İngilizce dersi etkinlikleri - Sayfa 2 - ForumSitem.Net

ingilizce ve gramer ingilizce dersleri, ingilizce gramer, ingilizce kelimeler, ingilizce eğitim setleri, kitap özetleri, İngilizce Sözlük


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10-05-2008, 06:48 PM   #11 (permalink)
Yol Arkadasim
almira - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 10.463
Tecrübe Puanı: 1000
Rep Puanı : 22094
Rep Derecesi : almira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond repute
Standart Geçmişte Bitmiş Zaman

The Past Perfect Tense
Geçmişte Bitmiş Zaman - (Mişti)



Geçmişte yapılan bir eylemin yine geçmişte bir noktaya olan etkisi ifade etmek için kullanılır. Türkçedeki karşılğı bu zamanın miş' li geçmiş zamandır.Bu zamanda cümle yapısı had bütün şahışlarda fiilden önce kullanılır ve Fiil 3. Geçmiş zaman şeklindedir..

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Positive Sentence Structure / Olumlu Cümle Yapısı
Subject (Özne) / Had / Verb-3 (Fiil-3) / Object (Nesne)

I had begun (Başlamıştım)
We had begun (Başlamıştık)
You had begun (Başlamıştın - Başlamıştınız)
They had begun (Başlamışlardı)
He had begun (Başlamıştı)
It had begun (Başlamıştı)
She had begun (Başlamıştı)
My Brother had begun . (Kardeşim Başlamıştı)
My Brothers had begun . (Kardeşlerim Başlamışlardı)

Negative Sentence Structure / Olumsuz Cümle Yapısı
Subject (Özne) / Had + Not / Verb-3 (Fiil-3) / Object (Nesne)

Had den sonra sonra not getirilir. Not takısı Had ile aşağıdaki şekilde kaynaşır.

Had not - Hadn't

I had not begun (Başlamıştım)
We had not begun (Başlamamıştık )
You had not begun (Başlamamıştın- Başlamamıştınız )
They had not begun (Başlamamışlardı )
He had not begun (Başlamamıştı )
It had not begun (Başlamamıştı )
She had not begun (Başlamamıştı )
My Brother had not begun (Kardeşim Başlamamıştı )
My Brothers had not begun (Kardeşlerim Başlamamışlardı )

Interrogative Sentence Structure / Soru Cümle Yapısı
Had / Subject (Özne) / Verb-3 (Fiil-3) / Object (Nesne)
Had cümle başına getirilmesiyle Geçmişte Bitmiş Zaman soru cümlesi kurulur.

had I begun ? (Başlamış mıydım?)
had We begun ? (Başlamış mıydık?)
had You begun ? (Başlamış mıydın? - Başlamış mıydınız?)
had They begun ? (Başlamışlar mıydı?)
had He begun ? (Başlamış mıydı?)
had It begun ? (Başlamış mıydı?)
had She begun ? (Başlamış mıydı?)
had My Brother begun ? (Kardeşim Başlamış mıydı?)
had My Brothers begun ? (Kardeşlerim Başlamışlar mıydı?)

Negative Interrogative Sentence Structure / Negatif Soru Cümle Yapısı
had / Subject (Özne) / Not / Verb-3 (Fiil -3) / Object (Nesne)

had I not begun ? (Başlamamış mıydım?)
had We not begun ? (Başlamamış mıydık?)
had You not begun ? (Başlamamış mıydın? - Başlamamış mıydınız?)
had They not begun ? (Başlamamışlar mıydı?)
had He not begun ? (Başlamamış mıydı ?)
had It not begun ? (Başlamamış mıydı ?)
had She not begun ? (Başlamamış mıydı ?)
had My Brother not begun ? (Kardeşim Başlamamış mıydı ?)
had My Brothers not begun ? (Kardeşlerim Başlamamışlar mıydı?)

had ile not olumsuz Soru cümlelerinde hadn't kaynaşmış şekilde cümle başına getirilebilir.
hadn't They begun ? (Başlamamışlar mıydı?)
hadn't He begun ? (Başlamamış mıydı ?)

Bazı Kullanıldığı Yerler.

1.Geçmişte yapılan bir eylemin yine geçmişte başka bir eylemden önce yapıldığını ifade etmek için.

My brother had eaten the cake when I came home - ( eve geldiğimde kardeşim keki yemişti)

2.I wish, If only, Would rather, Would Sooner gibi deyimleri Geçmişte bitmiş zamanda kullanılırsa , anlam olarak geçleşmemiş arzu ve dilekler ifade edilir.

I wish You had seen my dog. - ( köpegimi görmüş olmanı isterdim)
almira isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-05-2008, 06:53 PM   #12 (permalink)
Yol Arkadasim
almira - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 10.463
Tecrübe Puanı: 1000
Rep Puanı : 22094
Rep Derecesi : almira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond repute
Standart Sürekli Geçmişte Bitmiş Zaman

The Past Perfect Continuous Tense
Sürekli Geçmişte Bitmiş Zaman - (mekteydi)


Geçmişte bitmiş zamanın devam eden hali olarak tanımlanabilir. Cümle yapısı olarak -Had been- yardımcı fiileriyle ve Ing eki almış fiileden oluşur. Bu zamanın Türkçe' ye çevrilişi -The Past Continuous Tense - Sürekli Geçmiş Zamana- çok benzer.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]



Positive Sentence Structure / Olumlu Cümle Yapısı
Subject (Özne) / Had Been / Verb-Ing (Fiil-Ing) / Object (Nesne)


I Had Been staying (Kalmaktaydım)
We Had Been staying (Kalmaktaydık)
You Had Been staying (Kalmaktaydın - Kalmaktaydınız)
They Had Been staying (Kalmaktaydılar)
He Had Been staying (Kalmaktaydı)
It Had Been staying (Kalmaktaydı)
She Had Been staying (Kalmaktaydı)
My Brother Had Been staying . (Kardeşim Kalmaktaydı)
My Brothers Had Been staying . (Kardeşlerim Kalmaktaydılar)


Negative Sentence Structure / Olumsuz Cümle Yapısı
Subject (Özne) / Had + Not / Been / Verb-Ing (Fiil-Ing) / Object (Nesne)

I Had not Been staying (Kalmakta Değildim)
We Had not Been staying (Kalmakta Değildik )
You Had not Been staying (Kalmakta Değildin- Kalmakta Değildiniz )
They Had not Been staying (Kalmakta Değillerdi )
He Had not Been staying (Kalmakta Değildi )
It Had not Been staying (Kalmakta Değildi )
She Had not Been staying (Kalmakta Değildi )
My Brother Had Been not staying (Kardeşim Kalmakta Değildi )
My Brothers Had Been not staying (Kardeşlerim Kalmakta Değildiler )


Interrogative Sentence Structure / Soru Cümle Yapısı
Had / Subject (Özne) / Been /Verb-Ing (Fiil-Ing) / Object (Nesne)
Had cümle başına getirilmesiyle Süreklii Geçmişte Bitmiş Zaman soru cümlesi kurulur.

Had I Been staying ? (Kalmakta mıydım?)
Had We Been staying ? (Kalmakta mıydık?)
Had You Been staying ? (Kalmakta mıydın? - Kalmakta mıydınız?)
Had They Been staying ? (Kalmakta mıydı?)
Had He Been staying ? (Kalmakta mıydı?)
Had It Been staying ? (Kalmakta mıydı?)
Had She Been staying ? (Kalmakta mıydı?)
Had My Been Brother staying ? (Kardeşim Kalmakta mıydı?)
Had My Been Brothers staying ? (Kardeşlerim Kalmakta mıydı?)


Negative Interrogative Sentence Structure / Negatif Soru Cümle Yapısı
Had / Subject (Özne) / Not / Been / Verb-Ing (Fiil -Ing) / Object (Nesne)


Had I not Been staying ? (Kalmakta Değil miydim?)
Had We not Been staying ? (Kalmakta Değil miydik?)
Had You not Been staying ? (Kalmakta Değil miydin? - Kalmakta Değil miydiniz?)
Had They not Been staying ? (Kalmakta Değiller miydi?)
Had He not Been staying ? (Kalmakta Değil miydi ?)
Had It not Been staying ? (Kalmakta Değil miydi ?)
Had She not Been staying ? (Kalmakta Değil miydi ?)
Had My Brother not Been staying ? (Kardeşim Kalmakta Değil miydi ?)
Had My Brothers not Been staying ? (Kardeşlerim Kalmakta Değiller miydi ?)


Had ile Not olumsuz Soru cümlelerinde Hadn't kaynaşmış şekilde cümle başına getirilebilir.

Hadn't They been staying ? (Kalmakta Değiller miydi?)
Hadn't He been staying ? (Kalmakta Değil miydi ?)

Bazı Kullanıldığı Yerler.

1- Geçmişte başlayıp ve geçmişte belirli bir zamana kadar devam eden eylemler anlatmak için

He had been working in the office When boss came. ( Şef geldiğinde ofiste çalışmaktaydı)
almira isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-05-2008, 06:57 PM   #13 (permalink)
Yol Arkadasim
almira - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 10.463
Tecrübe Puanı: 1000
Rep Puanı : 22094
Rep Derecesi : almira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond repute
Standart Gelecekte Bitmiş Zaman

The Future Perfect Tense
Gelecekte Bitmiş Zaman (-miş olacak)


Gelecekteki bir zamanda geçmişte kalacak bir eylemi ifade etmek için kullanılır. Gelecekte Bitmiş Zaman Cümle yapısı -shall- ve -will- yardımcı fiileri kullanılır. Esas Fiilin önüne -have- getirilir ve fiilin 3. geçmiş zaman hali kullanılır.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


I ve We özneleri için Shal veya Will. Diğer özneler için Will kullanılmaktadır.

Positive Sentence Structure / Olumlu Cümle Yapısı
Subject (Özne) / Shall-Will / Have / Verb-3 (Fiil-3) / Object (Nesne)

I Shall Have stayed (Kalmış Olacağım)
We Shall Have stayed (Kalmış Olacaksın)
You Will Have stayed (Kalmış Olacaksın - Kalmış Olacaksınız)
They Will Have stayed (Kalmış Olacaklar)
He Will Have stayed (Kalmış Olacak)
It Will Have stayed (Kalmış Olacak)
She Will Have stayed (Kalmış Olacak)
My Will Brother Have stayed . (Kardeşim Kalmış Olacak)
My Will Brothers Have stayed . (Kardeşlerim Kalmış Olacaklar)

Negative Sentence Structure / Olumsuz Cümle Yapısı
Subject (Özne) / Shan't-Won't / Have / Verb-3 (Fiil-3) / Object (Nesne)

I Shan't Have stayed (Kalmış Olmayacağım)
We Shan't Have stayed (Kalmış Olmayacağız )
You won't Have stayed (Kalmış Olmayacaksın- Kalmış Olmayacaksınız )
They won't Have stayed (Kalmış Olmayacaklar )
He won't Have stayed (Kalmış Olmayacak )
It won't Have stayed (Kalmış Olmayacak )
She won't Have stayed (Kalmış Olmayacak)
My Brother won't Have stayed (Kardeşim Kalmış Olmayacak )
My Brothers won't Have stayed (Kardeşlerim Kalmış Olmayacaklar )

Interrogative Sentence Structure / Soru Cümle Yapısı
Shall-Will / Subject (Özne) / Have / Verb-3 (Fiil-3) / Object (Nesne)


Shall-will cümle başına getirilmesiyle Gelecekte Bitmiş Zaman soru cümlesi kurulur.


Shall I Have stayed ? (Kalmış olacak mıyım?)
Shall We Have stayed ? (Kalmış olacak mıyız?)
Will You Have stayed ? (Kalmış olacak mısın? - Kalmış olacak mısınız?)
Will They Have stayed ? (Kalmış olacaklar mı?)
Will He Have stayed ? (Kalmış olacak mı?)
Will It Have stayed ? (Kalmış olacak mı?)
Will She Have stayed ? (Kalmış olacak mı?)
Will My Brother Have stayed ? (Kardeşim Kalmış olacak mı?)
Will My Brothers Have stayed ? (Kardeşlerim Kalmış olacaklar mı?)

Negative Interrogative Sentence Structure / Negatif Soru Cümle Yapısı
Shan't - Won't / Subject (Özne) / Have / Verb-3 (Fiil -3) / Object (Nesne)

Shan't I Have stayed ? (Kalmış olmayacak mıyım?)
Shan't We Have stayed ? (Kalmış olmayacak mıyız?)
Won't You Have stayed ? (Kalmış olmayacak mısın? - Kalmış olmayacak mısınız?)
Won't They Have stayed ? (Kalmış olmayacaklar mı?)
Won't He Have stayed ? (Kalmış olmayacak mı?)
Won't It Have stayed ? (Kalmış olmayacak mı ?)
Won't She Have stayed ? (Kalmış olmayacak mı ?)
Won't My Brother Have stayed ? (Kardeşim Kalmış olmayacak mı ?)
Won't My Brothers Have stayed ? (Kardeşlerim Kalmış olmayacaklar mı ?)

Bazı Kullanıldığı Yerler.

1. Gelecekte bir zamandan önce bir eylemin olacağını ifade etmek için kullanılır.

I Shall have fnished my homework, before 11 o'clock. - ( Saat 11' den önce Ev ödevimi bitirmiş olacagım)
almira isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-05-2008, 06:59 PM   #14 (permalink)
Yol Arkadasim
almira - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 10.463
Tecrübe Puanı: 1000
Rep Puanı : 22094
Rep Derecesi : almira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond repute
Standart Sürekli Gelecekte Bitmiş Zaman

The Future Perfect Continuous Tense
Sürekli Gelecekte Bitmiş Zaman (-mekte olacak)



Gelecekteki bir zaman noktasına kadar devam etmekte olan veya devam etmekte olmayan bir eylemi ifade etmek için kullanılır. Bu zamanın cümle yapısında Will ve Shall Yardımcı fiileri kullanılır, Esas fiilin önüne -Have Been Been- getirilir ve Fiile -ING- takısı eklenir.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Positive Sentence Structure / Olumlu Cümle Yapısı
Subject (Özne) / Shall-Will / Have Been / Verb-ING (Fiil-ING) / Object (Nesne)


I Shall Have Been Staying (Kalmakta Olacağım)
We Shall Have Been Staying (Kalmakta Olacaksın)
You Will Have Been Staying (Kalmakta Olacaksın - Kalmakta Olacaksınız)
They Will Have Been Staying (Kalmakta Olacaklar)
He Will Have Been Staying (Kalmakta Olacak)
It Will Have Been Staying (Kalmakta Olacak)
She Will Have Been Staying (Kalmakta Olacak)
My Will Brother Have Been Staying . (Kardeşim Kalmakta Olacak)
My Will Brothers Have Been Staying . (Kardeşlerim Kalmakta Olacaklar)


Negative Sentence Structure / Olumsuz Cümle Yapısı
Subject (Özne) / Shan't-Won't / Have Been / Verb-ING (Fiil-ING) / Object (Nesne)


I Shan't Have Been Staying (Kalmakta Olmayacağım)
We Shan't Have Been Staying (Kalmakta Olmayacağız )
You won't Have Been Staying (Kalmakta Olmayacaksın- Kalmakta Olmayacaksınız )
They won't Have Been Staying (Kalmakta Olmayacaklar )
He won't Have Been Staying (Kalmakta Olmayacak )
It won't Have Been Staying (Kalmakta Olmayacak )
She won't Have Been Staying (Kalmakta Olmayacak)
My Brother won't Have Been Staying (Kardeşim Kalmakta Olmayacak )
My Brothers won't Have Been Staying (Kardeşlerim Kalmakta Olmayacaklar )


Interrogative Sentence Structure / Soru Cümle Yapısı
Shall-Will / Subject (Özne) / Have Been / Verb-ING (Fiil-ING) / Object (Nesne)

Shall-will cümle başına getirilmesiyle Gelecekte Bitmiş Zaman soru cümlesi kurulur.

