Endüstri Sosyolojisi - ForumSitem.Net

Sosyal Bilgiler Sosyal Bilimler Tarih Coğrafya Psikoloji sosyoloji mantıkVatandaşlık ve İnsan Hakları Eğitimi Dersleri ödevi


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01-09-2009, 12:16 PM   #1 (permalink)
kelebek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 18.959
Tecrübe Puanı: 28
Rep Puanı : 7030
Rep Derecesi : kelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished roadkelebek is on a distinguished road
kelebek - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart Endüstri Sosyolojisi

İnsanlık tarihi boyunca ilkel dönemlerden tarım toplumuna oradan da sanayi toplumuna günümüzde ise post endüstriyel topluma doğru yapısal bir değişme görülmektedir. Buna bağlı olarak her dönemin kendine has özelliklerinden kaynaklanan iş ilişkileri ortaya çıkmaktadır. Günümüzde bilgi toplumuna geçerken iktisadî faaliyetlerle ilgili iş ilişkilerini de inceleyen çalışma sosyolojisinin konuları teknoloji faktörü sebebiyle farklılaşmakta ve geleceğe yönelik olarak iş ortamında müşahede edilen bazı yeni meseleler ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada konu edinilen problem bilgisayar teknolojisinin her aşamada üretime daha çok hakim olarak iş ilişkilerinde ferdiyetin bazı özelliklerini engellemesi ve bu nedenle de iş yerindeki sosyal ilişkilerin olumsuz şekilde etkilenmesidir.

Tarih boyunca her konuda esas faktör olan bilginin iktisadî üretimde ve dolayısıyla da iş ilişkilerinde önemli bir rolü olduğu ortadadır. Bilgi başka bir deyişle onun bir aaaahürü olan teknoloji üretim ilişkilerine giderek daha çok hakim olmaktadır. Buna bağlı olarak günümüzün temel dinamiği olan bilgiyi üreten sınıf olarak aydınlar da toplumsal bakımdan giderek daha çok önem kazanmaktadırlar. Ancak aydınların (yada bireyin) teknolojik gelişmeyi üretmesi iş ilişkileri açısından da belirleyici olması sonucunu doğurmamaktadır. Oysa toplumlar aydınlardaki “sosyal çevrenin etkisi altında kalmak ve ona tabi olmak yerine sosyal çevreyi etkileyecek kadar güçlü ve yaratıcı bir ferdiyeti esas almaktadırlar. Burada esas mesaj çevreden ferde doğru değil fakat fertten çevreye ve cemiyete doğrudur” (Erkal 1982 s. 93). Fert çalışma ortamında sosyal ilişkileri itibariyle kendi ürettiği teknolojinin kontrolü altına girmektedir. Günümüzde de hemen her konuda aydınların yetkileri yaptıkları katkıdan daha azdır. Bu nedenle insan potansiyelinin daha iyi değerlendirilebilmesi bakımından aydınların toplum içindeki rollerini yeniden değerlendirmek gerekmektedir (Brown 1992 s. 200[CB2] ).

Çağdaş teknoloji iş ilişkilerinde insan faktörünün önüne geçerek insana hakim olmakta ve ferdiyeti engellemektedir. Oysa her aşamadaki gelişmenin esas dinamiği insanın bizzat kendisidir. Bu unsurun herhangi bir şekilde ihmal edilmesi yada bazı faktörlerin sebep olduğu olumsuz etkilerin sürdürülmesi gelişmenin önündeki en büyük engellerden biridir. Çalışmamızda bu ana problem çerçevesinde bilgi üretimi belirleyici bir faktör olarak ele alınarak iş ilişkileri değerlendirilmektedir. Amacımız bu ilişkilerde bireyin ihmal edilmesiyle ortaya çıkan problemlere dikkat çekmektir.

Postmodern Dönemdeki Endüstri İlişkilerinde Bilginin Önemi

Klasik iktisat teorisinde emek tabiat sermaye ve teşebbüs unsurları temel üretim faktörleri olarak kabul edilmektedir. Bunlardan ilk ikisi olan emek ve tabiat asli faktörler olarak bir iktisadî faaliyetin gerçekleşebilmesi için asgari şartları temsil etmektedirler. İnsan ellerinden başka hiçbir araç kullanmadan sadece emeğiyle üretimde bulunabilmektedir; mesela avcılık yada toplayıcılık yaparak hayatını idame ettirebilmektedir. İnsanlığın daha ileri dönemlerinde bilgi birikiminin artmasıyla birlikte diğer iki faktör sermaye ve teşebbüs de devreye girmiştir. Özellikle sermaye faktörünün tarih boyunca giderek daha fazla sosyal bir önem kazandığı görülmektedir. Sermaye sahiplerinin sosyal statülerinin güçlendiği ve toplumu daha yoğun kontrol ettikleri tarihi bir gerçektir. Günümüzde ise hem sermayenin tabiatında hem de sermaye sınıfının yapısında büyük değişiklikler olmuştur.

