![]() |
|
|
#21 (permalink) |
|
Tecrübe Puanı: 1000
Rep Puanı : 6080
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Vezikoüreteral reflü (VUR)
A) Primer VUR: Normal koşullarda üreterler yoluyla mesaneye gelen idrar anti reflü *****izma sayesinde tekrar üst sisteme kaçmaz. Bu anti reflü *****izmanın en önemli parçasını, mesane duvarını geçtikten sonra, mesane mukozası altında bir süre seyreden, üreterin submukozal parçası oluşturur. Mesane idrarla dolarken ve işeme sırasında mesane içi basıncı en yüksek seviyesine çıktığında (dinlenme halinde 12 mm Hg olan mesane basıncı işeme sırasında 40 mm Hg seviyesine çıkar) basınç altında kalan bu distal üreter kısmı kapanarak idrarın yukarı kaçmasını engeller. Submukozal üreter boyunun, üreter çapının 4-5 misli olması halinde reflü olmayacağı iddia edilmektedir. VUR çocuk yaş gurubunda en sık rastlanan üriner enfeksiyon sebebidir. Normal bireylerde üriner sisteme asandan yolla sürekli mikroorganizmalar ulaşır. Üriner sistemin bu enfeksiyon etkenlerine karşı en etkili savunma silahı, bir seferde içindeki tüm idrarı boşaltmasıdır. VUR' da her işemede artan mesane içi basınç nedeniyle idrarın bir kısmı üreterler yoluyla üst sisteme kaçar. Dışarı atılamayan bu idrar içindeki mikroorganizmalar çoğalarak, üriner enfeksiyona yol açar. Basınçla yukarı çıkan idrar; bir yandan pelvikalisiyel sistemi genişletip, böbrek parankimini incelterek fonksiyonunu bozarken, daha da önemlisi, bu enfekte idrarın, basınçla böbrekte ki toplayıcı kanalların içine geçmesi intrarenal reflü) parankimde skarlara yol açar. Bu yolla VUR' un en istenmeyen ama beklenen sonucu olan kronik pyelonefrit ortaya çıkar. Çocuk yaş gurubundaki kronik pyelonefritlerin en sık sebebi VUR'dur. Üst Resim : Soldaki normali gösteren resimde idrarın mesaneden üreterlere geçmediği, solda ise geçip reflüye ve dolayısıyla böbreklerde skarlaşmalara yol açması şematize edilmiştir. TANI Anamnezde sürekli tekrarlayan üriner enfeksiyon öyküsü vardır. Fizik muayenede özellik saptanamaz. VUR'un kesin tanısı ve derecelendirilmesi yandaki resimde olduğu gibi mesaneye kateter konulup ilaç verilerek yapılan işeme sistoüretrografi ( VCUG ) ile konulur. Bu filmde mesane doldurulur ve bu ilacın üreterlere ve böbreklere geri kaçıp kaçmadığı, kaçıyorsa her zaman mı, yoksa işerken mi kaçtığı , bu geri kaçağın ( refü ) derecesi belirlenir. Derecelendirme, tedavinin planlanması ve izleme açısından önemlidir. Her derecenin ayrı bir tedavi planı olduğu için mutlaka bu film çekilmeli ve doğru derecelendirme ile tedavi planlanmalıdır. I.derece: Sadece üreter alt ucuna reflü vardır. II.derece: Kalislere kadar tüm sisteme reflü var ancak dilatasyon yoktur. III. derece: Tüm sisteme reflü ile birlikte dilatasyon vardır. Papillalar görülür (kalislerin kadeh yapısı bozulmamıştır). IV. derece: Dilatasyon daha da artmıştır. III' ten en önemli farkı papillalara ait görüntüler kaybolmuştur (kalisler küntleşmiştir). V. derece: Pelvikalisiyel dilatasyon ve ileri derecede kalisiyel küntleşme ile birlikte üreter de genişlemiş ve kıvrımlı bir hal almıştır. Tanı konduktan sonra, özellikle bilateral reflülü olgularda, böbreklerin yapı ve fonksiyonlarının değerlendirilmesi gerekir. Glomerüler filtrasyon hızının saptanması o andaki fonksiyonun bilinmesi ve izleme açısından önemlidir. DMSA böbrek sintigrafisi parankim skarlalarını en iyi gösteren yöntemdir. Resim 1: Birinci ve iklinci derece reflü. Resim 2 : 3 ncü derece reflü. Resim 3: 4 ve 5 nci derece reflü TEDAVİ Komplikasyonların önüne geçebilmek amacıyla VUR'da tedavi süratle planlanmalıdır. I. ve II. derece reflüde öncelikle idrar kültür ve antibiyogr***** göre kemoterapi uygulanmalı, antibiyotik kesildikten sonra, trimetoprin + sulfametaksazol ile kemoprofilaksiye uzun süre devam edilmelidir. Enfeksiyonun ortadan kalkması ile birkaç ay içinde reflü de kendiliğinden kaybolabilir. Ancak bu tedaviye rağmen kaybolmayan I. ve II. derece reflüler ile daha ileri derecedekilerde cerrahi girişim gereklidir. Günümüzde cerrahi iki farklı yöntemle uygulanmaktadır: 1) Subüreteral teflon enjeksiyonu (STING): Sistoskop ile mesaneye girilerek özel bir iğne aracılığıyla üreter orifisinin altına birkaç diziyem sıvı teflon enjekte edilir. Bu yöntemle bir yandan üreter arka duvarı desteklenerek valv *****izmasının daha iyi çalışması sağlanırken, diğer yandan, işeme sırasında detrusor kasılırken boyu kısaldığı iddia edilen submukozal üreter parçasının, hareket etmesi önlenerek kısalmaması sağlanır. Bu yöntemle %75 - 80 başarı sağlandığı bildirilmiştir. 2)Üretero neosistostomi (üreterovezikal bileşkenin yeniden düzenlenmesi): Ortak amacı üreterin submukozal parçasını uzatmak olan birçok cerrahi girişim vardır. Bunlar içinde en çok kullanılanı Cohen' in transtrigonal üreter reemplantasyon ameliyatıdır. Bilateral VUR' da uygulanan bu yöntemde, prepare edilen üreterler mukoza altında oluşturulan yeni tünellerden geçirilirerek karşı tarafta mesaneye ağızlaştırılır. Yöntemin başarı şansı %80 - 85 civarındadır. B) Sekonder VUR: Bazı durumlarda üreterovezikal bileşke normal olmasına rağmen VUR ortaya çıkabilir. Sekonder VUR'un en sık sebebini infravezikal obstrüksiyonlar oluşturur (nöroje mesane, posterior üretral valv, travmatik üretra striktürleri). VUR'un sonucu olan üriner enfeksiyon, bazen kendisi VUR sebebi olabilir. Herhangi bir yolla mesaneye ulaşan enfeksiyonun, mesane mukozası ve submukozal üreterde oluşturduğu enflamasyon, bunların kalınlaşıp sertleşmesine yol açarak antireflü *****izmayı bozabilir. Bu nedenle VCUG çekilmeden önce üriner enfeksiyon varlığı araştırılmalı, eğer varsa tedavisi yapılıp üriner enfeksiyonun ortadan kalktığı saptandıktan en az bir hafta sonra çekilmelidir. Obstrüksiyona bağlı reflülerde öncelikle primer patoloji giderilmeli buna rağmen reflü devam ederse cerrahi girişim uygulanmalıdır.