Shall I Have Been Staying ? (Kalmakta mı olacağım?)
Shall We Have Been Staying ? (Kalmakta mı olacağız?)
Will You Have Been Staying ? (Kalmakta mı olacaksın? - Kalmakta mı olacaksınız?)
Will They Have Been Staying ? (Kalmakta mı olacaklar?)
Will He Have Been Staying ? (Kalmakta mı olacak?)
Will It Have Been Staying ? (Kalmakta mı olacak?)
Will She Have Been Staying ? (Kalmakta mı olacak?)
Will My Brother Have Been Staying ? (Kardeşim Kalmakta mı olacak?)
Will My Brothers Have Been Staying ? (Kardeşlerim Kalmakta mı olacakLAR?)

Negative Interrogative Sentence Structure / Negatif Soru Cümle Yapısı
Shan't - Won't / Subject (Özne) / Have Been / Verb-ING (Fiil -ING) / Object (Nesne)

Shan't I Have Been Staying ? (Kalmakta olmayacak mıyım?)
Shan't We Have Been Staying ? (Kalmakta olmayacak mıyız?)
Won't You Have Been Staying ? (Kalmakta olmayacak mısın? - Kalmakta olmayacak mısınız?)
Won't They Have Been Staying ? (Kalmakta olmayacaklar mı?)
Won't He Have Been Staying ? (Kalmakta olmayacak mı?)
Won't It Have Been Staying ? (Kalmakta olmayacak mı ?)
Won't She Have Been Staying ? (Kalmakta olmayacak mı ?)
Won't My Brother Have Been Staying ? (Kardeşim Kalmakta olmayacak mı ?)
Won't My Brothers Have Been Staying ? (Kardeşlerim Kalmakta olmayacaklar mı ?)

Bazı Kullanıldığı Yerler.

1. Esas olarak günümüzde bu zaman pek kullanılmaz yerine The Future Perfect Tense - Gelecekte Bitmiş Zaman (-miş olacak) kullanılır. Ama gelecekte bir zamanda , eylem bitmiş olarak o ana kadar süreklilik arz edecek şekilde yapıldığını vurğulanmak istenirse kullanılmaktadır.
almira isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-05-2008, 07:06 PM   #15 (permalink)
Yol Arkadasim
almira - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 10.463
Tecrübe Puanı: 1000
Rep Puanı : 22094
Rep Derecesi : almira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond repute
Standart ingilizce Başlangıç Seviyeleri

Düzey 1


Başlangıç Düzey 1
İngilizce'de Cümle Yapısı
The Alphabet - İngilizce Alfabe
İngilizce Sayılar - Numbers
Singular / Plural - Tekil / Çoğul
Bay Bayan / Mr. Miss.

////////////////////////////////////////////////////

İngilizce'de Cümle Yapısı

İngilizce ile Türkçe' nin cümle yapıları farklıdır. İngilizce' nin cümle yapısını aşagıdaki gibi förmüle edebiliriz. Bu formülü yapacağımız tüm ingilizce cümlelerde geçerli olacaktır.

Özne+Yüklem+Nesne+(Belirteç + Yer + Zaman)

Özneyi bulmak için yükleme (ne-kim) sorusunu
Nesneyi bulmak için yükleme (neyi-kimi) sorusunu
Belirteci bulmak için yükleme (nasıl-ne) şekilde sorusunu
Yeri bulmak için yükleme (nerede-nereye) sorusunu
Zamanı bulmak için yükleme (ne zaman) soruları sorulur.

Örnek:

Tom dün akşam masayı bir fırca ile bahçede temizledi

Bu cümlenin İngilizce yapısı bulmak için yukarda verilen förmül uygulanırsa aşagıdaki cümle yapısı ortaya çıkar.

Tom temizledi masayı bir fırca ile bahçede dün akşam.
Tom cleaned the table with a brush at the garden last night

////////////////////////////////////////////////////

The Alphabet - İngilizce Alfabe
İngiliz alfabesi 26 harften oluşur

A – a (ey)
B – b (bi)
C – c (si)
D – d (di)
E – e (i)
F – f (f)
G – g (ci)
H – h (eyç)
I – i (ay)
J – j (cey)
K – k (key)
L – l (el)
M – m (em)
N – n (en)
O – o (ouv)
P – p (pi)
Q – q (kü)
R – r (ar)
S – s (es)
T – t (ti)
U – u (yu)
V – v (vi)
W – w (dabılyu)
X – x (iks)
Y – y (vay)
Z – z (zet)

////////////////////////////////////////////////////

İngilizce Sayılar - Numbers
0 : zero (ziro) ( ov )-( null)
1 : one (van)
2 : two (tu)
3 : three (tiri)
4 : four (for)
5 : five (fayf)
6 : six (siks)
7 : seven (sevın)
8 : eight (eyt)
9 : nine (nayn)
10 : ten (ten)
11 : eleven (ilevın)
12 : twelve (tıvelv)
13 : thirteen (törtiin)
14 : fourteen (fortiin)
15 : fiveteen (fiftiin !fayftiin diye okunmadığına dikkat edin!)
16 : sixteen (sikstiin)
17 : seventeen (sevıntiin)
18 : eighteen (eğtiin !yazılışta tek t vardır!)
19 : nineteen (nayntiin)
20 : twenty (tıventi)
21 : twenty one (tıventi van)
22 : twenty two (tıventi tu)
23 : twenty three (tıventi tiri)
30 : thirty (törti)
40 : fourty (forti)
50 : fifty (fifti)
60 : sixty (siksti)
70 : seventy (sevınti)
80 : eighty (eğti)
90 : ninety (nayti)
100 : one hundred / a hundred (van handırıd / e handırıd)
1000 : one thousand / a thousand (van tavzınd / e tauzınd)
1,000,000: one million / a million
1.000,000,000: one billion (one milliard) / a billion
1,000,000,000,000 : one trillion / a trillion

38 : thirty eight (törti eğt)
55 : fifty five ( fifti fayf)
62 : sixty two (siksti tu)
99 : ninety nine (naynti nayn)
104 one hundred and four
156 one hundred and fifty six
500 five hundred
507 five hundred and seven
546 five hundred forty six
1234: one thousand two hundred thirty four / twelve thirty four.

Rakamların yanına -st,nd,rd.th- eklemeleri getirlmesyle Türkçede ki -inci, uncu- gibe eklere kariılık gelmektedir.

1st = the first - ilk
2nd = the second - ikinci
3rd = the third - üçüncü
4th = the fourth - dördüncü
5th = the fifth - beşinci
6th = the sixth - altıncı
7th = the seventh - yedinci
8th = the eighth - sekizinci
9th = the ninth -dokuzuncu
10th = the tenth - onuncu
11th = the eleventh - onbirinci
12th = the twelfth - onikinci
13th = the thirteenth - onüçüncü
14th = the fourteenth - ondördüncü
15th = the fifteenth - onbeşinci
16th = the sixteenth - onaltıncı
17th = the seventeenth - onyedinci
18th = the eighteenth - onsekizinci
19th = the nineteenth - ondokuzuncu
20th = the twentieth - yiminci
21st = the twenty-first - yirmibirinci
22nd = the twenty-second - yirmiikinci
30th = the thirtieth - otuzuncu
40th = the fortieth - kırkıncı
50th = the fiftieth - elinci
60th = the sixtieth - atmışıncı
70th = the seventieth - yetmişinci
80th = the eightieth - sekseninci
90th = the ninetieth -doksanıncı
100th = the hundredth - yüzüncü
1.000th = the thousandth - bininci
1.000.000th = the millionth - bir milyonuncu

1980s: 1980' ler

////////////////////////////////////////////////////

Singular / Plural - Tekil / Çoğul
Sayılamayan isimler daima tektir. Sayılabilen isimler ise tek veya çoğul olabilirler.

Çoğul yapma Kuralları

1. Kural olarak bir ingizce ismi çoğul yapmak için sonuna -s- harfi eklenir.

car - cars / araba / arabalar
door - doors / kapı - kapılar
computer - computers / bilgisayar - bilgisayarlar
picture - pictures / resim - resimler
tree - trees / ağaç - ağaçlar

2.Sonu -o,ss,sh,ch,x- ile biten isimleri çoğul yapmak için -es- sonuna eklenir.

Watch - watches / saat- saatler
Box - boxes / kutu - kutular
Kiss - kisses / Öpücük - öpücükler
tomato - tomatoes / domates - domatesler
brush - brushes / fırça - fırçalar

Son harfi -o- ile bitmesine rağmen -es- takısı değilde -s- alan bazı ingilizce kelimeler vardır.

Piano - pianos / piyano - piyanolar
Photo - photos / fotograf -fotograflar
kilo - kilos / kilo - kilolar
radio - radios / radyo - radyolar

3. Son harfi -f- veya -fe- ile biten isimleri çoğul yapmak için bu harflerin yerine -ves- eklenir.

Wife - Wives / hanım eş - hanım eşler
L ife - lives / Hayat - hayatlar
Loaf - loves / Somun ekmek - somun ekmekler
knife - knives / bıçak - bıçaklar

Son harfi -f- veya -fe- ile bittiği halde yukarda ki kurala uymayan bazı ingilizce kelimeler vardır.

roof - roofs / dam -damlar
chief - chiefs / Şef - Şefler
Handkerchief - Handkerchiefs / Medil - mendiller
proof - proofs / Kanıt - Kanıtlar
cliff - cliffs / Kayalık - kayalıklar

4.Bir isim son harfi Sesiz bir harfden sonra -y- ile bitiyorsa ,-y- harfi yerine - ies- ismin sonuna eklenir:

fly - flies / sinek - sinekler
city - cities / şehir - şehirler
lady - ladies / hanım - hanımlar
baby - babies / bebek - bebekler

Eğer son harfi-y- ile bitdiği halde -y- harfinden önce sesli bir harf varsa çoğul yapmak için sadece ismin sonuna-s- eklenir.

Toy - toys / oyunçak - oyunçaklar
Key - keys / anahtar - anahtarlar
Day - days / gün - günler

5.Bazı isimler daima tekil halde kullanılırlar. Bunların .ifti yoktur, Sayılamazlar

Money - para
Milk - Süt
Coffee - Kahve
advice - öğüt
baggage / luggage- bagaj
knowledge / information- bilgi
furniture - mobilya

Bazı hayvan isimlerinin tekil halleri çoğul anlamda verir.

Sheep / koyun - koyunlar
deer / geyik - geyikler
Fish / balık - balıklar

6.Bazı isimler her zaman çoğul halde kullanılır. ( iki parçadan meyada gelen eşyalar, vb..)

trousers - Pants : Pantolan
Pyjamas : pijama
clothes : Giysi
Scissors : Makas
Pincers : Kerpeten
jeans: Kot Pantolon
glasses : Gözlük
sands - kumsal
Clothes - Çamaşır
news - haber

7. Düzensiz isimler

man - men / adam - adamlar
Child - Children / Çocuk - Çocuklar
Ox - oxen / öküz - öküzler
foot - feet / ayak - ayaklar
tooth - teeth / diş - dişler
louse - lice / bit - bitler
woman - women / kadın - kadınlar

////////////////////////////////////////////////////

Bay Bayan / Mr. Miss.
Soyadların veya soyad ile birlikte ismin başında kullanılırlar, Sadece isim ile birlikte kullanılamaz.

Mrs (misiz) - Evli Bayan
Miss (mis) - Bekar Bayan
Ms (mis) - Evli veya bekar bayan olduğundan emin değilsek.
Mr (mistı) Evli / Bekar bay

Mr. Selcuk - Yanlış
Mr. Selçuk Kaya - Doğru
Mr. Kaya - Doğru



Beginner Chapter Level 2

Beginner Level 2
TO BE : am-is-are, was-were, Wiil be
Şahıs Zamirleri - Personal Pronouns
Şahıs Zamirli Sorulara kısa cevaplar
Pekiştirme Zamirleri - Dönüşlü Zamirleri
İşaret Zamirleri - This - These, That - Those

////////////////////////////////////////////////////

TO BE : am-is-are, was-were - Olmak Fiili
-Am,is,are- geçmiş zaman hali -was- ve -were- dir.

To be fiillerini kullanarak isim ve sıfat cümmleri kurulabilir. Tekil özeneler ve -He,She,it- için -is-, çoğul özneler ve- you,we,they- için -are- ve I öznesi içinse to be fiilinin -am- şekli kullanılır.

Geçmiş zaman cümlesi kurarken -is- yerine -was- ve -are- yerine -were- kullanılmaktadır. I öznesi ise -Were- to be fiilini kullanır geçmiş zaman cümlelerinde.

Örnekler:
I am Ahmet - Ben Ahmet'im
My shirt is green - Gömlegim yeşildir.
They are students - onlar ögrenciler.

Geçmiş zaman için

They Were student - Onlar Ögrenciydiler.
he was at home yesterday - Dün Evdeydi..

Gelecek zaman cümlesi kurarken -Will be- kullanılır
Örnek : They will be late. -(geç kalacaklar.)

TO BE yardımcı fiilleri -Am,is,are- sahış Zamirleri ile aşagıda ki şekilde kaynaşabilir.

I am - I'm ( aym)
We are- We're (wiı)
You are - You're (Yuı)
He is - He's (Hi-z)
She is - She's (Şi-z)
It is - it's (its)
They are - They' re (deyı)

Olumsuz Cümle Yapmak:

Am-is-are to be fiillerinden sonra not getirilir.

Not takısı is-are ile ve -was,were- ile aşağıdaki şekilde kaynaşır.

is not - isn't (izınt)
are not - aren't ( a-nt)

Was not - Wasn't
Were not - Weren't

I am not Ahmet - Ben Ahmet değilim.
My shirt is not green - Gömlegim yeşil değil..
They are not students - onlar ögrenci değiller.

Geçmiş zaman için

They Were not student - Onlar Ögrenci değillerdi..
he was not at home yesterday - Dün Evde değildi.

Soru Cümleleri

-Am,Is,Are- ve -Was,were- To be fiilleri cümle başına getirilmesiyle soru cümlesi kurulur.

Are you Ahmet? - Sen Ahmet misin?.
is My shirt green? - Gömlegim yeşil midir?..
are They students? - onlar ögrenci lermidir?.

Geçmiş zaman için

Were They student? - Onlar Ögrenci miydiler?.
Was he at home yesterday? - Dün Evde miydi?.

