![]() |
| ingilizce ve gramer ingilizce dersleri, ingilizce gramer, ingilizce kelimeler, ingilizce eğitim setleri, kitap özetleri, İngilizce Sözlük |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#11 (permalink) |
|
|
The Past Perfect Tense
Geçmişte Bitmiş Zaman - (Mişti) Geçmişte yapılan bir eylemin yine geçmişte bir noktaya olan etkisi ifade etmek için kullanılır. Türkçedeki karşılğı bu zamanın miş' li geçmiş zamandır.Bu zamanda cümle yapısı had bütün şahışlarda fiilden önce kullanılır ve Fiil 3. Geçmiş zaman şeklindedir.. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Positive Sentence Structure / Olumlu Cümle Yapısı Subject (Özne) / Had / Verb-3 (Fiil-3) / Object (Nesne) I had begun (Başlamıştım) We had begun (Başlamıştık) You had begun (Başlamıştın - Başlamıştınız) They had begun (Başlamışlardı) He had begun (Başlamıştı) It had begun (Başlamıştı) She had begun (Başlamıştı) My Brother had begun . (Kardeşim Başlamıştı) My Brothers had begun . (Kardeşlerim Başlamışlardı) Negative Sentence Structure / Olumsuz Cümle Yapısı Subject (Özne) / Had + Not / Verb-3 (Fiil-3) / Object (Nesne) Had den sonra sonra not getirilir. Not takısı Had ile aşağıdaki şekilde kaynaşır. Had not - Hadn't I had not begun (Başlamıştım) We had not begun (Başlamamıştık ) You had not begun (Başlamamıştın- Başlamamıştınız ) They had not begun (Başlamamışlardı ) He had not begun (Başlamamıştı ) It had not begun (Başlamamıştı ) She had not begun (Başlamamıştı ) My Brother had not begun (Kardeşim Başlamamıştı ) My Brothers had not begun (Kardeşlerim Başlamamışlardı ) Interrogative Sentence Structure / Soru Cümle Yapısı Had / Subject (Özne) / Verb-3 (Fiil-3) / Object (Nesne) Had cümle başına getirilmesiyle Geçmişte Bitmiş Zaman soru cümlesi kurulur. had I begun ? (Başlamış mıydım?) had We begun ? (Başlamış mıydık?) had You begun ? (Başlamış mıydın? - Başlamış mıydınız?) had They begun ? (Başlamışlar mıydı?) had He begun ? (Başlamış mıydı?) had It begun ? (Başlamış mıydı?) had She begun ? (Başlamış mıydı?) had My Brother begun ? (Kardeşim Başlamış mıydı?) had My Brothers begun ? (Kardeşlerim Başlamışlar mıydı?) Negative Interrogative Sentence Structure / Negatif Soru Cümle Yapısı had / Subject (Özne) / Not / Verb-3 (Fiil -3) / Object (Nesne) had I not begun ? (Başlamamış mıydım?) had We not begun ? (Başlamamış mıydık?) had You not begun ? (Başlamamış mıydın? - Başlamamış mıydınız?) had They not begun ? (Başlamamışlar mıydı?) had He not begun ? (Başlamamış mıydı ?) had It not begun ? (Başlamamış mıydı ?) had She not begun ? (Başlamamış mıydı ?) had My Brother not begun ? (Kardeşim Başlamamış mıydı ?) had My Brothers not begun ? (Kardeşlerim Başlamamışlar mıydı?) had ile not olumsuz Soru cümlelerinde hadn't kaynaşmış şekilde cümle başına getirilebilir. hadn't They begun ? (Başlamamışlar mıydı?) hadn't He begun ? (Başlamamış mıydı ?) Bazı Kullanıldığı Yerler. 1.Geçmişte yapılan bir eylemin yine geçmişte başka bir eylemden önce yapıldığını ifade etmek için. My brother had eaten the cake when I came home - ( eve geldiğimde kardeşim keki yemişti) 2.I wish, If only, Would rather, Would Sooner gibi deyimleri Geçmişte bitmiş zamanda kullanılırsa , anlam olarak geçleşmemiş arzu ve dilekler ifade edilir. I wish You had seen my dog. - ( köpegimi görmüş olmanı isterdim) |
|
|
|
|
|
#12 (permalink) |
|
|
The Past Perfect Continuous Tense
Sürekli Geçmişte Bitmiş Zaman - (mekteydi) Geçmişte bitmiş zamanın devam eden hali olarak tanımlanabilir. Cümle yapısı olarak -Had been- yardımcı fiileriyle ve Ing eki almış fiileden oluşur. Bu zamanın Türkçe' ye çevrilişi -The Past Continuous Tense - Sürekli Geçmiş Zamana- çok benzer. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Positive Sentence Structure / Olumlu Cümle Yapısı Subject (Özne) / Had Been / Verb-Ing (Fiil-Ing) / Object (Nesne) I Had Been staying (Kalmaktaydım) We Had Been staying (Kalmaktaydık) You Had Been staying (Kalmaktaydın - Kalmaktaydınız) They Had Been staying (Kalmaktaydılar) He Had Been staying (Kalmaktaydı) It Had Been staying (Kalmaktaydı) She Had Been staying (Kalmaktaydı) My Brother Had Been staying . (Kardeşim Kalmaktaydı) My Brothers Had Been staying . (Kardeşlerim Kalmaktaydılar) Negative Sentence Structure / Olumsuz Cümle Yapısı Subject (Özne) / Had + Not / Been / Verb-Ing (Fiil-Ing) / Object (Nesne) I Had not Been staying (Kalmakta Değildim) We Had not Been staying (Kalmakta Değildik ) You Had not Been staying (Kalmakta Değildin- Kalmakta Değildiniz ) They Had not Been staying (Kalmakta Değillerdi ) He Had not Been staying (Kalmakta Değildi ) It Had not Been staying (Kalmakta Değildi ) She Had not Been staying (Kalmakta Değildi ) My Brother Had Been not staying (Kardeşim Kalmakta Değildi ) My Brothers Had Been not staying (Kardeşlerim Kalmakta Değildiler ) Interrogative Sentence Structure / Soru Cümle Yapısı Had / Subject (Özne) / Been /Verb-Ing (Fiil-Ing) / Object (Nesne) Had cümle başına getirilmesiyle Süreklii Geçmişte Bitmiş Zaman soru cümlesi kurulur. Had I Been staying ? (Kalmakta mıydım?) Had We Been staying ? (Kalmakta mıydık?) Had You Been staying ? (Kalmakta mıydın? - Kalmakta mıydınız?) Had They Been staying ? (Kalmakta mıydı?) Had He Been staying ? (Kalmakta mıydı?) Had It Been staying ? (Kalmakta mıydı?) Had She Been staying ? (Kalmakta mıydı?) Had My Been Brother staying ? (Kardeşim Kalmakta mıydı?) Had My Been Brothers staying ? (Kardeşlerim Kalmakta mıydı?) Negative Interrogative Sentence Structure / Negatif Soru Cümle Yapısı Had / Subject (Özne) / Not / Been / Verb-Ing (Fiil -Ing) / Object (Nesne) Had I not Been staying ? (Kalmakta Değil miydim?) Had We not Been staying ? (Kalmakta Değil miydik?) Had You not Been staying ? (Kalmakta Değil miydin? - Kalmakta Değil miydiniz?) Had They not Been staying ? (Kalmakta Değiller miydi?) Had He not Been staying ? (Kalmakta Değil miydi ?) Had It not Been staying ? (Kalmakta Değil miydi ?) Had She not Been staying ? (Kalmakta Değil miydi ?) Had My Brother not Been staying ? (Kardeşim Kalmakta Değil miydi ?) Had My Brothers not Been staying ? (Kardeşlerim Kalmakta Değiller miydi ?) Had ile Not olumsuz Soru cümlelerinde Hadn't kaynaşmış şekilde cümle başına getirilebilir. Hadn't They been staying ? (Kalmakta Değiller miydi?) Hadn't He been staying ? (Kalmakta Değil miydi ?) Bazı Kullanıldığı Yerler. 1- Geçmişte başlayıp ve geçmişte belirli bir zamana kadar devam eden eylemler anlatmak için He had been working in the office When boss came. ( Şef geldiğinde ofiste çalışmaktaydı) |
|
|
|
|
|
#13 (permalink) |
|
|
The Future Perfect Tense
Gelecekte Bitmiş Zaman (-miş olacak) Gelecekteki bir zamanda geçmişte kalacak bir eylemi ifade etmek için kullanılır. Gelecekte Bitmiş Zaman Cümle yapısı -shall- ve -will- yardımcı fiileri kullanılır. Esas Fiilin önüne -have- getirilir ve fiilin 3. geçmiş zaman hali kullanılır. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] I ve We özneleri için Shal veya Will. Diğer özneler için Will kullanılmaktadır. Positive Sentence Structure / Olumlu Cümle Yapısı Subject (Özne) / Shall-Will / Have / Verb-3 (Fiil-3) / Object (Nesne) I Shall Have stayed (Kalmış Olacağım) We Shall Have stayed (Kalmış Olacaksın) You Will Have stayed (Kalmış Olacaksın - Kalmış Olacaksınız) They Will Have stayed (Kalmış Olacaklar) He Will Have stayed (Kalmış Olacak) It Will Have stayed (Kalmış Olacak) She Will Have stayed (Kalmış Olacak) My Will Brother Have stayed . (Kardeşim Kalmış Olacak) My Will Brothers Have stayed . (Kardeşlerim Kalmış Olacaklar) Negative Sentence Structure / Olumsuz Cümle Yapısı Subject (Özne) / Shan't-Won't / Have / Verb-3 (Fiil-3) / Object (Nesne) I Shan't Have stayed (Kalmış Olmayacağım) We Shan't Have stayed (Kalmış Olmayacağız ) You won't Have stayed (Kalmış Olmayacaksın- Kalmış Olmayacaksınız ) They won't Have stayed (Kalmış Olmayacaklar ) He won't Have stayed (Kalmış Olmayacak ) It won't Have stayed (Kalmış Olmayacak ) She won't Have stayed (Kalmış Olmayacak) My Brother won't Have stayed (Kardeşim Kalmış Olmayacak ) My Brothers won't Have stayed (Kardeşlerim Kalmış Olmayacaklar ) Interrogative Sentence Structure / Soru Cümle Yapısı Shall-Will / Subject (Özne) / Have / Verb-3 (Fiil-3) / Object (Nesne) Shall-will cümle başına getirilmesiyle Gelecekte Bitmiş Zaman soru cümlesi kurulur. Shall I Have stayed ? (Kalmış olacak mıyım?) Shall We Have stayed ? (Kalmış olacak mıyız?) Will You Have stayed ? (Kalmış olacak mısın? - Kalmış olacak mısınız?) Will They Have stayed ? (Kalmış olacaklar mı?) Will He Have stayed ? (Kalmış olacak mı?) Will It Have stayed ? (Kalmış olacak mı?) Will She Have stayed ? (Kalmış olacak mı?) Will My Brother Have stayed ? (Kardeşim Kalmış olacak mı?) Will My Brothers Have stayed ? (Kardeşlerim Kalmış olacaklar mı?) Negative Interrogative Sentence Structure / Negatif Soru Cümle Yapısı Shan't - Won't / Subject (Özne) / Have / Verb-3 (Fiil -3) / Object (Nesne) Shan't I Have stayed ? (Kalmış olmayacak mıyım?) Shan't We Have stayed ? (Kalmış olmayacak mıyız?) Won't You Have stayed ? (Kalmış olmayacak mısın? - Kalmış olmayacak mısınız?) Won't They Have stayed ? (Kalmış olmayacaklar mı?) Won't He Have stayed ? (Kalmış olmayacak mı?) Won't It Have stayed ? (Kalmış olmayacak mı ?) Won't She Have stayed ? (Kalmış olmayacak mı ?) Won't My Brother Have stayed ? (Kardeşim Kalmış olmayacak mı ?) Won't My Brothers Have stayed ? (Kardeşlerim Kalmış olmayacaklar mı ?) Bazı Kullanıldığı Yerler. 1. Gelecekte bir zamandan önce bir eylemin olacağını ifade etmek için kullanılır. I Shall have fnished my homework, before 11 o'clock. - ( Saat 11' den önce Ev ödevimi bitirmiş olacagım) |
|
|
|
|
|
#14 (permalink) |
|
|
The Future Perfect Continuous Tense
Sürekli Gelecekte Bitmiş Zaman (-mekte olacak) Gelecekteki bir zaman noktasına kadar devam etmekte olan veya devam etmekte olmayan bir eylemi ifade etmek için kullanılır. Bu zamanın cümle yapısında Will ve Shall Yardımcı fiileri kullanılır, Esas fiilin önüne -Have Been Been- getirilir ve Fiile -ING- takısı eklenir. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Positive Sentence Structure / Olumlu Cümle Yapısı Subject (Özne) / Shall-Will / Have Been / Verb-ING (Fiil-ING) / Object (Nesne) I Shall Have Been Staying (Kalmakta Olacağım) We Shall Have Been Staying (Kalmakta Olacaksın) You Will Have Been Staying (Kalmakta Olacaksın - Kalmakta Olacaksınız) They Will Have Been Staying (Kalmakta Olacaklar) He Will Have Been Staying (Kalmakta Olacak) It Will Have Been Staying (Kalmakta Olacak) She Will Have Been Staying (Kalmakta Olacak) My Will Brother Have Been Staying . (Kardeşim Kalmakta Olacak) My Will Brothers Have Been Staying . (Kardeşlerim Kalmakta Olacaklar) Negative Sentence Structure / Olumsuz Cümle Yapısı Subject (Özne) / Shan't-Won't / Have Been / Verb-ING (Fiil-ING) / Object (Nesne) I Shan't Have Been Staying (Kalmakta Olmayacağım) We Shan't Have Been Staying (Kalmakta Olmayacağız ) You won't Have Been Staying (Kalmakta Olmayacaksın- Kalmakta Olmayacaksınız ) They won't Have Been Staying (Kalmakta Olmayacaklar ) He won't Have Been Staying (Kalmakta Olmayacak ) It won't Have Been Staying (Kalmakta Olmayacak ) She won't Have Been Staying (Kalmakta Olmayacak) My Brother won't Have Been Staying (Kardeşim Kalmakta Olmayacak ) My Brothers won't Have Been Staying (Kardeşlerim Kalmakta Olmayacaklar ) Interrogative Sentence Structure / Soru Cümle Yapısı Shall-Will / Subject (Özne) / Have Been / Verb-ING (Fiil-ING) / Object (Nesne) Shall-will cümle başına getirilmesiyle Gelecekte Bitmiş Zaman soru cümlesi kurulur. Shall I Have Been Staying ? (Kalmakta mı olacağım?) Shall We Have Been Staying ? (Kalmakta mı olacağız?) Will You Have Been Staying ? (Kalmakta mı olacaksın? - Kalmakta mı olacaksınız?) Will They Have Been Staying ? (Kalmakta mı olacaklar?) Will He Have Been Staying ? (Kalmakta mı olacak?) Will It Have Been Staying ? (Kalmakta mı olacak?) Will She Have Been Staying ? (Kalmakta mı olacak?) Will My Brother Have Been Staying ? (Kardeşim Kalmakta mı olacak?) Will My Brothers Have Been Staying ? (Kardeşlerim Kalmakta mı olacakLAR?) Negative Interrogative Sentence Structure / Negatif Soru Cümle Yapısı Shan't - Won't / Subject (Özne) / Have Been / Verb-ING (Fiil -ING) / Object (Nesne) Shan't I Have Been Staying ? (Kalmakta olmayacak mıyım?) Shan't We Have Been Staying ? (Kalmakta olmayacak mıyız?) Won't You Have Been Staying ? (Kalmakta olmayacak mısın? - Kalmakta olmayacak mısınız?) Won't They Have Been Staying ? (Kalmakta olmayacaklar mı?) Won't He Have Been Staying ? (Kalmakta olmayacak mı?) Won't It Have Been Staying ? (Kalmakta olmayacak mı ?) Won't She Have Been Staying ? (Kalmakta olmayacak mı ?) Won't My Brother Have Been Staying ? (Kardeşim Kalmakta olmayacak mı ?) Won't My Brothers Have Been Staying ? (Kardeşlerim Kalmakta olmayacaklar mı ?) Bazı Kullanıldığı Yerler. 1. Esas olarak günümüzde bu zaman pek kullanılmaz yerine The Future Perfect Tense - Gelecekte Bitmiş Zaman (-miş olacak) kullanılır. Ama gelecekte bir zamanda , eylem bitmiş olarak o ana kadar süreklilik arz edecek şekilde yapıldığını vurğulanmak istenirse kullanılmaktadır. |
