun korunması gerektiği hallerde onu koruma altına alması gerektiğine dair yasal düzenlemeler var. Ama uygulama maalesef içler acısı. AB Komisyonunun 8 Kasım 2006’da yayımladığı Türkiye İlerleme Raporu'nun çocuk haklarıyla ilgili başlığında, ‘sokağa itilen çocuklar, çocuk yoksulluğu ve çocuk emeği olgularının’ belirgin şekilde sürdüğüne dikkat çekiyor. ÇOCUKLARI SEVİN Sokakta çalışan ve yaşayan çocuk sorunun önemli nedenlerinden biride ‘zorunlu göç’ ve onun arka planında olan çözülmeyip görmezden gelinen ‘Kürt Sorunu’ dur. Bu sorunu demokratik yol ve yöntemlerle çözmek çocuk hakları açısından da ciddi ilerlemeler sağlar. Çocuklarımız geleceğimiz ise mayınsız ve diğer serbest patlayıcılardan arındırılmış, şiddet ortamının olmadığı bir toplum yaratmak ve uluslar arası sözleşmelerin gereğinin yerine getirilmesi gerekmektedir. Türkiye ancak böylelikle çocuk dostu bir ülke olabilir. Çocukları sevin çünkü onlar sadece sizin ve dünyanızın değil hayallerinizin de geleceğidir.” Çocukların yaşadığı dramlardan alıntılar yapan İHD, “İşte Beriwan, Feyzullah, Yaşar, Uğur, Ümit, Selahattin, Yusuf ve Dilanlar... / Kimi daha bebekti, ağzından düşen emzikti, memeydi / Kimi 13 kurşun yediğinde daha 12’sindeydi / Gelecek peşinden koşarken öğrenciydi bir diğeri / Önümde vurulan Enes daha 9’undaydı/Okulundan önlüğü ile alınan 3 gün gözaltında kalandı Berivan/ Ders çalışmaktan dönen Feyzullah yediği dayaklardan sonra ders çalışamıyor/Yusuf hala ailesine yanmış sobaların artıklarından kömür topluyor/Selahattin’in çocukluğunu yaşayacak bir yer yoktu/Adana’da,İstanbul’da,Van’da,Mersin’de,Gaziantep’te ve Diyarbakır’da cezaevindeler/Diyarbakır’da çocuklara 23 yıl ceza istendi, bugünün çocukları, birer erişkin olarak çıkacaklar zindanlardan/ Ve bu çocuklar geleceğimizdi!..”dedi. ÇOCUKLAR KOŞULLARI ANLATIYOR İHD açıklamasında çocukların yaşadıklarına kendi anlatımları ile yer verdi: “Karataş cezaevinden Adana İHD’ ye mektup göndererek başvuruda bulunan S. D, M. Ö, B.Ö, E. B, Ş.A yaşadıklarını şöyle anlatıyorlar: “Gözaltına alınırlarken polisler ellerindeki silahların dipçiğiyle kafalarımıza vurdular, ellerindeki coplarla rast gele her tarafımıza vurdular. Ağza alınmayacak küfür ve hakaretlere maruz kaldık. Tutuklanıp cezaevine getirilirken de yolda polisler arabanın içinde bizi dövdüler.” Ümit Ekinci bize şöyle yakınmıştı: “Silvan Adil Kepollu İlköğretim Okulu 4. sınıfta okuyorum. Annemi daha birinci sınıfa giderken kaybettik. Ben üç kardeşim ve ayağından sakat olan babam ve üvey annem ile birlikte yaşıyorum. Babam çalışmadığı için evin geçimini ve okul masraflarımızı ben ve abim boyacılık yaparak sağlıyoruz. Kış mevsimi geldiği için işler bu ara çok az. Bundan dolayı ben ve abim gece saatlerine kadar çalışmak zorunda kalıyoruz. Günde her birimiz 5-10 ayakkabı boyuyoruz. Tanesini 50 Ykr’den boyadığımız ayakkabı boyacılığından elde etiğimiz parayı üvey annemize veriyoruz, o da ev için gerekli ihtiyaçlarımızı alıyor. Hava soğuk olduğu için gece ellerim üşüyor, böyle olunca nefesim ile ellerimi ısıtarak tekrar kaldığım yerden çalışmaya devam ediyorum. Yağmurlu havlarda ise dükkanların saçakların altına girerek çalışıyorum. Elim donduğu zaman ayakkabı boyama işine ara veriyorum, nefesimle biraz ısıttıktan sonra çalışmama kaldığım yerden devam ediyorum. Babamın bir işi olmuş olsaydı çalışmak zorunda kalmazdık. Sadece bizim değil, Silvan’da yüzlerce aile bizim yaşadığımız sıkıntıyı yaşıyor.Yaz mevsiminde buralardaki sebzeler çıktığı için eve yiyecek götüre biliyorduk. Kış mevsimi geldiği için her şeyin fiyatı arttı ve Gelen zamlar nedeni ile ev için gerekli yiyecekleri almakta zorlanıyoruz. Zamlar artıkça bizde daha fazla çalışmak zorunda kalıyoruz. Yağmur, soğuk demeden çalışıyoruz.” Selahattin Özcan’ın yazdıklarına hiç dokunmadık: “Ben 11 yaşındayım derslerimin haricinde iki saat oyun hakkım var.Bu hakkımı dışarıda top oynamak istiyorum araç girmeyen mahallede oturuyorum ama çoğunlukla konfeksiyon dükkanı var.Dükkanın önüne top gittiği zaman işyeri sahibi topu alıyor patlatıyor bundan dolayı ailem beni aşağıya indirmiyor.İşyeri sahibinin böyle bir hakkı var mı?bize top sahasında oynamamızı söylüyorlar top sağsı bize uzak olduğu için göndermiyorlar bu yüzden çok rahatsız oluyorum ailemin haberi yok söylesem tartışırlar diye söylemedim bende size danışmak istedim.Dışarı çıkıp top oynama hakkım var mı? Yoksa yok mu? Bunu öğrenmek istiyorum.İlginize çok teşekkür ederim.” ANF NEWS AGENCY
__________________
Bilgi ve paylasimin guclu adresi. |