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]...... [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Yüzümüzün yüreğimizle beraber gülümsediği an’dır mutluluk… [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|
|
|
|
|
#22 (permalink) |
|
Tecrübe Puanı: 1000
Rep Puanı : 6080
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Doğumsal Böbrek Hastalıklarının Doğum Öncesi Tanınması, Tedavisi ve Takibi
Günümüzde giderek daha gelişmiş ultrasonografi cihazların kullanılmasıyla daha çok doğumsal anomalinin doğumdan önce saptanması mümkün olmaktadır. Doğumsal anomalilerin yaklaşık dörtte biri üriner sistem anomalileridir. Üriner sistem anomalileri yaklaşık her 1000 canlı doğan bebeğin bir veta ikisinde görülebilmektedir. Bu anomalilerin birçoğunun tanısı doğum öncesi yapılan ultrasonografi ile konabilir. Doğumsal Böbrek Hastalıklarının Doğum Öncesi Bulguları Bebeğin anne karnında iken içinde yaşadığı sıvıya amnios sıvısı denektedir. Bu sıvıdaki azalma ( oligohidramnios ) doğum öncesi üriner sistem anomalilerinin en önemli göstergelerindendir. Ancak bu sıvıda herhangi bir azalma olmadan da birçok üriner sistem anomalisi görülebilmektedir. Bu nedenlerle her gebeliğin ikinci ve üçüncü trimester denen son iki üçer aylık dönemlerinde bebeğin üriner sistemi detaylı olarak incelenmelidir. Pelviektazi ve Hidronefroz Doğum öncesi dönemde her 100 bebekten bir tanesinde böbreğinde genişlik ( pelviektazi ) görmekteyiz, bu durum aileyide gebeliği takip eden doktoruda telaşlandırmakla birlikte bu bebeklerin yaklaşık beşte birinde doğumdan sonra ürolojik sorunlar devam etmekte, beşte dördünde ise bu genişlik azalıp kaybolmakta ve hiç bir üriner bozukluğa sebep olmamamaktadır. Pelviektazinin ultrasonografik tanısı genellikle pelvis renalis ön arka çapının ölçülmesi ile saptanmakta ve takip edilmektedir. Pelvis ön arka çapının ne kadardan fazla olursa buna pelviektazi veya hidronefroz denileceği tartışma konusudur. Normal bebeklerde de mesanenin idrarla dolu olup olmamasına bağlı olarak böbrek pelvisinde geçici genişleme görülebilmektedir. Ancak son yıllarda kabul gören 20 haftadan önceki bebeklerde pelvis ön arka çapı 5 mm ve üzeri, 20-30 haftalar arası 7 mm ve üzeri ve 30 haftadan sonra 10 mm ve üzeri pelviektazi kabul edilmektedir. Üreteropelvik Bileşke Darlığı Doğum öncesinde böbrek pelvisinde genişleme meydana getiren en sık neden ureteropelvik bileşke darlığıdır. Bu bebeklerin yaklaşık yarısında doğumdan sonra ureteropelvik bileşke darlığı görülmektedir. Gene bunların üçtebiri kadarı iki taraflı görülebilmektedir. Üreteropelvik bileşke darlığının oluş nedeni bilinmemekte ve erkeklerde kızlara göre beş kat daha sık görülmektedir. Tek taraflı ureteropelvik bileşke darlığının prognozu çok iyidir ve çoğunlukla doğum sonrası herhangi bir tedavi gerektirmez. Karşı böbrek normal görünüğü sürece doğum zamanı ve yönetimi değiştirmemelidir. İkitaraflı ureteropelvik bileşke darlığında ise doğum yönetimi gebelik haftası, amniyos sıvısı ve böbreklerin fonksiyonları göz önüne alınarak planlanmalıdır. Veziko Ürereral Reflü Vezikoüreteral reflüler (VUR) böbrek pelvisinde aynen böbrek - üreter bileşke darlığı gibi genişliğe neden olabilir. Doğum öncesi dönemde pelviektazi saptanan bebeklerin yaklaşık üçte birinde doğumdan sonra VUR saptanmaktadır. Ancak bu vezikoüretral reflülerin bir kısmı 2 yaşına kadar kendiliğinde iyileşebilmektedir. Bu nedenle bu bebeklerin hem doğum öncesi hemde doğum sonrası sık takipleri önemlidir. VUR takip ve tedavisinde daha detaylı bilgi için alttaki linki tıklayınız. Veziko Üreteral Reflü Posteriyor Üretral Valf ve Üretra Darlıkları Ultrasonografide amniyotik sıvıda azalma ile birlikte bebeğin kasığını ve karnını dolduran ileri derecede genişlemiş mesane izlenmesi akla ilk olarak üretra darlığını veya posteriyor üretral valf hastalığını getirmelidir. Böyle bebeklerin büyük bir kısmında ileri derecede büyük bir mesane ve kalınlaşmış mesane duvarı ve genişlemiş üretranın oluşturduğu anahtar deliği görünümü izlenebilir. Posterior üretral valvler üretrada darlığın en sık rastlanan nedeni olup sadece erkeklerde görülür. Üretra darlığı yapan diğer nadir nedenler üretra atrezisi ve stenozu, kaudal regresyon sendromu, persistant kloakal anomali ve megasistit mikrokolon intestinal hipoperistaltizm ( MMIH )sendromudur. Doğum öncesi dönemde alt üriner sistem tıkanma veya darlıkları olan bebeklerin