|
|
|
|
|
#15 (permalink) |
|
|
Düzey 1
Başlangıç Düzey 1 İngilizce'de Cümle Yapısı The Alphabet - İngilizce Alfabe İngilizce Sayılar - Numbers Singular / Plural - Tekil / Çoğul Bay Bayan / Mr. Miss. //////////////////////////////////////////////////// İngilizce'de Cümle Yapısı İngilizce ile Türkçe' nin cümle yapıları farklıdır. İngilizce' nin cümle yapısını aşagıdaki gibi förmüle edebiliriz. Bu formülü yapacağımız tüm ingilizce cümlelerde geçerli olacaktır. Özne+Yüklem+Nesne+(Belirteç + Yer + Zaman) Özneyi bulmak için yükleme (ne-kim) sorusunu Nesneyi bulmak için yükleme (neyi-kimi) sorusunu Belirteci bulmak için yükleme (nasıl-ne) şekilde sorusunu Yeri bulmak için yükleme (nerede-nereye) sorusunu Zamanı bulmak için yükleme (ne zaman) soruları sorulur. Örnek: Tom dün akşam masayı bir fırca ile bahçede temizledi Bu cümlenin İngilizce yapısı bulmak için yukarda verilen förmül uygulanırsa aşagıdaki cümle yapısı ortaya çıkar. Tom temizledi masayı bir fırca ile bahçede dün akşam. Tom cleaned the table with a brush at the garden last night //////////////////////////////////////////////////// The Alphabet - İngilizce Alfabe İngiliz alfabesi 26 harften oluşur A – a (ey) B – b (bi) C – c (si) D – d (di) E – e (i) F – f (f) G – g (ci) H – h (eyç) I – i (ay) J – j (cey) K – k (key) L – l (el) M – m (em) N – n (en) O – o (ouv) P – p (pi) Q – q (kü) R – r (ar) S – s (es) T – t (ti) U – u (yu) V – v (vi) W – w (dabılyu) X – x (iks) Y – y (vay) Z – z (zet) //////////////////////////////////////////////////// İngilizce Sayılar - Numbers 0 : zero (ziro) ( ov )-( null) 1 : one (van) 2 : two (tu) 3 : three (tiri) 4 : four (for) 5 : five (fayf) 6 : six (siks) 7 : seven (sevın) 8 : eight (eyt) 9 : nine (nayn) 10 : ten (ten) 11 : eleven (ilevın) 12 : twelve (tıvelv) 13 : thirteen (törtiin) 14 : fourteen (fortiin) 15 : fiveteen (fiftiin !fayftiin diye okunmadığına dikkat edin!) 16 : sixteen (sikstiin) 17 : seventeen (sevıntiin) 18 : eighteen (eğtiin !yazılışta tek t vardır!) 19 : nineteen (nayntiin) 20 : twenty (tıventi) 21 : twenty one (tıventi van) 22 : twenty two (tıventi tu) 23 : twenty three (tıventi tiri) 30 : thirty (törti) 40 : fourty (forti) 50 : fifty (fifti) 60 : sixty (siksti) 70 : seventy (sevınti) 80 : eighty (eğti) 90 : ninety (nayti) 100 : one hundred / a hundred (van handırıd / e handırıd) 1000 : one thousand / a thousand (van tavzınd / e tauzınd) 1,000,000: one million / a million 1.000,000,000: one billion (one milliard) / a billion 1,000,000,000,000 : one trillion / a trillion 38 : thirty eight (törti eğt) 55 : fifty five ( fifti fayf) 62 : sixty two (siksti tu) 99 : ninety nine (naynti nayn) 104 one hundred and four 156 one hundred and fifty six 500 five hundred 507 five hundred and seven 546 five hundred forty six 1234: one thousand two hundred thirty four / twelve thirty four. Rakamların yanına -st,nd,rd.th- eklemeleri getirlmesyle Türkçede ki -inci, uncu- gibe eklere kariılık gelmektedir. 1st = the first - ilk 2nd = the second - ikinci 3rd = the third - üçüncü 4th = the fourth - dördüncü 5th = the fifth - beşinci 6th = the sixth - altıncı 7th = the seventh - yedinci 8th = the eighth - sekizinci 9th = the ninth -dokuzuncu 10th = the tenth - onuncu 11th = the eleventh - onbirinci 12th = the twelfth - onikinci 13th = the thirteenth - onüçüncü 14th = the fourteenth - ondördüncü 15th = the fifteenth - onbeşinci 16th = the sixteenth - onaltıncı 17th = the seventeenth - onyedinci 18th = the eighteenth - onsekizinci 19th = the nineteenth - ondokuzuncu 20th = the twentieth - yiminci 21st = the twenty-first - yirmibirinci 22nd = the twenty-second - yirmiikinci 30th = the thirtieth - otuzuncu 40th = the fortieth - kırkıncı 50th = the fiftieth - elinci 60th = the sixtieth - atmışıncı 70th = the seventieth - yetmişinci 80th = the eightieth - sekseninci 90th = the ninetieth -doksanıncı 100th = the hundredth - yüzüncü 1.000th = the thousandth - bininci 1.000.000th = the millionth - bir milyonuncu 1980s: 1980' ler //////////////////////////////////////////////////// Singular / Plural - Tekil / Çoğul Sayılamayan isimler daima tektir. Sayılabilen isimler ise tek veya çoğul olabilirler. Çoğul yapma Kuralları 1. Kural olarak bir ingizce ismi çoğul yapmak için sonuna -s- harfi eklenir. car - cars / araba / arabalar door - doors / kapı - kapılar computer - computers / bilgisayar - bilgisayarlar picture - pictures / resim - resimler tree - trees / ağaç - ağaçlar 2.Sonu -o,ss,sh,ch,x- ile biten isimleri çoğul yapmak için -es- sonuna eklenir. Watch - watches / saat- saatler Box - boxes / kutu - kutular Kiss - kisses / Öpücük - öpücükler tomato - tomatoes / domates - domatesler brush - brushes / fırça - fırçalar Son harfi -o- ile bitmesine rağmen -es- takısı değilde -s- alan bazı ingilizce kelimeler vardır. Piano - pianos / piyano - piyanolar Photo - photos / fotograf -fotograflar kilo - kilos / kilo - kilolar radio - radios / radyo - radyolar 3. Son harfi -f- veya -fe- ile biten isimleri çoğul yapmak için bu harflerin yerine -ves- eklenir. Wife - Wives / hanım eş - hanım eşler L ife - lives / Hayat - hayatlar Loaf - loves / Somun ekmek - somun ekmekler knife - knives / bıçak - bıçaklar Son harfi -f- veya -fe- ile bittiği halde yukarda ki kurala uymayan bazı ingilizce kelimeler vardır. roof - roofs / dam -damlar chief - chiefs / Şef - Şefler Handkerchief - Handkerchiefs / Medil - mendiller proof - proofs / Kanıt - Kanıtlar cliff - cliffs / Kayalık - kayalıklar 4.Bir isim son harfi Sesiz bir harfden sonra -y- ile bitiyorsa ,-y- harfi yerine - ies- ismin sonuna eklenir: fly - flies / sinek - sinekler city - cities / şehir - şehirler lady - ladies / hanım - hanımlar baby - babies / bebek - bebekler Eğer son harfi-y- ile bitdiği halde -y- harfinden önce sesli bir harf varsa çoğul yapmak için sadece ismin sonuna-s- eklenir. Toy - toys / oyunçak - oyunçaklar Key - keys / anahtar - anahtarlar Day - days / gün - günler 5.Bazı isimler daima tekil halde kullanılırlar. Bunların .ifti yoktur, Sayılamazlar Money - para Milk - Süt Coffee - Kahve advice - öğüt baggage / luggage- bagaj knowledge / information- bilgi furniture - mobilya Bazı hayvan isimlerinin tekil halleri çoğul anlamda verir. Sheep / koyun - koyunlar deer / geyik - geyikler Fish / balık - balıklar 6.Bazı isimler her zaman çoğul halde kullanılır. ( iki parçadan meyada gelen eşyalar, vb..) trousers - Pants : Pantolan Pyjamas : pijama clothes : Giysi Scissors : Makas Pincers : Kerpeten jeans: Kot Pantolon glasses : Gözlük sands - kumsal Clothes - Çamaşır news - haber 7. Düzensiz isimler man - men / adam - adamlar Child - Children / Çocuk - Çocuklar Ox - oxen / öküz - öküzler foot - feet / ayak - ayaklar tooth - teeth / diş - dişler louse - lice / bit - bitler woman - women / kadın - kadınlar //////////////////////////////////////////////////// Bay Bayan / Mr. Miss. Soyadların veya soyad ile birlikte ismin başında kullanılırlar, Sadece isim ile birlikte kullanılamaz. Mrs (misiz) - Evli Bayan Miss (mis) - Bekar Bayan Ms (mis) - Evli veya bekar bayan olduğundan emin değilsek. Mr (mistı) Evli / Bekar bay Mr. Selcuk - Yanlış Mr. Selçuk Kaya - Doğru Mr. Kaya - Doğru Beginner Chapter Level 2 Beginner Level 2 TO BE : am-is-are, was-were, Wiil be Şahıs Zamirleri - Personal Pronouns Şahıs Zamirli Sorulara kısa cevaplar Pekiştirme Zamirleri - Dönüşlü Zamirleri İşaret Zamirleri - This - These, That - Those //////////////////////////////////////////////////// TO BE : am-is-are, was-were - Olmak Fiili -Am,is,are- geçmiş zaman hali -was- ve -were- dir. To be fiillerini kullanarak isim ve sıfat cümmleri kurulabilir. Tekil özeneler ve -He,She,it- için -is-, çoğul özneler ve- you,we,they- için -are- ve I öznesi içinse to be fiilinin -am- şekli kullanılır. Geçmiş zaman cümlesi kurarken -is- yerine -was- ve -are- yerine -were- kullanılmaktadır. I öznesi ise -Were- to be fiilini kullanır geçmiş zaman cümlelerinde. Örnekler: I am Ahmet - Ben Ahmet'im My shirt is green - Gömlegim yeşildir. They are students - onlar ögrenciler. Geçmiş zaman için They Were student - Onlar Ögrenciydiler. he was at home yesterday - Dün Evdeydi.. Gelecek zaman cümlesi kurarken -Will be- kullanılır Örnek : They will be late. -(geç kalacaklar.) TO BE yardımcı fiilleri -Am,is,are- sahış Zamirleri ile aşagıda ki şekilde kaynaşabilir. I am - I'm ( aym) We are- We're (wiı) You are - You're (Yuı) He is - He's (Hi-z) She is - She's (Şi-z) It is - it's (its) They are - They' re (deyı) Olumsuz Cümle Yapmak: Am-is-are to be fiillerinden sonra not getirilir. Not takısı is-are ile ve -was,were- ile aşağıdaki şekilde kaynaşır. is not - isn't (izınt) are not - aren't ( a-nt) Was not - Wasn't Were not - Weren't I am not Ahmet - Ben Ahmet değilim. My shirt is not green - Gömlegim yeşil değil.. They are not students - onlar ögrenci değiller. Geçmiş zaman için They Were not student - Onlar Ögrenci değillerdi.. he was not at home yesterday - Dün Evde değildi. Soru Cümleleri -Am,Is,Are- ve -Was,were- To be fiilleri cümle başına getirilmesiyle soru cümlesi kurulur. Are you Ahmet? - Sen Ahmet misin?. is My shirt green? - Gömlegim yeşil midir?.. are They students? - onlar ögrenci lermidir?. Geçmiş zaman için Were They student? - Onlar Ögrenci miydiler?. Was he at home yesterday? - Dün Evde miydi?. //////////////////////////////////////////////////// Şahıs Zamirleri - Personal Pronouns Ben-Sen-O-Biz-Siz-Onlar He - Erkekler için; O She - Kadınlar için; O It - Cansız ve hayvanlar için; O We - Biz You - Sen, Siz They - Onlar I -Ben Mülkiyet Sıfatları - İyelik Sıfatları Benim, Senin, Onun, Bizim, sizin, Onların His - Erkekler için, Onun Her - Kadınlar için, Onun Its - Cansız ve hayvanlar için, Onun Our - Bizim Your - Seni, sizin Their - Onların My - Benim Mülkiyet Zamirleri - İyelik Zamirleri Benimki, Seninki, Onunki, Sizinki, Bizimki, Onlarınki His - Erkekler için, Onunki Hers - Kadınlar için, Onunki Ours - Bizimki Yours - Seninki, Sizinki Theirs - Onlarınki Mine - Benimki Şahıs Zamirlerinin -i, -e hali - Nesne Zamirleri Bana, Sana, Ona, Bize, onlara Him - Erkekler için, Ona,onu,onda, .... Her - Kadınlar için, Ona,onu,onda, .... It - Cansız ve hay. için, Ona,onu,onda, .... Us - Bize,bizi,bizde, ... You - Sana,seni,sende, ... Them - Onları,onlara,onlarda, ... Me - Bana,beni,bende, ... Onu / Ona Him Onun ki His Onun his O He Onu / Ona Her Onun ki Hers Onun Her O She Onu / Ona it ** ** Onun it's O it Bizi / Bize Us Bizimki Ours Bizim Our Biz We Seni / Sana / Sizi Size You Seninki / Sizinki Yours Senin / Sizin Your Sen / Siz You Onları / Onlara Them Onların ki Theirs Onların their Onlar They Beni / Bana Me Benim ki Mine Benim My Ben I Örnekler: I Am a Student - Ben bir Öğrenciyim. His school - Onun Okulu. Your teacher - Senin Ögretmenin. She Gave me a pencil - Bana bir kalem verdi. This pencil is not mine - bu kalem benim ki değil. This is My Bag - Bu çanta benim. //////////////////////////////////////////////////// Şahıs Zamirli Sorulara kısa Cevaplar Is She a Nurse?. (O bir hemşire midir?.) - Yes, She is - No, She isn't. ( evet, O hemşiredir - Hayır, Hemişire değil) Eger uzun cevap vermek isteseydik. Yes, She is a nurse. - Evet, O Hemşiredir. No, She isn't a nurse - Hayır, O Hemişire değil. Örnekler: Am I Flat? (ben şişmanmıyım?) - Yes you are. (evet şişmanısn) - no you aren't. (Hayır