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
Tecrübe Puanı: 19
Rep Puanı : 11070
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Çocuk suçlu sayısı artıyor Türkiye'de yılda 90 bin çocuk mahkemeye çıkıyor Çocuk suçluların bazıları ıslahevlerine sevkediliyor Türkiye'de ‘çocuk suçlu’ profilinin sayısı son beş yılda hızlı bir artış içine girdi. Suç işleyen çocuk sayısı yılda yüzde 5-10 oranında artarken, yılda 90 bin çocuk mahkemeye çıkıyor. Ekonomik kriz, eğitim seviyesinin düşüklüğü, ailelerin ilgisizliği ve kötü çevre koşulları, Türkiye'de sokağa itilen çocuk sayısının her geçen gün biraz daha artmasına neden oluyor. Korunmaya muhtaç çocuk sayısı ülke genelinde 500 bini aşıyor. Suç işleyen korunmaya muhtaç çocuk sayısı ise 90 bin civarında bulunuyor. Emniyet yetkililerine göre, çocuk suçluluğu son beş yıldır yüzde 5-10 oranında düzenli olarak artış gösteriyor. Geçtiğimiz yıl şahsa ve mala karşı işlediği suçlar gerekçesiyle 48 bin 375 çocuk suç şüphelisi olarak gözaltına alındı. 2004 yılının ilk iki ayı sonuçlarına göre ise, şahsa karşı işlenen suçlarda yüzde 2, mala karşı işlenen suçlarda yüzde 4'lük bir artış yaşandı. 2003'ün ilk iki ayında şahsa ve mala karşı işlenen suçlar 7 bin 386 iken bu sayı 2004'ün aynı döneminde 7 bin 556'ya çıktı. Üç büyük il suç oranında 'önde' 10 milyon üzerinde nüfusu barındıran, göç olayının en yaygın olduğu, uçucu madde kullanımının ilk sıraları aldığı İstanbul, çocuk suçluluk oranında da ilk sırada yer alıyor. İstanbul'u, İzmir ve Ankara illeri takip ediyor. Üç büyük ilin ardından da sanayi bölgesi olmaları ve nüfus yoğunluğunun fazla olması nedeniyle Gaziantep ve Diyarbakır geliyor. Hakkında işlem yapılan çocukların yüzde 92.6'si kentlerde, yüzde 7.4'ü de kırsal kesimde yaşıyor. Büyük şehirlerin çocuklara daha cazip gelmesinin nedeni ise, kamufle edilme ve kaçma şanslarının daha yüksek olması. Madde bağımlısı oranı düşük Araştırmalar, bir yılda meydana gelen kasten adam öldürme olaylarının yüzde 12'si, kasten yaralamanın yüzde 18'i, hırsızlığın yüzde 34'ü, gasp ve yağma olaylarının da yüzde 16'sının çocuklar tarafından gerçekleştirildiğini gösteriyor. Çocuk suçluların öğrenim durumlarına bakıldığında, yarıya yakınının ilkokul mezunu olduğu görülüyor. Suça yönelen çocukların çoğunlukla bağımlılık yapan maddeler kullandığı düşüncesinin aksine, suçlu çocukların yüzde 90.1'i bağımlılık yapan madde kullanmıyor. Madde bağımlısı çocuk sayısının oranı yüzde 9.9. Bu çocuklar en çok hırsızlıktan hüküm giyiyor. Suça teşvik açısından bakıldığında çocuk suçluların yüzde 79.4'ü kendiliğinden suç işliyor. Yüzde 20.6'lık kesim ise hırsızlık, gasp, uyuşturucu, cinayet gibi suçlara teşvik ediliyor. Türkiye'den çocuk suçlu profilleri Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden gelen cinayet ve hırsızlık haberleri de çocuk suçlarında yaşanan artışa dikkat çekiyor. Bu haberlerden bazıları şöyle: İzmir'de yedi yaşında katil İzmir’deki olayda ilköğretim okulu öğrencisi iki arkadaş ‘Taso’ adlı oyunu oynarken kavga çıktı. Bunun üzerine, yedi yaşındaki çocuk evden getirdiği bıçağı kendisinden iki yaş büyük Vedat Tekin'e sapladı. Tekin hastanede hayatını kaybetti. Olayın ardından yakalanan katil zanlısı çocuk, nöbetçi savcının talimatıyla, ‘cezai ehliyeti bulunmadığı’ için ailesine teslim edildi. Aile, çocuklarını alarak kayıplara karıştı. Balıkesir'de 'ortaklaşa' cinayet Türkiye, üç ay sonra yeni bir çocukların karıştığı cinayet haberiyle sarsıldı. Bu kez cinayet Balıkesir'de işlenmişti. Edremit'te 14 ve 16 yaşındaki iki kardeş, 78 yaşındaki Rasime Kaya'yı bahçesine kaçan toplarını patlattığı için boğazını keserek öldürdü. İki kardeş tatbikat için götürüldükleri mahallede linç edilmek istendi. Adana'da 13 yaşında katil Adana'da da kan davası nedeniyle 12 yaşındaki Mehmet Aytiş'i okul öldüren 13 yaşındaki katil zanlısı, dün ilk kez hakim karşısına çıktı. ‘Ömür boyu hapis cezası’ istemiyle yargılananan çocuk zanlının ifadesi çarpıcıydı: “Ben onu öldürmeseydim, o beni keserek öldürecekti." Eskişehir'de sekiz yaşında hırsız Eskişehir'de ise sekiz yaşındaki bir çocuk hırsızlık olayına karıştı. Vergi dairesi memurunun bankaya yatırmak için getirdiği ve içinde 48 milyar lira bulunan çantayı alıp kaçan zanlı sekiz yaşında bir kız çocuğu çıktı. Ekipler bir evde yakaladıkları kız çocuğuyla suça azmettiren yakınlarını gözaltına aldı. Zanlı, parayı kendisinin çaldığını ve yakınlarının da paranın bir bölümünü lokanta ve hamamda harcadığını itiraf etti.