yaklaşık yarısında oligo veya anhidramniyos gelişir ve bu vakaların yaklaşık % 80 i düşük olarak sonuçlanmakta veya doğumdan hemen sonra ölmektedir. Amniyotik sıvının normal olduğu bebeklerde ise genellikle kısmi bir darlık olduğundan bu bebeklerin yaşama şansı oldukça yüksektir. Son yıllarda erken doğum öncesi tanı sayesinde mesane ile amnioyotik sıvı arasına şant ( vezikoamniyotik shunt ) ile üriner sistemdeki basınç düşürülerek böbrek harabiyeti önlenebilmektedir. Ancak doğum öncesi tedaviye aday olan bebeklerin belirlenmsi için öncelikle ek anomaliler ekarte edilmelidir. Detaylı ultrasonografik inceleme yaılmalı ve böbrek fonksiyonları değerlendirilmelidir Bebekler tedavi etmeden önce mutlaka karyotip analizi yapılmalıdır. Normal erkek karyotipe sahip, ek anomalisi olmayan ve oligo veya anhidroamniyotik vakalar intrauterin tedavi icin aday vakalardır. Kız fetuslarda daha kompleks üretral anomaliler beklendiğinden ve başarı şansı düşük olduğundan doğum öncesi tedavi önerilmemektedir. Multikistik Displazik Böbrek Multikistik Displazik Böbrekler gebeliğin en erken 16 ncı haftasından itibaren multikistik kitleler şeklinde belirmeye başlar. Başlangıçta büyük olan böbrekler harabiyete uğramaları ile küçülürler. Multikistik displazik böbrekli bebeklerin çoğu tek taraflı olmasına rağmen % 40 kadarında karşı böbrekte anomali izlenmektedir. Bu vakaların % 10 - 20 sinde çift taraflı MKDB, % 10 unda hidronefroz, yine % 10 unda karşı böbrek yokluğu görülebilmektedir. Tanı konulduktan sonra karşı taraf böbreğin değerlendirilmesi çok önemlidir. Karşı taraf böbrekte atnalı böbrek, üreteropelvik bileşke darlığı, vezikoüreteral reflü, multikistik displastik böbrek gibi anomaliler saptanabilir. Belirgin oligohidroamniyoz ve mesane dolumunun gözlenmeyişi, fetal renal hastalığın ciddi olduğunu gösterir. % 10 - 20 arasında görülen iki taraflı multikistik displazik böbrekli çocuklar yaşayamazlar. Tedavide genellikle hemen cerrahi önerilmez ve olgular takip edilir. Kist sayı ve boyutlarında değişiklikler meydana gelebilir. Hipertansiyon veya kontrol edilemeyen enfeksiyonlar varsa multikistik displazik böbrek cerrahi olarak çıkarılmalıdır
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]...... [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Yüzümüzün yüreğimizle beraber gülümsediği an’dır mutluluk… [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|
|
|
|
|
#23 (permalink) |
|
Tecrübe Puanı: 1000
Rep Puanı : 6080
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Çocukluk Çağı Taş Hastalığı
Böbrek ve idrar yolu taşları metabolik, hormonal ve ürolojik nedenlere bağlı idrar içerisinde bulunan protein ve lipidlerle karışmış kristalize sert taşımsı kitlelerdir. Erişkinlerde bide 3-10 arasında görülür. Çocukluk çağında ise yurt dışında yapılan çalışmalarda 3000 de 1 ile 7500 de 1 arasında olduğu bildirilmektedir. Erkek çocuklarda kızlara oranla daha fazla rastlanmaktadır. Türkiye üriner sistem taş hastalığının diğer ülkelere göre daha sık rastlandığı bir ülkedir. Metabolik bozukluklara bağlı olarak bazı maddelerin idrardaki yoğunluğunun artması veya taş oluşumunu önleyici maddelerin ( sitrat ve pirofosfat ) yoğunluğunun azalması sonucunda oluşan taşlar metabolik taşlardır. Bu grupta en sık yüksek idrar kalsiyum atılımına bağlı kalsiyum taşları (kalsiyum oksalat, kalsiyum fosfat) görülmektedir ve Türk çocuklarında en sık görülen taş türüdür. Ayrıca ülkemiz çocuklarında diyetle fazla miktarda tahıl ve pirinç tüketiminin yanı sıra, et tüketiminin azlığına bağlı olarak amonyum asit üratdan oluşan taşlarda diğer ülke çocuklarına göre daha fazla görülmektedir. Ancak çocukluk çağı taş sıklığı yönünden yönünden ülkemiz genelini yansıtan veriler kısıtlıdır. Ankara yöresindeki okul çocuklarında yapılan bir taramada prevalansı % 0.8 olarak saptanmıştır. Çocuk Taş Hastalığının Bulguları Taş hastalığının klasik bulguları karın, böğür veya yan ağrısı, renal kolik, mikroskopik veya makroskopik hematüri ve idrar yolu enfeksiyonudur. İlk bulgu olarak okul çağındaki çocuklarda böğür ağrısı daha sık iken, süt çocuğu döneminde huzursuzluk ve idrar yolu enfeksiyonu daha sık rastlanmaktadır. Çocukluk Çağı Taş Hastalığının Önemi Çocukluk çağı taş hastalığını erişkinlerden ayıran en önemli neden çocuklarda taş hastalığının klasik bulgularının yetişkinlerdeki gibi belirgin olmaması, geç tanı konulması ve kronik piyelonefrit ve böbrek yetmezliğine