şişman degilsin) Are you a doctor? ( sen doktormusun) - Yes I am - No I am not. //////////////////////////////////////////////////// Pekiştirme Zamirleri - Dönüşlü Zamirleri Bir eylemi yapan kişi yaptığı eylemden kendisi ekileniyorsa nesne olarak bu pekiştirme zamirleri kullanılır. Myself - Kendim Yourself - Kendin Himself - kendi Herself - kendi itself - kendi Ourselves - Kendimiz Yourselves - Kendiniz Themselves - kendileri He cut himself - Kendini kesti. By ile kullanılan Pekiştirme zamirlerin verdiği anlam, Eylemi yapan öznenin bu eylemi kimsenin yardımı olmadan yaptığını ifade eder. I learnt English by myself - kendi kendime ingilizce ögrendim. //////////////////////////////////////////////////// İşaret Zamirleri - This - These, That - Those Konuşurken bize yakın olan nesneleri işaret etmek için -this,These- ile , Bize uzak olan nesneler işaret etmek içini -that, Those- kullanılır. This- Bu These - bunlar That - şu Those - şunlar This ve that ile tekil cümleler yapılır, Çoğul isimler kullanılamaz, These ve Those ile çoğul cümleler yapılabilir, tekil isimler kullanılamaz. This Books are very expensive - Yanlış. These Books are very expensive - Doğru. Bir seçim veya karşılaştırma anlamları için -one,ones- işaret zamirleri ile birlikte kullanılırlar. This one - Bu , Bunu That one - Şu ,Şunu I like this one - Bunu Begeniyorum.. Başlangıç Seviyesi Düzeyi 3 Başlangıç Seviyesi 3 Emir Cümleleri Renkler - Colours Aylar -Günler - Mevsimler Saat - Tarih Yönler - Direction //////////////////////////////////////////////////// Emir Cümleleri İngilizce fiilin kök halinde kullanılması emir anlamı verir. Go - git Open - Aç Drink some milk - Biraz süt iç. Emir Cümlelerini biraz nazik bir şekle sokmak için -please- (pli-z) kelimesi kullanılır. Drink some milk, please. - Litfen, biraz süt iç. Olumsuz Emir Cümleleri. Fiilin başına -Don't- (dount) getirilir. Don't Go - Gitme Don't Open - Açma //////////////////////////////////////////////////// İngilizce Colours - Renkler Black (blek) - Siyah White (vayt) - Beyaz Blue (blu-) - Mavi Red (red) - Kırmız Green (gri-n) - Yeşil Yellow (yelou) - Sarı Orange - Turuncu Pink - Pembe Soru Cümlesi What color is this? - Bunun Rengi nedir? What color is this coat ? Bu ceket ne renktir? it is blue - mavidir. //////////////////////////////////////////////////// Aylar -Günler - Mevsimler Haftanın günleri - Days of the week Week (vik) - Hafta Day (dey) - Gün Sunday ( sandi) - pazar Monday ( mandi) - pazartesi Tuesday (tuz'dey) - Salı Wednesday - (venz'dey) - çarşamba Thursday - (thırz'dey) - Perşembe Friday ( fray'dey) - Cuma Saturday - (sat'ırdey) - Cumartesi İngilizce' de günler daima büyük harfle başlar. What is the today ? - Bugün nedir? What day is it? - Bugün nedir? Today is Friday. - Bugün Cuma. it is Friday. - Cumadır. İngilizce' de salı günü, perşembe günü ifadesini yapmak için -on- edatından faydalanılır. They play footbal on sunday - Onlar pazar günü futbol oynarlar. Mevsimler - Seasons (si-zıns) What season is this? - ( hangi mevsimdeyiz?) - - - it's ..... Spring (spring) - ilkbahar Summer (samı) - yaz Autumn (o-tım) - Sonbahar Winter (vintı) - Kış Aylar - Months (mants) what month is this? - ( Hangi aydyız?) - - - it's ..... January (cenyuıri) - ocak February (februıri) - şubat March ( ma-ç) - mart April (eyprıl) - nisan May (mey) - mayıs June (cu-n) - haziran July (culay) - temmuz August (ogıst) - Ağustos September (septembı) - eylül October (oktoubı) - ekim November ( nouvembı) - kasım December (disembı) - aralık İngilizce'de ay ve mevsimler -in- edatı ile birlikte kullanılırlar. in april - nisanda in the spring - ilkbaharda //////////////////////////////////////////////////// Saatler - Hours İngilizce'de saati sormak için iki soru cümlesi vardır. What time is it? - saat kaç? What is the time ? - saat kaç? Tam Saatler it is two o'clock - saat iki. Yarım Saatler. İt is half past two - saat iki buçık Geçiyor ( past )- Kala (to) ifadeleri ile saati bildirmek. it is five past two - saat ikiyi beş geçiyor. it is five to two - saat ikiye beş var. Çeyrek var - çeyrek geçiyor ifadeleri ile saati ifade etmek. quarter (kvor'tır) - çeyrek it is quarter to two . saat ikiye çeyrek var it is quarter past two .saat ikiyi çeyrek geçiyor. Tarih - Date İngilizce'de tarih sormak için aşağıda ki soru cümlesi kullanılır. What is the date?. Bugünün tarihe ne? it is the fourth of june. - bugün haziranın dördü. it is the 4th of june. - bugün haziranın dördü. it is june fourth . - bugün haziranın dördü. İngilizce' de günü tarihi söylenirken Rakamların yanına -st,nd,rd.th- takısı eklenir. 1st = the first - ilk 2nd = the second - ikinci 3rd = the third - üçüncü 4th = the fourth - dördüncü 5th = the fifth - beşinci 6th = the sixth - altıncı 7th = the seventh - yedinci 8th = the eighth - sekizinci 9th = the ninth -dokuzuncu 10th = the tenth - onuncu 11th = the eleventh - onbirinci 12th = the twelfth - onikinci 13th = the thirteenth - onüçüncü 14th = the fourteenth - ondördüncü 15th = the fifteenth - onbeşinci 16th = the sixteenth - onaltıncı 17th = the seventeenth - onyedinci 18th = the eighteenth - onsekizinci 19th = the nineteenth - ondokuzuncu 20th = the twentieth - yiminci 21st = the twenty-first - yirmibirinci 22nd = the twenty-second - yirmiikinci 30th = the thirtieth - otuzuncu //////////////////////////////////////////////////// Yönler - Direction (direkşın) North (north) - Küzey South (saut) - Güney East (ist) - Doğu West (vest) - Batı İngilizcede cümlelerde yönler -in- edatı ile birlikte kullanılırlar. in the North - Küzeyde in the South - Güneyde in the East - Doğuda in the West - Batıda Kars is in the east. - Kars doğudadır. Başlangıç Seviyede Düzeyde 4 Başlanğıç Seviyesi - 4 There is - There are Kalıbı Some / Any (Biraz-Birkaç/Hiç) Of - ('S) - İsim Tamlamaları Ölçek Bilgisi THE ARTICLES (A/An/The) //////////////////////////////////////////////////// There is - There are İngilizce'de there "orada" anlamını verir. there is ve there ise ingilizce'de -var- anlamını verir The postman is there - Postacı oradadır. There is - (der iz) Tekil ve sayılamayan için kullanılır. There are - (der ar) Çoğullar için kullanılır. There are books. (Kitaplar var.) There is a book. (Bir kitap var.) There are books on the table. (Masanın üstünde kitaplar var.) There is a book on the table. (Masanın üstünde bir kitap var.) Yoktur anlamı vermek için to be -is,are- yardımcı fiilerine -not- takısı eklenir.. There are not books. (Kitaplar yoktur.) There is not a book. (Bir kitap yoktur.) There are not books on the table. (Masanın üstünde kitaplar yoktur.) There is not a book on the table. (Masanın üstünde bir kitap yoktur.) Soru cümlesi -varmıdır- yapmak için -is,are- to be fiileri cümle başına getirilir. is there ...? - ... var mı?- are there ...? - ... var mı?- is there a book on the table? (Masanın üstünde bir kitap var mı?) Geçmiş zaman cümlesi yapmak için -is,are- to be fiillerinin geçmiş zaman halleri kullanılır. There Were books. (Kitaplar vardı.) There was a book. (Bir kitap vardı.) //////////////////////////////////////////////////// Some / Any (Biraz-Birkaç / Hiç) Some - biraz / bir kaç anlamı verir ve olumlu cümlelerde kullanılır. I have some money - biraz param var. Any - Olumsuz cümlelerde kullanılır, hiç anlamını verir. I have not any money - Hiç param yok. Not : Soru cümlelerinde de genel olarak -any- kullanılır. Ama soru cümlesi bir rica veya davet ifade edilecekse -some- kullanılır. Have you any money? - Hiç paran varmı? Will you have some cake ? Biraz kek alırmısınız? Not: If ile yapılan cümlelerde -any- kullanılmaktadır. If you have any money. - Eğer Paran varsa. Not: -any- ile yapılan cümlere -not any- yerine -no- kullanılabilir. She has not any money - Hiç parası yoktur. She has no money - Hiç parası yoktur. //////////////////////////////////////////////////// Of - ('S) - İsim tamlamaları ('S) ile İsim Tamlaması Genel yapı olarak İnsan ve hayvanlar için ('S) ile mülkiyet hali kullanılır. Türkçe'de ki isme eklenen -in,ın,un,ün- eklerine denk gelir. İngilizce isme kesme işareti kullanılarak -'s- takısı ismin sonuna eklenir. Ahmet's - Ahmetin Ahmet's computer.- Ahmetin bilgisayarı. Not: Sonu -s- ile biten çoğul isimlerde sadece -'- kesme işareti kullanılır. The Boys' - Delikanlıların The Boys' Computer. - Delikanlıların Bilgisayarı. Of ile İsim Tamlaması Genel yapı olarak Cansız Varlıklara ait isimlerin mülkiyet hali -of- (ov) ile yapılır. Of the Office - Ofisin The table of the office - Ofisin masası //////////////////////////////////////////////////// Ölçek Bilgisi Sayılamayan maddenin belli sayıdaki biriminden (bardak, fincan, şişe) bahsediyorsak aşağıdaki kalıbı kullanırız a glass of water - bir bardak su a cup of tea - bir fincan çay a bottle of wine - bir şişe şarap ten plates of food - on tabak yiyecek a kilo of butter - bir kilo tere yağ //////////////////////////////////////////////////// THE ARTICLES (A/An/The) A/An - Belirsiz tanım edatı İngilizce'de (a) ve (an) isimlerin önüne getirilir ve (bir/herhangi bir) anlamınım vermektedir. Kullanımı ile ilgili kurallar. 1. A edatı Sessiz bir harfle başlayan sayılabilen tekil isimlerin önünde kullanılır. A book - Bir elma A sister - Bir kız kardeş A university - bir üniversite Give me a chair - bana bir(herhangibir) sandalye ver. 2.An Edatı Sesli harfle ile başlayan ve -h- gibi sesiz harfle başladığı halde sesli harfle başlamış gibi okunan isimlerin önünde kullanılır. An umbrella - bir şemsiye An hour - (en our) - bir saat an apple - bir elma 3. A/An çogul bir addan önce kullanılmazlar. a chair - chairs / bir sandalye - sandalyeler an apple - apples / bir elma - elmalar 4.Sayılamayan isimlerin önünde kullanımazlar. Sayılamayan bazı isimler Milk (süt) Tea (çay) Water (su) Grass (cim) İngilizce' de çoğul olarak kullanılmayan isimlerde A/An edatı almazlar advice - öğüt baggage / luggage- bagaj knowledge / information- bilgi furniture - mobilya 5. Yemek ögünleri önünde A/An kullanılmaz. Breakfast - kalvaltı Dinner - akşam yemeği Lonch - öğle yemeği THE Belirli tanım edatı Belirli bir nesneden söz ediliyorsa -the- kullanılır. -The- sayılamayan isimler ve sayılabilen tekil ve çoğul kelimelerin hepsi ile kullanılabilir. Kullanıldığı yerler. 1. Sözün başına geçen bilinen bir şey durumunda olduğunda. The book is very interesting. - Kitap çok enterasan 2. En Üstünlük belirten sıfatların önünde. This is the Most beautiful Book for me. - benim için en güzel kitap. 3. Dünya da tek olan isimlerin önünde. yönlerde, kutsal mabetlerin başında, özel isimli nehir, okyanus, sıradağlar (dağ isimleri başında kullanılmaz- sadece sıradağlar- göl isimleri başında da kullanılmaz) adlarının başında, gemi uçak adlarının önünde, Müzik ayğıtlarından önce. The sun - güneş The moon - ay The west - batı The England - ingiltere The santa fe Train - Santa Fe treni The Holy Quran - kutsal kuran The Atlantic ocean - Altlantik Okyanusu The piano - piyano 4. The Bir sıfatın başında kullanılırsa verdiği anlam çoğuldur. The Fat - şişmanlar Kullanılmadığı yerler 1. Özel sahış isimleri başında kullanılmaz. Fakat çoğullaştırılmış soyadların önünde kullanılır. The browns - Brown ailesi 2. Yemek öğünleri başında kullanılmazlar. Berakfast dinner 3.Ünvan kelimeleri ile birilkte özel isimler varsa burda the kullanılmaz Doctor Mary 4. Lisan isimleri önünde The Kullanılmaz Turkish English 5. Home Kelimesi önünde the kullanılmaz. Örnekler: This is a chair - bu bir sandalyedir. This is my chair - bu sandalye benim. The chair is mine. Sandalye benimkisi. |
|
|
|
|
|
#16 (permalink) |
|
|
M O D A L S - KİPLER - BÖLÜM 1