__________________
Bilgi ve paylasimin guclu adresi. |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
|
Tecrübe Puanı: 19
Rep Puanı : 11070
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Çocuk Hakları Sözleşmesi
Madde 1 Bu sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır. Madde 2 1. Taraf Devletler, bu Sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, anne babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler. 2. Taraf Devletler, çocuğun anne-babasının, yasal vasilerinin veya ailesinin öteki üyelerinin durumları, faaliyetleri, açıklanan düşünceleri veya inançları nedeniyle her türlü ayırıma veya cezaya tabi tutulmasına karşı etkili biçimde korunması için gerekli tüm uygun önlemi alırlar Madde 3 1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. 2. Taraf Devletler, çocuğun anne-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar. 3. Taraf Devletler,çocukların bakımı ve korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik,sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler. Madde 4 Taraf Devletler, bu Sözleşmede tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alırlar. Ekonomik, sosyal ve kültürel haklara ilişkin olarak, Taraf Devletler eldeki kaynaklarını olabildiğince geniş tutarak, gerekirse uluslararası işbirliği çerçevesinde bu tür önlemler alırlar. Madde 5 Taraf Devletler, bu Sözleşmenin çocuğa tanıdığı haklar doğrultusunda çocuğun yeteneklerinin geliştirilmesi ile uyumlu olarak, çocuğa yol gösterme ve onu yönlendirme konusunda anne-babanın, yerel gelenekler ön görüyorsa uzak aile veya topluluk üyelerinin, yasal vasilerinin veya çocuktan hukuken sorumlu kişilerin sorumluluklarına, haklarına ve ödevlerine saygı gösterirler. Madde 6 1. Taraf Devletler, her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler. 2. Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler. Madde 7 1. Çocuk doğumdan hemen sonra derhal nüfus kütüğüne kaydedilecek ve doğumdan itibaren bir isim hakkına, bir vatandaşlık kazanma hakkına ve mümkün olduğu ölçüde anne-babasını bilme ve onlar tarafından bakılma hakkına sahip olacaktır. 2. Taraf Devletler, özellikle çocuğun tabiiyetsiz kalması söz konusu olduğunda kendi ulusal hukuklarına ve ilgili uluslararası belgeler çerçevesinde üstlendikleri yükümlülüklerine uygun olarak bu hakların işlerlik kazanmasını taahhüt ederler. Madde 8 1. Taraf Devletler yasanın tanıdığı şekli ile çocuğun kimliğini; tabiiyeti, ismi ve aile bağları dahil, koruma hakkına saygı göstermeyi ve bu konuda yasa dışı müdahalelerde bulunmamayı taahhüt ederler. 2. Çocuğun kimliğinin unsurlarının bazılarından veya tümünden yasaya aykırı olarak yoksun bırakılması halinde, Taraf Devletler çocuğun kimliğine süratle yeniden kavuşturulması amacıyla gerekli yardım ve korumada bulunurlar Madde 9 1. Yetkili makamlar uygulanabilir yasa ve usullere göre ve temyiz yolu açık olarak, ayrılığın çocuğun yüksek yararına olduğu yolunda karar vermedikçe, Taraf Devletler, çocuğun; anne-babasından, onların rızası dışında ayrılmamasını güvence altına alırlar . Ancak, anne-babası tarafından çocuğun kötü muameleye maruz bırakılması yada ihmal edilmesi durumlarında yada anne ve babanın birbirinden ayrı yaşaması nedeniyle çocuğun ikametgahının belirlenmesi amacıyla karara varılması gerektiğinde, bu tür bir ayrılık kararı verilebilir. 2. Bu maddenin birinci fıkrası uyarınca girişilen her işlemde, ilgili bütün taraflara işleme katılma ve görüşlerini bildirme olanağı tanınır. 3. Taraf Devletler,anne-babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun,kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça, anne-babasının ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler. 4. Böyle bir ayrılık,bir Taraf Devlet tarafından girişilen ve çocuğun kendisinin anne-babasının veya her ikisinin birden tutuklanmasını,hapsini,sürgün sınır dışı edilmesini veya ölümünü (ki buna devletin gözetimi altında iken nedeni ne olursa olsun meydana gelen ölüm dahildir) tevlit eden herhangi benzer bir işlem sonucu olmuşsa, bu Taraf Devlet, istek üzerine ve çocuğun esenliğine zarar vermemek koşulu ile; anne- babaya, çocuğa veya uygun olursa, ailenin bir başka üyesine, söz konusu aile bireyinin ya da bireylerinin bulunduğu yer hakkında gereken bilgi verecektir. Taraf Devletler, böyle bir istemin başlı başına sunulmasının ilgili kişi veya kişiler bakımından aleyhe hiç bir sonuç yaratmamasını ayrıca taahhüt ederler. [değiştir] Madde 10 1. 9 uncu Maddenin 1 inci fıkrası uyarınca Taraf Devletlere düşen sorumluluğa uygun olarak, çocuk veya anne-babası tarafından, ailenin birleşmesi amaçlarıyla yapılan bir Taraf Devlet girme ya da onu terk etme konusundaki her başvuru, Taraf Devletlerce olumlu, insani ve ivedi bir tutumla ele alınacak. Taraf Devletler, bu tür bir başvuru yapılmasının, başvuru sahipleri veya aile üyeleri aleyhine sonuçlar yaratmamasını taahhüt ederler. 2. Anne-babası, ayrı Devletlerde oturan bir çocuk olağanüstü durumlar hariç, hem anne hem de babası ile düzenli biçimde kişisel ilişkiler kurma ve doğrudan görüşme hakkına sahiptir. Bu nedenle ve 9 uncu maddenin 1. Fıkrasına göre Taraf Devletler çocuğun ve anne- babasının Taraf Devletlerin ülkeleri dahil herhangi bir ülkeyi terk etme ve kendi ülkelerine dönme hakkına saygı gösterirler. Herhangi bir ülkeyi terk etme hakkı, yalnızca yasada ön görüldüğü gibi ve ulusal güvenliğin, kamu düzenin, kamu sağlığı veya ahlak veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak amacı ile ve işbu sözleşme ile tanınan öteki haklarla bağdaştığı ölçüce kısıtlamalara konu olabilir. Madde 11 1. Taraf Devletler, çocukların yasa dışı yollarla ülke dışına çıkarılıp geri döndürülmemesi halleriyle mücadele için önlemler alırlar. 2. Bu amaçla Taraf Devletler 2 yada çok taraflı anlaşmalar yapılmasını mevcut anlaşmalarla katılmayı teşvik ederler. Madde 12 1. Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun, kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar. 2. Bu amaçla, çocuğu etkileyen herhangi bir adli veya idari kovuşturmada çocuğun ya doğrudan doğruya veya bir temsilci yada uygun bir makam yoluyla dinlenilmesi fırsatı, ulusal yasanın usule ilişkin kurallarına uygun olarak çocuğa, özellikle sağlanacaktır. Madde 13 1. Çocuk, düşüncesini özgürce açıklama hakkına sahiptir;bu hak, ülke sınırları ile bağlı olmaksızın; yazılı, sözlü, basılı, sanatsal biçimde veya çocuğun seçeceği başka bir araçla her türlü haber ve düşüncelerin araştırılması, elde edilmesi ve verilmesi özgürlüğünü içerir. 2. Bu hakkın kullanılması yalnızca; a) Başkasının haklarına ve itibarına saygı, b) Milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu sağlığı ve ahlakın korunması nedenleriyle ve kanun tarafından öngörülmek ve gerekli olmak kaydıyla yapılan sınırlamalara konu olabilir. Madde 14 1. Taraf Devletler, çocuğun düşünce, vicdan ve din özgürlükleri hakkına saygı gösterirler. 2. Taraf Devletler, anne-babanın ve gerekiyorsa yasal vasilerin; çocuğun yeteneklerinin gelişmesiyle bağdaşır biçimde haklarının kullanılmasında çocuğa yol gösterme konusundaki hak ve ödevlerine, saygı gösterirler. 3. Bir kimsenin dinini ve inançlarını açıklama özgürlüğü kanunla öngörülmek ve gerekli olmak kaydıyla yalnızca kamu güvenliği, düzeni, sağlık ya da ahlakı ya da başkalarının temel hakları ve özgürlüklerini korumak gibi amaçlarla sınırlandırılabilir. Madde 15 1. Taraf Devletler, çocuğun dernek kurma ve barış içinde toplanma özgürlüklerine ilişkin haklarını kabul ederler. 2. Bu hakların kullanılması, ancak zorunlu kılınan ve demokratik bir toplumda gerekli olan ulusal güvenlik, kamu güvenliği, kamu düzeni yararına olarak ya da kamu sağlığı ve ahlakın ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla yapılan sınırlandırmalardan başkalarıyla kısıtlandırılamaz. Madde 16 1. Hiçbir çocuğun özel yaşantısına, aile, konut ve iletişimine keyfi ya da haksız bir biçimde müdahale yapılamayacağı gibi, onur ve itibarına da haksız olarak saldıramaz. 2. Çocuğun bu tür müdahale ve saldırılara karşı yasa tarafından korunmaya hakkı vardır. Madde 17 Taraf Devletler, kitle iletişim araçlarının önemini kabul ederek çocuğun; özellikle toplumsal,ruhsal ve ahlaki esenliği ile bedensel ve zihinsel sağlığını geliştirmeye yönelik çeşitli ulusal ve uluslararası kaynaklardan bilgi ve belge edinmesini sağlarlar. Bu amaçla Taraf Devletler: a) Kitle iletişim araçlarını çocuk bakımından toplumsal ve kültürel yararı olan ve 29.cu maddenin ruhuna uygun bilgi ve belgeyi yaymak için teşvik ederler; b)Çeşitli kültürel, ulusal ve uluslararası kaynaklardan gelen bu türde bilgi ve belgelerin üretimi, değişimi ve yayımı amacıyla uluslararası işbirliğini teşvik ederler. c) Çocuk kitaplarının üretimini ve yayılmasını teşvik ederler; d) Kitle iletişim araçlarının azınlık grubu veya bir yerli ahaliye mensup çocukların dil gereksinimlerine özel önem göstermeleri konusunda teşvik ederler; e) 13 ve18.ci maddelerde yer alan kurallar göz önünde tutularak çocuğun esenliğine zarar verebilecek bilgi ve belgelere karşı korunması için uygun yönlendirici ilkeler geliştirilmesini teşvik ederler; Madde 18 1. Taraf Devletler,çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında anne-babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterirler. Çocuğun yetiştirilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğu ilk önce anne-babaya ya da durum gerektiriyorsa yasal vasilere düşer. Bu kişiler her şeyden önce çocuğun yüksek yararını göz önünde tutarak hareket ederler. 2. Bu Sözleşmede belirtilen hakların güvence altına alınması ve geliştirilmesi için Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmada anne-baba ve yasal vasilerin durumlarına uygun yardım yapar ve çocukların bakımı ile görevli kuruluşların, faaliyetlerin ve hizmetlerin gelişmesini sağlarlar. 3. Taraf Devletler, çalışan anne-babanın, çocuk bakım hizmet ve tesislerinden, çocuklarının da bu hizmet ve tesislerden yararlanma hakkını sağlamak için uygun olan her türlü önlemi alırlar. Madde 19 1. Bu Sözleşmeye Taraf Devletler,çocuğun anne-babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel saldırı, şiddet veya suistimale, ihmal ya da ihmalkar muameleye, ırza geçme dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar. 2. Bu tür koruyucu önlemler; burada tanımlanmış olan çocuklara kötü muamele olaylarının önlenmesi, belirlenmesi, bildirilmesi, yetkili makama havale edilmesi, soruşturulması, tedavisi ve izlenmesi için gerekli başkaca yöntemleri ve uygun olduğu takdirde adliyenin işe el koyması olduğu kadar durumun gereklerine göre çocuğa ve onun bakımını üstlenen kişilere, gereken desteği sağlamak amacı ile sosyal programların düzenlenmesi için etkin usulleri de içermelidir. [değiştir] Madde 20 1. Geçici ve sürekli olarak aile çevresinden yoksun kalan veya kendi yararına olarak bu ortamda bırakılması kabul edilmeyen her çocuk, Devletten özel koruma ve yardım görme hakkına sahip olacaktır. 2. Taraf Devletler bu durumdaki bir çocuk için kendi ulusal yasalarına göre, uygun olan bakımı sağlayacaklardır. 3. Bu tür bakım, başkaca benzerleri yanında, bakıcı aile yanına verme, İslam Hukukunda Kefalet ( Kafalah ), evlat edinme ya da gerekiyorsa çocuk bakımı amacı güden uygun kuruluşlara yerleştirmeyi de içerir. Çözümler düşünülürken, çocuğun yetiştirilmesinde sürekliliğin korunmasına ve çocuğun etnik, dinsel kültürel ve dil kimliğine gerek saygı gösterilecektir. Madde 21 Evlat edinme sistemini kabul eden ve/veya buna izin veren Taraf Devletler, çocuğun en yüksek yararlarının temel düşünce olduğunu kabul edecek ve aşağıdaki ilkeleri gerçekleştirecektir: a) Bir çocuğun evlat edinilmesine ancak yetkili makamlar karar verir. Bu makam uygulanabilir yasa ve usullere göre ve güvenilir tüm bilgilerin ışığında; çocuğun, anne-babası, yakınları ve yasal vasisine göre durumunu göz önüne alarak ve gereken durumlarda tüm ilgililerle yapılacak görüşme sonucu onların da evlat edinme konusundaki onaylarını alma zorunluluğuna uyarak, kararını verir. b) Çocuğun kendi ülkesinde elverişli biçimde bakılması mümkün olmadığı veya evlat edinecek veya yanına yerleştirilecek aile bulunmadığı takdirde, ülkeler