varan sonuçlara yol açabilmesidir. Bu nedenle erken tanı son derecede önemlidir. Çocuklarda Taş Hastalığına Yönelik Tanısal İncelemenin Önemi Erişkinlerde pek gerekmese de taş hastası çocuklarda metabolik çalışmaların yapılması gerekmektedir. Özellikle hiperkalsiüri, hipositratüri ve hiperokzalürinin araştırılması tedavide ve taşın tekrarlamasının önlenmesinde de faydalıdır. Bu nedenle taş hastalığına yönelik tanısal incelemelerde idrar sitrat ve okzalat düzeylerinin mutlaka bakılması, patalojik saptandığında ise tedavisinin düzenlenmesi taşın tekrarlamasını önlemede büyük önem taşımaktadır. Çocukluk Çağı Taş Hastalığının Tedavisi Böbrek ve idrar yolları taşlarının tedavisi yetişkinlerde olduğu gibi taşın büyüklüğü, yeri, cinsi ve tıkanma yapıp yapmadığına bağlı olarak değişir. Çocuklarda 3-4 mm çapından küçük taşlar genellikle kendiliğinden düşerler. Bu nedenle herhangi bir girişim gerektirmezler. Ancak belli bir süre düşmezlerse veya tıkanma yaparlarsa girişim gerekir. Daha büyük taşlara ise yerine ve büyüklüğüne göre tedavi açık veya kapalı cerrahi, taş kırma veya ilaç tedavisi olabilir. Taşlara yapılan tedavilerin ayrıntıları için aşağıdaki linki tıklayıp taş hastalıkları sayfasına bakabilirsiniz.
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]...... [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Yüzümüzün yüreğimizle beraber gülümsediği an’dır mutluluk… [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|
|
|
|
|
#24 (permalink) |
|
Tecrübe Puanı: 1000
Rep Puanı : 6080
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
HİPOSPADİAS
Erkek cinsel organı olan penisin bir hastalığıdır. Sünnet derisinin eksikliği; idrar yapılan açıklığın normal yerine değil, daha geriye açılması söz konusudur. Yanlışlıkla peygamber sünneti diye ifade edilen hipospadiyas, idrar deliğinin kamışın ucuna değil de, daha aşağıda bir noktaya açılması halidir. 300 erkek çocuktan birinde görülür. Hafif ve ağır dereceleri vardır. Ağır durumlarda; idrarın ileri doğru ve düzgün yapılamaması, kamışın sertleşince bükük kalması, meninin istenilen yere boşalamaması gibi ciddi problemler doğurur. Hafif dereceli hipospadiyas ise, kozmetik bir kusur olduğundan, çocuğun ve ilerideki yıllarda genç erişkinin psikolojik durumunu bozar. Eğer çocuğunuzun penisinde bir şekil bozukluğu görürseniz, hekime başvurunuz. Yalnızca sünnet derisi eksik gibi dursa da, bir uzmanın görüşünü almadan çocuğunuza sünnet yaptırmayınız. Hipospadiyaslı çocukların, ameliyattan önce asla ve asla sünnet olmamaları gerekir. Hipospadiyasın tek tedavisi, ameliyattır. Ameliyatta vücut dokuları kullanılarak, yarım kalan idrar kanalı tamamlanır ve kozmetik kusur giderilir. Başarılı bir ameliyat sonrasında organ, sünnetli normal bir çocuk penisinin görünüm ve işlevini kazanır. Günümüzde hipospadiasın biçimine göre değişik ameliyatlar yapılsa da, bu ameliyatların büyük çoğunluğu bebek altı aylıktan büyük ise yapılabilmektedir. Hipospadias ameliyatları için 3-6 yaş arası psikolojik açıdan uygun olmadığı için, onarımın küçük yaşta yapılması ve cinsel organlarına yönelen çocuğun cinsel organ hastalığını anımsamaması yararlıdır. Bu nedenle konuyla uğraşan kliniklerde ameliyat yaşı 6 ay- 1 yaş olarak önerilmektedir. Sınıflama: Ön: %50 - Glandüler - Subkoronal Orta: %30 - Distal penil - Midshaft - Proksimal penil Arka: %20 - Penoskrotal - Skrotal - Perineal Tedavi Prensipleri: Hipospadik penisin başarılı tedavisinde : 1. Normal bir glans ve mea oluşturmak 2. Düz bir penis 3. Normal bir uretra 4. Normal bir cilt ve penis görünümü 5. Skrotumun penise göre normal pozisyona getirilmesi şarttır. Ameliyat Tipleri: · MAGPİ ve Arap · Tüp uretroplastiler: GAP, TİPU, King, Thiersch-Duplay · Meatal based flepler: Mathieu, flip-flep · Onlay ada flepleri (Klasik onlay, double-faced) · Transvers tubularize ada flebi · Serbest mukoza greftleri (Mesane, ağız) Hipospadiasın tipine ve penisin yapısına göre her türlü onarım ameliyatı kliniğimizde yüksek başarı oranları ile yapılmaktadır. Yandaki resimde hipospadiasın ameliyat öncesi ve hemen sonrası görülmekte. Komplikasyon: · Fistül : Sekonder cerrahinin en sık sebebidir. En az 6 ay sonra onarılır. · Uretral striktür / Meatal stenoz : Mea dilatasyonları başarısız olursa sekonder cerrahi gerekir · Uretral divertikül · Rezidüel kordi · Yüzeysel cilt kaybı: Görece sık olur. Lokal bakım ve hergün sıcak banyo ile spontan iyileşir .