Modal yardımcı fiillerinin bir yada daha fazla anlamı ve kullanım alanı olabilir. İngilizcede’ki modal yardımcı fiileri şunlardır: -may, might, can, could, had better, must, should, ought to, shall, will and would-. Yapısal olarak modal olmasalar da , bazı yapılar modal yardımcı fiileri gibi kullanılabilirler, -able to, be going to, be supposed to, have to, have got to, used to- bunlara örnek olarak verilebilir. Modal’ ların Kullanımı 1.) Modal’ lar çekimsizdir. Yani şahıslara göre değişmezler. 2.) Modal’lar daima V1 ile kullanılırlar. 3.) İki model kesinlikle yan yana kullanılmaz. //////////////////////////////////////////////////// Must Have to - Has to Need May - Might Can - Could - Be Able //////////////////////////////////////////////////// Must Must ( -meli, -malı) Fiilin önüne getirilmesiyle o fiilin yapılmasının zorunlu olduğu ifade etmek için kullanılır. Zorunluluk söyleyenden kaynaklanır. You must help your mother. - Annene yardım etmelisin. * Soru cümlelerinde -must- cümle başına getirilir. Question: Must I go to the party. - (Partiye gitmelimiyim?)-( gitmem şartmı?) Answer: Yes, you must go to the party. - (Evet Partiye gitmelisin.)-( gitmen şart) * Olumsuz cümlelerde -must not- kullanılır. You must not (mustn't) lie to your mother. - (Annene yalan söylememelisin.) * Must" ın past hali ( geçmiş zaman hali) yoktur. * must be : bir konuda tahmin yürütmek veya sonuç çıkartmak için kullanılır. She must be tired. - (Yorgun olmalı.) * Geçmişteki bir olay üzerine ğüçlü bir tahmin yürütmek ve sonuç çıkartmak için -must have v3- yapısı kullanılır. He must have stolen it.- (O çalmış olmalı) Not: Bu yapıda -have- Tüm şahışlarda kullanılır değişmez. //////////////////////////////////////////////////// Have to - Has to Bir işin yapılması kuralların ve alışkanlıkların gereği ise -must- yerine -have to , has to- kullanılır. You have to wash your hands - (ellerini yıkamalısın.) She has to wash her hands - (ellerini yıkamalısı.) * Bazı durumlarda -have to, has to- yapısında -got- eklenir, bu durumda cümle her zaman için değilde o an için bir defalık zorunluluğu ifade eder. She has got to clean the windows. (Pencereleri temizlemek zorunda.) (bu seferlik) * Soru cümlelerinde -Have - cümle başına getirilir. Veya -Do/Does- cümle başına getirilir. Eğer -have- başı getirilerek yapılan soru cümleleri bir defalık hareketlerde ki zorunluluklar için ( bu yapıya -got- dahil edilebilir), Cümle başına -Do/Does- her zaman tekrarlanan hareklerde ki zorunlulukları ifade etmek için. Have I to wash my hands. Ellerimi yıkamalımıyım? (bu sefer zorunluluk varmı?) Have I got to wash my hands. Ellerimi yıkamalımıyım?(bu sefer zorunluluk varmı?) Do I have to wash my hands. Ellerimi yıkamalımıyım? ( her zaman zorunluluk varmı?) Does She have to wash her hands. Ellerini yıkamalımı? ( her zaman zorunluluk varmı?) ( -She- öznesine rağmen -have- kullanılır) Has She got to wash her hands. Ellerini yıkamalımı? (bu sefer zorunluluk varmı?) * Gelecege yönelik sorularda -Shall, Will- geçmişe yönelik sorularda - had- veya -did- cümle başına getirilir. Had She got to wash your hands. (Ellerini yıkamak zorunda kaldı mı? ) Did She have to wash your hands. (Ellerini yıkamak zorunda kaldı mı? ) Shall I have to wash my hands. (Ellerimi yıkamak zorunda kalacakmıyım?) Will She have to wash her hand. (Ellerini yıkamak zorunda kalacakmı?) *Olumsuz Cümle Yapısı -Don't (doesn't) have to- hem zaman tekrarlanan hareklerde ki zorunlulukları ifade etmek için hemde bir defalık hareketlerde ki zorunluluklar için kullanılır. -haven't / hasn't (got) to- bir defalık hareketlerde ki zorunluluklar için kullanılır You haven't got to wash your hands - (ellerini yıkamak zorunda degilsin.)-( zorunluluk olmayışı her zaman geçerli değil) She hasn't got to wash her hands - (ellerini yıkamak zorunda degil.)-( zorunluluk olmayışı her zaman geçerli değil) You Don't have to wash your hands - (ellerini yıkamak zorunda degilsin.)-( zorunluluk olmayışı her zaman geçerli ) She dosen't have to wash her hands - (ellerini yıkamak zorunda degil.)-( zorunluluk olmayışı her zaman geçerli) * Gelecek zaman olumsuz cümle yapısında -won't (shan't)....... have to- kullanılır. I shan't have to wash your hands - (ellerimi yıkamak zorunda olmayağım.) She won't have got to wash her hands - (ellerini yıkamak zorunda olmayacak.) * Geçmiş zaman (past hali) cümlelerinde -didn't have to- ve -hadn't got to- kullanılır. I hadn't got to wash your hands - (ellerimi yıkamak zorunda kalmadım.) She didn't have to wash her hands - (ellerini yıkamak zorunda kalmadı..) //////////////////////////////////////////////////// Need “Need” hem modal hem de esas fiil olmak üzere iki ayrı kullanıma sahiptir. Her iki durumda anlamı hemen hemen aynıdır. “ihtiyacında olmak, gereksinim duymak” anl***** gelir. NEED’ in Fiil Olarak Kullanımı I need to learn that. (Şunu öğrenmeye ihtiyacım var veya Şunu öğrenmem gerekir.) I need some money. (Biraz paraya ihtiyacım var.) I don’t need anything. (Herhangi bir şeye ihtiyacım yok.) She doesn’t need anything. (Herhangi bir şeye ihtiyacı yok.) She needs new dresses. ( Onun yeni elpiselere ihtiyacı var) She didn’t need to resign. (İstifa etmesi gerekmedi.) He will need to apply for that. (Onun, bunu uygulaması gerekecek.) He needed a lot of milk for his children. ( Çocukları için çok süte ihtiyacı vardı) NEED’ in yardımcı Fiil Olarak Kullanımı Sadece Geniş zaman ve gelecek zaman için kullanılır. Öznesinin tekil olması halinde -s- almaz, Do fiiliyle kombinasyona girmez. Olumsuz Şekli -Need not- kaynaşmış şekli -needn't- ile yapılır. Olumsuz kullanımda verdigi anlam bir işin yapılmasının mecburi olmadığıdır. Anlam olarak -must not- benzer ama -must not- da sözü söyleyenin bir yasağı vardır. you needn't answer them. ( onlara cevap vermek zorunda değilsin) *-needn't+ have+v3- bu yapıda bir işin gereksiz yere boşuna yapılmış olduğu ifade edilir. She needn't have written the letters. ) - (Mektupları yazmasına gerek yoktu- boşuna yazdı.) //////////////////////////////////////////////////// May - Might 1.May : -ebilir , abilir gibi anlam verir. * Olasılık anlamı She may come again. - (O , tekrar gelebilir.) They may not (mayn't) fnish the work. ( İşi bitiremeyebilirler.) * İzin için de kullanılır ( permission ) They may not (mayn't) smoke in this room. (Onlar bu odada sigara içemezler.) They may smoke only this room. (Onlar sadece bu odada sigara içebilirler.) 2. Might : -ebilir , -abilir anl***** gelir. * Olasılık anlamı : Olasılık olarak -may-den biraz daha zayıf olarak düşünülür I might go to holiday next week. (Önümüzdeki hafta tatile gidebilirim. ) They might not (mightn't) fnish the work. ( İşi bitiremeyebilirler) * -Might- ın diğer kullanıldığı yerler. Bir cümlenin nakledilen söz halinde kullanılmasında veya Past olarak yapılan bir cümlede -may- yerine -might- kullanılır. She knew we might visit her. (O, kendisini ziyeret edebileceğimizi biliyordu.) She said we might take the chair. ( Sandalyeyi alabilecegimizi söyledi.) * May be - Might be - Belki He may be sleeping in his room. ( o belki odasında uyuyor olabilir) He might be sleeping in his room. ( o belki odasında uyuyor olabilir) Not: May ile ile yapılan soru cümleleri daima -I- şahıs zamiriyle yapılırlar ve kibar bir soru sorma şeklidir. Might ile yapılan sorular da ise daha kuşku ve çekingenlikle soru sormayı ifade eder. May I drive your car? ( arabamı kullanabilirmiyim?) Might I drive your car? ( arabamı kullanabilirmiyim?) * Geçmişe Yönelik Olasılık. Have ve fiilin 3. geçmiş hali ile kullanılan -might- gerlekleşmemiş bir hareketin için olabilme olasılığını ifade eder. You might have killed the dog. ( köpegi öldürmüş olabilirdin. - fakat öldürmedin) Might yerine -may- kullanılsaydı. You may have killed the dog. ( köpegi öldürmüş olabilirsin. - Öldürüp öldürmediği bilinmiyor.) //////////////////////////////////////////////////// Can - Could - Be Able Can (ken) : -bilir, -abilir. ( yardımcı bir fiildir) - her özneyle aynı şekildedir, ek almaz. Olumsuz hali -can not- , -can't- dir. 1. Yetenek Yeterlilik: She can carry this table. - ( O bu masayı taşıyabilir.) She can't carry this table. - ( O bu masayı taşıyamam.) Can You carry this table. - ( Sen bu masayı taşıyabilirmisin?) * Aynı anlama gelen -be able- yapısıda kullanılabilir. I am able to carry this table. ( bu masayı taşıyabilirim.) You aren't able to carry this table. ( bu masayı taşıyamazsın.) Is he able to carry this table. ( bu masayı taşıyabilir misin?) * Bu yapıda -can- sadece Geniş zamanda kullanılabilir. * Gelecek zaman -Will be able- She will be able to drive a car. ( O bir araba sürebilecek.) -can- gelecek zamanda kullanılmamasına rağmen, gelecekte yapılabilecek bir iş için şimdiden karar verilmesi halinde -can- kullanılabilir. They can fnish the work, tomorrow. ( Yarın işi bitirebilirler.) * Geçmiş Zaman: -Could / was (were) able- , -Couldn't / wasn't (weren't) able to-. Geçmiş zamanda bir hareketin yapılabilmesi için yeterli güç ve yeteneğe sahip oluşu ve ya olmayışı ifade etmek için kullanılır. Bu yapıda dikkat edilmesi gereken -could- ile yapılan cümleler yetenegin devamlı olarak devam ettiği, --was(were) able- yapısında ise yeteneğin bir defalık olduğu ifade etmektedir. She could run 30 kilometers. ( O, 30 kilometre koşabilirdi.) ( her zaman için böyle bir güçü vardı) She was able to run 30 kilometers. ( O, 30 kilometre koşabildi.) ( Bir defasında böyle bir güçü vardı) Were they able to run 30 kilometers. ( Onlar 30 kilometre koşabildi mi?) Could they run 30 kilometers. ( Onlar 30 kilometre koşabilirler miydi?) She wasn't able to run 30 kilometers. ( O, 30 kilometre koşamadı.) She couldn't run 30 kilometers. ( O, 30 kilometre koşamazdı.) -Could- Diğer Kullanım alanları. * Could you...? - Couldn't you...? : Nazik bir istek cümlesi. Could you open the window.? - Acaba pencereyi açabilirmisiniz.? Couldn't you open the window.? - Acaba pencereyi açamazmısınız.? * (Could+Have+v3) Bu yapıyla yapılan cümleler eylemin gerçekleşmemiş olduğu anlamını verir. She could have gone to school. She wasn't very ill. - (Çok hasta değildi. Okula gidebilirdi.(ama gitmedi)) 2. İzin Belirtme: Bu yapı -may- ile yapılan izin ifadeleriyle aynıdır. Bu yapıda yapılan soru cümlelerinde ki anlam farklılıkları aşağıda belirtilmiştir. She can sit at my table. ( masama oturabilir. - izin veriyorum) May I use your pen? - ( Kaleminizi kullanabilirmiyim?) ( Daha kibar ve resmi bir soru) Can I use your pen? - ( Kaleminizi kullanabilirmiyim?) ( Daha Samimi bir soru) 3. Olasılık Belirtmede. You can be a good nurse. ( İyi bir hemşire olabilirsin.) * Olasılık belirtmede -could be- , -may be- , -might be- aynı anlamları verir. He may be in the office. ( Ofiste olabilir) - ( belki ofistedir) He might be in the office. ( Ofiste olabilir) - ( belki ofistedir) He could be in the office. ( Ofiste olabilir) - ( belki ofistedir) * Olumsuz cümlelerde -could- ile -may (might)- farklı anlamlar verir. He may not be in the office. ( Ofiste olmayabilir) -(Ofiste olmayışı mühtemel) He might not be in the office. ( Ofiste olmayabilir) - (Ofiste olmayışı mühtemel) He could not be in the office. ( Ofiste Olamaz) - (Ofiste olma ihtimali yoktur.) Modallar Modals 2 MODALS - KİPLER - BÖLÜM 2 //////////////////////////////////////////////////// OUGHT TO DARE USED TO Shall - Should Will - Would Had Better BE TO //////////////////////////////////////////////////// OUGHT ( ot ) : (meli, malı) - (Mecburiyet, yükümlülük ve nasihat) Bir yardımcı fiil olan ought şahışlara göre ek almaz, olumsuz cümlelerde -not- ile kaynaşarak -oughtn't- olur. Soru cümlelerinde ise cümle başına getirilir. Şimdiki zaman, gelecek zaman ve geçmiş zaman cümlelerinde kullanılabilir. OUGHT to yapısının -must- ve - have to- yapılarından farkı, eylemin yapılmasının bir görev, doğru olanın bu olduğu ifadelerinde kullanılır. You ought to help your brothers. ( kardeşlerine yardım etmelisin.) You oughtn’t to eat so much. ( bu kadar fazla yememelisin.) Ought I to visit him. ( onu ziyaret etmelimiyim?) * (ought to+Have+V3) bu yapıda ihmal edilerek yapılmayan bir eylemi ifade eder. She ought to have helped him. ( ona yardım etmeliydi) //////////////////////////////////////////////////// DARE: (der) ( Cesaret etmek) -Dare- olumlu cümlelerde esas fiil gibi kullanılır. Soru ve olumsuz cümlelerde hem esas fiil gibi hemde yardımcı fiil gibi kullanılabilir. Does she dare to shout at me. ( Bana bağırmaya cesaret edebilir mi?) Dare she shout at me. ( Bana bağırmaya cesaret edebilir mi?) She dared not shout at me. ( Bana bağırmaya cesaret edemedi.) She dare not ( daren't) shout at me. ( Bana bağırmaya cesaret edemez.) //////////////////////////////////////////////////// USED TO : (yuzd) -used to + V1- bu yapıda geçmişte yapılan fakat artık yapılmayan alışkanlıkları, tekrarlanan eylemleri, davranışlar ifade