arası evlat edinmenin çocuk bakımından uygun bir çözüm olduğunu kabul ederler. c) Başka bir ülkede evlat edinilmesi düşünülen çocuğun, kendi ülkesinde mevcut evlat edinme durumuyla eşdeğer olan güvence ve ölçülerden yararlanmasını sağlarlar. d) Ülkeler arası evlat edinmede, yerleştirmenin ilgililer bakımından yasadışı para kazanma konusu olmaması için gereken bütün önlemleri alırlar. e) Bu maddedeki amaçları, uygun olduğu ölçüde, ikili yada çok taraflı düzenleme veya anlaşmalarla teşvik ederler ve bu çerçevede, çocuğun başka bir ülkede yerleştirilmesinin yetkili makam veya organlar tarafından yürütülmesini güvenceye almak için çaba gösterirler. Madde 22 1. Taraf Devletler, ister tek başına olsun isterse anne-babası veya herhangi bir başka kimse ile birlikte bulunsun, mülteci statüsü kazanmaya çalışan ya da uluslararası iç hukuk kural ve usulleri uyarınca mülteci sayılan bir çocuğun, bu Sözleşmede ve insan haklarına veya insani konulara ilişkin ve söz konusu Devletlerin taraf oldukları diğer Uluslararası sözleşmelerde tanınan ve bu duruma uygulanabilir nitelikte bulunan hakları kullanması amacıyla koruma ve insani yardımdan yararlanması için gerekli bütün önlemleri alırlar. 2.Bu nedenle, Taraf Devletler, uygun gördükleri ölçüde, Birleşmiş Milletler Teşkilatı ve onunla işbirliği yapan hükümetler arası ve hükümet dışı yetkili başka kuruluşlarla bu durumda olan bir çocuğu korumak, ona yardım etmek, herhangi bir mülteci çocuğun ailesiyle yeniden bir araya gelebilmesi için anne-babası veya ailesinin başka üyeleri hakkında bilgi toplamak amacıyla işbirliğinde bulunurlar. Herhangi bir nedenle kendi aile çevresinden sürekli ya da geçici olarak ayrı düşmüş bir çocuğa bu sözleşmeye göre tanınan koruma, aynı esaslar içinde, anne-babası ya da ailesini başkaca üyelerinden hiç birisi bulunamayan çocuğa da tanınacaktır. Madde 23 1. Taraf Devletler zihinsel ya da bedensel özürlü çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşamı etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran şartlar altında eksiksiz bir yaşama sahip olmalarını kabul ederler. 2. Taraf Devletler, özürlü çocukların özel bakımdan yararlanma hakkını tanırlar ve eldeki kaynakları yeterliliği ölçüsünde ve yapılan başvuru üzerine, yardımdan yararlanabilecek durumda olan çocuğa ve onun bakımından sorumlu olanlara, çocuğun durumu ve anne-babasının veya çocuğa bakanların içinde bulundukları koşullara uygun düşecek yardımın yapılmasını teşvik ve taahhüt ederler. 3. Özürlü çocuğun özel bakıma gereksinimi olduğu bilincinden hareketle bu maddenin 2 inci fıkrası uyarınca yapılması öngörülen yardım, çocuğun anne-babasını ya da çocuğa bakanların parasal ( mali) durumları göz önüne alınarak, olanaklara ölçüsünde ücretsiz sağlanır. Bu yardım; özürlü çocuğun eğitimi, meslek eğitimi, tıbbi bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma getirme hazırlık programları ve dinlenme/eğlenme olanaklarından etkin olarak yararlanmasını sağlamak üzere düzenlenir ve çocuğun en eksiksiz biçimde toplumla bütünleşmesi yanında, kültürel ve ruhsal yönü dahil bireysel gelişmesini gerçekleştirme amacını güder. 4. Taraf Devletler, uluslararası işbirliği ruhu içinde, özürlü çocukların koruyucu sıhhi bakımı, tıbbi, psikolojik ve işlevsel tedavileri alanlarına ilişkin gerekli bilgilerin alışverişi yanında, rehabilitasyon, eğitim ve mesleki eğitim hizmetlerine ilişkin yöntemlerin bilgilerini de içerecek şekilde ve Taraf Devletlerin bu alanlardaki güçlerini, anlayışlarını geliştirmek ve deneyimlerini zenginleştirmek amacıyla bilgi dağıtımını ve bu bilgiden yararlanmayı teşvik ederler. Bu bakımdan, gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri, özellikle göz önüne alınır. Madde 24 1. Taraf Devletler, çocuğun olabilecek en iyi sağlık düzeyine kavuşma, tıbbi bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini veren kuruluşlardan yararlanma hakkını tanırlar. Taraf Devletler, hiçbir çocuğun bu tür tıbbi bakım hizmetlerinden yararlanma hakkında yoksun bırakılmamasını güvence altına almak için çaba gösterirler. 2. Taraf Devletler, bu hakkın tam olarak uygulanmasını takip ederler ve özellikle: a) Bebek ve çocuk ölüm oranlarının düşürülmesi; b) Bütün çocuklara gerekli tıbbi yardımının ve tıbbi bakımın; temel sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine önem verilerek sağlanması; c) Temel sağlık hizmetleri çerçevesinde ve başka olanakların yanı sıra, kolayca bulunabilen tekniklerin kullanılması ve besleyici yiyecekler ve temiz içme suyu sağlanması yoluyla ve çevre kirlenmesinin tehlike ve zararlarını göz önüne alarak, hastalık ve yetersiz beslenmeye karşı mücadele edilmesi; d) Anneye doğum öncesi ve sonrası uygun bakımın sağlanması; e) Bütün toplum kesimlerinin özellikle anne- babalar ve çocukların, çocuk sağlığı ve beslenmesi, anne sütü ile beslenmesinin yararları, toplum ve çevre sağlığı ve kazaların önlenmesi konusunda temel bilgileri elde etmeleri ve bu bilgileri kullanmalarına yardımcı olunması; f) Koruyucu sağlık bakımlarının, anne- babaya rehberliğini aile planlaması eğitimi ve hizmetlerinin geliştirilmesi; amaçlarıyla uygun önlemleri alırlar. 3. Taraf Devletler, çocukların sağlığı için zararlı geleneksel uygulamalarının kaldırılması amacıyla uygun ve etkili her türlü önlemi alırlar. 4. Taraf Devletler, bu maddede tanınan hakkın tam olarak gerçekleştirilmesini tedricen sağlamak amacıyla uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi ve teşviki konusunda karşılıklı olarak söz verirler. Bu konuda gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri özellikle göz önünde tutulur. Madde 25 Taraf Devletler, yetkili makamlarca korunma ve bakım altına alma, bedensel ya da ruhsal tedavi amaçlarıyla hakkında bir yerleştirme tedbiri uygulanan çocuğun gördüğü tedaviyi ve yerleştirilmesine bağlı diğer tüm şartları belli aralıklarla gözden geçirme hakkına sahip olduğunu kabul ederler. Alinti..Hukuk Sitesi..
__________________
Bilgi ve paylasimin guclu adresi. |
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
![]() |
• Kimler çocuktur?