////////////////////////////////////////////////////

Şahıs Zamirleri - Personal Pronouns
Ben-Sen-O-Biz-Siz-Onlar

He - Erkekler için; O
She - Kadınlar için; O
It - Cansız ve hayvanlar için; O
We - Biz
You - Sen, Siz
They - Onlar
I -Ben


Mülkiyet Sıfatları - İyelik Sıfatları

Benim, Senin, Onun, Bizim, sizin, Onların

His - Erkekler için, Onun
Her - Kadınlar için, Onun
Its - Cansız ve hayvanlar için, Onun
Our - Bizim
Your - Seni, sizin
Their - Onların
My - Benim

Mülkiyet Zamirleri - İyelik Zamirleri

Benimki, Seninki, Onunki, Sizinki, Bizimki, Onlarınki

His - Erkekler için, Onunki
Hers - Kadınlar için, Onunki
Ours - Bizimki
Yours - Seninki, Sizinki
Theirs - Onlarınki
Mine - Benimki

Şahıs Zamirlerinin -i, -e hali - Nesne Zamirleri

Bana, Sana, Ona, Bize, onlara

Him - Erkekler için, Ona,onu,onda, ....
Her - Kadınlar için, Ona,onu,onda, ....
It - Cansız ve hay. için, Ona,onu,onda, ....
Us - Bize,bizi,bizde, ...
You - Sana,seni,sende, ...
Them - Onları,onlara,onlarda, ...
Me - Bana,beni,bende, ...

Onu / Ona Him Onun ki His Onun his O He
Onu / Ona Her Onun ki Hers Onun Her O She
Onu / Ona it ** ** Onun it's O it
Bizi / Bize Us Bizimki Ours Bizim Our Biz We
Seni / Sana / Sizi Size You Seninki / Sizinki Yours Senin / Sizin Your Sen / Siz You
Onları / Onlara Them Onların ki Theirs Onların their Onlar They
Beni / Bana Me Benim ki Mine Benim My Ben I

Örnekler:

I Am a Student - Ben bir Öğrenciyim.

His school - Onun Okulu.

Your teacher - Senin Ögretmenin.

She Gave me a pencil - Bana bir kalem verdi.

This pencil is not mine - bu kalem benim ki değil.

This is My Bag - Bu çanta benim.

////////////////////////////////////////////////////

Şahıs Zamirli Sorulara kısa Cevaplar
Is She a Nurse?. (O bir hemşire midir?.) - Yes, She is - No, She isn't. ( evet, O hemşiredir - Hayır, Hemişire değil)

Eger uzun cevap vermek isteseydik.

Yes, She is a nurse. - Evet, O Hemşiredir.
No, She isn't a nurse - Hayır, O Hemişire değil.

Örnekler:
Am I Flat? (ben şişmanmıyım?) - Yes you are. (evet şişmanısn) - no you aren't. (Hayır şişman degilsin)
Are you a doctor? ( sen doktormusun) - Yes I am - No I am not.

////////////////////////////////////////////////////

Pekiştirme Zamirleri - Dönüşlü Zamirleri
Bir eylemi yapan kişi yaptığı eylemden kendisi ekileniyorsa nesne olarak bu pekiştirme zamirleri kullanılır.

Myself - Kendim
Yourself - Kendin
Himself - kendi
Herself - kendi
itself - kendi
Ourselves - Kendimiz
Yourselves - Kendiniz
Themselves - kendileri

He cut himself - Kendini kesti.

By ile kullanılan Pekiştirme zamirlerin verdiği anlam, Eylemi yapan öznenin bu eylemi kimsenin yardımı olmadan yaptığını ifade eder.

I learnt English by myself - kendi kendime ingilizce ögrendim.

////////////////////////////////////////////////////

İşaret Zamirleri - This - These, That - Those
Konuşurken bize yakın olan nesneleri işaret etmek için -this,These- ile , Bize uzak olan nesneler işaret etmek içini -that, Those- kullanılır.

This- Bu
These - bunlar
That - şu
Those - şunlar

This ve that ile tekil cümleler yapılır, Çoğul isimler kullanılamaz, These ve Those ile çoğul cümleler yapılabilir, tekil isimler kullanılamaz.

This Books are very expensive - Yanlış.
These Books are very expensive - Doğru.

Bir seçim veya karşılaştırma anlamları için -one,ones- işaret zamirleri ile birlikte kullanılırlar.

This one - Bu , Bunu
That one - Şu ,Şunu

I like this one - Bunu Begeniyorum..



Başlangıç Seviyesi Düzeyi 3

Başlangıç Seviyesi 3
Emir Cümleleri
Renkler - Colours
Aylar -Günler - Mevsimler
Saat - Tarih
Yönler - Direction

////////////////////////////////////////////////////

Emir Cümleleri
İngilizce fiilin kök halinde kullanılması emir anlamı verir.

Go - git
Open - Aç
Drink some milk - Biraz süt iç.

Emir Cümlelerini biraz nazik bir şekle sokmak için -please- (pli-z) kelimesi kullanılır.

Drink some milk, please. - Litfen, biraz süt iç.

Olumsuz Emir Cümleleri.

Fiilin başına -Don't- (dount) getirilir.

Don't Go - Gitme
Don't Open - Açma

////////////////////////////////////////////////////

İngilizce Colours - Renkler
Black (blek) - Siyah

White (vayt) - Beyaz

Blue (blu-) - Mavi

Red (red) - Kırmız

Green (gri-n) - Yeşil

Yellow (yelou) - Sarı

Orange - Turuncu

Pink - Pembe

Soru Cümlesi

What color is this? - Bunun Rengi nedir?

What color is this coat ? Bu ceket ne renktir?
it is blue - mavidir.

////////////////////////////////////////////////////

Aylar -Günler - Mevsimler
Haftanın günleri - Days of the week
Week (vik) - Hafta
Day (dey) - Gün

Sunday ( sandi) - pazar
Monday ( mandi) - pazartesi
Tuesday (tuz'dey) - Salı
Wednesday - (venz'dey) - çarşamba
Thursday - (thırz'dey) - Perşembe
Friday ( fray'dey) - Cuma
Saturday - (sat'ırdey) - Cumartesi

İngilizce' de günler daima büyük harfle başlar.

What is the today ? - Bugün nedir?
What day is it? - Bugün nedir?
Today is Friday. - Bugün Cuma.
it is Friday. - Cumadır.

İngilizce' de salı günü, perşembe günü ifadesini yapmak için -on- edatından faydalanılır.

They play footbal on sunday - Onlar pazar günü futbol oynarlar.

Mevsimler - Seasons (si-zıns)
What season is this? - ( hangi mevsimdeyiz?) - - - it's .....
Spring (spring) - ilkbahar
Summer (samı) - yaz
Autumn (o-tım) - Sonbahar
Winter (vintı) - Kış

Aylar - Months (mants)
what month is this? - ( Hangi aydyız?) - - - it's .....
January (cenyuıri) - ocak
February (februıri) - şubat
March ( ma-ç) - mart
April (eyprıl) - nisan
May (mey) - mayıs
June (cu-n) - haziran
July (culay) - temmuz
August (ogıst) - Ağustos
September (septembı) - eylül
October (oktoubı) - ekim
November ( nouvembı) - kasım
December (disembı) - aralık

İngilizce'de ay ve mevsimler -in- edatı ile birlikte kullanılırlar.

in april - nisanda
in the spring - ilkbaharda

////////////////////////////////////////////////////

Saatler - Hours
İngilizce'de saati sormak için iki soru cümlesi vardır.

What time is it? - saat kaç?
What is the time ? - saat kaç?

Tam Saatler

it is two o'clock - saat iki.

Yarım Saatler.

İt is half past two - saat iki buçık

Geçiyor ( past )- Kala (to) ifadeleri ile saati bildirmek.

it is five past two - saat ikiyi beş geçiyor.
it is five to two - saat ikiye beş var.

Çeyrek var - çeyrek geçiyor ifadeleri ile saati ifade etmek.

quarter (kvor'tır) - çeyrek

it is quarter to two . saat ikiye çeyrek var

it is quarter past two .saat ikiyi çeyrek geçiyor.

Tarih - Date
İngilizce'de tarih sormak için aşağıda ki soru cümlesi kullanılır.

What is the date?. Bugünün tarihe ne?

it is the fourth of june. - bugün haziranın dördü.
it is the 4th of june. - bugün haziranın dördü.
it is june fourth . - bugün haziranın dördü.

İngilizce' de günü tarihi söylenirken Rakamların yanına -st,nd,rd.th- takısı eklenir.

1st = the first - ilk
2nd = the second - ikinci
3rd = the third - üçüncü
4th = the fourth - dördüncü
5th = the fifth - beşinci
6th = the sixth - altıncı
7th = the seventh - yedinci
8th = the eighth - sekizinci
9th = the ninth -dokuzuncu
10th = the tenth - onuncu
11th = the eleventh - onbirinci
12th = the twelfth - onikinci
13th = the thirteenth - onüçüncü
14th = the fourteenth - ondördüncü
15th = the fifteenth - onbeşinci
16th = the sixteenth - onaltıncı
17th = the seventeenth - onyedinci
18th = the eighteenth - onsekizinci
19th = the nineteenth - ondokuzuncu
20th = the twentieth - yiminci
21st = the twenty-first - yirmibirinci
22nd = the twenty-second - yirmiikinci
30th = the thirtieth - otuzuncu

////////////////////////////////////////////////////

Yönler - Direction (direkşın)
North (north) - Küzey
South (saut) - Güney
East (ist) - Doğu
West (vest) - Batı

İngilizcede cümlelerde yönler -in- edatı ile birlikte kullanılırlar.

in the North - Küzeyde
in the South - Güneyde
in the East - Doğuda
in the West - Batıda

Kars is in the east. - Kars doğudadır.



Başlangıç Seviyede Düzeyde 4

Başlanğıç Seviyesi - 4
There is - There are Kalıbı
Some / Any (Biraz-Birkaç/Hiç)
Of - ('S) - İsim Tamlamaları
Ölçek Bilgisi
THE ARTICLES (A/An/The)

////////////////////////////////////////////////////

There is - There are
İngilizce'de there "orada" anlamını verir. there is ve there ise ingilizce'de -var- anlamını verir

The postman is there - Postacı oradadır.

There is - (der iz) Tekil ve sayılamayan için kullanılır.
There are - (der ar) Çoğullar için kullanılır.

There are books. (Kitaplar var.)

There is a book. (Bir kitap var.)

There are books on the table. (Masanın üstünde kitaplar var.)

There is a book on the table. (Masanın üstünde bir kitap var.)

Yoktur anlamı vermek için to be -is,are- yardımcı fiilerine -not- takısı eklenir..

There are not books. (Kitaplar yoktur.)

There is not a book. (Bir kitap yoktur.)

There are not books on the table. (Masanın üstünde kitaplar yoktur.)

There is not a book on the table. (Masanın üstünde bir kitap yoktur.)

Soru cümlesi -varmıdır- yapmak için -is,are- to be fiileri cümle başına getirilir.

is there ...? - ... var mı?-
are there ...? - ... var mı?-

is there a book on the table? (Masanın üstünde bir kitap var mı?)

Geçmiş zaman cümlesi yapmak için -is,are- to be fiillerinin geçmiş zaman halleri kullanılır.

There Were books. (Kitaplar vardı.)

There was a book. (Bir kitap vardı.)

////////////////////////////////////////////////////

Some / Any (Biraz-Birkaç / Hiç)
Some - biraz / bir kaç anlamı verir ve olumlu cümlelerde kullanılır.

I have some money - biraz param var.

Any - Olumsuz cümlelerde kullanılır, hiç anlamını verir.

I have not any money - Hiç param yok.

Not : Soru cümlelerinde de genel olarak -any- kullanılır. Ama soru cümlesi bir rica veya davet ifade edilecekse -some- kullanılır.

Have you any money? - Hiç paran varmı?

Will you have some cake ? Biraz kek alırmısınız?

Not: If ile yapılan cümlelerde -any- kullanılmaktadır.

If you have any money. - Eğer Paran varsa.

Not: -any- ile yapılan cümlere -not any- yerine -no- kullanılabilir.

She has not any money - Hiç parası yoktur.
She has no money - Hiç parası yoktur.

////////////////////////////////////////////////////

Of - ('S) - İsim tamlamaları
('S) ile İsim Tamlaması

Genel yapı olarak İnsan ve hayvanlar için ('S) ile mülkiyet hali kullanılır.

Türkçe'de ki isme eklenen -in,ın,un,ün- eklerine denk gelir.

İngilizce isme kesme işareti kullanılarak -'s- takısı ismin sonuna eklenir.

Ahmet's - Ahmetin
Ahmet's computer.- Ahmetin bilgisayarı.

Not: Sonu -s- ile biten çoğul isimlerde sadece -'- kesme işareti kullanılır.

The Boys' - Delikanlıların

The Boys' Computer. - Delikanlıların Bilgisayarı.

Of ile İsim Tamlaması

Genel yapı olarak Cansız Varlıklara ait isimlerin mülkiyet hali -of- (ov) ile yapılır.

Of the Office - Ofisin

The table of the office - Ofisin masası

////////////////////////////////////////////////////

Ölçek Bilgisi
Sayılamayan maddenin belli sayıdaki biriminden (bardak, fincan, şişe) bahsediyorsak aşağıdaki kalıbı kullanırız

a glass of water - bir bardak su
a cup of tea - bir fincan çay
a bottle of wine - bir şişe şarap
ten plates of food - on tabak yiyecek
a kilo of butter - bir kilo tere yağ

////////////////////////////////////////////////////

THE ARTICLES (A/An/The)
A/An - Belirsiz tanım edatı

İngilizce'de (a) ve (an) isimlerin önüne getirilir ve (bir/herhangi bir) anlamınım vermektedir.

Kullanımı ile ilgili kurallar.

1. A edatı Sessiz bir harfle başlayan sayılabilen tekil isimlerin önünde kullanılır.

A book - Bir elma
A sister - Bir kız kardeş
A university - bir üniversite

Give me a chair - bana bir(herhangibir) sandalye ver.

2.An Edatı Sesli harfle ile başlayan ve -h- gibi sesiz harfle başladığı halde sesli harfle başlamış gibi okunan isimlerin önünde kullanılır.

An umbrella - bir şemsiye
An hour - (en our) - bir saat
an apple - bir elma

3. A/An çogul bir addan önce kullanılmazlar.

a chair - chairs / bir sandalye - sandalyeler
an apple - apples / bir elma - elmalar

4.Sayılamayan isimlerin önünde kullanımazlar.

Sayılamayan bazı isimler

Milk (süt)
Tea (çay)
Water (su)
Grass (cim)

İngilizce' de çoğul olarak kullanılmayan isimlerde A/An edatı almazlar

advice - öğüt
baggage / luggage- bagaj
knowledge / information- bilgi
furniture - mobilya

5. Yemek ögünleri önünde A/An kullanılmaz.

Breakfast - kalvaltı
Dinner - akşam yemeği
Lonch - öğle yemeği

THE Belirli tanım edatı

Belirli bir nesneden söz ediliyorsa -the- kullanılır. -The- sayılamayan isimler ve sayılabilen tekil ve çoğul kelimelerin hepsi ile kullanılabilir.

Kullanıldığı yerler.

1. Sözün başına geçen bilinen bir şey durumunda olduğunda.

The book is very interesting. - Kitap çok enterasan

2. En Üstünlük belirten sıfatların önünde.

This is the Most beautiful Book for me. - benim için en güzel kitap.

3. Dünya da tek olan isimlerin önünde. yönlerde, kutsal mabetlerin başında, özel isimli nehir, okyanus, sıradağlar (dağ isimleri başında kullanılmaz- sadece sıradağlar- göl isimleri başında da kullanılmaz) adlarının başında, gemi uçak adlarının önünde, Müzik ayğıtlarından önce.