eder. Sadece geçmiş zaman şekli vardır, her şahıs için - used- kullanılır, olumsuz halde -not ile kaynaşarak -usedn't- halini alır. Soru cümlelerinde -used- cümle başına gelir. He often used to play tennis. ( O sık sık tenis oynardı) He usedn't to play tennis. ( O Tenis oynamazdı) Used he to play tennsi. ( O tenis oynar mıydı?) * Did kullanılarak olumsuz ve soru cümleleri yapılabilir. Bu durumda -used- daki geçmiş zaman eki -ed- kalkar ve -use- kullanılır. He didn't use to play tennis. ( O Tenis oynamazdı) Did he use to play tennsi. ( O tenis oynar mıydı?) * Be used to : Alışık olma anlamını veriri I am not used to waiting in queuse. ( kuyrukta beklemeye alışık değilim.) You will be used to waiting in queuse. ( kuyrukta beklemeye alışacak.) He wasn't used to waiting in queuse. ( kuyrukta beklemeye alışık değildi.) * Get used to : Alışmak anlamında kullanılır. I get used to waiting in queuse. ( kuyrukta beklemeye alıştım.) //////////////////////////////////////////////////// Shall - Should Shall : bir yardımcı fiildir, gelecek zamanda I ve We sahış zamirleri ile birlikte kullanılır. I shall see my parent tomorrow . ( yarın ebeveynlerimi göreceğim) Burada Shall yerine Will yardımcı fiili kullanılırsa O söyleyenini o eylemi yapmaya niyetli olduğu ifade eder. I will see my parent tomorrow . ( yarın ebeveynlerimi göreceğim) * Shall yardımcı fiili -I ve We- sahış zamirleri dışında kullanılırsa, Bir tehdit veya Vaat anlamını verir. You shall get extra money. ( ek ücret alacaksınız) (vaat) You shall be punished. (cezalandırılacaksın) ( tehdit) * Shall ile yapılan sorular Kibar bir şekilde öneri (teklif) yapma ya da istekte bulunma anlamı verir. Shall we dance ? (Dans edelim mi ?) Yukardaki cümlenin Türkçe karşılığı ( dans edecekmiyiz?) olmalı, ama Shall' in bu yapıda verdiği anlam bu değildir. Should : shall geçmiş zaman (past hali) halidir, Bu past hali sadece nakledilen sözlerde kullanılır. he said he should eat the cake. ( keki yiyecegini söyledi) * Shall ile fikir ve ögüt sormak yapılan sorularda Should kullanılabilir. Shall I wash the dishes? - (Bulaşığı yıkayayım mı?) Should I wash the dishes? - (Bulaşığı yıkayayım mı?) * Should ile bir eylemin yapılmasının doğru bir davranış, bir görev olduğu anlamını vermek içinde kullanılır. Bu anlamda -ought to- ile aynı anlamdadır you ought to help your elders. ( büyüklerinize yardım etmelisiniz.) you Should help your elders. ( büyüklerinize yardım etmelisiniz.) * Should+Have+V3 , bu yapıda doğru bir davranış veya bir görevin yapılmamış olduğunu ifade etmek için kullanılır. He should have helped his elders. ( O, Büyüklerine yardım etmiş olmalıydı) * In case yapısında kullanılan should, eylemin olma ihtimalinin çok düşük olduğu alamını verir. I'll shut the window In case it should rain. (Pencereyi kapatacağım, yağmur yağabilir diye) * If I were you ( senin yerinde olsaydım) bu yapıda -should- kullanılır. I fI were you, I should go with them. ( yerinde olsaydım, onlarla gidersim) //////////////////////////////////////////////////// Will - Would -Will- Bir yardımcı filldir, Gelecek zaman cümlelerinde kullanılır. Gelecek zaman cümlelerinde -I- ve -We- Şahıs zamirleri ile -Shall- diğer şahıslarda -will- kullanılır. Ama Soru cümleleri hariç -I- ve -We- dahil olmak üzere tüm şahıslarda -will- kullanılması yaygın hale gelmiştir. Will You ?: Bu yapıyla yapılan soru cümleleri ile istek belirtme veya emir verme anlamı vardır Will you Turn off your TV. - ( Televizyonunu kapatırmısın). Would - Geçmişte alışkanlık hale gelen eylemleri ifade etmek için kullanılır. Bu yapı -used to- ile aynı anlamdadır. They would go to the cinema on sunday. (Pazar günleri sinemaya giderlerdi.) They used to go to the cinema on sunday. (Pazar günleri sinemaya giderlerdi.) Would You Like?: Çok kibar istek ya da davet bildirir. Would you like some coffee? - (Biraz kahve ister misiniz?) * Would Like: Kibar bir istek (talep) belirtir. I would like a cup of coffee. ( Bir fincan kahve istiyorum) I'd like a cup of coffee. ( Bir fincan kahve istiyorum) //////////////////////////////////////////////////// Had Better : Tercih, tavsiye ve uyarı bildirir, -olsa iyi olur, daha iyi olur, iyisimi- şeklinde bir anlamlar verir. Üçüncü tekil şahısta “s” takısı almaz. We had better get up early.- (Erken kalksak daha iyi olur.) I’d better go. - (Gitsem iyi olacak.) Had we better let him know? - (Ona haber versek iyi olur mu?) //////////////////////////////////////////////////// BE TO (AM / IS / ARE + TO – INFINITIVE) 1 ...mektir: Görev ya da emir My duty is to teach English. (Görevim İngilizce öğretmektir.) 2. ...ecek, ...acak (Shall=Will): Gelecekte planlanmış bir eylem I am to visit my parents..(Anne ve Babamı ziyaret edecem..) 3. Geçmişte planlanmış bir eylem ( was to, were to) We were to buy a house in the near future. - (Yakın bir zamanda ev almayı planladık.) 4. Şart cümlelerinde If you are to pass your class, you must work harder. - (Sınıfını geçmen için daha çok çalışmalısın.) |
|
|
|
|
|
#17 (permalink) |
|
|
- 1
English Words - 1 İngilizce Kelimeler Countries / Ülkeler Languages / Diller Renkler / Colours Renk Tonları - Colour Tones Ölçüler : Measurements //////////////////////////////////////////////////// Countries / Ülkeler Türkiye : Turkey Brezilya : Brazil İspanya : Spain Yunanistan : Greece Japonya : Japan Arjantin : Argentina Britanya : Britain Meksika : Mexico Polonya : Poland Macaristan : Hungary Küba : Cuba Norveç : Norway Rusya : Russia Fransa : France İsveç : Sweden İskoçya : Scotland Romanya : Romania Bulgristan : Bulgaria Finlandiya : Finland Danimarka : Denmark Cezayir : Algeria İsrail : Israel Kuveyt : Kawait Güney Afrika : South Africa Holanda : Nederland İngiltere : England Kanada : Canada ABD : USA Irak : Iraq Suriye : Syria Tayland : Thailand Hindistan : india Pakistan : Pakistan Almanya : Germany İtalya : Italy Portekiz : Portugal Mısır : Egypt //////////////////////////////////////////////////// Languages / Diller Türkçe : Tukish İspanyolca : spanish Yunanca : greek Japonca : japanese Macarca : hungarian Rusca : russian Fransızca : French İsveçce : Swedish Romence : roumanian Bulgarca : bulgarian Holandaca : Netherlandish - dutch İngilizce : English Arapca : arabic Almanca : German İtalyanca: italian Portekizce : Portekizce //////////////////////////////////////////////////// Renkler / Colours Altın (rengi) : Golden ( gouldın) Bej : beige ( beyj) Beyaz : white ( vayt) Eflatun : Violet ( vayılıt) Gri : Grey – Gray ( grey) Gümüş : Silver ( silvı) Kahverengi : Brown ( braun) Kestane : ( Chestnut ( Çesnat) Kırmızı : Red (red) Lacivert : Navy Blue ( Neyvi Blu) Mavi : Blue ( blu) Mor : Purple ( pör-pıl) Pembe : Pink (pink) Renk : Colour ( kalı) Sarı : Yellow ( yelou) Siyah : Black ( blek) Turuncu : Orange (orınc) Yeşil : Green ( gri-n) //////////////////////////////////////////////////// Renk Tonları / Colour Tones Açık : Light ( layt) Gölgeli : Shaded ( şeydid) Koyu : Dark ( da-k) Mat : Matt ( met) Parlak : Bright ( brayt) Pastel : Pastel ( pestıl) Renkli : Coloured ( kalıd) Renksiz : Colourless ( kalılıs) Solgun: Pale ( peyl) //////////////////////////////////////////////////// Ölçüler / Measurements Milimetre : Millimetre ( milimi-tı) Santimetre : Centimetre ( senti mi-tı) Metre : Metre ( mi-tı) Kilometre : Kilometre ( kilımi –tı) Mil : Mile ( mayl) Deniz Mili : Nautical Mile ( no-tikıl mayl) Metre Kare : Square Metre ( skveı mi-tı) Kilometre Kare : Square Kilometre ( skveı kilı mi-tı) Hektar : Hectare ( hekta) Litre : Litre ( li-tı) Gram : Gram ( grem) Kilogram : Kilogram ( kilıgrem) Ton : Yon ( tan) Düzine : Dozen ( dazın) İnç : Inch (inç) İngilizce Kelimeleri Sözlük - 2 English Words - 2 İngilizce Kelimeler Karakter ve Davranışlar / Character and Behaviors Miktar Bildiren Kelimeler Fruits / Meyvalar Çiçekler / Flowers Family / Aile //////////////////////////////////////////////////// Karakter ve Davranışlar / Character and Behaviors Arrogance: küstahlık Behaviour: davranış Character: karakter Charm: cazibe Honesty: dürüstlük Jealousy: kıskançlık Understanding: anlayış Vanity: kibir Excuse: özür Permission: izin Laziness: tembellik İnsolence: yüzsülük Joy: sevinç Cheerfulness: neşe Patience: sabır Spite: kin Obedience: itaat Cruelty: kabalık Kindness: nezaket İnstinct: iç güdü Mood: ruhi durum Pride: gurur Punishment: ceza Sadness: üzüntü İmpatiance: sabırsızlık Nastiness: yaramazlık Rudeness: kabalık Madness: çılgınlık Caution : özen Active: aktif Amusing : eğlendirici Pretentious: fiyakalı Nice: tatlı Decent: nazik Poor: fakir Arrogant: küstah Modest: alçak Witty: esprili Skilful: yetenekli Talkative: konuşkan Cruel: kaba Good: iyi Obstinate: inatçı Terrific: korkunç Devious: dolandırıcı Funny: komik Borring: can sıkıcı Naive: sade Natural: doğal Curious: meraklı Optimistic: iyimser Pessimistic: kötümser Boastful: kendinibeğenmiş Quiet: suskun Wily: kurnaz Bad: kötü Shy: utangaç Strange: garip- yabancı Sensitive: duygusal Proud: grurlu Tolerent: toleranslı Clumsy: görgüsüz Untidy: düzensiz Embarrassed: mahçup Sensible : mantıklı Stupid: aptal Angry : kızgın Mischievous: sinsi Charming: Cazibeli Respectable: saygıdeğer Serious: ciddi Suprising: şaşırtıcı Lazy: tembel Cheeky: yüzsüz Friendly: arkadaşça Glad: memnun Joyful: mutlu Patient: sabırlı //////////////////////////////////////////////////// Miktar Bildiren Kelimeler alittle, some : biraz very, much: çok Enough: yeter Any: hiç Few: az too much: pek çok Too: daha More: daha çok Less: daha az //////////////////////////////////////////////////// Fruits / Meyvalar Banana : Muz Apple : Elma Orange Portakal Grape : Üzüm Cherry : Kiraz Tangerine : Mandalina sour cherry : Vişne Pear : Armut Avocado : Avokado Pineapple : Ananas Strawbery : çilek currant : Frenk üzümü Grapefruit: Greyfurt Fig: incir Watermelon : Karpuz Melon : kavun Apricot : kayısı Kiwi : kivi Mulberry : Dut Plum : Erik Raspberry : ahududu Blackberry : böğürtlen //////////////////////////////////////////////////// Çiçekler / Flowers Beyaz Gül : White Rose Kırmızı Gül:Red Rose Pembe Gül:Pink Rose Sarı Gül:Yellow Rose Beyaz Karanfil : White carnation Kırmızı Karanfil- Red carnation Pembe Karanfil:Pink Carnation Sarı Karanfil:Yellow Carnation Orkide- orchid Nilüfer - water lily Beyaz Lale:White tulip Kırmızı Lale:Red tulip Pembe Lale:Pink tulip Sarı Lale:Yellow tulip Menekşe - violet Kamelya - camellia //////////////////////////////////////////////////// Family / Aile Father : baba Mother : anne Brother : erkek kardeş Sister : kız kardeş step mother : üvey anne step father : üvey baba Son : erkek çoçuk Doughter : kız çocuk Aunt : teyze,hala Granddad : dede Granny : anneanne Nephew : erkek yeğen Niece : kız yeğen uncle : amca,dayı Grandmother : büyük anne Grandfather : büyük baba Cousin : kuzen father-in-law : kayınbaba mother-in-law : kaynana sister's husband : enişte sister-in-law : baldız,yenge son-in-law : damat Grandson : torun twin brother : ikiz kardeş Wife : eş-bayan Husband : koca Parents : ana baba. ebeveyn. İngilizce Kelime Ezberleme - 3 English Words - 3 İngilizce Kelimeler Animals / Hayvanlar Haftanın günleri / Days of the week Mevsimler - Seasons Aylar - Months Yönler / Direction //////////////////////////////////////////////////// Animals/Hayvanlar butterfly : kelebek Octopus: ahtapot Horse: at Bull: boğa Wolf: kurt Hen : tavuk Cock : horoz Antelpe : antilop Bat : yarasa Beaver : kunduz Gull : martı Hawk : şahin Hedgehog : kirpi Squirrel : sincap Stork : leylek Vulture : akbaba Worm : solucan wild boar : yaban domuzu wasp : eşekarısı Millipede : kırkayak Magpie : saksağan Myena : sırtlan Zebra: zebra Fox: tilki Dog : köpek Cat kedi Mouse : fare Snake : yılan Elephant : fil Lion : aslan Donkey : eşek Bear: ayı Tigger : kaplan Giraffe : zırafa Penguin: penguen Spider : örümcek Crocodile : timsah Shark : köpek balığı Dolphin : yunus Lizard : kertenkele Turtle : kaplumbağa Rabbit : tavşan Bird : kuş Fish : balık Frog : kurbağa Cow : inek Monkey : maymun İnsect : böcek Whale : balina Bee : arı Ant : karınca //////////////////////////////////////////////////// Haftanın günleri / Days of the week Week (vik) - Hafta Day (dey) - Gün Sunday ( sandi) - pazar Monday ( mandi) - pazartesi Tuesday (tuz'dey) - Salı Wednesday - (venz'dey) - çarşamba Thursday - (thırz'dey) - Perşembe Friday ( fray'dey) - Cuma Saturday - (sat'ırdey) – Cumartesi //////////////////////////////////////////////////// Mevsimler - Seasons (si-zıns) Spring (spring) - ilkbahar Summer (samı) - yaz Autumn (o-tım) - Sonbahar Winter (vintı) - Kış //////////////////////////////////////////////////// Aylar - Months (mants) January (cenyuıri) - ocak February (februıri) - şubat March ( ma-ç) - mart April (eyprıl) - nisan May (mey) - mayıs June (cu-n) - haziran July (culay) - temmuz August (ogıst) - Ağustos September (septembı) - eylül October (oktoubı) - ekim November ( nouvembı) - kasım December (disembı) - aralık //////////////////////////////////////////////////// Yönler - Direction (direkşın) North (north) - Küzey South (saut) - Güney East (ist) - Doğu West (vest) - Batı İngilizce Kelime - 5 English Words - 5 İngilizce Kelimeler Oturma Odası / Sitting Room The Dining Room / Yemek Odası The Kitchen / Mutfak The Bathroom / Banyo The Bedroom / Yatak Odası //////////////////////////////////////////////////// Oturma Odası / Sitting Room Sandalye : Chair Koltuk - Mobilya : armchair Tabure : stool Raf : shelf Kitaplık : Bookcase Kanepe : sofa Vazo : Vase Küllük :ashtray Halı : Carpet Şömine : Fireplace Kilim : rug //////////////////////////////////////////////////// Dining Room / Yemek Odası Bıcak : Knife Kaşık : Spoon Çatal : Fork Masa : Table Maşa : tongs Kepçe : ladle Fincan : Cup Kupa Bardak : mug Surahi : pitcher Şişe : Bottle Tirbuşon :corkcrew //////////////////////////////////////////////////// The Kitchen / Mutfak Buzdolabı : refrigerator Fırın - Ocak : stove Mikrodalga Fırın : microwave oven Mikser : Mixer blendır : blender kavanoz : Jar tencere -Tencere : Pot Tava : skillet Tepsi : tray Ketıl - Çaydanlık : kettle Çırpacak : whisk Rende : grater Süzgeç : colander - strainer //////////////////////////////////////////////////// The Bathroom / Banyo Banyo Küveti : Bathub Duş Almak : shower Şanpuan : shampoo Sabun : soap Musluk : faucet Ayna : mirror Saç Kurutucusu : hair drier Tarak : comb Saç Fırcası : Hairbrush Diş Fırcası : Toothbrush Diş Macubu : Toothpaste Diş İpliği : floss Tıraş Makınası - Ustura : razor Tırnak Makası : nail clipper -nail scissors. //////////////////////////////////////////////////// The Bedroom / Yatak Odası Yatak : Bed Çarşaf : sheet Battaniye : blanket Döşek - Yatak : mattress Ranza : bunk bed googleyecevaplar 2008-07-23T20:48:36.821-07:002008-07-23T20:48:36.821-07:00 İngilizce Kelime Öğren - 4 English Words - 4 İngilizce Kelimeler Weather Terms / Hava Terimleri Space Terms / Uzay Terimleri peyzaj - manzara / Landscape Sea Term / Deniz Terimleri Writing / El Yazısı //////////////////////////////////////////////////// Weather Terms / Hava Terimleri bulut : cloud buz : ice don : frost gök : sky gök gürültüsü : thunder kar : snow rüzgar : wind sis : fog şimşek : lightning yağmur : rain //////////////////////////////////////////////////// Space Term / Uzay Terimleri evren : universe galaksi : galaxy gezegen : planet gök taşı : meteor kuyruklu yıldız : comet merkür : mercury neptün : neptune pluton : pluto satürn : saturn Mars : Mars uydu : satellite Atmosfer : Atmosphere ay : moon yıldız : star Dünya : earth güneş : sun Krater : Crater Teleskop : Telescope //////////////////////////////////////////////////// peyzaj - manzara / Landscape Çağlayan : waterfall Gölet : pond Göl : Lake kanal : Canal Baraj : Dam Şehir : City Kasaba : Town Nehir : River Dağ : Mountain Tepe : Hill Kanyon : canyon Dere : stream Uçurum : cliff Vaha : oasis Volkan : Volcano Magara : Cave Balta Girmemiş Orman : jungle Orman : Forest Çöl : desert //////////////////////////////////////////////////// Sea Term / Deniz Terimleri kumsal : beach Kum : sand Dalga : wave Ada : Island Körfez : bay Fener : Light House Havuz : pool //////////////////////////////////////////////////// Writing / El Yazısı Virgül (,) : Comma Nokta (.) : point, dot. Soru İşareti (?) : Question Mark Slash (/) : Slash Noktalı Virgül ( : semicolonKesme İşareti (') : Apostrope Tırnak İşareti (") : quotation mark Köşeli Parentez ( [ ) : bracet Parentez-ayraç ( ) : parenthesis İki Nokta Üst üste ( : iki nokta üst üste İngilizce Kelime Öğrenme - 6 English Words - 6 İngilizce Kelimeler The House / Ev Jobs / Meslekler Computers / Bilgisayar Office Tools / Ofis Araçları The Body / Vucudumuz //////////////////////////////////////////////////// The House / Ev Tavan Arası : attic Kapı : Door Baca : chimney Dam - Çatı : roof Panjur : shutter Pencere : Window Perde : curtain Korniş : curtain rod Kilit : Lock Anahtar : Key Anahtarlık : key holder, key ring //////////////////////////////////////////////////// Jobs / Meslekler Fırıncı : baker Kasap : butcher Berber : barber Kapıcı : janitor Kadın Hizmetci : maid Muhabir : reporter Yargıç : judge İtfayeci : fireman Polis : policeman Dedektif : detective Terzi : tailor makinist, makine ustası : mechanic Tesisatcı : plumber Garson : waiter Kadın Garson : waitress Marangoz : carpenter Ressam - Boyacı - badanacı: painter Şöför : driver //////////////////////////////////////////////////// Computers / Bilgisayar Yazıcı : Printer Monitör : Screen - monitor Klavye : Keyboard Tarayıcı : Scanner //////////////////////////////////////////////////// Office Tools / Ofis Araçlar yazı masası : desk Belge : document Klasör : Folder Daktilo : typewriter Ataş : paper clip Raptiye : tack Tel Zımba : stapler Zımba Teli : staple Zarf : envelope Fotokopi Makinası : copier Evrak Çantası : briefcase //////////////////////////////////////////////////// The Body / Vucudumuz Saç : Hair Bacak : Leg Kol : arm Diz : knee Bilek : wrist Boyun : neck Boğaz - Gırtlak : throat Burun : nose Kulak : ear Dudak : lip Ağız : mouth Dil :tongue Dirsek : elbow Baş Parmak : thumb Avuç İçi : palm Parmak : finger Ayak : foot Göz : Eye Kemik : bone Kafatası : skull Diş :tooth Kan : blood | ingilizce Bağlaçları Kullanma - 2 İngilizce Bağlaçlar - 2 Adverbial (Subordinating) Conjunction Bu Grup anlamlarına göre 6 gruplara ayırarak inceleyeceğiz Grup 1: Time Conjunction: Zaman bağlaçlarıdır Grup 2: Cause Conjunction (Sebep bağlaçları) Grup 3: Concession Conjunction (Zıtlık Bağlaçları) Gurp 4: Result Conjunction (Sonuç bağlaçları) Grup 5: Purpose Conjunction (Amaç Bağlaçları) Grup 6: Expectation Conjunction (Beklenti Bağlaçları) Bağlaçlar Genel Tekrarı //////////////////////////////////////////////////// Grup 1: Time Conjunction: Zaman bağlaçlarıdır When: ..........dığı zaman After: ..........den sonra Before: ..........den önce As: ..........iken While: ..........iken Just as: ..........tam iken Until / Till: ..........ceye kadar By the time: ..........ceye kadar Since: ..........dığından beri As soon as: ..........ir, ..........imez As long as: ..........dığı sürece Once: ...........ce / ca No sooner ......................than: .....mesi ile .....mesi bir oldu Hardly / Scarcely ..........when: tam ............mıştı ki ...........oldu İngilizce de -since- bağlacı dışında diğer Zaman bağlaçlarının olduğu cümlecikte hiç bir future tense kullanılmaz. Zaman baçlacının olduğu cümle asıl cümleden zaman bakımından ilerde olmalıdır, buna zaman uyumluluğu denir. Bu zaman uyumuna sadece -since- zaman bağlaçı uymaz. Since: ..........dığından beri. I haven’t seen them since they moved to another town. - (Onlar başka bir kasabaya taşındıklarından beri onları görmedim.) Bağlacın bulunduğu cümlecik yan cümleciktir. As ve While : ikisi de -.........iken- anlamındadır. Olayların oluşma süreleri bu iki bağlacın kullanımını belirler. By the time : Bağlacının kullanımında zaman uyumu açısından iki alternatif vardır. 1 . The children will have slept by the time we arrive at home. - (Biz eve varıncaya kadar çocuklar uyumuş olacaklar.) Bu cümlede eve varma olayının gelecekte olduğunu, çocukların uyumasının da gelecek te olan eve varma olayından önce olduğunu anlıyoruz. Futurlu tenseler bağlaç cümleciklerinde kullanılmadıklarından alternatifi olan Simple present’e gidilmiştir 2 . By the time we arrived at home, the children had slept. (Biz eve varıncaya kadar çocuklar uyumuştu.) Bu cümleden eve varma olayının geçmişte olduğunu ve çocukların uyumasının geçmişte olan eve varma olayından önce gerçekleştiğini anlıyoruz. Untill / Till : By the time için verilen özellikler Until / Till için geçerli değildir. Çünkü by the time’daki önceye çekme hareketi Until / Till’de yoktur. Until / Till kullanım bakımından birbirleri arasında bir fark yoktur. I will wait for you until (till) you return. - (Siz dönünceye kadar sizi bekleyeceğim.) As: Kısa süreli olaylarda kullanılır. dışarı çıkarken, eve girerken vb. Bu nedenle “as” bağlacının olduğu cümlecikte simple zamanlar (continuous olmayan) kullanılır. As I went out, it began to rain. (Ben dışarı çıkarken yağmur yağmaya başladı.) While: Uzun süreli olaylarda kullanılır. televizyon izlerken, oyun oynarken vb. Bu nedenle “while” bağlacının olduğu cümlecikte continuous’lu zamanlar kullanılır. While I was waiting, it began to rain. (Ben beklerken yağmur yağmaya başladı.) Just as: Bu bağlacın kullanımında yan cümlecik zamanı “as”ten dolayı kısa olaylardır ama “just”tan dolayı da continuous’ludur. Bu sürekli zaman genellikle “past continuous”tur. Just as I was leaving home, the phone rang up. (Tam ben evden ayrılırken telefon çaldı.) By the time / until – till: by edat olup bir ismin önünde ve future perfect ile kullanılır. the time’ın eklenmesi ile bağlaç olur. Until ve till arasında hemen hemen bir kullanım farkı yoktur. Üçü de “.........ceye kadar” anlamını verir. No sooner ......................than: .....mesi ile .....mesi bir oldu Hardly / Scarcely ..........when: tam ............mıştı ki ...........oldu I had no sooner left home than it began to rain. (Evden ayrılmamla yağmurun yağmaya başlaması bir oldu.) İki olay vardır. En son olan past; öncesinde olan Past perfect ile ifade edilir. Bu cümleyi “hardly...........when” ile de aynı anlama gelmek üzere aktarılabilir. I had hardly left home when it began to rain. (Tam dışarı çıkıyordum ki yağmur yağmaya başladı.) Not: “no sooner..........than” ve “hardly............when” bağlaçları kullanımda başa alınabilir. Bu durumda cümle devrik yapılır. He had no sooner bought a car than he had an accident. (Arabayı alması ile kaza yapması bir oldu.) No sooner had he bought a car than he had an accident. (Arabayı alması ile kaza yapması bir oldu.) Hardly had I left home when it began to rain. (Tam dışarı çıkıyordum ki yağmur yağmaya başladı.) Before : We will visit our clients before we have lunch. / Öğle yemeği almadan önce müşterilerimizi ziyaret edeceğiz After : You can sell this merchandise after we open new season./ Sen (Siz) Bu malları biz yeni sezonu açtıktan sonra satabilirsin(iz). When : I met them when we were in London. (Biz Londra’dayken onlarla karşılaştım.) As long as: dığı sürece: As long as the vessel wait at the port, time will count. - (Gemi limanda kaldığı sürece, zaman sayımı devam edecektir.) As soon as: Er ermez Pls get our vessel's sail from the port as soon as she complete her discharge. - (Lütfen gemimizi tahliyesini bitirir bitirmez hareket ettiriniz.) Once: ...........ce / ca We can start once he arrives. - (Gelir gelmez başlayabiliriz.) //////////////////////////////////////////////////// Grup 2: Cause Conjunction (Sebep bağlaçları) : Sebep bağlaçları ana cümlecikteki eylemin neden gerçekleştiğini anlatan yan cümleciğin başında bulunur. Bu bağlaçların hepsi de “.......dığı için” anlamındadır. Ayrıca zaman uyumu bu bağlaçlarda da vardır. Because As Since Seeing that Now that Given that We had to give up the project since it began to be expensive.