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]...... [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Yüzümüzün yüreğimizle beraber gülümsediği an’dır mutluluk… [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|
|
|
|
|
#25 (permalink) |
|
Tecrübe Puanı: 1000
Rep Puanı : 6080
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
İnmemiş Testis
Yumurtalardan biri veya her ikisinin, doğumdan sonra torbada bulunmama halidir. Testisler gelişim süreci içinde karın boşluğunda oluşur ancak vücut ısısından daha düşük sıcaklıktaki, nispeten vücut dışında sayılabilecek bir yer olan torbalara göç ederler. Burası, testislerin en iyi çalışmasını sağlayabilecek vücuda göre daha soğuk bir bölgedir. Yine ortam ısısı düştüğünde testislerin yukarıya doğru yer değiştirmesi de aynı fonksiyonu sürdürmek içindir. Tüm bunlar karışık bir çok hormonal ve *****ik etkileşimle sağlanır. Bazen, hareketli ve inip çıkan yumurtalar, yanlışlıkla inmemiş testis zannedilebilir. Bu ayırım, mutlaka üroloji uzmanınca muayene edilerek yapılmalıdır. İnmemiş testis, zamanından önce doğanlarda %26-30, zamanında doğan bebeklerde ise %2.7-3.2 sıklıkla görülür. Testislerin torbalara inişi, anne karnındaki son 3 ayda olur, bu bazen doğum sonrası da sürer ve birinci yaş gününde inmemiş testis sıklığı zamanından erken doğan bebeklerde % 5.4 e, zamanında doğanlarda % 1 e kadar düşer. Eğer bu sürede yerine inmezse mutlaka ve gecikmeden tedavi edilmelidir. Yandaki resimde sağda testisin inmemiş olduğu, torbanın boş olduğu görülmekte. Tedavi, genellikle, ameliyatla yumurtayı torbaya indirip, orada tesbit etmektir.Gerçek inmemiş testisin , 1 yaşından sonra torbalara inmesi beklenmez. İnmemiş testisli çocukların % 14 ünde ailevi inmemiş testis hikayesi de vardır. Daha çok sağ taraftadır (%60) ve %20 iki taraflı olabilir. Vücudun işleyişinin bu en iyi fonksiyonla devam ettirilebilmesi için testislerin bulunup yerlerine indirilmesi gereklidir. İnmemiş testis, tedavi edilmediği takdirde; kısırlık, yumurta kanseri, yumurta torsiyonu gibi önemli sorunlar doğurabilir. Ayrıca, inmemiş testisle beraber genellikle fıtık da mevcuttur. Ameliyat sırasında fıtık da onarılmış olur. Bunu sağlamak için ancak bu konuda uzman doktorlar tarafından yapılacak değerlendirmeler sonucunda hormonal ve/veya cerrahi tedaviler uygulanır. Yapılan araştırmalar ilk 2 yaş içinde karın içindeki ısının testislere yaptığı zararın kabul edilebilir nispette ve geri dönüşümlü olduğu yönündedir. Ancak bu iki yaşına kadar ameliyatın bekletilmesi; hem birlikte sık görülebilen diğer anomali ve hastalıkların tanınması ve hem de tedavinin planlanması açısından, ancak konunun uzmanlarınca yapılacak poliklinik kontrolleri ile izlem altında gerçekleşmelidir.
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]...... [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Yüzümüzün yüreğimizle beraber gülümsediği an’dır mutluluk… [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|
|
|
|
|
#26 (permalink) |
|
Tecrübe Puanı: 1000
Rep Puanı : 6080
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Testis Torsiyonu
Testis torsiyonu çok önemli bir testis hastalığıdır. Bu hastalıkta testislere kan taşıyan damarların bulunduğu spermatik kord kendi etrafında burulmakta, spermatik damarlar kan taşıyamamakta ve eğer bu durum erken bir zamanda düzeltilmezse testis nekroze (kangren)olmaktadır. Torsiyon riski, puberte döneminde en fazladır. Ameliyat edilmemiş inmemiş testislerde de risk yüksektir. Testis torsiyonu iki şekilde olur. Birincisi; Testis ve epididimin tunika vaginalis (testisi saran zar)içerisinde torsiyondur. Bu durum bell clapper; (çan dili) deformitesi olarak adlandırılmaktadır. Bu durum sıklıkla diğer testiste de bulunur. Bu nedenle cerrahi tedavi esnasında diğer testisinde skrotuma fiksasyonunu gereklidir. Bazende testis ve epididim arasında sadece ince bir bağlantı olan durumlarda (epididimo-testis anomalisi) torsiyon bu iki organ arasında olur. Bu durum genellikle inmemiş testislerde torsiyona neden olur. İkinci torsiyon şekli; Ekstravaginal torsiyon daha çok yenidoğanlarda görülür. Klinik bulgular: Genellikle ani gelişen testis ve kasık ağrısı, bulantı ve kusma olur. Bazen de şikayetler yavaş gelişir ve bu durum tanıda gecikmelere neden olabilir. Testisin ayakta duran bir çocukta yukardan aşağı değilde yatık durması torsiyon olasılığını kuvvetlendirir. Testis ve epididim hassastır cocuk torbalarına dokunulsun istemez. Normalde torbanın altında olan testisin dönme sonucunda üst kısma çekilmesi ve yukarı kaldırmakla testisteki ağrının artması (Prehn belirtisi) torsiyonu destekler. Torsiyonla birlikte sıklıkla hidrosel ve ödem de vardır. ( Yukarıdaki resimde sağ testiste torsiyon görülmekte ) Ayırıcı tanı; Testis torsiyonu en sık orşit ve epididimitle karışır. Ayırıcı tanı için zaman kaybedilmesi testisin kaybedilmesine neden olabilir. Bu nedenle hızlı davranılmalıdır. Doppler ultrasonografi ve testiküler sintigrafi; testis torsiyonunda azalmış, orşit ve epididimitte artmış kan akımını gösterir ki ayırıcı tanıda çok yararlı yöntemlerdir. Tedavi: Torbalar üzerinden ya da kasıktan bir kesi ile yapılacak acil cerrahi girişimle testis ve epididimin gözden geçirilir. Canlı iseler testis ve epididim detorsiyone edilirler ve torba içine tespit edilirler. Kangrene olmuş iseler ameliyat yapılarak çıkarılırlar. Üstteki resim: Torsiyon sonucu kangren gelişmiş bir testis (Ameliyatla çıkarılmıştır) Torsiyona neden olan anomali diğer testiste de olabileceğinden karşı taraftaki testisin de skrotum içerisine tespiti aynı seansta yapılır. Cerrahi uygulanmaksızın manuel detorsiyon denemesi genellikle başarılı olmaz.