Sermaye geniş anlamıyla bir üretim faaliyetinin gerçekleşmesi için gerekli olan aynî yada nakdî araçlar olarak tanımlanabilir. Üretilen mal ya da hizmetlerin belli bir sosyo-ekonomik sistem içinde ihtiyaç fazlasının birikimiyle ortaya sermaye çıkmaktadır. Böylece zaman içinde sermayede kümülatif bir artış söz konusu olmaktadır. Tanımımızdaki araç sözcüğünü anahtar kelime olarak alıp üretimde kullanılan sermayeyi endüstri öncesi dönemde araç ve gereçler endüstriyel dönemde kapital ve yatırım malları post endüstriyel dönemde ise bilgi olarak teşhis edebiliriz.

Bir önceki dönemin sermayesi bir sonraki dönemde artık kolayca tedarik edilebilir olmakta ve eski değerini ve önemini yitirmektedir. Tarım toplumundaki üretimde kullanılan kazma kürek saban gibi basit araç ve gereçleri sanayi toplumunun karmaşık makinelere dayalı büyük ölçekli üretiminde önemini ve değerini kaybetmiştir. Günümüzde ise bu büyüklük artan bilgi birikimine ve küreselleşmeye izafî olarak küçülmekte ve önemini kaybetmektedir. Yeni teknolojiler sayesinde daha az kaynakla daha çok üretim sağlanmaktadır. Ancak bu sürece paralel olarak dikkati çekmek istediğimiz husus üretimde bilginin giderek aslî faktör haline gelmesi adeta tek başına belirleyici olmasıdır.

Üretim faktörleri bir iktisadî olayın meydana gelmesi için vazgeçilmez unsurlardır. Meselâ emek ve hammadde (tabiat) olmazsa bir mamulü üretmek mümkün değildir. Aynı şekilde bu üretimin nasıl yapılacağına dair asgari bir bilgi düzeyi de gereklidir. Tüm üretim faktörleri için bu durum geçerlidir. Emeğin tabiatın sermayenin ve teşebbüsün nasıl kullanılacağına dair belli bilgiler de her tür ve dönemdeki üretim için şarttır. Bu yaklaşımda emek bilginin bir fonksiyonu olarak düşünülmektedir. Ancak bu faktörler içinde bilginin önemi giderek artmıştır ve hakim duruma geçmiştir. Artık bilgiyi de ayrı bir faktör olarak ele almak gerekmektedir.

Her dönem kendisine ait hakim bir vasıfla anılmaktadır. Tarım toplumu üretimi daha ziyade kol gücüne dayandığı için emek-yoğun endüstri toplumu para makine ve teçhizat gibi araçlarla üretimde bulunulduğu için sermaye-yoğun post endüstriyel toplum ise entelektüel güce dayandığı için bilgi-yoğun olarak adlandırılmaktadır. Bu dönemde bilgi ve onun bir aaaahürü olarak teknoloji üretime hakim ve başlı başına bir faktör olarak karşımıza çıkmakta ve dolayısıyla iş ilişkilerini de belirlemektedir.

Öte yandan üretim sürecindeki bu gelişmeye paralel olarak sosyal yapı da değişmektedir. Tarım toplumunda halkın büyük çoğunluğu ziraî üretimle ve hayvancılıkla meşgul olan köylülerden ve göçebelerden oluşmaktadır. Sosyal iktisadî hukuki ve siyasi yapılar da bu üretim tarzına uygun olarak şekillenmiştir. Ziraî üretim esnasında az sayıdaki insan arasında kurulmuş olan iş ilişkisi sanayi toplumundaki büyük ölçekli plantasyonlardakinden farklıdır. Endüstriyel dönemin kitlesel üretimi kitlesel ilişkileri doğurmakta ve işçi hareketleri şehirleşme savaşlar gibi çeşitli türlerdeki büyük sosyal hareketliliklere neden olmaktadır. Bu dönemde işçi ve sermaye sınıfı önem kazanmıştır. Günümüzde ise insanlığın ürettiği bir değer olarak bilgi birikimi zaman içinde çok daha kolay bir şekilde ayni yada nakdi sermayeye dönüşmekte ve önemini giderek artırmaktadır. Bu dönemde bilim adamlarından profesyonellerden ve üniversiteler araştırma enstitüleri gibi çeşitli bilgi kurumlarından oluşan ‘bilgi sınıfı’ önem kazanmaktadır. Modern dönemde insanın bilgisi becerisi ve aklıyla ilgili nitelikleri rekabet ortamındaki mal veya hizmetin daha çok önüne geçmektedir (Morgan 1991 s. 27-33[CB3] ). Bu birikimi başka deyişle bilgiyi üreten sınıf topluma hakim olan sınıf olmaktadır.

