Mektup - ForumSitem.Net

Türkçe ve Dil Bilgisi TÜRKÇE DİL BİLGİSİ VE KOMPOZİSYON BİLGİLERİ, Türkçe Hakkında, Türkçe dilbilgisi, Türkçe dil, CÜmle Tanimi Ve İlgİlİ Konulari, Atasözleri Ve Deyimler, zamir, fiil, özne, yüklem, isim tamlamaları, Düz Yazi Türleri, Şiir Çeşitleri, Dize, Beyit, Vezin, Ölçütler, Redif, Kafiyeler, sözcük, hece sıfat


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12-17-2007, 12:56 PM   #1 (permalink)
Yol Arkadasim
almira - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 10.465
Tecrübe Puanı: 1000
Rep Puanı : 22094
Rep Derecesi : almira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond repute
Standart Mektup

Mektup


Birbirinden ayrı yerlerde bulunan kişi veya kurumlar arasında özel veya resmî haberleşmeyi sağlayan yazı türüne mektup denir.

Mektuplar konularına ve yazılış üslûplarına göre;

1. Özel mektuplar,

2. İş mektupları,

3. Resmî mektuplar,

4. Edebî mektuplar,

5. Açık mektup

gibi çeşitlere ayrılırlar. (Manzum olarak yazılan mektuplar da vardır.)

Özel Mektuplar




Birbirinden uzakta bulunan yakın akraba veya arkadaşların haberleşmek, bir olayı aktarmak, bilgi vermek, ortak düşünceleri paylaşmak gibi çeşitli amaçlarla yazdıkları ve sadece yazanla okuyanı ilgilendiren mektuplar, özel mektuplardır. Özel mektupları, konularına göre alt başlıklar hâlinde adlandırmak da mümkündür: Aile mektupları veya sağlık mektupları (eşe, dosta, yakın akrabaya yazılanlar), tebrik mektupları (herhangi bir başarı, nikâh, nişan, düğün, bayram, yılbaşı gibi sebeplerle yazılanlar), teşekkür mektupları (iyilik veya yardım görme gibi sebeplerle yazılanlar), davet mektupları (davetiyeler) (nişan, düğün, gezi vs. sebeplerle yazılanlar), taziye mektupları, özür mektupları vs. gibi. Bu türdeki mektupların gizliliği vardır ve bu gizlilik kanunla korunmuştur.Özel mektuplarda konu sınırlaması olmamakla birlikte birbirlerine mektup yazanlar muhataplarının ilgi alanlarını bildikleri için bu durumu gözetirler. Kitap okumaktan hoşlanan birine, yeni çıkan bilgisayar programlarından bahsetmek uygun olmaz.

Özel mektuplar çizgisiz beyaz kağıda el yazıyla mürekkepli bir kalemle vakit ayırarak ve özenle yazılır. Muhataba duyulan saygı ve verilen önem mektubun tertibinde kendisini göstermelidir. Bu tarz mektuplarda (kitabın başında verdiğimiz sayfa düzenine dikkat edilerek) sağ üst köşeye yer adı yazıldıktan sonra virgül konur ve tarih atılır. Sonra muhataba uygun (Sevgili kardeşim, Canım anneciğim, Değerli dostum... gibi) bir hitap ifadesi yazılır. Mektubun yazılış amacı giriş bölümünde verildikten sonra gelişme bölümünde bunlar açılır. Hâl hatır sorma, selâm ve iyi dilekler mektubun sonuç bölümünde yer alır. Mektubu yazan kişi imzasını mektubun sonuna sağ alt köşeye atar. Birinci sayfada bitmeyen mektuplar için kağıdın arka yüzüne yazılmaz, ikinci bir kâğıt kullanılır. Zarf açıldığında hitap üste gelecek şekilde katlanan mektup, uygun bir zarfa konur. Zarfın sol üst köşesine veya zarf kapağına gönderenin adı ve açık adresi yazılır. Alıcının adı ve açık adresi zarfın ortasından itibaren (otomasyon sistemiyle dağıtımda kolaylık sağlamak için) altta en az 1,5 cm boşluk kalacak şekilde posta kodu ihmal edilmeden yazılır.

Tarihi, eski Mısır’a kadar uzanan mektup türü, bilhassa özel mektuplar için günümüzün teknik imkânları içinde eski önemini kaybetmiştir. Zamana karşı yarışan insanlar şimdilerde mektup yazma yerine telefon etmeyi, cep telefonlarıyla mesaj (ks msj) yollamayı, Outlook Express, Messenger, AOL, Eudora gibi bilgisayar programlarını kullanarak elmek (e-posta, elektronik posta) yollamayı; ICQ, MIRC gibi programları kullanarak sohbet etmeyi (chat), fotoğraf göndermeyi, hazır sunular, karikatürler, espriler, şakalar... yollamayı tercih ediyorlar

İş Mektupları



Özel kişilerle ticarî kurumlar veya ticarî kurumlarının kendi aralarında sipariş, satış, alacak verecek, bilgi isteme, müracaat gibi konularla ilgili olarak yazdıkları mektuba iş mektubu denir.

Bu mektuplar herhangi bir yanlış anlamaya meydan vermeyecek biçimde açık ve anlaşılır bir dille, gereksiz ayrıntılara girmeden, sayfa düzeni ölçüleri göz önünde bulundurularak ve aşağıda tarif edilen şekil özelliklerine dikkat edilerek, daktiloyla (veya bilgisayarla) yazılmalıdır:

İş mektuplarına mektubu yazan kişinin, kurumun (veya ticarethanenin) adı (veya ticarî unvanı) ve adresi yazılarak başlanır. (Kurumun özel başlıklı (antetli) kâğıt kullanması hâlinde bu bilgiler zaten kâğıdın üstünde olacaktır.) Sağ üst köşeye tarih atılır. Uygun bir aralık bırakıldıktan sonra mektup yazılan kurumun (özel veya tüzel kişinin) adı ve adresi yazılır. Bir veya iki satır boşluktan sonra doğrudan, isteğin yazılmasına geçilir. Saygı sözüyle mektup tamamlanır. Mektubu yazan sağ alt köşeye adını yazar ve imzalar.