• Çocukların temel hakları nelerdir? • Velayet ve vesayet nedir? • Çocuğun kendini ifade etmesi niçin önemlidir? • Çocuk ihmal ve istismarı nedir? • Hangi çocuklar tehlike altındadır? • Çocuğa karşı şiddetin yoğun olduğu yerlerde önleme nasıl olmaktadır? - Aile içi şiddet neden ve nasıl önlenmelidir? - Çalışan çocukları bekleyen tehlikeler nelerdir? - Eğitim ve Koruma Kurumlarında şiddet nasıl önlenmelidir? • Uyuşturucu - uçucu maddeler ve çocuk konusunda neler biliyoruz? • Medya ve çocuk ilişkisi nasıl olmalıdır? • Hangi davalarda çocuğun görüşünün alınması mutlaka gereklidir? • Suça itilen çocukların durumu nedir? • Suç mağduru çocukların durumu nedir? • Çocukların haklarının korunması ve gelişimlerinin güvence altına alınması için ne yapabiliriz? Kimler çocuktur? 18 yaşından küçük herkes çocuktur. Çocukların temel hakları nelerdir? YAŞAMA, KORUNMA, GELİŞME ve KATILIM hakları, çocukların temel haklarıdır. Velayet ve vesayet nedir? Velayet ve vesayet çocuğun korunması ve temsili için öngörülmüş hukuki kurumlardır. Asıl olan 18 yaşına kadar çocuğun ana-babasının velayeti altında olmasıdır. Boşanma, ölüm durumlarında velayet ana-babadan birine verilir. Ana-babanın velayet görevini kullanamayacağı çeşitli durumlarda çocuğa Mahkeme’ce vasi tayin edilir. Veli ve vasilerin görevi, çocuğun güvenlik içinde yetişmesi için uygun bir ortam sağlamak, onun bakımı, şefkat gereksinimini karşılamak, temsil etmektir. Bu görevin kötüye kullanılması, çocuğa kötü muamele yapılıp güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi halinde Mahkeme çocuk hakkında çeşitli tedbirlere başvurur. Bu tedbirler tehlikenin büyüklüğüne göre, ana-babanın veya vasinin uyarılmasından velayet veya vesayet kararının kaldırılmasına ve çocuğun bir kuruma yerleştirilmesine kadar değişik biçimde uygulanır. Çocuğun kendini ifade etmesi niçin önemlidir? Çocuğun kişiliğinin gelişmesi için onu ilgilendiren her konuda hoşgörülü bir ortamda kendisini ifade etmesi sağlanmalıdır. Aksi halde kişiliğinin bastırılması, onu çeşitli olumsuz davranışlara iter: içine kapanma, okulda başarısızlık, okuldan ve evden kaçma, şiddet, suç işleme gibi. Çocuk ihmal ve istismarı nedir? Çocuğun sağlığı, fiziksel ve psikolojik gelişimi için gerekli ihtiyaçlarının karşılanamaması ÇOCUK İHMALİ, çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikolojik gelişimini olumsuz etkileyen hareketler de ÇOCUK İSTİSMARIdır. Bu davranışlar; - Bir yetişkin (ana-baba, kamu görevlisi, herhangi bir yetişkin) - Çocuğun içinde yaşadığı toplum, ya da - Devlet tarafından yapılabilir. İstismar Türleri: 1. Fiziksel istismar (dayak ve kaza dışı çocuğu yaralayan, vücudunda iz bırakan her türlü eylem) 2. Duygusal istismar (reddetme, aşağılama, yalnız bırakma, korkutma, yıldırma, tehdit) 3. Cinsel istismar (psikososyal gelişimini tamamlamamış bir çocuğun bir yetişkin tarafından cinsel doyum ve uyarım için kullanılması) 4. Ekonomik istismar (çocuğun gelişimini engelleyici, haklarını ihlal edici işlerde veya düşük ücretli iş gücü olarak çalıştırılması) İstismar edenin sorumluluğu: Bir çocuğu ihmal ve istismar eden kişi Türk Ceza Kanunu’na göre cezalandırılır. Eğer bu kişi çocuğun veli ve vasisi ise velayeti veya vesayet kararı kaldırılır. Ayrıca bu kişi çocuğa vermiş olduğu zararın karşılığında tazminat ödemek yükümlülüğündedir. Çocuklara karşı ana-babaları veya kişiler tarafından işlenen suçlarda zamanaşımı, çocuğun 18 yaşını bitirdiği günden itibaren başlar. Bir çocuğun ihmal ve istismar edildiği öğrenildiğinde ne yapılabilir? 1. Soruşturma ile yetkili mercilere başvuru: Bu merciler Savcılık ve Karakollardır. Savcılık, adli tıp raporu alınması dâhil her türlü delili toplayacak, bu delilleri değerlendirerek kamu davası açılıp açılmayacağına karar verecektir. 2. Koruma ile yükümlü mercilere başvuru: Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu İl Müdürlüğü veya Valilik korumaya alınması gereken çocukların bildirilmesi gereken makamlardır. Bu bildirimler çocuk dâhil herkes tarafından yazılı ya da sözlü yapılabilir. Başvuruların yazılı yapılması işlemlerin resmi yürümesi, daha sonra izlenmesi ve sonuç alınabilmesi için önemlidir. Bu konularda Baro Çocuk Hakları Merkezi ve Baro Adli Yardım Merkezinden yardım alınabilir. 3. Biz ceza davasında suçun mağduru 18 yaşın altında ise Cumhuriyet Savcısı ve Mahkeme Baro’dan çocuğun veya yasal temsilcisinin istemi aranmaksızın avukat tayini talep eder. Hangi çocuklar tehlike altındadır? Çocuk Koruma Kanunu’na göre “korunma ihtiyacı olan çocuk” bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru çocuklardır. 