The sun - güneş
The moon - ay
The west - batı
The England - ingiltere
The santa fe Train - Santa Fe treni
The Holy Quran - kutsal kuran
The Atlantic ocean - Altlantik Okyanusu
The piano - piyano

4. The Bir sıfatın başında kullanılırsa verdiği anlam çoğuldur.

The Fat - şişmanlar
Kullanılmadığı yerler

1. Özel sahış isimleri başında kullanılmaz. Fakat çoğullaştırılmış soyadların önünde kullanılır.

The browns - Brown ailesi

2. Yemek öğünleri başında kullanılmazlar.

Berakfast
dinner

3.Ünvan kelimeleri ile birilkte özel isimler varsa burda the kullanılmaz

Doctor Mary

4. Lisan isimleri önünde The Kullanılmaz

Turkish
English

5. Home Kelimesi önünde the kullanılmaz.

Örnekler:

This is a chair - bu bir sandalyedir.
This is my chair - bu sandalye benim.
The chair is mine. Sandalye benimkisi.
almira isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-05-2008, 07:08 PM   #16 (permalink)
Yol Arkadasim
almira - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 10.463
Tecrübe Puanı: 1000
Rep Puanı : 22094
Rep Derecesi : almira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond repute
Standart Modal Yapılar Modals

M O D A L S - KİPLER - BÖLÜM 1
Modal yardımcı fiillerinin bir yada daha fazla anlamı ve kullanım alanı olabilir. İngilizcede’ki modal yardımcı fiileri şunlardır: -may, might, can, could, had better, must, should, ought to, shall, will and would-.

Yapısal olarak modal olmasalar da , bazı yapılar modal yardımcı fiileri gibi kullanılabilirler, -able to, be going to, be supposed to, have to, have got to, used to- bunlara örnek olarak verilebilir.

Modal’ ların Kullanımı

1.) Modal’ lar çekimsizdir. Yani şahıslara göre değişmezler.
2.) Modal’lar daima V1 ile kullanılırlar.
3.) İki model kesinlikle yan yana kullanılmaz.


////////////////////////////////////////////////////

Must
Have to - Has to
Need
May - Might
Can - Could - Be Able

////////////////////////////////////////////////////

Must
Must ( -meli, -malı)
Fiilin önüne getirilmesiyle o fiilin yapılmasının zorunlu olduğu ifade etmek için kullanılır. Zorunluluk söyleyenden kaynaklanır.

You must help your mother. - Annene yardım etmelisin.

* Soru cümlelerinde -must- cümle başına getirilir.

Question: Must I go to the party. - (Partiye gitmelimiyim?)-( gitmem şartmı?)

Answer: Yes, you must go to the party. - (Evet Partiye gitmelisin.)-( gitmen şart)

* Olumsuz cümlelerde -must not- kullanılır.

You must not (mustn't) lie to your mother. - (Annene yalan söylememelisin.)

* Must" ın past hali ( geçmiş zaman hali) yoktur.

* must be : bir konuda tahmin yürütmek veya sonuç çıkartmak için kullanılır.

She must be tired. - (Yorgun olmalı.)

* Geçmişteki bir olay üzerine ğüçlü bir tahmin yürütmek ve sonuç çıkartmak için -must have v3- yapısı kullanılır.

He must have stolen it.- (O çalmış olmalı)

Not: Bu yapıda -have- Tüm şahışlarda kullanılır değişmez.

////////////////////////////////////////////////////

Have to - Has to
Bir işin yapılması kuralların ve alışkanlıkların gereği ise -must- yerine -have to , has to- kullanılır.

You have to wash your hands - (ellerini yıkamalısın.)
She has to wash her hands - (ellerini yıkamalısı.)

* Bazı durumlarda -have to, has to- yapısında -got- eklenir, bu durumda cümle her zaman için değilde o an için bir defalık zorunluluğu ifade eder.

She has got to clean the windows. (Pencereleri temizlemek zorunda.) (bu seferlik)

* Soru cümlelerinde -Have - cümle başına getirilir. Veya -Do/Does- cümle başına getirilir. Eğer -have- başı getirilerek yapılan soru cümleleri bir defalık hareketlerde ki zorunluluklar için ( bu yapıya -got- dahil edilebilir), Cümle başına -Do/Does- her zaman tekrarlanan hareklerde ki zorunlulukları ifade etmek için.

Have I to wash my hands. Ellerimi yıkamalımıyım? (bu sefer zorunluluk varmı?)
Have I got to wash my hands. Ellerimi yıkamalımıyım?(bu sefer zorunluluk varmı?)
Do I have to wash my hands. Ellerimi yıkamalımıyım? ( her zaman zorunluluk varmı?)
Does She have to wash her hands. Ellerini yıkamalımı? ( her zaman zorunluluk varmı?) ( -She- öznesine rağmen -have- kullanılır)
Has She got to wash her hands. Ellerini yıkamalımı? (bu sefer zorunluluk varmı?)

* Gelecege yönelik sorularda -Shall, Will- geçmişe yönelik sorularda - had- veya -did- cümle başına getirilir.

Had She got to wash your hands. (Ellerini yıkamak zorunda kaldı mı? )
Did She have to wash your hands. (Ellerini yıkamak zorunda kaldı mı? )

Shall I have to wash my hands. (Ellerimi yıkamak zorunda kalacakmıyım?)
Will She have to wash her hand. (Ellerini yıkamak zorunda kalacakmı?)

*Olumsuz Cümle Yapısı

-Don't (doesn't) have to- hem zaman tekrarlanan hareklerde ki zorunlulukları ifade etmek için hemde bir defalık hareketlerde ki zorunluluklar için kullanılır. -haven't / hasn't (got) to- bir defalık hareketlerde ki zorunluluklar için kullanılır

You haven't got to wash your hands - (ellerini yıkamak zorunda degilsin.)-( zorunluluk olmayışı her zaman geçerli değil)

She hasn't got to wash her hands - (ellerini yıkamak zorunda degil.)-( zorunluluk olmayışı her zaman geçerli değil)

You Don't have to wash your hands - (ellerini yıkamak zorunda degilsin.)-( zorunluluk olmayışı her zaman geçerli )

She dosen't have to wash her hands - (ellerini yıkamak zorunda degil.)-( zorunluluk olmayışı her zaman geçerli)

* Gelecek zaman olumsuz cümle yapısında -won't (shan't)....... have to- kullanılır.

I shan't have to wash your hands - (ellerimi yıkamak zorunda olmayağım.)

She won't have got to wash her hands - (ellerini yıkamak zorunda olmayacak.)

* Geçmiş zaman (past hali) cümlelerinde -didn't have to- ve -hadn't got to- kullanılır.

I hadn't got to wash your hands - (ellerimi yıkamak zorunda kalmadım.)

She didn't have to wash her hands - (ellerini yıkamak zorunda kalmadı..)

////////////////////////////////////////////////////

Need
“Need” hem modal hem de esas fiil olmak üzere iki ayrı kullanıma sahiptir. Her iki durumda anlamı hemen hemen aynıdır. “ihtiyacında olmak, gereksinim duymak” anl***** gelir.

NEED’ in Fiil Olarak Kullanımı

I need to learn that. (Şunu öğrenmeye ihtiyacım var veya Şunu öğrenmem gerekir.)
I need some money. (Biraz paraya ihtiyacım var.)
I don’t need anything. (Herhangi bir şeye ihtiyacım yok.)
She doesn’t need anything. (Herhangi bir şeye ihtiyacı yok.)
She needs new dresses. ( Onun yeni elpiselere ihtiyacı var)
She didn’t need to resign. (İstifa etmesi gerekmedi.)
He will need to apply for that. (Onun, bunu uygulaması gerekecek.)
He needed a lot of milk for his children. ( Çocukları için çok süte ihtiyacı vardı)

NEED’ in yardımcı Fiil Olarak Kullanımı

Sadece Geniş zaman ve gelecek zaman için kullanılır. Öznesinin tekil olması halinde -s- almaz, Do fiiliyle kombinasyona girmez. Olumsuz Şekli -Need not- kaynaşmış şekli -needn't- ile yapılır.

Olumsuz kullanımda verdigi anlam bir işin yapılmasının mecburi olmadığıdır. Anlam olarak -must not- benzer ama -must not- da sözü söyleyenin bir yasağı vardır.

you needn't answer them. ( onlara cevap vermek zorunda değilsin)

*-needn't+ have+v3- bu yapıda bir işin gereksiz yere boşuna yapılmış olduğu ifade edilir.

She needn't have written the letters. ) - (Mektupları yazmasına gerek yoktu- boşuna yazdı.)

////////////////////////////////////////////////////

May - Might
1.May : -ebilir , abilir gibi anlam verir.

* Olasılık anlamı

She may come again. - (O , tekrar gelebilir.)
They may not (mayn't) fnish the work. ( İşi bitiremeyebilirler.)

* İzin için de kullanılır ( permission )

They may not (mayn't) smoke in this room. (Onlar bu odada sigara içemezler.)
They may smoke only this room. (Onlar sadece bu odada sigara içebilirler.)

2. Might : -ebilir , -abilir anl***** gelir.

* Olasılık anlamı : Olasılık olarak -may-den biraz daha zayıf olarak düşünülür

I might go to holiday next week. (Önümüzdeki hafta tatile gidebilirim. )
They might not (mightn't) fnish the work. ( İşi bitiremeyebilirler)

* -Might- ın diğer kullanıldığı yerler.

Bir cümlenin nakledilen söz halinde kullanılmasında veya Past olarak yapılan bir cümlede -may- yerine -might- kullanılır.

She knew we might visit her. (O, kendisini ziyeret edebileceğimizi biliyordu.)

She said we might take the chair. ( Sandalyeyi alabilecegimizi söyledi.)

* May be - Might be - Belki

He may be sleeping in his room. ( o belki odasında uyuyor olabilir)
He might be sleeping in his room. ( o belki odasında uyuyor olabilir)

Not: May ile ile yapılan soru cümleleri daima -I- şahıs zamiriyle yapılırlar ve kibar bir soru sorma şeklidir. Might ile yapılan sorular da ise daha kuşku ve çekingenlikle soru sormayı ifade eder.

May I drive your car? ( arabamı kullanabilirmiyim?)
Might I drive your car? ( arabamı kullanabilirmiyim?)

* Geçmişe Yönelik Olasılık.

Have ve fiilin 3. geçmiş hali ile kullanılan -might- gerlekleşmemiş bir hareketin için olabilme olasılığını ifade eder.

You might have killed the dog. ( köpegi öldürmüş olabilirdin. - fakat öldürmedin)

Might yerine -may- kullanılsaydı.

You may have killed the dog. ( köpegi öldürmüş olabilirsin. - Öldürüp öldürmediği bilinmiyor.)

////////////////////////////////////////////////////

Can - Could - Be Able
Can (ken) : -bilir, -abilir. ( yardımcı bir fiildir) - her özneyle aynı şekildedir, ek almaz. Olumsuz hali -can not- , -can't- dir.

1. Yetenek Yeterlilik:

She can carry this table. - ( O bu masayı taşıyabilir.)
She can't carry this table. - ( O bu masayı taşıyamam.)
Can You carry this table. - ( Sen bu masayı taşıyabilirmisin?)

* Aynı anlama gelen -be able- yapısıda kullanılabilir.

I am able to carry this table. ( bu masayı taşıyabilirim.)

You aren't able to carry this table. ( bu masayı taşıyamazsın.)

Is he able to carry this table. ( bu masayı taşıyabilir misin?)

* Bu yapıda -can- sadece Geniş zamanda kullanılabilir.

* Gelecek zaman -Will be able-

She will be able to drive a car. ( O bir araba sürebilecek.)

-can- gelecek zamanda kullanılmamasına rağmen, gelecekte yapılabilecek bir iş için şimdiden karar verilmesi halinde -can- kullanılabilir.

They can fnish the work, tomorrow. ( Yarın işi bitirebilirler.)

* Geçmiş Zaman: -Could / was (were) able- , -Couldn't / wasn't (weren't) able to-.

Geçmiş zamanda bir hareketin yapılabilmesi için yeterli güç ve yeteneğe sahip oluşu ve ya olmayışı ifade etmek için kullanılır. Bu yapıda dikkat edilmesi gereken -could- ile yapılan cümleler yetenegin devamlı olarak devam ettiği, --was(were) able- yapısında ise yeteneğin bir defalık olduğu ifade etmektedir.

She could run 30 kilometers. ( O, 30 kilometre koşabilirdi.) ( her zaman için böyle bir güçü vardı)
She was able to run 30 kilometers. ( O, 30 kilometre koşabildi.) ( Bir defasında böyle bir güçü vardı)
Were they able to run 30 kilometers. ( Onlar 30 kilometre koşabildi mi?)
Could they run 30 kilometers. ( Onlar 30 kilometre koşabilirler miydi?)
She wasn't able to run 30 kilometers. ( O, 30 kilometre koşamadı.)
She couldn't run 30 kilometers. ( O, 30 kilometre koşamazdı.)

-Could- Diğer Kullanım alanları.

* Could you...? - Couldn't you...? : Nazik bir istek cümlesi.

Could you open the window.? - Acaba pencereyi açabilirmisiniz.?
Couldn't you open the window.? - Acaba pencereyi açamazmısınız.?

* (Could+Have+v3) Bu yapıyla yapılan cümleler eylemin gerçekleşmemiş olduğu anlamını verir.

She could have gone to school. She wasn't very ill. - (Çok hasta değildi. Okula gidebilirdi.(ama gitmedi))

2. İzin Belirtme:

Bu yapı -may- ile yapılan izin ifadeleriyle aynıdır. Bu yapıda yapılan soru cümlelerinde ki anlam farklılıkları aşağıda belirtilmiştir.

She can sit at my table. ( masama oturabilir. - izin veriyorum)

May I use your pen? - ( Kaleminizi kullanabilirmiyim?) ( Daha kibar ve resmi bir soru)
Can I use your pen? - ( Kaleminizi kullanabilirmiyim?) ( Daha Samimi bir soru)

3. Olasılık Belirtmede.

You can be a good nurse. ( İyi bir hemşire olabilirsin.)

* Olasılık belirtmede -could be- , -may be- , -might be- aynı anlamları verir.

He may be in the office. ( Ofiste olabilir) - ( belki ofistedir)
He might be in the office. ( Ofiste olabilir) - ( belki ofistedir)
He could be in the office. ( Ofiste olabilir) - ( belki ofistedir)

* Olumsuz cümlelerde -could- ile -may (might)- farklı anlamlar verir.

He may not be in the office. ( Ofiste olmayabilir) -(Ofiste olmayışı mühtemel)
He might not be in the office. ( Ofiste olmayabilir) - (Ofiste olmayışı mühtemel)
He could not be in the office. ( Ofiste Olamaz) - (Ofiste olma ihtimali yoktur.)


Modallar Modals 2

MODALS - KİPLER - BÖLÜM 2
////////////////////////////////////////////////////


OUGHT TO
DARE
USED TO
Shall - Should
Will - Would
Had Better
BE TO

////////////////////////////////////////////////////

OUGHT ( ot ) : (meli, malı) - (Mecburiyet, yükümlülük ve nasihat)
Bir yardımcı fiil olan ought şahışlara göre ek almaz, olumsuz cümlelerde -not- ile kaynaşarak -oughtn't- olur. Soru cümlelerinde ise cümle başına getirilir. Şimdiki zaman, gelecek zaman ve geçmiş zaman cümlelerinde kullanılabilir.

OUGHT to yapısının -must- ve - have to- yapılarından farkı, eylemin yapılmasının bir görev, doğru olanın bu olduğu ifadelerinde kullanılır.