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]...... [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Yüzümüzün yüreğimizle beraber gülümsediği an’dır mutluluk… [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|
|
|
|
|
#27 (permalink) |
|
Tecrübe Puanı: 1000
Rep Puanı : 6080
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
HİDROSEL
Üst resim:Testis etrafında sıvı keseciği. (Ameliyat resmi) Yumurtanın çevresinde, zaman zaman veya sürekli sıvı birikimi ile kendini gösteren bir hastalıktır. Karın içi boşluğu ile yumurta torbası arasında yer alan kanaldaki karın içi zarı bağlantısının doğumdan sonra açık kalması ile oluşur. Aileler, genellikle, çocuğun yumurtası/torbası şişti ifadesiyle gelirler. Muayene ile ele şişlik gelir. Şiş torbanın arkasına bir ışık kaynağı tutulursa sıvı ile dolu olan torbanın ışığı geçirerek parladığı görülür. Tanıyı doğrulayabilmek için ultrasound yapılması gerekir. Kasık fıtığı ve testis torsiyonu gibi acil ameliyat gerektirebilecek durumlarla karışabileceğinden ayırıcı tanının mutlaka uzman doktor tarafından yapılması gereklidir. Titiz bir muayene ile teşhis konduktan sonra, genellikle 3 yaşına kadar şişliğin kaybolması ve kendiliğinden şifa bulması beklenir. Çünkü genellikle hidrosel doğumdan sonraki birkaç ay içinde kendiliğinden kaybolur. Bu sebeple 2-3 yaşından önce ameliyata gerek görülmez.Genellikle yapılan bir yanlış hidroselin iğne ile boşaltılmasıdır. İğne ile sıvının boşaltılması sonrasında hastalık genellikle tekrarlar. Düzelmediği takdirde, bir operasyonla problem halledilir. Ameliyatta hem sıvı boşaltılıp zarlar ters dikilir, hem de fıtık ameliyatında olduğu gibi torbalarla karın arasındaki açıklık tamir edilir. Ameliyat hastanede yatma gerektirmeyen, günübirlik yapılabilen bir işlemdir.
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]...... [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Yüzümüzün yüreğimizle beraber gülümsediği an’dır mutluluk… [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|
|
|
|
|
#28 (permalink) |
|
Tecrübe Puanı: 1000
Rep Puanı : 6080
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Kasık Fıtığı ve Kordon Kisti
Kasık Fıtığı Çocuklarda inguinal herni yetişkinlerdeki gibi zorlanma sonucu oluşmaz. Bebekler anne karnında gelişirken karın içini döşeyen zardan eldiven parmağı gibi bir çıkıntı kasık kanalından dışarı uzanır. 50 erkek, 250 kız çocuktan birisinde bu çıkıntı doğumdan sonra da açık kalarak kasık bölgesinde şişliğe yol açar. Eğer bu artığın karın içi ile ilişkisi dar ise karın içi sıvısı yavaş yavaş aşağı inerek içi sıvı dolu bir şişlik oluşturur. Bu durum hidrosel veya kordon kisti olarak anılan hastalıklara yol açar. İlgili artığın karın içi ile ilişkisi geniş ise, veya dar olan geçiş zamanla genişler ise karın içindeki barsaklar bu kesenin içine girerek inguinal herniye yol açarlar. Kasık fıtığı her ne kadar çocukta yetişkinlerdeki gibi zorlanma sonucu oluşmaz isede, ağlamak, ıkınmak gibi intraabdominal basıncın arttığı durumlarda kasıkta ortaya çıkan şişlik olarak görülür. Gevşeme ile genellikle kaybolur veya hafifçe üzerine bastırıldığında kolayca şişlik yapan barsak ansları karın içine itilebilir. Muayenede inguinal kanal iç halka hizasında geniş bir sap ile karına uzanımı olan yumuşak kıvamda şişlik olarak ele gelir. Çocuklarda inguinal herninin nedeni bir artık olduğu için kendiliğinden iyileşme olasılığı yoktur. İnguinal herni ameliyat edilmezse inkarserasyon ( fıtık kesesi içine girmiş olan barsak ansları ve diğer karın içi oluşumların ödemlenip karın içine atılamaması )veya strangülasyon ( fıtık kesesi içine girmiş olan barsak ansları ve diğer karın içi oluşumların beslenme bozukluğu gelişmesi sonucu kangrene olması ) riski taşır. İnkarserasyon ve strangulasyon çocuklarda kasık fıtığının en önemli iki komplikasyonudur. Çünkü bu durumlar fıtık kesesi içindeki barsakların nekrozuna, ve delinmesine neden olur. Her iki durum da acil ameliyat gerekir. Kordon Kisti Karın içinden torbalara doğru uzanan ve doğumdan sonra kapanması gereken bir kanal vardır. Bu kanal bazen üst ve alttan kapanır ancak ortasında içi sıvı dolu bir kist kalır. Dıştan kasık bölgesinde ele sert bir kitlenin geldiği görülen bu duruma kordon hidroseli veya kordon kisti adı verilir. Kordon kisti fıtıkla karışabilir. Ayırımı muayene ve ultrason ile yapılabilir. Kordon kistinde torbalara ve inguinal kanal iç halkaya uzanımı olmayan, testisin kitleden ayrı olarak muayene edilebildiği inguinal kanal kitleleridir. İçi periton sıvısı ile doludur ve itildiğinde karın içine gönderilemez. Özellikle küçük çocuklarda boğulmuş inguinal herni ile karıştırılabilir. Kordon