- (Proje pahalı olmaya başladığı için ondan vaz geçmek zorunda kaldık.) As he didn't bring the money, he didn't get the book. - (Parayı getirmediği için kitabı alamadı.) They couldn’t arrived there in time because the traffic was heavy. (Trafik yoğun olduğu için oraya zamanında varamadılar.) Aşağıda verilmiş olan yapılar normal kullanımları ile edat yapısındadırlar. Bu edatların hepsinin anlamı “.....den dolayı”dır. Bu edatlara “the fact that” eklenerek bağlaca dönüştürülür. Bağlaç olduklarında yukarıdakiler gibi “....dığı için” anlamındadırlar. Sebep bağlaçlarının anlamlarının bilinmesi yeterli olur. Due to Owing to Because of ..........den dolayı + the fact that: ..........dığı için On account of In view of We called off the match owing to the rain. (Biz yağmurdan dolayı maçı iptal ettik.) Bu kullanımı ile “owing to” edattır. Çünkü edatlar bir isim ile kullanılır; bir cümlecik ile değil. Ayrıca “the fact that” almamıştır. Şimdi bunu bağlaç olarak kullanalım. We called off the match owing to the fact that it was raining. (Biz, yağmur yağdığı için maçı iptal ettik.) “Owing to the fact that” in bağlaç olduğuna, ve sonrasında bir cümlecik olduğuna dikkat ediniz. No one could live over there due to cold weather. (Soğuk havadan dolayı kimse orada yaşayamaz.) No one could live over there due to the fact that it was extremely cold. (Orada hava son derece soğuk olduğu için kimse yaşayamaz.) //////////////////////////////////////////////////// Grup 3: Concession Conjunction (Zıtlık Bağlaçları): Concession taviz, ödün demektir. Gramatikal olarak zıtlık anlamı vardır. -despite- ve -in spite of- edat olup -the fact that- eklenmesi ile bağlaca dönüşürler. Beşi de eşanlamlı olup -.....e rağmen- anlamındadır Though Even though Although Despite the fact that İn spite the fact that In spite of the fact that the UN made vigorous efforts, the two sides couldn’t agree on the border dispute. - (BM’lerin yoğun çaba göstermesine rağmen, her iki taraf sınır anlaşmazlığında görüş birliğine varamadılar.) Although we sent a lot of fax messages to you since one week, still we have not received any reply from your side. - (Size bir haftadan beri bir çok faks mesajı göndermemize rağmen sizden hala bir yanıt alamadık.) Though we sent a lot of fax messages to you since one week, still we have not received any reply from your side. - (Size bir haftadan beri bir çok faks mesajı göndermemize rağmen sizden hala bir yanıt alamadık.) Even though Sunday & Holiday used time will not to count. - (Pazar ve tatil günleri kullanılsa bile zaman sayımı devam etmeyecektir. ) Beşi de eşanlamlı olup “.....e rağmen” anlamındadır. “despite ve in spite of” edat olup “the fact that” eklenmesi ile bağlaca dönüşürler. Aşagıda ki iki zıtlık bağlacı “....iken, oysa” anlamındadır. Whereas While The control group’s results were favourable, whereas the patient group’s results were unfavourable. - (Kontrol grubunun sonuçları olumluydu, oysa hasta grubunun sonuçları olumsuzdu.) The control group’s results were favourable, while the patient group’s results were unfavourable. (Kontrol grubunun sonuçları olumluydu, oysa hasta grubunun sonuçları olumsuzdu.) Whereas ve While eşanlamlı olup birbirlerinin yerine kullanılabilirler. However + (Sıfat – Zarf) Whatever + (İsim) No matter + (QW) Zıtlık bağlaçlarının en önemlileri bunlardır. Kullanıldıkları sözcüklere göre “ne olursa olsun” gibi bir zıtlık anlamı katarlar. Normalde bağlaç kullanımında bağlaçtan hemen sonra bir özne vardır. Eğer bir bağlaç kullanımında özneden önce bir sözcük varsa, bağlaç mutlaka yukarıdaki üçünden biridir However hard he may study, he can’t be successful. (O ne kadar sıkı çalışırsa çalışsın, başarılı olamaz.) Whatever decision the government may take, inflation seems to rise. (Hükümet hangi kararı alırsa alsın, enflasyonun yükseleceği görünüyor.) No matter what he does, he can’t persuade us. (O ne yaparsa yapsın bizi ikna edemez.) //////////////////////////////////////////////////// Gurp 4: Result Conjunction (Sonuç bağlaçları) Bu bağlaçlar esas cümlecikteki yargının sonucunu veren yan cümleciğin başında kullanılırlar. Bu bağlaç grubunda iki tane bağlaç vardır. İkisi de “öyle.........ki” anlamındadır. So (Sıfat, zarf) that Such (isim) that She is so clever that everyone admires her. - (O öyle zekidir ki herkes ona hayrandır. He is such a man that you can rely on him. - (O öyle biridir ki ona güvenebilirsiniz.) Sıfat ve zarflar için “so..........that”; isimler için “such..........that” kullanılır. Sıfat Tamlamaları: Türkçe’de bir ismi bir sıfat nitelediği zaman bu bir sıfat tamlaması olur. a weather (bir hava) - a nice weather (güzel bir hava) a car (bir araba) - an expensive car (pahalı bir araba) a girl (bir kız) - a beautiful girl (güzel bir kız) Yukarıdaki sıfat tamlamaları tekil veya sayılabilen isimlerin kullanıldığı sıfat tamlamalarıdır. Ayrıca çoğul ve sayılamayan isimlerin de kullanıldığı sıfat tamlamaları vardır. Doğal olarak bunların önünde “a veya an” belgisiz tanıtıcı eki yoktur. cloth (kumaş) - nice cloth (güzel kumaş) cars (arabalar) - expensive car (pahalı arabalar) girls (kızlar) - beautiful girls (güzel kızlar) sıfatın belgisiz tanıtıcı ek ile isim arsına geldiği sıfat tamlamaları düzenli sıfat tamlamalarıdır. Eğer sıfat tamlamalarında sıfat ile belgisiz tanıtıcı ek yer değiştirirse bu sıfat tamlamaları bozuk sıfat tamlamaları olurlar. Düzenli Sıfat Tamlaması - Bozuk Sıfat Tamlaması a nice weather (güzel bir hava) - nice a weather (güzel bir hava) an expensive car (pahalı bir araba) - expensive an car (pahalı bir araba) a beautiful girl (güzel bir kız) - beautiful a girl (güzel bir kız) Not: Düzenli sıfat tamlamalarında “such...........that”; Bozuk sıfat tamlamalarında “so..........that” bağlacı kullanılır. He is such an intelligent student that he can study abroad. - (O öyle zeki bir öğrenci ki yurt dışında öğrenim göreblir.) He is so intelligent an student that he can study abroad. - (O öyle zeki bir öğrenci ki yurt dışında öğrenim göreblir.) //////////////////////////////////////////////////// Grup 5: Purpose Conjunction (Amaç Bağlaçları): Esas cümlecikteki yargının amacını belirten yan cümleciğinin başında kullanılırlar. İki tanedirler ve ikisi de aynı anlamdadırlar. “..........mesi için” anlamındadırlar. In order to So as to Bu yapı ile mastardırlar ve “..........mek için” olarak çevrilirler. Yapılarındaki “to” atılıp yerine “that” eklenerek bağlaca dönüştürülürler. Bağlaca dönüşürken “so as to”daki “as”te atılır. Böylece amaç bağlaçlarımız “in order that” ve “so that” olur. In order to ....mek için (mastar yapısı) - in order that....mesi için (bağlaç yapısı) So as to ....mek için (mastar yapısı) - so that ....mesi için (bağlaç yapısı) I went abroad in order to learn English.- (Ben İngilizce öğrenmek için yurt dışına gittim.) I sent my daughter abroad in order that she could learn English. - (Kızımı İngilizce öğrenmesi için yurt dışına gönderdim.) In order that ile so that bağlaçlarının kullanımı arasındaki fark şudur: In order that: ...........mesi için ifadesinde ikisinin de isteği vardır. So that: ................mesi için ifadesinde sadece söyleyenin isteği vardır. I barred my windows so that no one could get ınto my house.- (Evime kimsenin girememesi için pencerelerimi demirledim.) //////////////////////////////////////////////////// Grup 6: Expectation Conjunction (Beklenti Bağlaçları) Esas cümlecikteki yargının hangi beklentiden dolayı istendiğini açıklayan yan cümleciğin başında kullanılan bağlaçlardır. İki tanedirler ve birbirinin alternatifidirler. In case: ...........diye Lest (for fear that): ...........mesin I have to make some preparions in case someone may drop in. - (Birisi uğrar diye bazı hazırlıklar yapmak zorunda kaldım.) Drop in: (bir yere) uğramak Eğer yukarıdaki cümlede “lest” bağlacı kullanılsaydı aşağıda görüldüğü gibi anlam ters olurdu. I have to make some preparations lest someone may drop in. - (Birisi uğramasın diye bazı hazırlıklar yapmak zorundayım.) //////////////////////////////////////////////////// Bağlaçlar Genel Tekrarı Since: İki değişik kullanımı vardı. Birincisi zaman bağlacı olarak “..........dığından beri” diğeri ise sebep bağlacı olarak “..........dığı için” anlamındaydı. As: En karmaşık kullanıma sahip olan bağlaçtır. Dört değişik anlamda kullanılır. 1.) ..........iken As he stopped up the stairs, he fell down (O merdivenleri çıkarken aşağı düştü.) 2.) ..........dığı için As he was a prominent figure, everyone respected him. (O saygın bir şahsiyet olduğu için herkes ona saygı gösterir.) 3.) ..........dığı gibi As I told you he was upright. (Sana söylediğim gibi o haksız çıktı.) İngilizce’de “.......dığı gibi” ifadesi bağlaç olarak kurulur. Bu nedenle “as” kullanılır. “like” gibi anlamındadır ama edat olduğu için bir cümlecik önünde kullanılamaz. Çünkü edatlar isimler ile kullanılırlar. 4.) ...........dıkça As we grow old, we become more sensitive. (Biz yaşlandıkça daha hassaslaşırız.) While: İki değişik anlamda kullanılır. ............iken: Zaman bağlacı olarak. ............oysa, iken: Zıtlık bağlacı olarak So that: İki farklı anlamda kullanılır. ..........mesi için: Zaman bağlacı olarak bu anlamda kullanılır. The doctor explained my illness in medical terms so that I couldn’t understand. - (Doktor anlayamamam için hastalığımı tıbbi terimlerle açıkladı.) Bu nedenle: Sebep bağlacı olarak bu anlamda kullanılmaktadır. The doctor explained my illness in medical terms, so that I couldn’t / didn’t understand anything. - (Doktor, hastalığımı tıbbi terimlerle açıkladı, bu nedenle hiç bir şey anlayamadım / anlamadım.) ingilizce Bağlaçlar Bağlaç - 1 Bağlaç: İki cümleciği (kelime veya cümleyi değil) birbirine bağlayan yapılardır. Coordinating Conjunction / Düzenleme Bağlaçları Sentence Connector / cümle bağlayıcıları Correlative Conjunction / İlişki sağlayan bağlaçlar Adverbial (Subordinating) Conjunction //////////////////////////////////////////////////// Coordinating Conjunction : Düzenleme Bağlaçları İki cümlecik arasındaki bağlantıyı sağlayan bağlaçlardır. Bu Bağlaçlar mutlaka iki cümlecik arasında bulunurlar And: ve (paralellik arz eden bağlaçtır.) But: ama, ancak, fakat (zıtlık bağlacıdır.) Or: veya (iki alternatiften birini seçen bağlaçtır.) Nor: ne de (or’un olumsuzu olup iki alternatiften hiç biri anlamındadır.) So: bundan dolayı (sonuca götüren bağlaçtır.) For: edat olarak,“için”; bağlaç olarak iki cümlecik arasında “zira-çünkü / -dığı için” anlamındadır. Yet: zarf olarak, “henüz”anlamında; bağlaç olarak “halbuki” anlamındadır. Örnekler: And : He opened the door and threw the bag out. ( Kapıyı Açtı ve çantayı dışarı attı.) But : She is a good girl but She doesn't study her lessons. ( İyi bir kız ama derslerine çalışmaz) Or : You must drink a tea or coffee. ( bir çay veya kahve içmelisin.) Nor: Bu bağlac kendisinden sonra devrik bir yapı ister. örneğe dikkat ediniz She didn’t call us, nor did she write to us. (O bizi aramadı, ne de bize yazdı.) So: It is cold so They must put on their coat.. (Hava soğuk, bu yüzden ceketlerini giymeliler.) For: she doesn't pass this exam for She doesn't study her lesson. ( Bu sınavı geçemez zira dersine çalışmazdı) Yet: I wanted my son to be an engineer, yet he preferred the medicine. (Ben oğlumun bir mühendis olmasını istedim, halbuki o tıpı tercih etti.) //////////////////////////////////////////////////// Sentence Connector cümle bağlayıcıları İki cümleden Biri bitmiş, noktalanmıştır , ikinci cümle ise birinci cümleye ilişkilidir. Cümle bağlayıcıları ikinci cümlenin başında, ortasında veya sonunda olabilirler. cümle bağlayıcılarını dört grupta incelemek gerekir. Grup: 1. İki cümle arasında paralel bir ilişki sağlayanlar (en çok kullanılan ilk ikisidir.) Furthermore : ayrıca, üstelik. Moreover : ayrıca, üstelik. What’s more : ayrıca, üstelik. In addition : ayrıca, üstelik. Also : ayrıca, üstelik. besides : ayrıca, üstelik. Örnek : You'll need pliers. You'll also need tape. - (Sana kerpeten lazım. Bir de (ayrıca) bant.) She is a lawyer. Besides, she is a mother to two children . - ( O bir avukattır, ayrıca iki çocuklu bir annedir) Grup: 2. İki cümle arasında bir zıtlık ilişki sağlayanlar (en çok kullanılan “however” dır.) However : ancak, bununla beraber Nevertheless : ancak, bununla beraber Nonetheless : ancak, bununla beraber On the contrary : ancak, bununla beraber Still : ancak, bununla beraber Örnek: She woked hard. However, She wasn't able to pass ( O sıkı çalıştı ancak geçemedi) I'm sorry about this. Still, I'm sure that in the end it's for the best. - ( Üzgünüm. Bununla beraber bundan iyi bir sonuç çıkacağına inanıyorum.) Grup: 3. Sonuca götüren bağlayıcılar (en çok kullanılan ilk üçüdür.) Therefore : Sonuç olarak, böylece - bu yüzden Thus : Sonuç olarak, böylece - bu yüzden Hence : Sonuç olarak, böylece - bu yüzden As a result : Sonuç olarak, böylece - bu yüzden Consequently : Sonuç olarak, böylece - bu yüzden Örnek: I did not study hard. Therefore, I failed. ( Sıkı çalışmadım. Sonuç olarak kaldım.) There's no electricity; thus we can't use it.