Sosyal yapıyı etkileyen bir çok hakim faktör sayılabilir. Genel olarak insan ilişkileri ideolojiler dinler keşif ve icatlar coğrafi sebepler bunlardan bazılarıdır. Bu faktörler daha somut konumlara da indirilebilir. Mesela Berger’e göre Batı kapitalizminin sosyo-ekonomik transformasyonunu sağlayan temel dinamik din tarafından sürekli desteklenen ve takviye edilen ve kültür yaratıcı bir kurum olan çekirdek ailedir (Berger 1992 s. 27-30[CB4] ). Bütün bu unsurlar temel özellikleri itibariyle sınıflandırıldığında günümüzü ve yakın gelecekteki toplumu tanımlayan başlıca faktörün bilgi olduğunu teşhis edebiliriz. Bu nedenle tarım toplumunda köylünün sanayi toplumunda ise işçinin hakim sınıfı teşkil ettiği gibi bilgi toplumunun hakim sınıfı aydınlar ve toplumun temel dinamiği de bilgi olmaktadır. Tarım toplumunun temel üretimi ziraî mallar sanayi toplumunun sınaî mallar ve hizmetler endüstri ötesi toplumunun ise bilgidir.

Endüstriyel İlişkiler

Endüstri sosyolojisi yada öbür adıyla çalışma sosyolojisi çalışma ve buna bağlı kurumların (organizasyonların) sosyolojik analizlerini yapmaktadır. Konusu genel olarak sosyal mevzuların mukayeseleri özel olarak da siyasi ekonomik ve sosyal müesseselerin karşılıklı ilişkisini incelemektir. Mesleki uzmanlaşma çerçevesinde çalışma ideolojileri (profesyonelleşme) temel konularındandır (Sanoff 1992 s. 97[CB5] ). Esas belirleyici konusu ise iş bölümüdür. Bununla birlikte alt disiplinler olarak emek prosesi teorisi ve emek pazarı analizleri ile ilgili çalışmalarda yoğunlaşmaktadır. Endüstri ilişkileri itibariyle konumuz hakkında daha somut değerlendirmeler yapmak için kavramın kökenlerine inmekte yarar vardır.

Endüstri ilişkileri terimi Clark Kerr John T. Dunlop Frederic Harbison gibi bir grup Amerikalı araştırmacının 1950’li yıllarda Ford vakfının desteğiyle Üniversitelerde iktisadî gelişmede iş gücünün problemleriyle ilgili olarak yaptıkları çalışmalardan kaynaklanmıştır (Kerr v.d. 1973 s. 282). Ancak iktisadî gelişmede iş gücünün büyük önemi olduğu Elton Mayo ve bir grup bilim adamının 1927’lerden itibaren Western Electric Company’de yaptıkları büyük ölçekli deney ve gözleme dayalı araştırmalardan ortaya çıkmıştır. Bu araştırma sonuç olarak işçiler ve denetçileri (supervisor) arasındaki ilişkinin önemini işaret etmektedir. Çalışma ortamında oluşan gruplar resmi olamayan tarzda bir sosyal kontrol sistemi kurarak her bir işçinin ürettiği ürün miktarını sabit tutmaktadırlar. İşçilerin gelirleri yaptıkları üretimin seviyesine bağlı olmasına rağmen üretimlerini kısıtlamakta ve sınırlamaktadırlar (Mayo 1946). Bu bulgular üretim artışının sadece iş yerlerindeki donanıma bağlı olmadığını özellikle sosyal ilişkilerin gelir artışından daha etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Halbuki Taylor’un ‘bilimsel yönetim’ (scientific management) kavr***** göre işçinin üretimdeki ana motivasyonu gelir artışıdır (Taylor 1964).
kelebek isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Üye teşekkür etti kelebek bu mesaja:
sedasız (11-27-2009)
Yeni Konu aç Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Endüstri Meslek Liseleri almira Üniversiteleri Tanıyalım 0 02-01-2009 08:24 PM
Din Sosyolojisi kelebek Sosyal Bilgiler 0 12-04-2008 01:03 PM
Gençlik Sosyolojisi kelebek Sosyal Bilgiler 0 12-04-2008 01:01 PM
Sağlık Sosyolojisi kelebek Sosyal Bilgiler 1 12-04-2008 12:59 PM
Endüstri Mühendisliği almira öss meslek rehberi 0 02-25-2008 01:04 PM


New To Site? Need Help?

Tüm Zamanlar GMT Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:47 PM.


Site Ekle Web Hosting Sevgili Ara