1. Bir yetişkinin korumasından ya da yol göstericiliğinden yoksun: - Anne babası bulunmayan, ölmüş olan çocuklar - Terkedilmiş çocuklar 2. İhmal edilen, sosyal tehlikelere, suça, kötü alışkanlıklara karşı korumasız bırakılan çocuklar (sokakta yaşayan, fuhuşa teşvik edilen vs.) 3. İstismar edilen çocuklar 4. Savaş ve silahlı çatışma ortamında bulunan çocuklar 5. Yaşaması ve gelişmesi için gerekli ihtiyaçların karşılanması olanaklarından yoksun ortamda bulunan çocuklar 6. İşkence, zalimane ve insanlık dışı muameleye maruz kalan çocuklar 7. Mülteci çocuklar 8. Yaşadığı ülkede haklarını kullanmasına yasal ya da idari engel bulunan azınlıklara mensup çocuklar Tehlike altındadırlar. Çocukla ilgili koruyucu ve destekleyici tedbirler, çocuğun öncelikle kendi aile ortamında korunmasını sağlamaya yönelik danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma konularında alınacak tedbirlerdir. Barınma yeri olmayan çocuklu kimselere veya hayatı tehlikede olan hamile kadınlara yönelik tedbirlerde talep halinde kimlikleri ve adresleri gizli tutulur. Tehlike bulunmadığının tespiti ya da veli, vasi veya çocuğun bakım ve gözetiminden sorumlu kimselerin desteklenmesi halinde tehlikenin bertaraf edileceğinin anlaşılması halinde çocuk bu kişilere de teslim edilebilir. Çocuğa karşı şiddetin yoğun olduğu yerlerde önleme nasıl olmalıdır? - Aile içi şiddet neden ve nasıl önlenmelidir? Aile içi şiddet çocuk istismarına yol açan, çocuğun gelişimini engelleyen ve onu şiddete başvuran bir yetişkin haline getiren bir davranıştır. Aile içinde şiddetin önlenmesi hem çocuğun fiziksel ve psikolojik sağlığının korunması hem de toplumsal barışın sağlanması için önemlidir. Aile içinde şiddetin önlenmesi için Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağlı Toplum Merkezleri psikolojik ve sosyal açıdan yardımcı olmaktadırlar. Bu Merkezlerin telefon numaralarının yazının en sonunda bulabilirsiniz. Ayrıca 1998 de yürürlüğe giren “Ailenin Korunmasına Dair Kanun” uyarınca, aile içinde şiddete maruz kalan kişi Aile Mahkemesine müracaat ederek tedbir alınmasını talep edebilir. Bu talebi durumu ihbarla öğrenen Cumhuriyet Savcıları da yapabilir. Bu nedenle bir kimsenin aile içinde şiddete maruz kaldığını gören ve duyan herkes durumu Karakol ve Cumhuriyet Savcısına bildirerek müdahale etmesini isteyebilir. Bu konuda Baro Adli Yardım Merkezinden destek alınabilir. - Çalışan çocukları bekleyen tehlikeler nelerdir? Çocukların çalışmak zorunda kalmaları eğitimlerinin aksaması, ruh ve beden sağlıklarının bozulması, çeşitli taciz ve istismarlara maruz kalmaları gibi pek çok soruna neden olmaktadır. Çalışan çocukları iki grupta toplayabiliriz: a) Kayıtlı çalışanlar • Çocuk işçi statüsünde olanlar • Çırak statüsünde olanlar b) Kayıt dışı çalışanlar • Sokakta çalışanlar • Tarım kesiminde çalışanlar • Ev içi hizmetlerde çalışanlar • Kayıt dışı çıraklar 18 yaşından küçükler ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamazlar. Çocuğun çalışması onun beden ve ruh sağlığına zarar vermeyecek biçimde ve eğitimini engellemeyecek saat dilimlerinde olmalıdır. Halen yürürlükteki yasalara göre 15 yaşını doldurmuş 19 yaşından gün almamış olanlar Çıraklık ve Mesleki Eğitim Yasası’na göre çalıştırılabilirler. 06.04.06 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılması Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik bu konuyu düzenlemektedir. - Eğitim ve Koruma Kurumlarında şiddet nasıl önlenmelidir? Kanunlar ve yönetmelikler, Eğitim ve Koruma Kurumlarında çocuğa karşı şiddet uygulamasını yasaklar. Ancak günlük yaşamda buralarda da şiddet olaylarına rastlanmaktadır. Böyle durumlarda hem idari hem adli makamlara delilleri ile birlikte müracaat edilmelidir. Bu konuda da Baro Çocuk Hakları Merkezi ve Baro Adli Yardım Merkezi hizmetlerinden yararlanılabilir. Uyuşturucu-uçucu maddeler ve çocuk konusunda ne biliyoruz? Uyuşturucu maddeler, merkez sinir sistemine etki eden, az veya çok sürekli kullanılan, davranış, karakter ve şuur değişikliği yapan, meydana getirdikleri davranış değişiklikleri hemen hemen hiçbir toplumda kabul görmeyen, üretim, ticaret ve satışı yasak ya da yasal kurallara bağlı maddelerdir. Bu maddelerin kimilerinin tıbbi maksatla belirli doz ve sürelerde kullanılması özel reçete ile mümkündür. Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin imali ve ticaretinde çocukların kullanılması suç olduğu gibi bunların çocuklara satılması da suçtur. Bu konuda herkesin toplumsal sorumluluğu vardır. Bu gibi durumlarla karşılaşanların İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şubesini 0212 636 19 57 veya 0212 636 22 80 numaralardan telefonla aramaları çocukların güvenliği açısından bir vatandaşlık görevidir. Uçucu maddeler ise uyuşturucu niteliğinde olmadığı için satışı yasak olmayan ama bağımlılığa neden olan ve kullanıldığında kalıcı fiziksel rahatsızlıklardan ölüme kadar pek çok zararlı etkisi olan maddelerdir. Sanıldığının aksine, bu maddeleri sadece sokakta yaşayan çocuklar kullanmamaktadır. Özellikle sanayide ve atölyelerde çalışan çocuklar bu maddelerin tehdidi altındadır. Öte yandan, okullu çocuklar arasında da bu tür maddelerin kullanımına rastlanmaktadır. Bağımlılık yapan uçucu maddeler nelerdir, nerelerde rastlanır? • Çeşitli boyalarda sulandırıcı ve temizleyici olarak (tiner gibi) • Ayakkabı, deri ürünleri fabrikalarında • Lastik bot, yapay deri, boya, vernik, yer cilası üreten işyerlerinde • Emaye, yer muşambası, yapay gübre imalatında • Yapıştırıcı üretiminde • Basımevleri ve boyahanelerde • Mobilya ve oyuncak imalatında Yoğun olarak kullanılan kimyevi ürünlerdeki “benzen” adlı çözücü madde ve benzerleri uçucu maddelerdir. Uçucu maddelerin etkileri nelerdir? • Konuşma, algılama bozuklukları • Bilinç bozuklukları • Depresyon • Karaciğer yetmezliği • Karaciğer tümörü • Böbrek, akciğer kanseri • Lösemi • Ölüm bu uçucu maddelerin yıkıcı etkileridir. Medya ve çocuk ilişkisi nasıl olmalıdır? Medya, çocuğun yaşamında çok önemli rolü olan bir güçtür. Medya çocuğun gelişiminde ve eğitiminde, bilgi ve belgelere ulaşmasında aktif bir role sahiptir. Çocuk, gazete, dergi TV haberlerinde, dizilerde, programlarda, reklamlarda belirli kurallar içinde yer