You ought to help your brothers. ( kardeşlerine yardım etmelisin.)
You oughtn’t to eat so much. ( bu kadar fazla yememelisin.)
Ought I to visit him. ( onu ziyaret etmelimiyim?)

* (ought to+Have+V3) bu yapıda ihmal edilerek yapılmayan bir eylemi ifade eder.

She ought to have helped him. ( ona yardım etmeliydi)

////////////////////////////////////////////////////

DARE: (der) ( Cesaret etmek)
-Dare- olumlu cümlelerde esas fiil gibi kullanılır. Soru ve olumsuz cümlelerde hem esas fiil gibi hemde yardımcı fiil gibi kullanılabilir.


Does she dare to shout at me. ( Bana bağırmaya cesaret edebilir mi?)
Dare she shout at me. ( Bana bağırmaya cesaret edebilir mi?)
She dared not shout at me. ( Bana bağırmaya cesaret edemedi.)
She dare not ( daren't) shout at me. ( Bana bağırmaya cesaret edemez.)

////////////////////////////////////////////////////

USED TO : (yuzd)
-used to + V1- bu yapıda geçmişte yapılan fakat artık yapılmayan alışkanlıkları, tekrarlanan eylemleri, davranışlar ifade eder. Sadece geçmiş zaman şekli vardır, her şahıs için - used- kullanılır, olumsuz halde -not ile kaynaşarak -usedn't- halini alır. Soru cümlelerinde -used- cümle başına gelir.

He often used to play tennis. ( O sık sık tenis oynardı)
He usedn't to play tennis. ( O Tenis oynamazdı)
Used he to play tennsi. ( O tenis oynar mıydı?)

* Did kullanılarak olumsuz ve soru cümleleri yapılabilir. Bu durumda -used- daki geçmiş zaman eki -ed- kalkar ve -use- kullanılır.

He didn't use to play tennis. ( O Tenis oynamazdı)
Did he use to play tennsi. ( O tenis oynar mıydı?)

* Be used to : Alışık olma anlamını veriri

I am not used to waiting in queuse. ( kuyrukta beklemeye alışık değilim.)
You will be used to waiting in queuse. ( kuyrukta beklemeye alışacak.)
He wasn't used to waiting in queuse. ( kuyrukta beklemeye alışık değildi.)

* Get used to : Alışmak anlamında kullanılır.

I get used to waiting in queuse. ( kuyrukta beklemeye alıştım.)

////////////////////////////////////////////////////

Shall - Should
Shall : bir yardımcı fiildir, gelecek zamanda I ve We sahış zamirleri ile birlikte kullanılır.

I shall see my parent tomorrow . ( yarın ebeveynlerimi göreceğim)

Burada Shall yerine Will yardımcı fiili kullanılırsa O söyleyenini o eylemi yapmaya niyetli olduğu ifade eder.

I will see my parent tomorrow . ( yarın ebeveynlerimi göreceğim)

* Shall yardımcı fiili -I ve We- sahış zamirleri dışında kullanılırsa, Bir tehdit veya Vaat anlamını verir.

You shall get extra money. ( ek ücret alacaksınız) (vaat)

You shall be punished. (cezalandırılacaksın) ( tehdit)

* Shall ile yapılan sorular Kibar bir şekilde öneri (teklif) yapma ya da istekte bulunma anlamı verir.

Shall we dance ? (Dans edelim mi ?)

Yukardaki cümlenin Türkçe karşılığı ( dans edecekmiyiz?) olmalı, ama Shall' in bu yapıda verdiği anlam bu değildir.

Should : shall geçmiş zaman (past hali) halidir, Bu past hali sadece nakledilen sözlerde kullanılır.

he said he should eat the cake. ( keki yiyecegini söyledi)

* Shall ile fikir ve ögüt sormak yapılan sorularda Should kullanılabilir.

Shall I wash the dishes? - (Bulaşığı yıkayayım mı?)
Should I wash the dishes? - (Bulaşığı yıkayayım mı?)

* Should ile bir eylemin yapılmasının doğru bir davranış, bir görev olduğu anlamını vermek içinde kullanılır. Bu anlamda -ought to- ile aynı anlamdadır

you ought to help your elders. ( büyüklerinize yardım etmelisiniz.)
you Should help your elders. ( büyüklerinize yardım etmelisiniz.)

* Should+Have+V3 , bu yapıda doğru bir davranış veya bir görevin yapılmamış olduğunu ifade etmek için kullanılır.

He should have helped his elders. ( O, Büyüklerine yardım etmiş olmalıydı)

* In case yapısında kullanılan should, eylemin olma ihtimalinin çok düşük olduğu alamını verir.

I'll shut the window In case it should rain. (Pencereyi kapatacağım, yağmur yağabilir diye)

* If I were you ( senin yerinde olsaydım) bu yapıda -should- kullanılır.

I fI were you, I should go with them. ( yerinde olsaydım, onlarla gidersim)

////////////////////////////////////////////////////

Will - Would
-Will- Bir yardımcı filldir, Gelecek zaman cümlelerinde kullanılır.

Gelecek zaman cümlelerinde -I- ve -We- Şahıs zamirleri ile -Shall- diğer şahıslarda -will- kullanılır. Ama Soru cümleleri hariç -I- ve -We- dahil olmak üzere tüm şahıslarda -will- kullanılması yaygın hale gelmiştir.

Will You ?:

Bu yapıyla yapılan soru cümleleri ile istek belirtme veya emir verme anlamı vardır

Will you Turn off your TV. - ( Televizyonunu kapatırmısın).

Would - Geçmişte alışkanlık hale gelen eylemleri ifade etmek için kullanılır. Bu yapı -used to- ile aynı anlamdadır.

They would go to the cinema on sunday. (Pazar günleri sinemaya giderlerdi.)
They used to go to the cinema on sunday. (Pazar günleri sinemaya giderlerdi.)

Would You Like?: Çok kibar istek ya da davet bildirir.

Would you like some coffee? - (Biraz kahve ister misiniz?)

* Would Like: Kibar bir istek (talep) belirtir.

I would like a cup of coffee. ( Bir fincan kahve istiyorum)
I'd like a cup of coffee. ( Bir fincan kahve istiyorum)

////////////////////////////////////////////////////

Had Better :
Tercih, tavsiye ve uyarı bildirir, -olsa iyi olur, daha iyi olur, iyisimi- şeklinde bir anlamlar verir. Üçüncü tekil şahısta “s” takısı almaz.

We had better get up early.- (Erken kalksak daha iyi olur.)
I’d better go. - (Gitsem iyi olacak.)
Had we better let him know? - (Ona haber versek iyi olur mu?)

////////////////////////////////////////////////////

BE TO (AM / IS / ARE + TO – INFINITIVE)
1 ...mektir: Görev ya da emir

My duty is to teach English. (Görevim İngilizce öğretmektir.)

2. ...ecek, ...acak (Shall=Will): Gelecekte planlanmış bir eylem

I am to visit my parents..(Anne ve Babamı ziyaret edecem..)

3. Geçmişte planlanmış bir eylem ( was to, were to)

We were to buy a house in the near future. - (Yakın bir zamanda ev almayı planladık.)

4. Şart cümlelerinde

If you are to pass your class, you must work harder. - (Sınıfını geçmen için daha çok çalışmalısın.)
almira isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-05-2008, 07:16 PM   #17 (permalink)
Yol Arkadasim
almira - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 10.463
Tecrübe Puanı: 1000
Rep Puanı : 22094
Rep Derecesi : almira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond repute
Standart İngilizce Kelimeler

- 1


English Words - 1
İngilizce Kelimeler

Countries / Ülkeler
Languages / Diller
Renkler / Colours
Renk Tonları - Colour Tones
Ölçüler : Measurements

////////////////////////////////////////////////////

Countries / Ülkeler
Türkiye : Turkey
Brezilya : Brazil
İspanya : Spain
Yunanistan : Greece
Japonya : Japan
Arjantin : Argentina
Britanya : Britain
Meksika : Mexico
Polonya : Poland
Macaristan : Hungary
Küba : Cuba
Norveç : Norway
Rusya : Russia
Fransa : France
İsveç : Sweden
İskoçya : Scotland
Romanya : Romania
Bulgristan : Bulgaria
Finlandiya : Finland
Danimarka : Denmark
Cezayir : Algeria
İsrail : Israel
Kuveyt : Kawait
Güney Afrika : South Africa
Holanda : Nederland
İngiltere : England
Kanada : Canada
ABD : USA
Irak : Iraq
Suriye : Syria
Tayland : Thailand
Hindistan : india
Pakistan : Pakistan
Almanya : Germany
İtalya : Italy
Portekiz : Portugal
Mısır : Egypt

////////////////////////////////////////////////////

Languages / Diller
Türkçe : Tukish
İspanyolca : spanish
Yunanca : greek
Japonca : japanese
Macarca : hungarian
Rusca : russian
Fransızca : French
İsveçce : Swedish
Romence : roumanian
Bulgarca : bulgarian
Holandaca : Netherlandish - dutch
İngilizce : English
Arapca : arabic
Almanca : German
İtalyanca: italian
Portekizce : Portekizce

////////////////////////////////////////////////////

Renkler / Colours
Altın (rengi) : Golden ( gouldın)
Bej : beige ( beyj)
Beyaz : white ( vayt)
Eflatun : Violet ( vayılıt)
Gri : Grey – Gray ( grey)
Gümüş : Silver ( silvı)
Kahverengi : Brown ( braun)
Kestane : ( Chestnut ( Çesnat)
Kırmızı : Red (red)
Lacivert : Navy Blue ( Neyvi Blu)
Mavi : Blue ( blu)
Mor : Purple ( pör-pıl)
Pembe : Pink (pink)
Renk : Colour ( kalı)
Sarı : Yellow ( yelou)
Siyah : Black ( blek)
Turuncu : Orange (orınc)
Yeşil : Green ( gri-n)

////////////////////////////////////////////////////

Renk Tonları / Colour Tones

Açık : Light ( layt)
Gölgeli : Shaded ( şeydid)
Koyu : Dark ( da-k)
Mat : Matt ( met)
Parlak : Bright ( brayt)
Pastel : Pastel ( pestıl)
Renkli : Coloured ( kalıd)
Renksiz : Colourless ( kalılıs)
Solgun: Pale ( peyl)

////////////////////////////////////////////////////

Ölçüler / Measurements
Milimetre : Millimetre ( milimi-tı)
Santimetre : Centimetre ( senti mi-tı)
Metre : Metre ( mi-tı)
Kilometre : Kilometre ( kilımi –tı)
Mil : Mile ( mayl)
Deniz Mili : Nautical Mile ( no-tikıl mayl)
Metre Kare : Square Metre ( skveı mi-tı)
Kilometre Kare : Square Kilometre ( skveı kilı mi-tı)
Hektar : Hectare ( hekta)
Litre : Litre ( li-tı)
Gram : Gram ( grem)
Kilogram : Kilogram ( kilıgrem)
Ton : Yon ( tan)
Düzine : Dozen ( dazın)
İnç : Inch (inç)

İngilizce Kelimeleri Sözlük - 2

English Words - 2
İngilizce Kelimeler

Karakter ve Davranışlar / Character and Behaviors
Miktar Bildiren Kelimeler
Fruits / Meyvalar
Çiçekler / Flowers
Family / Aile

////////////////////////////////////////////////////

Karakter ve Davranışlar / Character and Behaviors
Arrogance: küstahlık
Behaviour: davranış
Character: karakter
Charm: cazibe
Honesty: dürüstlük
Jealousy: kıskançlık
Understanding: anlayış
Vanity: kibir
Excuse: özür
Permission: izin
Laziness: tembellik
İnsolence: yüzsülük
Joy: sevinç
Cheerfulness: neşe
Patience: sabır
Spite: kin
Obedience: itaat
Cruelty: kabalık
Kindness: nezaket
İnstinct: iç güdü
Mood: ruhi durum
Pride: gurur
Punishment: ceza
Sadness: üzüntü
İmpatiance: sabırsızlık
Nastiness: yaramazlık
Rudeness: kabalık
Madness: çılgınlık
Caution : özen
Active: aktif
Amusing : eğlendirici
Pretentious: fiyakalı
Nice: tatlı
Decent: nazik
Poor: fakir
Arrogant: küstah
Modest: alçak
Witty: esprili
Skilful: yetenekli
Talkative: konuşkan
Cruel: kaba
Good: iyi
Obstinate: inatçı
Terrific: korkunç
Devious: dolandırıcı
Funny: komik
Borring: can sıkıcı
Naive: sade
Natural: doğal
Curious: meraklı
Optimistic: iyimser
Pessimistic: kötümser
Boastful: kendinibeğenmiş
Quiet: suskun
Wily: kurnaz
Bad: kötü
Shy: utangaç
Strange: garip- yabancı
Sensitive: duygusal
Proud: grurlu
Tolerent: toleranslı
Clumsy: görgüsüz
Untidy: düzensiz
Embarrassed: mahçup
Sensible : mantıklı
Stupid: aptal
Angry : kızgın
Mischievous: sinsi
Charming: Cazibeli
Respectable: saygıdeğer
Serious: ciddi
Suprising: şaşırtıcı
Lazy: tembel
Cheeky: yüzsüz
Friendly: arkadaşça
Glad: memnun
Joyful: mutlu
Patient: sabırlı

////////////////////////////////////////////////////

Miktar Bildiren Kelimeler
alittle, some : biraz
very, much: çok
Enough: yeter
Any: hiç
Few: az
too much: pek çok
Too: daha
More: daha çok
Less: daha az

////////////////////////////////////////////////////

Fruits / Meyvalar
Banana : Muz
Apple : Elma
Orange Portakal
Grape : Üzüm
Cherry : Kiraz
Tangerine : Mandalina
sour cherry : Vişne
Pear : Armut
Avocado : Avokado
Pineapple : Ananas
Strawbery : çilek
currant : Frenk üzümü
Grapefruit: Greyfurt
Fig: incir
Watermelon : Karpuz
Melon : kavun
Apricot : kayısı
Kiwi : kivi
Mulberry : Dut
Plum : Erik
Raspberry : ahududu
Blackberry : böğürtlen

////////////////////////////////////////////////////

Çiçekler / Flowers
Beyaz Gül : White Rose
Kırmızı Gül:Red Rose
Pembe Gül:Pink Rose
Sarı Gül:Yellow Rose
Beyaz Karanfil : White carnation
Kırmızı Karanfil- Red carnation
Pembe Karanfil:Pink Carnation
Sarı Karanfil:Yellow Carnation
Orkide- orchid
Nilüfer - water lily
Beyaz Lale:White tulip
Kırmızı Lale:Red tulip
Pembe Lale:Pink tulip
Sarı Lale:Yellow tulip
Menekşe - violet
Kamelya - camellia

////////////////////////////////////////////////////

Family / Aile
Father : baba
Mother : anne
Brother : erkek kardeş
Sister : kız kardeş
step mother : üvey anne
step father : üvey baba
Son : erkek çoçuk
Doughter : kız çocuk
Aunt : teyze,hala
Granddad : dede
Granny : anneanne
Nephew : erkek yeğen
Niece : kız yeğen
uncle : amca,dayı
Grandmother : büyük anne
Grandfather : büyük baba
Cousin : kuzen
father-in-law : kayınbaba
mother-in-law : kaynana
sister's husband : enişte
sister-in-law : baldız,yenge
son-in-law : damat
Grandson : torun twin brother : ikiz kardeş
Wife : eş-bayan
Husband : koca
Parents : ana baba. ebeveyn.