kistinin cerrahi tedavisi kasıktaki açık kalan kanal kapatılması şeklinde yapılır. Ameliyat deneyimli bir üroloji uzmanınca yapıldığında kısa süren ve güvenli bir işlemdir. Çocuğun hastanede yatmasına gerek yoktur, ayni gün eve gönderilebilir. Kordon kisti veya hidrosel biçimindeki artıklar tedavi edilmediklerinde er geç kasık fıtığına dönüşürler. Tedavi Hastalıkların tümünün tedavisinde ana ilke ilgili artığın çıkarılması ve karın içi ile ilişkisinin kapatılmasıdır. İnguinal hernilerde ameliyat en kısa sürede yapılarak, herninin boğulması olarak anılan, acil sorunun gelişmemesine çalışılır. Kordon kisti için ise, bebek yenidoğan ise 3 aylık olması beklenir. Hidrosellerde ise, birlikte inguinal herni yok ise 1 yaşa dek beklenebilir. Çocuğunuzda kasıkta bir şişlik var ise ilgili hastalıklardan birisinin olabileceğini düşünerek, bir üroloğa başvurunuz. Eğer çocuğunuzun ağrısı ve kusması var, kasıktaki şişlik de sert ve bastırmak ile kaybolmuyor ise acil olarak hekime başvurunuz. İnguinal herniler ne yazık ki ilk fark edildiklerinde bile boğularak acil sorunlar yaratabilirler...
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]...... [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Yüzümüzün yüreğimizle beraber gülümsediği an’dır mutluluk… [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|
|
|
|
|
#29 (permalink) |
|
Tecrübe Puanı: 1000
Rep Puanı : 6080
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Gece yatak ıslatma
ENÜREZİS NOKTÜRNA Çocukluk çağında sık rastlanan, ancak genellikle ihmal edilip ciddi problemler doğurduğunda farkedilen bir durum da işeme bozukluklarıdır. Gece veya gündüz idrar kaçırmaktan, zor ve sıkıntılı işemeye; uzun süre idrarını tutmaktan sık sık tuvalete gitmeye kadar değişik tablolarla karşımıza çıkan bu bozukluklar, mutlaka titiz ve ayrıntılı bir ürolojik araştırma gerektirir. Sebebe yönelik tetkikler sonucunda genellikle tedavi edilebilir; ancak bir kısım vakalarda tedavi zor ve zaman alıcıdır. İşeme bozuklukları önemsenmeyip ihmal edilirse, bazen, ciddi böbrek iltihapları, organ kayıpları, hatta böbrek yetmezliği gibi tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Gece altını ıslatma tıbbi adıyla Enürezis Nokturna tedavi edilebilir bir hastalıktır. Çocuklarda sık görülür. 5 yaşından sonra ayda bir-iki kez gece alt ıslatması olan çocuklarda bu hastalığın varlığından söz edilebilir. Hastalığın uyku derinliği ve mesane (idrar torbası) kapasitesi ile ilgili olduğu görüşü hakimdir. Ayrıca psikolojik etmenler de hastalığın oluşmasında rol oynamaktadır. Erkek çocuklarda kız çocuklara oranla daha sık görülür. Her sabah yatağından ıslak olarak kalkan bir çocuğun duyduğu sıkıntıyı anlamak çok zor değildir. Bu durum aileler tarafından hastalık olarak kabul edilmediği için çocuk devamlı suçlanmakta ve zaman zaman cezaya çarptırılmaktadır. oysa bu durumdan en fazla çocuk rahatsızdır ve kurtulmak istemektedir. Özellikle yabancı bir evde yatması gerektiği ya da kamp, tatil gibi nedenlerle evden uzak kaldığı durumlarda çocuk çok yoğun utanma duygusu yaşar. Bu nedenle bir çok faaliyete katılmak istemeyebilir. Toplumumuzda gece altını ıslatmanın zamanla geçen normal bir durum olduğuna dair yanlış bir kanaat vardır. Hatta sünnet olunca, ergenlikte ya da askere gidince geçeceğine inanılır. Oysa yaş ilerledikçe bazı vakalarda kendiliğinden düzelmeler görülebilir. Ancak ne zaman olacağını kimsenin bilmediği bu düzelmeyi beklemek çocuğun ruhsal yapısında derin yaralar bırakacağından hatalı bir tutum olur. Gece altını ıslatan çocuğu olan aileler eğer çocukları 5 yaşından büyük ise tedavi yollarını aramalıdırlar. Bu hastalığın tedavisinde oldukça yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır. Tedavide kademeli olarak bazı programlar uygulanmakta ve ilaçlardan da yararlanılmaktadır. Halk arasında tedavide kullanılan bazı ilaçların kısırlığa neden olabileceği gibi yanlış bir kanaat vardır. Gece alt ıslatma sorunu olan çocuklarda kullanılan ilaçların kısırlık yapması söz konusu değildir. Bu uydurma ve bilimsel dayanağı olmayan bir söylentiden ibarettir. TEDAVİ Motivasyon Teknikleri: Kayıt tutma ve ödüllendirme: Enürezis tedavisinde takvim tutma ve ödüllendirme hem çocuğun motivasyonunu artırıcı hem de sorumluluk verici yöntemlerdir. Çocuk ıslak veya kuru geceleri bir takvim üzerinde işaretler. Yazma bilmeyenler güneş, yağmur resmi ile, bilenler yazı ile belirtebilirler. Bu takvim çocuğun kendisi tarafından doldurulmalı ve çocuk kuru günler çoksa ödüllendirilmelidir. Sıvı kısıtlanması, yatarken işetme ve gece uyandırma: Akşam yemeğinden sonra sıvı alınmasının (çay, meyve, dahil) kısıtlanmalı ve bu konudaki