almalıdır. Çocukların fiziksel, zihinsel, ruhsal, ahlaki gelişimini olumsuz yönde etkileyecek yayın yapılmaması esastır. Suça itilen küçüklerin suçları ve bunların yargılanmaları ile ilgili olarak her türlü yayın yapılması yasaktır. İhmal ve istismara uğrayan, mağdur çocuklar hakkında yapılan yayınlarda kimlik ve kimliği belirten yayın yapılamaz, görüntü verilemez. Ancak bu konuda kamuoyunun bilgi edinme hakkının da korunması gerekir. Çocuklara yönelik ve içinde çocukların kullanıldığı reklâmlarda, onların yararlarına zarar verecek unsurlar bulunmamalı ve çocukların duyguları göz önünde tutulmalıdır. Medyanın bu konulardaki görevlerini gereği gibi yerine getirmemesi halinde Basın Konseyi’ne veya Radyo Televizyon Üst Kuruluna görüşlerinizi bildirebilirsiniz. (Alo RTÜK 178 RTÜK: 0312 297 50 00) Hangi davalarda çocukların görüşünün alınması mutlaka gereklidir? - Tüm idari ve adli mercilerde çocuğu ilgilendiren durumlarda karar vermeden önce çocuğun görüşünün ilgili merci tarafından alınması gereklidir. - Boşanma, ayrılık, çocukların velayeti, kişisel ilişki, babalık, evlat edinme davalarında Mahkeme mutlaka çocuğun görüşünü almaya mecburdur. Suça itilen çocukların durumları nedir? Herkes suçu kesinleşinceye kadar masumdur. Ceza Kanunu’na aykırı davranan çocuklara özel hükümler uygulanır. 0-12 yaş grubundakilerin ceza sorumluluğu yoktur.12-18 yaş grubundakiler Çocuk Mahkemelerinde yargılanırlar. Çocukların suçtan korunabilmesi için haklarındaki işlemler onlara özel makamlarca ve onlara özel usullerle yürütülmektedir. Çocuklar yakalandıkları anda Baro’ya bildirilerek kendilerine bir avukat atanması sağlanmaktadır. Yeni yasal düzenlemelere göre, belli suçlarda mağdurun zararının karşılanması halinde soruşturma ve kovuşturma ortadan kaldırılmaktadır. Suça itilen çocuklar hakkında yargılamanın amacı: - Çocukların haklarını ve güvenliklerini korumak - Bedensel, zihinsel ve ruhsal gelişimlerini sağlamak - Toplumun da gereksinimlerini sağlamaktır. Çocuğun suça itilmesini önlemek, özel bir kanunla yargılanmasını sağlamak, onu topluma kazandırıcı tedbir ve cezaları yürürlüğe koymak ve yeniden toplumsallaştırmayı gerçekleştirmek amacı güden çeşitli uluslar arası ve ulusal yasalar vardır. Suç mağduru çocukların durumları nedir? Suç mağduru çocuklar ve/veya veli, vasileri Baro’lara başvurarak Adli Yardımdan yararlanabilirler. İstanbul Barosunda Mağdur Çocuklara Hukuki Yardım Birimi, ihmal ya da istismar edilerek mağdur edilen tüm çocuklara ücretsiz avukatlık hizmeti verir. Ayrıca görülmekte olan davalarda tespit edilen suç mağduru çocuklar için Savcılık ve/veya Mahkeme Baro’dan avukat talep etmektedir. Çocukların haklarının korunması ve gelişimlerinin güvence altına alınması için ne yapabiliriz? - Çocukların haklarını ve onlara karşı gerek kendimizin, gerekse devletin ve diğer birimlerin yükümlülüklerini öğrenebilir, uygulayabilir ve uygulanmasını talep edebiliriz. - Çocukların ihmal ve istismarını önlemek için öğrendiğimiz veya şüphelendiğimiz durumları karakollara, Cumhuriyet Savcılıklarına veya çocukları korumakla yükümlü kurumlara (Valilik, Belediye, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu), Baro’lara ve sivil toplum kuruluşlarına bildirebiliriz. - Unutmayalım ki, çocuklara karşı işlenmiş suçların yetkili makamlara bildirilmemesi suçtur ve cezası ağırlaştırılmıştır. ÇOCUKLARIN HAKLARININ KORUNMASI VE GELİŞİMLERİNİN GÜVENCE ALTINA ALINMASI İÇİN BAŞVURULABİLECEK BAZI MERKEZLER SHÇEK Toplum ve Çocuk Merkezleri Okmeydanı 0212 220 53 66 Koca Mustafa Paşa 0212 632 00 17 Gazi Mahallesi 0212 650 33 21 Sultanbeyli 0216 496 45 99 Ümraniye 0216 472 72 99 Yakacık 0216 309 91 25 Beyoğlu 0212 297 39 26 Kadıköy 0216 330 39 18 Ağaçlı 0212 205 21 14 Ayvansaray 0212 534 86 72 Zeytinburnu 0212 416 25 53 Bağcılar 0212 489 09 41 Alo Çocuk 183 Alo Polis 155 (Her ilçede Emniyet Müdürlüğü Çocuk Büro Amirlikleri de vardır) Şişli Etfal Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Servisi 0212 231 22 09-1279 veya 1746 İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Bölümü 0212 531 45 44 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş İstanbul Grup Başkanlığı 0212 533 46 97 İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi 0212 245 63 51 – 251 63 25 / 149 İstanbul Barosu Adli Yardım Birimi 0212 251 63 25 / 150 veya 163 Kadıköy Adli Yardım Birimi 0216 414 68 53 Kartal Adli Yardım Birimi 0216 352 53 94 Bakırköy Adli Yardım Birimi 0212 583 12 33 Bu yazı İSTANBUL BAROSU ÇOCUK HAKLARI MERKEZİ tarafından düzenlenmiştir.
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Seninle tattım ben her mutluluğu Bırakıp gidersen bil ki yaşamam Ömrümden canımdan ne istersen al Gülü susuz seni aşksız bırakmam Üşüdüm diyorsan güneş olurum Yanarım sevginle ateş olurum Dolarım havaya nefes olurum Gülü susuz seni aşksız bırakmam [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Insan Haklari ve Demokrasi Egitiminin Önemi | SiNaNaY | HUKUK | 0 | 12-02-2008 08:30 PM |
| Avrupa Insan Haklari Sözleşmesi | kelebek | HUKUK | 0 | 08-06-2008 06:53 PM |
| Birleşmiş Milletler Insan Haklari Evrensel Beyannamesi | kelebek | HUKUK | 0 | 02-27-2008 09:13 AM |
| İslam'da Kadin Haklari | almira | Din Bilgisi Ve islam Kültürü | 0 | 01-23-2008 07:47 AM |
| TÜketİcİ Haklari ve Yeni Değişiklikler...! Herkes Okusun | SiNaNaY | HUKUK | 1 | 12-04-2007 12:11 PM |
| New To Site? | Need Help? |