İngilizce Kelime Ezberleme - 3

English Words - 3
İngilizce Kelimeler
Animals / Hayvanlar
Haftanın günleri / Days of the week
Mevsimler - Seasons
Aylar - Months
Yönler / Direction

////////////////////////////////////////////////////

Animals/Hayvanlar
butterfly : kelebek
Octopus: ahtapot
Horse: at
Bull: boğa
Wolf: kurt
Hen : tavuk
Cock : horoz
Antelpe : antilop
Bat : yarasa
Beaver : kunduz
Gull : martı
Hawk : şahin
Hedgehog : kirpi
Squirrel : sincap
Stork : leylek
Vulture : akbaba
Worm : solucan
wild boar : yaban domuzu
wasp : eşekarısı
Millipede : kırkayak
Magpie : saksağan
Myena : sırtlan
Zebra: zebra
Fox: tilki
Dog : köpek
Cat kedi
Mouse : fare
Snake : yılan
Elephant : fil
Lion : aslan
Donkey : eşek
Bear: ayı
Tigger : kaplan
Giraffe : zırafa
Penguin: penguen
Spider : örümcek
Crocodile : timsah
Shark : köpek balığı
Dolphin : yunus
Lizard : kertenkele
Turtle : kaplumbağa
Rabbit : tavşan
Bird : kuş
Fish : balık
Frog : kurbağa
Cow : inek
Monkey : maymun
İnsect : böcek
Whale : balina
Bee : arı
Ant : karınca

////////////////////////////////////////////////////

Haftanın günleri / Days of the week
Week (vik) - Hafta
Day (dey) - Gün
Sunday ( sandi) - pazar
Monday ( mandi) - pazartesi
Tuesday (tuz'dey) - Salı
Wednesday - (venz'dey) - çarşamba
Thursday - (thırz'dey) - Perşembe
Friday ( fray'dey) - Cuma
Saturday - (sat'ırdey) – Cumartesi

////////////////////////////////////////////////////

Mevsimler - Seasons (si-zıns)
Spring (spring) - ilkbahar
Summer (samı) - yaz
Autumn (o-tım) - Sonbahar
Winter (vintı) - Kış

////////////////////////////////////////////////////

Aylar - Months (mants)
January (cenyuıri) - ocak
February (februıri) - şubat
March ( ma-ç) - mart
April (eyprıl) - nisan
May (mey) - mayıs
June (cu-n) - haziran
July (culay) - temmuz
August (ogıst) - Ağustos
September (septembı) - eylül
October (oktoubı) - ekim
November ( nouvembı) - kasım
December (disembı) - aralık

////////////////////////////////////////////////////

Yönler - Direction (direkşın)
North (north) - Küzey
South (saut) - Güney
East (ist) - Doğu
West (vest) - Batı


İngilizce Kelime - 5

English Words - 5
İngilizce Kelimeler

Oturma Odası / Sitting Room
The Dining Room / Yemek Odası
The Kitchen / Mutfak
The Bathroom / Banyo
The Bedroom / Yatak Odası

////////////////////////////////////////////////////

Oturma Odası / Sitting Room
Sandalye : Chair
Koltuk - Mobilya : armchair
Tabure : stool
Raf : shelf
Kitaplık : Bookcase
Kanepe : sofa
Vazo : Vase
Küllük :ashtray
Halı : Carpet
Şömine : Fireplace
Kilim : rug

////////////////////////////////////////////////////

Dining Room / Yemek Odası
Bıcak : Knife
Kaşık : Spoon
Çatal : Fork
Masa : Table
Maşa : tongs
Kepçe : ladle
Fincan : Cup
Kupa Bardak : mug
Surahi : pitcher
Şişe : Bottle
Tirbuşon :corkcrew

////////////////////////////////////////////////////

The Kitchen / Mutfak
Buzdolabı : refrigerator
Fırın - Ocak : stove
Mikrodalga Fırın : microwave oven
Mikser : Mixer
blendır : blender
kavanoz : Jar
tencere -Tencere : Pot
Tava : skillet
Tepsi : tray
Ketıl - Çaydanlık : kettle
Çırpacak : whisk
Rende : grater
Süzgeç : colander - strainer

////////////////////////////////////////////////////

The Bathroom / Banyo
Banyo Küveti : Bathub
Duş Almak : shower
Şanpuan : shampoo
Sabun : soap
Musluk : faucet
Ayna : mirror
Saç Kurutucusu : hair drier
Tarak : comb
Saç Fırcası : Hairbrush
Diş Fırcası : Toothbrush
Diş Macubu : Toothpaste
Diş İpliği : floss
Tıraş Makınası - Ustura : razor
Tırnak Makası : nail clipper -nail scissors.

////////////////////////////////////////////////////

The Bedroom / Yatak Odası
Yatak : Bed
Çarşaf : sheet
Battaniye : blanket
Döşek - Yatak : mattress
Ranza : bunk bed

googleyecevaplar
2008-07-23T20:48:36.821-07:002008-07-23T20:48:36.821-07:00
İngilizce Kelime Öğren - 4

English Words - 4
İngilizce Kelimeler

Weather Terms / Hava Terimleri
Space Terms / Uzay Terimleri
peyzaj - manzara / Landscape
Sea Term / Deniz Terimleri
Writing / El Yazısı

////////////////////////////////////////////////////

Weather Terms / Hava Terimleri
bulut : cloud
buz : ice
don : frost
gök : sky
gök gürültüsü : thunder
kar : snow
rüzgar : wind
sis : fog
şimşek : lightning
yağmur : rain

////////////////////////////////////////////////////

Space Term / Uzay Terimleri
evren : universe
galaksi : galaxy
gezegen : planet
gök taşı : meteor
kuyruklu yıldız : comet
merkür : mercury
neptün : neptune
pluton : pluto
satürn : saturn
Mars : Mars
uydu : satellite
Atmosfer : Atmosphere
ay : moon
yıldız : star
Dünya : earth
güneş : sun
Krater : Crater
Teleskop : Telescope

////////////////////////////////////////////////////

peyzaj - manzara / Landscape
Çağlayan : waterfall
Gölet : pond
Göl : Lake
kanal : Canal
Baraj : Dam
Şehir : City
Kasaba : Town
Nehir : River
Dağ : Mountain
Tepe : Hill
Kanyon : canyon
Dere : stream
Uçurum : cliff
Vaha : oasis
Volkan : Volcano
Magara : Cave
Balta Girmemiş Orman : jungle
Orman : Forest
Çöl : desert

////////////////////////////////////////////////////

Sea Term / Deniz Terimleri
kumsal : beach
Kum : sand
Dalga : wave
Ada : Island
Körfez : bay
Fener : Light House
Havuz : pool

////////////////////////////////////////////////////

Writing / El Yazısı
Virgül (,) : Comma
Nokta (.) : point, dot.
Soru İşareti (?) : Question Mark
Slash (/) : Slash
Noktalı Virgül ( : semicolon
Kesme İşareti (') : Apostrope
Tırnak İşareti (") : quotation mark
Köşeli Parentez ( [ ) : bracet
Parentez-ayraç ( ) : parenthesis
İki Nokta Üst üste ( : iki nokta üst üste


İngilizce Kelime Öğrenme - 6

English Words - 6
İngilizce Kelimeler
The House / Ev
Jobs / Meslekler
Computers / Bilgisayar
Office Tools / Ofis Araçları
The Body / Vucudumuz

////////////////////////////////////////////////////

The House / Ev
Tavan Arası : attic
Kapı : Door
Baca : chimney
Dam - Çatı : roof
Panjur : shutter
Pencere : Window
Perde : curtain
Korniş : curtain rod
Kilit : Lock
Anahtar : Key
Anahtarlık : key holder, key ring

////////////////////////////////////////////////////

Jobs / Meslekler
Fırıncı : baker
Kasap : butcher
Berber : barber
Kapıcı : janitor
Kadın Hizmetci : maid
Muhabir : reporter
Yargıç : judge
İtfayeci : fireman
Polis : policeman
Dedektif : detective
Terzi : tailor
makinist, makine ustası : mechanic
Tesisatcı : plumber
Garson : waiter
Kadın Garson : waitress
Marangoz : carpenter
Ressam - Boyacı - badanacı: painter
Şöför : driver

////////////////////////////////////////////////////

Computers / Bilgisayar
Yazıcı : Printer
Monitör : Screen - monitor
Klavye : Keyboard
Tarayıcı : Scanner

////////////////////////////////////////////////////

Office Tools / Ofis Araçlar
yazı masası : desk
Belge : document
Klasör : Folder
Daktilo : typewriter
Ataş : paper clip
Raptiye : tack
Tel Zımba : stapler
Zımba Teli : staple
Zarf : envelope
Fotokopi Makinası : copier
Evrak Çantası : briefcase

////////////////////////////////////////////////////

The Body / Vucudumuz
Saç : Hair
Bacak : Leg
Kol : arm
Diz : knee
Bilek : wrist
Boyun : neck
Boğaz - Gırtlak : throat
Burun : nose
Kulak : ear
Dudak : lip
Ağız : mouth
Dil :tongue
Dirsek : elbow
Baş Parmak : thumb
Avuç İçi : palm
Parmak : finger
Ayak : foot
Göz : Eye
Kemik : bone
Kafatası : skull
Diş :tooth
Kan : blood


|


ingilizce Bağlaçları Kullanma - 2


İngilizce Bağlaçlar - 2

Adverbial (Subordinating) Conjunction

Bu Grup anlamlarına göre 6 gruplara ayırarak inceleyeceğiz

Grup 1: Time Conjunction: Zaman bağlaçlarıdır
Grup 2: Cause Conjunction (Sebep bağlaçları)
Grup 3: Concession Conjunction (Zıtlık Bağlaçları)
Gurp 4: Result Conjunction (Sonuç bağlaçları)
Grup 5: Purpose Conjunction (Amaç Bağlaçları)
Grup 6: Expectation Conjunction (Beklenti Bağlaçları)
Bağlaçlar Genel Tekrarı

////////////////////////////////////////////////////

Grup 1: Time Conjunction:
Zaman bağlaçlarıdır
When: ..........dığı zaman
After: ..........den sonra
Before: ..........den önce
As: ..........iken
While: ..........iken
Just as: ..........tam iken
Until / Till: ..........ceye kadar
By the time: ..........ceye kadar
Since: ..........dığından beri
As soon as: ..........ir, ..........imez
As long as: ..........dığı sürece
Once: ...........ce / ca
No sooner ......................than: .....mesi ile .....mesi bir oldu
Hardly / Scarcely ..........when: tam ............mıştı ki ...........oldu

İngilizce de -since- bağlacı dışında diğer Zaman bağlaçlarının olduğu cümlecikte hiç bir future tense kullanılmaz. Zaman baçlacının olduğu cümle asıl cümleden zaman bakımından ilerde olmalıdır, buna zaman uyumluluğu denir. Bu zaman uyumuna sadece -since- zaman bağlaçı uymaz.

Since: ..........dığından beri.

I haven’t seen them since they moved to another town. - (Onlar başka bir kasabaya taşındıklarından beri onları görmedim.)

Bağlacın bulunduğu cümlecik yan cümleciktir.

As ve While : ikisi de -.........iken- anlamındadır. Olayların oluşma süreleri bu iki bağlacın kullanımını belirler.

By the time : Bağlacının kullanımında zaman uyumu açısından iki alternatif vardır.

1 . The children will have slept by the time we arrive at home. - (Biz eve varıncaya kadar çocuklar uyumuş olacaklar.)

Bu cümlede eve varma olayının gelecekte olduğunu, çocukların uyumasının da gelecek te olan eve varma olayından önce olduğunu anlıyoruz.

Futurlu tenseler bağlaç cümleciklerinde kullanılmadıklarından alternatifi olan Simple present’e gidilmiştir

2 . By the time we arrived at home, the children had slept. (Biz eve varıncaya kadar çocuklar uyumuştu.)

Bu cümleden eve varma olayının geçmişte olduğunu ve çocukların uyumasının geçmişte olan eve varma olayından önce gerçekleştiğini anlıyoruz.

Untill / Till : By the time için verilen özellikler Until / Till için geçerli değildir. Çünkü by the time’daki önceye çekme hareketi Until / Till’de yoktur. Until / Till kullanım bakımından birbirleri arasında bir fark yoktur.

I will wait for you until (till) you return. - (Siz dönünceye kadar sizi bekleyeceğim.)

As: Kısa süreli olaylarda kullanılır. dışarı çıkarken, eve girerken vb. Bu nedenle “as” bağlacının olduğu cümlecikte simple zamanlar (continuous olmayan) kullanılır.

As I went out, it began to rain. (Ben dışarı çıkarken yağmur yağmaya başladı.)

While: Uzun süreli olaylarda kullanılır. televizyon izlerken, oyun oynarken vb. Bu nedenle “while” bağlacının olduğu cümlecikte continuous’lu zamanlar kullanılır.

While I was waiting, it began to rain. (Ben beklerken yağmur yağmaya başladı.)

Just as: Bu bağlacın kullanımında yan cümlecik zamanı “as”ten dolayı kısa olaylardır ama “just”tan dolayı da continuous’ludur. Bu sürekli zaman genellikle “past continuous”tur.

Just as I was leaving home, the phone rang up. (Tam ben evden ayrılırken telefon çaldı.)

By the time / until – till: by edat olup bir ismin önünde ve future perfect ile kullanılır. the time’ın eklenmesi ile bağlaç olur. Until ve till arasında hemen hemen bir kullanım farkı yoktur. Üçü de “.........ceye kadar” anlamını verir.

No sooner ......................than: .....mesi ile .....mesi bir oldu
Hardly / Scarcely ..........when: tam ............mıştı ki ...........oldu

I had no sooner left home than it began to rain. (Evden ayrılmamla yağmurun yağmaya başlaması bir oldu.)

İki olay vardır. En son olan past; öncesinde olan Past perfect ile ifade edilir.

Bu cümleyi “hardly...........when” ile de aynı anlama gelmek üzere aktarılabilir.

I had hardly left home when it began to rain. (Tam dışarı çıkıyordum ki yağmur yağmaya başladı.)

Not: “no sooner..........than” ve “hardly............when” bağlaçları kullanımda başa alınabilir. Bu durumda cümle devrik yapılır.

He had no sooner bought a car than he had an accident. (Arabayı alması ile kaza yapması bir oldu.)

No sooner had he bought a car than he had an accident. (Arabayı alması ile kaza yapması bir oldu.)

Hardly had I left home when it began to rain. (Tam dışarı çıkıyordum ki yağmur yağmaya başladı.)

Before :

We will visit our clients before we have lunch. / Öğle yemeği almadan önce müşterilerimizi ziyaret edeceğiz

After :

You can sell this merchandise after we open new season./ Sen (Siz) Bu malları biz yeni sezonu açtıktan sonra satabilirsin(iz).

When :

I met them when we were in London. (Biz Londra’dayken onlarla karşılaştım.)

As long as: dığı sürece:

As long as the vessel wait at the port, time will count. - (Gemi limanda kaldığı sürece, zaman sayımı devam edecektir.)

As soon as: Er ermez

Pls get our vessel's sail from the port as soon as she complete her discharge. - (Lütfen gemimizi tahliyesini bitirir bitirmez hareket ettiriniz.)