sorumluluk çocuğa verilmelidğir. Çocuk yatarken mutlaka tuvalete gitmeli ve uyuduktan 1-1.5 saat sonra uyandırılıp tuvalete gitmesi sağlanmalıdır Ancak çocuğun gece uyandırıldığında yarı uyur tarzda idrarının yaptırılması değilde tam olarak uyandırılması gerekir. Mesane Jimnastiği Mesane Eğitim Eksersizleri: İşeme sıklığı ve atılan idrar miktarı birkaç gün izlenmeli idrar yapma sıklığı günde 7 defadan fazlaysa ve idrar volümü her yaş için 30 cc den daha az ise mesane kapasitesinin düşük olduğu düşünülmeli ve bunun artırılması için her gün belli bir zamanda, iki bardak su içirip bunun biraz bekleterek yapması istenir. Bu yöntem mesane kapasitesi düşük çocuklarda oldukça başarılıdır. Sfinkter Eğitim Eksersizleri: Çocuktan idrarını yaparken bir kaç defa idrarını kesmesi ve tekrar yapması istenir. Böylece sfinkter kaslarının güçlendirilmesi sağlanır. Koşullandırma (Alarm cihazı) Çocuk idrarını yapmaya başladığında alarm cihazı devreye girer ve alarm çalar. Çocuk uyanır, anahtarı kapatır ve mesanesini boşaltmak için kalkar. Alarm yöntemi ile koşullandırmanın diğer tedavilere üstünlüğünü gösteren çalışmalar vardır. Tedavinin tamamlanması için en az 2 ay gereklidir. Ancak alarmın gürültüsü çocukta gece korkuları gibi parasomnialara nedenolabilir veya arttırabilir. İlaç Tedavisi Genellikle ilaç tedavisine davranış terapilerinden sonuç alınmamış çocuklarda başlanır. İlaçların en çok altı ay süre ile kullanılması önerilmektedir. İlaçlar kesildikten sonra enürezis tekrarlayabilir. İlaç tedavisinde; trisiklik antidepresanlar , İbuprofen, diklofenak, antikolinerjikler, antidiüretik hormonları kullanılabilir.
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]...... [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Yüzümüzün yüreğimizle beraber gülümsediği an’dır mutluluk… [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|
|
|
|
|
#30 (permalink) |
|
Tecrübe Puanı: 1000
Rep Puanı : 6080
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sünnet derisi problemleri
SÜNNET DERİSİ PROBLEMLERİ Doğumdan sonraki aylar veya yıllar içinde, sünnet derisi hemen altındaki penis başına sıkı bir yapışıklık hali gösterir. Bu durum normaldir ve giderilmesi için bir çabaya gerek yoktur. Ancak bazen, sünnet derisi ucundaki delik ileri derecede dar olur; hatta bu durum idrarın rahatça yapılmasını engelleyebilir. Bazen de dar olan sünnet derisinin altında mikrop üreyerek iltihaba ve akıntıya sebep olur. Fimozis : Bebeklerde ve küçük çocuklarda sünnet derisinin geri çekilememesi normaldir. Çoğunlukla prepisyumun geri çekilmeye çalışılmasıyla sünnet derisinde yırtılma ve kanamalarla prepisyun ucunda aşırı bağ dokusu oluşur. Oluşan bu bağ dokusu fimozis olarak adlandırılır. Fimozise ayrıca; balanopostit atakları, kötü hijyen ve sünnet sonrası aşırı nedbe dokusuda neden olur. Fimozis tanısını koyarken prepisyumun geri çekilememesi yeterli değildir. Prepisyum orifis çapının 5 mm.den dar olması ve işeme esnasında sünnet derisinin balonlaşması geçek fimozisdir. Parafimozis : Prepisyum ucunda oluşan ve sünnet derisinin geri çekilmesini egelleyen dairesel bağ dokusu varlığında sünnet derisi zorlanarak geri çekilirse fimozis halkası glansı ( penis başını ) boğabilir. Bu durum peniste ödeme (şişme), ağrı ve çocuğun idrar yapamamasına neden olarak acil cerrahi müdahale gerektirebilir. Bu durum tecrübeli bir hekim veya ürolog tarafından elle sünnet derisi eski yerine çekilerek tedavi edilebilir. Daha sonra sünnet yapılarak bir daha bu durumun oluşması önlenir. Elle sünnet derisi eski yerine çekilemezse acil sünnet yapılır. Balanopostit: Penis başının sünnet derisi ile birlikte ihtihaplanmsıdır. Kızarık ödemli sünnet derisi birlikte penis ucundan enfekte akıntı görülür. Akut dönemdeki antibiyotik tedavisinin ardından erken dönemde sünnet önerilir. Travma: Fermuar içine sıkışma veya sünnet derisinin diğer nedenlerle yaralanmasında acil sünnet uygulanır.
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]...... [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Yüzümüzün yüreğimizle beraber gülümsediği an’dır mutluluk… [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bogulma Nedir?CPR Nedir Nasil ögrenilir | SiNaNaY | TIP | 1 | 06-27-2009 08:39 PM |
| Üroloji hakkında sık sorulan sorular | BuLuT | Karaciğer,dalak,böbrek ve kan hastalıkları | 0 | 01-21-2009 10:24 AM |
| Müzik Nedir? Müzik Estetiği Nedir? | kelebek | Müzik aletleri | 2 | 12-05-2008 11:35 AM |
| Tıbbi Dökümentasyon Nedir ve Önemi Nedir? | BuLuT | TIP | 0 | 11-06-2008 06:12 AM |
| IRC Nedir?, MIRC Nedir? Detaylı Açıklama.. | ismail | IRC hakkinda hersey | 1 | 04-29-2008 12:37 PM |
| New To Site? | Need Help? |