- ( Elektrik yok; bu yüzden onu kullanamıyoruz.) Grup: 4. Alternatif belirten bağlayıcılar Or else : aksi taktirde - yoksa Otherwise : aksi taktirde - yoksa Örnek: They must hurry. Otherwise, They will be late.- ( Acele etmeliler, aksi taktirde geç kalacaklar.) Go now or else you'll miss the train. - (Şimdi git, yoksa treni kaçıracaksın.) //////////////////////////////////////////////////// Correlative Conjunction İlişki sağlayan bağlaçlar Not only ..........but also: sadece değil ..........aynı zamanda - Both ..........and: hem..........hem de Either ..........or: ya ..........ya da (İki alternatiften biri) Neither ..........nor: ne ..........ne de (İki alternatiften hiç biri) Whether ..........or: gerek ..........gerekse (olsun ..........olsun) Örnekler: Neither her mother nor her father supports her. – (Ne annesi ne de babası onu desteklemez.) They will either send it today or tomorrow. – (Ya bugün ya da yarın gönderecekler.) Both your friends and your family should support you. – (Hem arkadaşlarının hem de ailenin seni desteklemesi gerekir.) He is trying to decide whether to be a teacher or a historian. – (Tarihçimi yoksa öğretmenimi olacağına karar vermeye çalışıyor.) Not only ..........but also: sadece değil ..........aynı zamanda - Bu bağlaçta ayrıca başka bir kullanım daha da vardır. “also” de, da anlamındadır. Bu anlama gelen “as well” sözcüğü de “also” yerine kullanılabilir. Yalnız bu kullanımda önemli bir özellik vardır. “as well” sözcüğü “but”tan ayrılır ve cümle sonuna gider. Çünkü “as well” sözcüğü daima cümle sonunda yazılır. The robber not only shot around but also crashed everything. - (Soyguncular sadece etrafa ateş etmediler, aynı zamanda her şeyi yerle bir ettiler.) The robber not only shot around also crashed everything. - (Soyguncular sadece etrafa ateş etmediler, aynı zamanda her şeyi yerle bir ettiler.) The robber not only shot around but crashed everything. - (Soyguncular sadece etrafa ateş etmediler, aynı zamanda her şeyi yerle bir ettiler.) The robber not only shot around but crashed everything as well. - (Soyguncular sadece etrafa ateş etmediler, aynı zamanda her şeyi yerle bir ettiler.) Önemli Kural Not only ..........but also bağlacının kullanımında “not only” kısmı cümlenin başına alınarak da yazılabilir. Bu kullanım bağlacın rahat görülebilmesi için yapılan bir harekettir. Bu durumda kural ihlal edildiği için telafisi gerekmektedir. Bu da “not only”den sonraki cümleciğin devrik olması ile sağlanır. He not only insulted his friends but also beat them. (O sadece arkadaşlarına hakaret etmedi aynı zamanda onları dövdü.) Not only he did insult his friends but also beat them. (O sadece arkadaşlarına hakaret etmedi aynı zamanda onları dövdü.) Advanced Seviyesi Düzeyi 1 -- Advanced - Chapter - 1 RELATIVE PRONOUNS -İngilizce İlgi zamirleri CONDITIONAL SENTENCES - İngilizce Şart cümleleri //////////////////////////////////////////////////// RELATIVE PRONOUNS İngilizce İlgi zamirleri * İlgi Zamirleri; bir cümledeki isim hakkında açıklamak yapma amaçıyla kurulan ikinci bir cümlenin başında yer alan ve cümlede ki ismi belirten sözcüktür. Türkçeye -Ki O- şeklinde çevrilebilir, biraz garip görünse de cümle anlamını anlama açısında ilk etapda böyle kullanılmasında fayda var. Which: Cansızlar ve hayvanlar için kullanılır Who: İnsanlar için kullanılır. That : Hem İnsanlar için hemde Cansızlar ve hayvanlar için kullanılır The man Who (that) came late. ( Adam, ki o geç geldi / Gördüğüm adam geç geldi.) The cat Which (that) ate the meat has run away. ( Kedi, ki o yedi , kaçtı / eti yiyen kedi kaçtı) * Tümleç -( i hali) ilgi zamirleri Burada ilgi zamari cümlenin öznesi değil cümlenim tümleci durumundadır. Anlamı -ki onı-, - ki ana-, Whom : İnsanlar için kullanılır. Whom yerine -That- veya -Who- Kullanılabilir Which: Cansızlar ve hayvanlar için kullanılır. Burada da - that- kullanılabilir. The Plums Which (that) I ate ware very sour.( Erikler, ki onları yedim, Çok ekşi idi / Yediğim erikler çok ekşi idi) The man Who (that) I saw was a doctor. ( Adam, ki onu gördüm bir doctordu / Gördüğüm adam bir doktordu.) * Zamirsiz İlgi Cümleleri Who, which, that, whom ilgi zamirleri cümlelerden anlamda bir değişiklik yapmadan çıkartılabilir. The pencil which you lost yesterday is under the carpet. ( Dün kaybettiğin kalem halının altındadır.) The pencil you lost yesterday is under the carpet. ( Dün kaybettiğin kalem halının altındadır.) The Man whom you wanted has come. ( istedigin adam geldi) The Man you wanted has come. ( istedigin adam geldi) * İlgi Zamirlerinin Edatlar İle Kullanımı I saw the book, which you are looking for. (Aradığınız kitabı gördüm.) I saw the book for which you are looking. (Aradığınız kitabı gördüm.) Görüldüğü gibi “look” fiili “for” edatı ile nesneye (the book) geçiş yapmıştır. Yani “for” edatı nesneye aittir. Cümle ilgi zamiri ile birleştirilirken, ilgi zamiri nesne konumunda olan “the book” yerine kullanılır. O halde kendisine ait olan edat da ilgi zamirinin yanına taşınabilir ki ikisi de aynı anlamdadır: 1. Edat ile birlikte “that” kullanılamaz. 2. “who” ilgi zamiri edat ile kullanılırsa “whom” a döner. She dismissed the student who you talked about. (Hakkında konuştuğunuz öğrenciyi kovdu.) She dismissed the student about whom you talked. (Hakkında konuştuğunuz öğrenciyi kovdu.) * OF WHOM ve OF WHİCH ki onu, ...ki onların anlamında da çevrilebilirler.”of whom” canlılar için; “of which” cansızlar için kullanılır. bu iki ilgi zamiri bir grup isminde bazılarını tanımlarken kullanılır. I have four sons who are students. (Öğrenci olan dört oğlum var.) Bu cümlede sıfat cümleciği (öğrenci olan) çocukların hepsini niteler. Peki bu dört çocuğun hepsi değil de, ikisi veya üçü öğrenci olsa cümlemizi nasıl söyleyeceğiz? İşte burada “of”whom ve of which” devreye girer. Eğer ikisi öğrenci olan dört çocuk var ise cümle şöyle kurulur: I have four sons, two of whom are students. (İkisi öğrenci olan dört oğlum var.) He had many houses, which were in Ankara. (Onun Ankara’da olan bir çok evi vardır.) He had many houses, some of which were in Ankara. (Onun, bazıları Ankara’da olan bir çok evi vardır.) * What İlgi zamiri İlgi zamiri yerini tutacağı bir isim söylenmemişse -what- kullanılır, - o şey (şeyler) ki- anlamında lullanılır. What you said was not true. (Söylediğiniz doğru değildi.) I cannot understand what you speak. (Konuştuklarınızı anlayamıyorum veya Ne konuştuğunuzu anlayamıyorum.) * Tanımlamayan İlgi Cümlecikleri Bu tür ilgi cümlecikleri bilinen hakkında bir açıklama geregi duyulmayan isimler hakkında biraz ayrıntı vermek amacıyla kullanılır. Önemli olmadıkları için cümle içerisnden anlamı bozmadan atılabilirler. Özne durumda -who- tümleç durumda -whom-, iyelik halinde -whose-, edatlarla birlikte -whom- kullanılır. Şahıslar için Tanımlamayan ilgi cümlecikleri My son, who was in london last year, is a famous football player now. ( gecen yıl Londra' da olan oğlum şimdi ünlü bir futbolcudur.) Tümleç durumda Mary, whom we met at the concert, visited us. ( konserde tanıştığımız Mary bizi ziyaret etti) * İyelik Halinde Tanımlayan İlgi Cümlecikleri Kullanılacak zamir -Whose- dur. ...ki onun, ...ki onların anlamındadır The woman whose husband was wounded was carying. (bayan ki onun kocası yaralandı, ağlıyordu / Kocası yaralanan bayan ağlıyordu.) DİĞER İLGİ ZAMİRLERİ Where: ...ki oraya, ...ki orada. Nitelenen isim yer ismi ise kullanılır. When: ...ki o zaman. Nitelenen isim bir zaman ismi ise kullanılır. Why: ...ki onun için. Nitelenen isim bir sebep ismi ise kullanılır. The hotel where we stayed last year was closed down. (Geçen yıl kaldığımız otelkapatıldı.) I can not understand the reason why they have resign. (Onların niçin istifa ettiklerini anlayamıyorum) I cannot forget the moment when we first met. (İlk karşılaştığımız anı hatırlamıyorum) //////////////////////////////////////////////////// CONDITIONAL SENTENCES İngilizce Şart cümleleri Şart cümleleri 2 bölümlüdür, If cümlesi ve ana cümle. Cümlelerinin İngilizce kuruluşlarını ögrenelim: Birinci Tip Şart Cümleleri : bir olasılık anlatılır, şartın yerine gelmesi durumda diğer eylemin yapılacağını bildirir. * If' li cümle geniş zaman, ana cümle ise gelecek zaman halinde olur. He will be ill If he works too much.- ( çok çalışırsa hasta olacak.) * Bu tip şart cümlelerinde ana cümle gelecek zaman yerine -can,may,must- kullanılabilir. If you go now, you can see the accident. - ( Şimdi gidersen kazayı görebilirsin.) * Ana cümlecik geniş zaman halinde olabilir. If they see you, They change their plan. - ( Seni görürseler planlarını değiştirirler.) * If cümlesi şimdiki zamanda veya Şimdiki bitmiş zamanda olabilir. If you are working, I'll bring ypu a cup of coffee. ( Çalışıyorsan sana bir fincan kahve getirecem.) İkinci Tip Şart Cümleleri : Gerçekleşmesi münkün olmayan, sadece hayal edilebilen bir durumu ifade eder. * If' li cümle geçmiş zaman, ana cümle yardımcı fiil olarak -would- kullanılır. If I were you, I would buy that car. (Yerinde olsaydım o arabayı alırım) * would yerine -might, colud- ( Bursa anlam biraz değişmektedir) If He Knew the answer, he would write it. - ( Cevabı bilse yazar.) If He Knew the answer, he Could ( Might)write it. - ( Cevabı bilse yazabilir.) Üçüncü Tip Şart Cümleleri : Burda eylemin gerçekleşmiş olması münkün değil, sadece Gerçekleşmiş olsaydı ne olurdu ifade edilmektedir. * If' li cümle Past Perfect, ana cümle Mişli Şart yapıdadır. I we had read the letter, we would have learnt the truth. - ( Mektubu Okusaydık gerçeği öğrenirdik) * Would yerine -could,might- kullanılabilir anlamda bir değişiklik olmaz. If cümlesinde -Will,Would- Kullanılması * Genel olarak If' li cümlede -Will,Would- Kullanılmaz, Kibar bir soru sorma için If cümlesinde kulanılabilir. Not: Would ile yapılan cümle daha da kibar bir taleb belirtir. If you will give me your pen, I' ll write my name. - ( Bana kaleminizi verirseniz adımı yazacagım) Not: If'li cümlede -would like-kullanılıesa, kibar bir soru sorulur. If you would like another cake, I' ll bring it at once. - ( Başka bir kek isterseniz onu hemen getiririm.) * Bu cümlelerde -won't- kullanılırsa -kabul etmemek- anlamı verilir. If he won't come with us, We' ll go alone. - ( Bizimle gelmezse yalnız gideriz.) * If cümleciği , dilek kipi olarak -were- ile birlikte kullanılır. If I were a king, I would be wery happy. ( Bir kral olsam mutlu olurdum.) * If not yerine Unless kullanılabilir. If you don't come, Thet'll leave early. - ( Siz gelmezseniz erken gidecekler.) Unless you come, Thet'll leave early. - ( Siz gelmezseniz erken gidecekler.) * If only; fiilin zamanına göre geniş zamanda istek, ümit, Geçmiş zamanda üzüntüyi ifade eder. If Only we learn these words quickly, we' ll be wery happy. - ( Bu kelimeleri çabukca öğrenirsek çok mutlu olacağız.) If only I knew the answer, I would explain it to you. - ( Cevabı bilsem açıklarım" malesef bilmiyorum") Aytekin Aydın
__________________
Ya kendin gibi görün yada gözüme hiç görünme! Bozuk Kırık Link varsa lutfen Ozel mesaj atarak bildiriniz,Linkleri Yenileyelim HİÇ KİMSE BEN,BENDE HİÇ KİMSE DEĞİLİM.MENFAATLERİN ÖTESİNDEYİM ...BEKLERİM!(FARKIM TARZIM)GÖRELİM MEVLAM NEYLER,NEYLERSE GÜZEL EYLER,KUL BELA BULMAZ HAK YAZMADIKÇA,HAK BELA YAZMAZ KUL AZMADIKÇA,KUL KADERİNİ YAŞAR BAHTINA NE ÇIKARSA ..
|
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| İngilizce Sayılar | kelebek | ingilizce ve gramer | 0 | 02-24-2009 02:39 PM |
| çocuk etkinlikleri için skecler | almira | Sinema ve Tiyatro | 10 | 12-03-2008 07:24 PM |
| İngilizce Dersi (CAN, GOING TO,USED TO) fiillerinin kullanilisi | ismail | ingilizce ve gramer | 0 | 11-06-2008 04:08 AM |
| Besin Öğeleri ve Vücut Çalışmasındaki Etkinlikleri | BuLuT | Kadın ve Güzellik | 0 | 09-12-2008 08:36 PM |
| İngilizce`nin bittigi an | SiNaNaY | Geyik | 2 | 08-23-2008 02:19 PM |
| New To Site? | Need Help? |