Once: ...........ce / ca

We can start once he arrives. - (Gelir gelmez başlayabiliriz.)

////////////////////////////////////////////////////

Grup 2: Cause Conjunction
(Sebep bağlaçları) :
Sebep bağlaçları ana cümlecikteki eylemin neden gerçekleştiğini anlatan yan cümleciğin başında bulunur. Bu bağlaçların hepsi de “.......dığı için” anlamındadır. Ayrıca zaman uyumu bu bağlaçlarda da vardır.

Because
As
Since
Seeing that
Now that
Given that

We had to give up the project since it began to be expensive.- (Proje pahalı olmaya başladığı için ondan vaz geçmek zorunda kaldık.)

As he didn't bring the money, he didn't get the book. - (Parayı getirmediği için kitabı alamadı.)

They couldn’t arrived there in time because the traffic was heavy. (Trafik yoğun olduğu için oraya zamanında varamadılar.)

Aşağıda verilmiş olan yapılar normal kullanımları ile edat yapısındadırlar. Bu edatların hepsinin anlamı “.....den dolayı”dır. Bu edatlara “the fact that” eklenerek bağlaca dönüştürülür. Bağlaç olduklarında yukarıdakiler gibi “....dığı için” anlamındadırlar.
Sebep bağlaçlarının anlamlarının bilinmesi yeterli olur.


Due to
Owing to
Because of ..........den dolayı + the fact that: ..........dığı için
On account of
In view of

We called off the match owing to the rain. (Biz yağmurdan dolayı maçı iptal ettik.)

Bu kullanımı ile “owing to” edattır. Çünkü edatlar bir isim ile kullanılır; bir cümlecik ile değil. Ayrıca “the fact that” almamıştır. Şimdi bunu bağlaç olarak kullanalım.

We called off the match owing to the fact that it was raining. (Biz, yağmur yağdığı için maçı iptal ettik.)

“Owing to the fact that” in bağlaç olduğuna, ve sonrasında bir cümlecik olduğuna dikkat ediniz.

No one could live over there due to cold weather. (Soğuk havadan dolayı kimse orada yaşayamaz.)

No one could live over there due to the fact that it was extremely cold. (Orada hava son derece soğuk olduğu için kimse yaşayamaz.)

////////////////////////////////////////////////////

Grup 3: Concession Conjunction
(Zıtlık Bağlaçları):
Concession taviz, ödün demektir. Gramatikal olarak zıtlık anlamı vardır. -despite- ve -in spite of- edat olup -the fact that- eklenmesi ile bağlaca dönüşürler. Beşi de eşanlamlı olup -.....e rağmen- anlamındadır

Though
Even though
Although
Despite the fact that
İn spite the fact that

In spite of the fact that the UN made vigorous efforts, the two sides couldn’t agree on the border dispute. - (BM’lerin yoğun çaba göstermesine rağmen, her iki taraf sınır anlaşmazlığında görüş birliğine varamadılar.)

Although we sent a lot of fax messages to you since one week, still we have not received any reply from your side. - (Size bir haftadan beri bir çok faks mesajı göndermemize rağmen sizden hala bir yanıt alamadık.)

Though we sent a lot of fax messages to you since one week, still we have not received any reply from your side. - (Size bir haftadan beri bir çok faks mesajı göndermemize rağmen sizden hala bir yanıt alamadık.)

Even though Sunday & Holiday used time will not to count. - (Pazar ve tatil günleri kullanılsa bile zaman sayımı devam etmeyecektir. )

Beşi de eşanlamlı olup “.....e rağmen” anlamındadır. “despite ve in spite of” edat olup “the fact that” eklenmesi ile bağlaca dönüşürler.

Aşagıda ki iki zıtlık bağlacı “....iken, oysa” anlamındadır.

Whereas
While

The control group’s results were favourable, whereas the patient group’s results were unfavourable. - (Kontrol grubunun sonuçları olumluydu, oysa hasta grubunun sonuçları olumsuzdu.)

The control group’s results were favourable, while the patient group’s results were unfavourable. (Kontrol grubunun sonuçları olumluydu, oysa hasta grubunun sonuçları olumsuzdu.)

Whereas ve While eşanlamlı olup birbirlerinin yerine kullanılabilirler.

However + (Sıfat – Zarf)
Whatever + (İsim)
No matter + (QW)

Zıtlık bağlaçlarının en önemlileri bunlardır. Kullanıldıkları sözcüklere göre “ne olursa olsun” gibi bir zıtlık anlamı katarlar. Normalde bağlaç kullanımında bağlaçtan hemen sonra bir özne vardır. Eğer bir bağlaç kullanımında özneden önce bir sözcük varsa, bağlaç mutlaka yukarıdaki üçünden biridir

However hard he may study, he can’t be successful. (O ne kadar sıkı çalışırsa çalışsın, başarılı olamaz.)

Whatever decision the government may take, inflation seems to rise. (Hükümet hangi kararı alırsa alsın, enflasyonun yükseleceği görünüyor.)

No matter what he does, he can’t persuade us. (O ne yaparsa yapsın bizi ikna edemez.)

////////////////////////////////////////////////////

Gurp 4: Result Conjunction
(Sonuç bağlaçları)
Bu bağlaçlar esas cümlecikteki yargının sonucunu veren yan cümleciğin başında kullanılırlar. Bu bağlaç grubunda iki tane bağlaç vardır. İkisi de “öyle.........ki” anlamındadır.

So (Sıfat, zarf) that
Such (isim) that

She is so clever that everyone admires her. - (O öyle zekidir ki herkes ona hayrandır.

He is such a man that you can rely on him. - (O öyle biridir ki ona güvenebilirsiniz.)

Sıfat ve zarflar için “so..........that”; isimler için “such..........that” kullanılır.

Sıfat Tamlamaları: Türkçe’de bir ismi bir sıfat nitelediği zaman bu bir sıfat tamlaması olur.

a weather (bir hava) - a nice weather (güzel bir hava)
a car (bir araba) - an expensive car (pahalı bir araba)
a girl (bir kız) - a beautiful girl (güzel bir kız)

Yukarıdaki sıfat tamlamaları tekil veya sayılabilen isimlerin kullanıldığı sıfat tamlamalarıdır. Ayrıca çoğul ve sayılamayan isimlerin de kullanıldığı sıfat tamlamaları vardır. Doğal olarak bunların önünde “a veya an” belgisiz tanıtıcı eki yoktur.

cloth (kumaş) - nice cloth (güzel kumaş)
cars (arabalar) - expensive car (pahalı arabalar)
girls (kızlar) - beautiful girls (güzel kızlar)

sıfatın belgisiz tanıtıcı ek ile isim arsına geldiği sıfat tamlamaları düzenli sıfat tamlamalarıdır. Eğer sıfat tamlamalarında sıfat ile belgisiz tanıtıcı ek yer değiştirirse bu sıfat tamlamaları bozuk sıfat tamlamaları olurlar.

Düzenli Sıfat Tamlaması - Bozuk Sıfat Tamlaması
a nice weather (güzel bir hava) - nice a weather (güzel bir hava)
an expensive car (pahalı bir araba) - expensive an car (pahalı bir araba)
a beautiful girl (güzel bir kız) - beautiful a girl (güzel bir kız)

Not: Düzenli sıfat tamlamalarında “such...........that”; Bozuk sıfat tamlamalarında “so..........that” bağlacı kullanılır.

He is such an intelligent student that he can study abroad. - (O öyle zeki bir öğrenci ki yurt dışında öğrenim göreblir.)
He is so intelligent an student that he can study abroad. - (O öyle zeki bir öğrenci ki yurt dışında öğrenim göreblir.)


////////////////////////////////////////////////////

Grup 5: Purpose Conjunction
(Amaç Bağlaçları):
Esas cümlecikteki yargının amacını belirten yan cümleciğinin başında kullanılırlar. İki tanedirler ve ikisi de aynı anlamdadırlar. “..........mesi için” anlamındadırlar.

In order to
So as to

Bu yapı ile mastardırlar ve “..........mek için” olarak çevrilirler. Yapılarındaki “to” atılıp yerine “that” eklenerek bağlaca dönüştürülürler. Bağlaca dönüşürken “so as to”daki “as”te atılır. Böylece amaç bağlaçlarımız “in order that” ve “so that” olur.

In order to ....mek için (mastar yapısı) - in order that....mesi için (bağlaç yapısı)
So as to ....mek için (mastar yapısı) - so that ....mesi için (bağlaç yapısı)

I went abroad in order to learn English.- (Ben İngilizce öğrenmek için yurt dışına gittim.)
I sent my daughter abroad in order that she could learn English. - (Kızımı İngilizce öğrenmesi için yurt dışına gönderdim.)

In order that ile so that bağlaçlarının kullanımı arasındaki fark şudur:

In order that: ...........mesi için ifadesinde ikisinin de isteği vardır. So that: ................mesi için ifadesinde sadece söyleyenin isteği vardır.

I barred my windows so that no one could get ınto my house.- (Evime kimsenin girememesi için pencerelerimi demirledim.)

////////////////////////////////////////////////////

Grup 6: Expectation Conjunction
(Beklenti Bağlaçları)
Esas cümlecikteki yargının hangi beklentiden dolayı istendiğini açıklayan yan cümleciğin başında kullanılan bağlaçlardır. İki tanedirler ve birbirinin alternatifidirler.

In case: ...........diye
Lest (for fear that): ...........mesin

I have to make some preparions in case someone may drop in. - (Birisi uğrar diye bazı hazırlıklar yapmak zorunda kaldım.)

Drop in: (bir yere) uğramak

Eğer yukarıdaki cümlede “lest” bağlacı kullanılsaydı aşağıda görüldüğü gibi anlam ters olurdu.

I have to make some preparations lest someone may drop in. - (Birisi uğramasın diye bazı hazırlıklar yapmak zorundayım.)


////////////////////////////////////////////////////

Bağlaçlar Genel Tekrarı
Since: İki değişik kullanımı vardı. Birincisi zaman bağlacı olarak “..........dığından beri” diğeri ise sebep bağlacı olarak “..........dığı için” anlamındaydı.

As: En karmaşık kullanıma sahip olan bağlaçtır. Dört değişik anlamda kullanılır.
1.) ..........iken
As he stopped up the stairs, he fell down (O merdivenleri çıkarken aşağı düştü.)

2.) ..........dığı için
As he was a prominent figure, everyone respected him. (O saygın bir şahsiyet olduğu için herkes ona saygı gösterir.)

3.) ..........dığı gibi
As I told you he was upright. (Sana söylediğim gibi o haksız çıktı.)

İngilizce’de “.......dığı gibi” ifadesi bağlaç olarak kurulur. Bu nedenle “as” kullanılır. “like” gibi anlamındadır ama edat olduğu için bir cümlecik önünde kullanılamaz. Çünkü edatlar isimler ile kullanılırlar.

4.) ...........dıkça
As we grow old, we become more sensitive. (Biz yaşlandıkça daha hassaslaşırız.)

While: İki değişik anlamda kullanılır.

............iken: Zaman bağlacı olarak.
............oysa, iken: Zıtlık bağlacı olarak

So that: İki farklı anlamda kullanılır.
..........mesi için: Zaman bağlacı olarak bu anlamda kullanılır.

The doctor explained my illness in medical terms so that I couldn’t understand. - (Doktor anlayamamam için hastalığımı tıbbi terimlerle açıkladı.)

Bu nedenle: Sebep bağlacı olarak bu anlamda kullanılmaktadır.

The doctor explained my illness in medical terms, so that I couldn’t / didn’t understand anything. - (Doktor, hastalığımı tıbbi terimlerle açıkladı, bu nedenle hiç bir şey anlayamadım / anlamadım.)





ingilizce Bağlaçlar Bağlaç - 1


Bağlaç: İki cümleciği (kelime veya cümleyi değil) birbirine bağlayan yapılardır.

Coordinating Conjunction / Düzenleme Bağlaçları
Sentence Connector / cümle bağlayıcıları
Correlative Conjunction / İlişki sağlayan bağlaçlar
Adverbial (Subordinating) Conjunction

////////////////////////////////////////////////////

Coordinating Conjunction :
Düzenleme Bağlaçları
İki cümlecik arasındaki bağlantıyı sağlayan bağlaçlardır. Bu Bağlaçlar mutlaka iki cümlecik arasında bulunurlar

And: ve (paralellik arz eden bağlaçtır.)
But: ama, ancak, fakat (zıtlık bağlacıdır.)
Or: veya (iki alternatiften birini seçen bağlaçtır.)
Nor: ne de (or’un olumsuzu olup iki alternatiften hiç biri anlamındadır.)
So: bundan dolayı (sonuca götüren bağlaçtır.)
For: edat olarak,“için”; bağlaç olarak iki cümlecik arasında “zira-çünkü / -dığı için” anlamındadır.
Yet: zarf olarak, “henüz”anlamında; bağlaç olarak “halbuki” anlamındadır.

Örnekler:

And :

He opened the door and threw the bag out. ( Kapıyı Açtı ve çantayı dışarı attı.)

But :

She is a good girl but She doesn't study her lessons. ( İyi bir kız ama derslerine çalışmaz)

Or :

You must drink a tea or coffee. ( bir çay veya kahve içmelisin.)

Nor: Bu bağlac kendisinden sonra devrik bir yapı ister. örneğe dikkat ediniz

She didn’t call us, nor did she write to us. (O bizi aramadı, ne de bize yazdı.)

So:

It is cold so They must put on their coat.. (Hava soğuk, bu yüzden ceketlerini giymeliler.)

For:

she doesn't pass this exam for She doesn't study her lesson. ( Bu sınavı geçemez zira dersine çalışmazdı)

Yet:

I wanted my son to be an engineer, yet he preferred the medicine. (Ben oğlumun bir mühendis olmasını istedim, halbuki o tıpı tercih etti.)

////////////////////////////////////////////////////

Sentence Connector
cümle bağlayıcıları
İki cümleden Biri bitmiş, noktalanmıştır , ikinci cümle ise birinci cümleye ilişkilidir. Cümle bağlayıcıları ikinci cümlenin başında, ortasında veya sonunda olabilirler. cümle bağlayıcılarını dört grupta incelemek gerekir.

Grup: 1. İki cümle arasında paralel bir ilişki sağlayanlar
(en çok kullanılan ilk ikisidir.)

Furthermore : ayrıca, üstelik.
Moreover : ayrıca, üstelik.
What’s more : ayrıca, üstelik.
In addition : ayrıca, üstelik.
Also : ayrıca, üstelik.
besides : ayrıca, üstelik.

Örnek :

You'll need pliers. You'll also need tape. - (Sana kerpeten lazım. Bir de (ayrıca) bant.)
She is a lawyer. Besides, she is a mother to two children . - ( O bir avukattır, ayrıca iki çocuklu bir annedir)

Grup: 2. İki cümle arasında bir zıtlık ilişki sağlayanlar
(en çok kullanılan “however” dır.)

However : ancak, bununla beraber
Nevertheless : ancak, bununla beraber
Nonetheless : ancak, bununla beraber
On the contrary : ancak, bununla beraber
Still : ancak, bununla beraber

Örnek:

She woked hard. However, She wasn't able to pass ( O sıkı çalıştı ancak geçemedi)

I'm sorry about this. Still, I'm sure that in the end it's for the best. - ( Üzgünüm. Bununla beraber bundan iyi bir sonuç çıkacağına inanıyorum.)

Grup: 3. Sonuca götüren bağlayıcılar
(en çok kullanılan ilk üçüdür.)
Therefore : Sonuç olarak, böylece - bu yüzden
Thus : Sonuç olarak, böylece - bu yüzden
Hence : Sonuç olarak, böylece - bu yüzden
As a result : Sonuç olarak, böylece - bu yüzden
Consequently : Sonuç olarak, böylece - bu yüzden

Örnek:

I did not study hard. Therefore, I failed. ( Sıkı çalışmadım. Sonuç olarak kaldım.)
There's no electricity; thus we can't use it.- ( Elektrik yok; bu yüzden onu kullanamıyoruz.)

Grup: 4. Alternatif belirten bağlayıcılar
Or else : aksi taktirde - yoksa
Otherwise : aksi taktirde - yoksa

Örnek:

They must hurry. Otherwise, They will be late.- ( Acele etmeliler, aksi taktirde geç kalacaklar.)
Go now or else you'll miss the train. - (Şimdi git, yoksa treni kaçıracaksın.)

////////////////////////////////////////////////////

Correlative Conjunction
İlişki sağlayan bağlaçlar
Not only ..........but also: sadece değil ..........aynı zamanda -
Both ..........and: hem..........hem de
Either ..........or: ya ..........ya da (İki alternatiften biri)
Neither ..........nor: ne ..........ne de (İki alternatiften hiç biri)
Whether ..........or: gerek ..........gerekse (olsun ..........olsun)

Örnekler:

Neither her mother nor her father supports her. – (Ne annesi ne de babası onu desteklemez.)
They will either send it today or tomorrow. – (Ya bugün ya da yarın gönderecekler.)
Both your friends and your family should support you. – (Hem arkadaşlarının hem de ailenin seni desteklemesi gerekir.)
He is trying to decide whether to be a teacher or a historian. – (Tarihçimi yoksa öğretmenimi olacağına karar vermeye çalışıyor.)

Not only ..........but also: sadece değil ..........aynı zamanda -

Bu bağlaçta ayrıca başka bir kullanım daha da vardır. “also” de, da anlamındadır. Bu anlama gelen “as well” sözcüğü de “also” yerine kullanılabilir. Yalnız bu kullanımda önemli bir özellik vardır. “as well” sözcüğü “but”tan ayrılır ve cümle sonuna gider. Çünkü “as well” sözcüğü daima cümle sonunda yazılır.

The robber not only shot around but also crashed everything. - (Soyguncular sadece etrafa ateş etmediler, aynı zamanda her şeyi yerle bir ettiler.)
The robber not only shot around also crashed everything. - (Soyguncular sadece etrafa ateş etmediler, aynı zamanda her şeyi yerle bir ettiler.)
The robber not only shot around but crashed everything. - (Soyguncular sadece etrafa ateş etmediler, aynı zamanda her şeyi yerle bir ettiler.)
The robber not only shot around but crashed everything as well. - (Soyguncular sadece etrafa ateş etmediler, aynı zamanda her şeyi yerle bir ettiler.)

Önemli Kural

Not only ..........but also bağlacının kullanımında “not only” kısmı cümlenin başına alınarak da yazılabilir. Bu kullanım bağlacın rahat görülebilmesi için yapılan bir harekettir. Bu durumda kural ihlal edildiği için telafisi gerekmektedir. Bu da “not only”den sonraki cümleciğin devrik olması ile sağlanır.

He not only insulted his friends but also beat them. (O sadece arkadaşlarına hakaret etmedi aynı zamanda onları dövdü.)
Not only he did insult his friends but also beat them. (O sadece arkadaşlarına hakaret etmedi aynı zamanda onları dövdü.)





Advanced Seviyesi Düzeyi 1
--
Advanced - Chapter - 1

RELATIVE PRONOUNS -İngilizce İlgi zamirleri

CONDITIONAL SENTENCES - İngilizce Şart cümleleri

////////////////////////////////////////////////////

RELATIVE PRONOUNS
İngilizce İlgi zamirleri
* İlgi Zamirleri; bir cümledeki isim hakkında açıklamak yapma amaçıyla kurulan ikinci bir cümlenin başında yer alan ve cümlede ki ismi belirten sözcüktür.

Türkçeye -Ki O- şeklinde çevrilebilir, biraz garip görünse de cümle anlamını anlama açısında ilk etapda böyle kullanılmasında fayda var.

Which: Cansızlar ve hayvanlar için kullanılır
Who: İnsanlar için kullanılır.
That : Hem İnsanlar için hemde Cansızlar ve hayvanlar için kullanılır

The man Who (that) came late. ( Adam, ki o geç geldi / Gördüğüm adam geç geldi.)
The cat Which (that) ate the meat has run away. ( Kedi, ki o yedi , kaçtı / eti yiyen kedi kaçtı)

* Tümleç -( i hali) ilgi zamirleri
Burada ilgi zamari cümlenin öznesi değil cümlenim tümleci durumundadır. Anlamı -ki onı-, - ki ana-,

Whom : İnsanlar için kullanılır. Whom yerine -That- veya -Who- Kullanılabilir

Which: Cansızlar ve hayvanlar için kullanılır. Burada da - that- kullanılabilir.

The Plums Which (that) I ate ware very sour.( Erikler, ki onları yedim, Çok ekşi idi / Yediğim erikler çok ekşi idi)
The man Who (that) I saw was a doctor. ( Adam, ki onu gördüm bir doctordu / Gördüğüm adam bir doktordu.)

* Zamirsiz İlgi Cümleleri
Who, which, that, whom ilgi zamirleri cümlelerden anlamda bir değişiklik yapmadan çıkartılabilir.

The pencil which you lost yesterday is under the carpet. ( Dün kaybettiğin kalem halının altındadır.)
The pencil you lost yesterday is under the carpet. ( Dün kaybettiğin kalem halının altındadır.)

The Man whom you wanted has come. ( istedigin adam geldi)
The Man you wanted has come. ( istedigin adam geldi)

* İlgi Zamirlerinin Edatlar İle Kullanımı
I saw the book, which you are looking for. (Aradığınız kitabı gördüm.)
I saw the book for which you are looking. (Aradığınız kitabı gördüm.)

Görüldüğü gibi “look” fiili “for” edatı ile nesneye (the book) geçiş yapmıştır. Yani “for” edatı nesneye aittir. Cümle ilgi zamiri ile birleştirilirken, ilgi zamiri nesne konumunda olan “the book” yerine kullanılır. O halde kendisine ait olan edat da ilgi zamirinin yanına taşınabilir ki ikisi de aynı anlamdadır:

1. Edat ile birlikte “that” kullanılamaz.
2. “who” ilgi zamiri edat ile kullanılırsa “whom” a döner.

She dismissed the student who you talked about. (Hakkında konuştuğunuz öğrenciyi kovdu.)
She dismissed the student about whom you talked. (Hakkında konuştuğunuz öğrenciyi kovdu.)

* OF WHOM ve OF WHİCH
ki onu, ...ki onların anlamında da çevrilebilirler.”of whom” canlılar için; “of which” cansızlar için kullanılır. bu iki ilgi zamiri bir grup isminde bazılarını tanımlarken kullanılır.

I have four sons who are students. (Öğrenci olan dört oğlum var.)

Bu cümlede sıfat cümleciği (öğrenci olan) çocukların hepsini niteler. Peki bu dört çocuğun hepsi değil de, ikisi veya üçü öğrenci olsa cümlemizi nasıl söyleyeceğiz? İşte burada “of”whom ve of which” devreye girer.

Eğer ikisi öğrenci olan dört çocuk var ise cümle şöyle kurulur:

I have four sons, two of whom are students. (İkisi öğrenci olan dört oğlum var.)

He had many houses, which were in Ankara. (Onun Ankara’da olan bir çok evi vardır.)
He had many houses, some of which were in Ankara. (Onun, bazıları Ankara’da olan bir çok evi vardır.)

* What İlgi zamiri
İlgi zamiri yerini tutacağı bir isim söylenmemişse -what- kullanılır, - o şey (şeyler) ki- anlamında lullanılır.

What you said was not true. (Söylediğiniz doğru değildi.)

I cannot understand what you speak. (Konuştuklarınızı anlayamıyorum veya Ne konuştuğunuzu anlayamıyorum.)

* Tanımlamayan İlgi Cümlecikleri
Bu tür ilgi cümlecikleri bilinen hakkında bir açıklama geregi duyulmayan isimler hakkında biraz ayrıntı vermek amacıyla kullanılır. Önemli olmadıkları için cümle içerisnden anlamı bozmadan atılabilirler.

Özne durumda -who- tümleç durumda -whom-, iyelik halinde -whose-, edatlarla birlikte -whom- kullanılır.

Şahıslar için Tanımlamayan ilgi cümlecikleri

My son, who was in london last year, is a famous football player now. ( gecen yıl Londra' da olan oğlum şimdi ünlü bir futbolcudur.)

Tümleç durumda
Mary, whom we met at the concert, visited us. ( konserde tanıştığımız Mary bizi ziyaret etti)

* İyelik Halinde Tanımlayan İlgi Cümlecikleri

Kullanılacak zamir -Whose- dur. ...ki onun, ...ki onların anlamındadır

The woman whose husband was wounded was carying. (bayan ki onun kocası yaralandı, ağlıyordu / Kocası yaralanan bayan ağlıyordu.)

DİĞER İLGİ ZAMİRLERİ
Where: ...ki oraya, ...ki orada. Nitelenen isim yer ismi ise kullanılır.
When: ...ki o zaman. Nitelenen isim bir zaman ismi ise kullanılır.
Why: ...ki onun için. Nitelenen isim bir sebep ismi ise kullanılır.

The hotel where we stayed last year was closed down. (Geçen yıl kaldığımız otelkapatıldı.)

I can not understand the reason why they have resign. (Onların niçin istifa ettiklerini anlayamıyorum)

I cannot forget the moment when we first met. (İlk karşılaştığımız anı hatırlamıyorum)

////////////////////////////////////////////////////

CONDITIONAL SENTENCES
İngilizce Şart cümleleri
Şart cümleleri 2 bölümlüdür, If cümlesi ve ana cümle.

Cümlelerinin İngilizce kuruluşlarını ögrenelim:

Birinci Tip Şart Cümleleri :
bir olasılık anlatılır, şartın yerine gelmesi durumda diğer eylemin yapılacağını bildirir.

* If' li cümle geniş zaman, ana cümle ise gelecek zaman halinde olur.

He will be ill If he works too much.- ( çok çalışırsa hasta olacak.)

* Bu tip şart cümlelerinde ana cümle gelecek zaman yerine -can,may,must- kullanılabilir.

If you go now, you can see the accident. - ( Şimdi gidersen kazayı görebilirsin.)

* Ana cümlecik geniş zaman halinde olabilir.

If they see you, They change their plan. - ( Seni görürseler planlarını değiştirirler.)

* If cümlesi şimdiki zamanda veya Şimdiki bitmiş zamanda olabilir.

If you are working, I'll bring ypu a cup of coffee. ( Çalışıyorsan sana bir fincan kahve getirecem.)

İkinci Tip Şart Cümleleri :
Gerçekleşmesi münkün olmayan, sadece hayal edilebilen bir durumu ifade eder.

* If' li cümle geçmiş zaman, ana cümle yardımcı fiil olarak -would- kullanılır.

If I were you, I would buy that car. (Yerinde olsaydım o arabayı alırım)

* would yerine -might, colud- ( Bursa anlam biraz değişmektedir)

If He Knew the answer, he would write it. - ( Cevabı bilse yazar.)

If He Knew the answer, he Could ( Might)write it. - ( Cevabı bilse yazabilir.)

Üçüncü Tip Şart Cümleleri :
Burda eylemin gerçekleşmiş olması münkün değil, sadece Gerçekleşmiş olsaydı ne olurdu ifade edilmektedir.

* If' li cümle Past Perfect, ana cümle Mişli Şart yapıdadır.

I we had read the letter, we would have learnt the truth. - ( Mektubu Okusaydık gerçeği öğrenirdik)

* Would yerine -could,might- kullanılabilir anlamda bir değişiklik olmaz.

If cümlesinde -Will,Would- Kullanılması

* Genel olarak If' li cümlede -Will,Would- Kullanılmaz, Kibar bir soru sorma için If cümlesinde kulanılabilir.
Not: Would ile yapılan cümle daha da kibar bir taleb belirtir.

If you will give me your pen, I' ll write my name. - ( Bana kaleminizi verirseniz adımı yazacagım)

Not: If'li cümlede -would like-kullanılıesa, kibar bir soru sorulur.

If you would like another cake, I' ll bring it at once. - ( Başka bir kek isterseniz onu hemen getiririm.)

* Bu cümlelerde -won't- kullanılırsa -kabul etmemek- anlamı verilir.
If he won't come with us, We' ll go alone. - ( Bizimle gelmezse yalnız gideriz.)

* If cümleciği , dilek kipi olarak -were- ile birlikte kullanılır.

If I were a king, I would be wery happy. ( Bir kral olsam mutlu olurdum.)

* If not yerine Unless kullanılabilir.
If you don't come, Thet'll leave early. - ( Siz gelmezseniz erken gidecekler.)

Unless you come, Thet'll leave early. - ( Siz gelmezseniz erken gidecekler.)

* If only; fiilin zamanına göre geniş zamanda istek, ümit, Geçmiş zamanda üzüntüyi ifade eder.
If Only we learn these words quickly, we' ll be wery happy. - ( Bu kelimeleri çabukca öğrenirsek çok mutlu olacağız.)

If only I knew the answer, I would explain it to you. - ( Cevabı bilsem açıklarım" malesef bilmiyorum")




Aytekin Aydın
__________________
Ya kendin gibi görün yada gözüme hiç görünme!


Bozuk Kırık Link varsa lutfen Ozel mesaj atarak bildiriniz,Linkleri Yenileyelim


HİÇ KİMSE BEN,BENDE HİÇ KİMSE DEĞİLİM.MENFAATLERİN ÖTESİNDEYİM ...BEKLERİM!(FARKIM TARZIM)GÖRELİM MEVLAM NEYLER,NEYLERSE GÜZEL EYLER,KUL BELA BULMAZ HAK YAZMADIKÇA,HAK BELA YAZMAZ KUL AZMADIKÇA,KUL KADERİNİ YAŞAR BAHTINA NE ÇIKARSA ..
almira isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-17-2009, 12:45 AM   #18 (permalink)
Yeni Üye
Avatar Yok
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 1
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı : 10
Rep Derecesi : EnartaurerS is on a distinguished road
Standart I have found pecuniary skilleds publications in google.

tşk ediyormus

Konu almira tarafından (10-05-2009 Saat 11:46 AM ) değiştirilmiştir..
EnartaurerS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
İngilizce Sayılar kelebek ingilizce ve gramer 0 02-24-2009 02:39 PM
çocuk etkinlikleri için skecler almira Sinema ve Tiyatro 10 12-03-2008 07:24 PM
İngilizce Dersi (CAN, GOING TO,USED TO) fiillerinin kullanilisi ismail ingilizce ve gramer 0 11-06-2008 04:08 AM
Besin Öğeleri ve Vücut Çalışmasındaki Etkinlikleri BuLuT Kadın ve Güzellik 0 09-12-2008 08:36 PM
İngilizce`nin bittigi an SiNaNaY Geyik 2 08-23-2008 02:19 PM


New To Site? Need Help?

Tüm Zamanlar GMT Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:24 AM.


Site Ekle Web Hosting Sevgili Ara