Resmi Mektuplar


Resmî kurumların ve tüzel kişilik taşıyan kuruluşların birbirlerine yazdıkları resmî yazılara ve vatandaşların dilekçeyle bildirdikleri isteklerine verilen yazılı cevaplara resmî mektup denir. (Aşağıda, üzerinde durduğumuz dilekçeler de resmî mektup sayılabilir.)

Resmî mektuplar, biçim yönüyle iş mektuplarına benzerler. Resmî mektuplar; başlık, metin ve son kısım diye üç bölüme ayrılır.* Başlıkta gönderen makam, dosya numarası, tarih, konu, adres ve ilgiler bulunur. Bütün resmî yazıların metin kısmına, doğrudan doğruya işten söz edilmek suretiyle adres veya ilgi satırının iki aralık altından başlanır. Hiçbir saygı kelimesi kullanılmaz. Yazıların sonunda; ast kademelere yazılanlar için rica ederim; üst kademelere yazılanlar için arz ederim; aynı seviyedeki makamlara yazılanlar için arz ederim kelimeleri kullanılır. Aynı yazının ast ve üst makamlara yazılması durumunda arz ve rica ederim ifadesi kullanılır. Altı satır aralık bırakıldıktan sonra sağ tarafa imza atılır. İmzanın altına yazıyı imzalayanın adı ve soyadı yazılır. (soyadı büyük harflerle) Bunun altına makam adı, küçük harflerle yazılır, gerekirse kısaltma kullanılabilir.

Edebi Mektuplar


Edebî mektuplar de esas itibariyle özel mektuptur. Ancak yazarları, içerikleri ve anlatım şekilleriyle, içinde özel hususların az olmasıyla, özel mektuplar içinde ayrı bir yer tutarlar. Bu tarz mektuplardan yazıldıkları döneme ait sanat, edebiyat ve fikir olayları hakkında bilgi edinmek de mümkündür. Tanınmış yazarlar birbirlerine yazdıkları mektuplarla fikir ve sanat olaylarını, eserleri tartışırlar.

Hikâye ve roman türlerinde kahramanların hayatlarını, ruh hâllerini, duygularını, düşüncelerini, anlayışlarını daha etkili anlatmak için zaman zaman mektuplar araç olarak kullanılmıştır. Hatta kahramanların birbirlerine yazdıkları mektuplardan oluşan romanlar da vardır

Açık Mektup


Herhangi bir düşüncenin (veya anlayışın) gazete (dergi, televizyon, internet) aracılığıyla halka duyurulması amacıyla yayımlanan mektuplara açık mektup denir. Açık mektupta işlenen konu, sadece yazanı değil geniş kitleleri de ilgilendiren bir konu olmalıdır.

Dilekçe)


Dilekçe, bir isteği bildirmek, bir şikâyeti duyurmak veya herhangi bir konuda bilgi vermek amacıyla resmî veya özel kurumlara/kuruluşlara yazılan resmî yazıdır. Her Türk vatandaşının resmî kurumlara dilekçe verme hakkı vardır ve bu hak anayasanın teminatı altındadır.

Dilekçe yazarken aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir:

1. Dilekçe çizgisiz beyaz kâğıda (A4) yazılır. Teksir kâğıdı, çizgili kâğıt veya yarım kâğıt kullanılmaz. Dilekçe metni genellikle kısa olur. Ancak bazı özel durumlarda kâğıdın ön yüzü yeterli olmazsa kağıdın arka yüzüne yazılmaz ikinci bir kâğıt kullanılır.

2. Dilekçe bilgisayarla, daktiloyla veya (mavi yada siyah mürekkepli) dolma kalemle yazılır. Tükenmez kalemle veya kurşun kalemle dilekçe yazılmaz.

3. Dilekçe metni fazla uzun olmayacağı için yazı, sayfaya bakışım kuralı dikkate alınarak güzel bir kompozisyonla yerleştirilmelidir. (Yukarıda kâğıdın dörtte biri kadar, sol tarafta en az 3 cm ve sağ tarafta 1 cm boşluk bırakılmalıdır.)

4. Dilekçeye sorunla ilgilenecek kuruma (veya makama) hitapla başlanır. Hitaplar kurumun idarî yapısına uygun olmalı ve eksiksiz yazılmalıdır: Ankara Valiliğine, Meram Kaymakamlığına, Kayseri Büyük Şehir Belediyesi Başkanlığına, Selçuk Üniversitesi Rektörlüğüne, Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanlığına, Sarayönü Meslek Yüksek Okulu Müdürlüğüne gibi.

Dilekçe büyük bir kurumda bir alt birimi ilgilendiriyorsa hitapta bu belirtilebilir:

T.C.

MİLLî EĞİTİM BAKANLIĞI

PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE,

ANKARA

Hitap, satırı ortalayacak şekilde yukarıdaki örnekte olduğu gibi yazılmalıdır. Makamın bulunduğu yer adı, büyük harflerle hitabın altına sağ tarafa yazılır. Kurum ve kuruluş adlarına getirilen eklerin kesme işaretiyle ayrılmadığına ve hitaptan sonra virgül kullanıldığına dikkat ediniz.

5. Hitaptan sonra paragraftan itibaren dilekçenin metnine geçilir. Kısa bir tanıtımdan sonra dilek (istek, sorun veya durum) yazılır. Dilekçede ciddî, resmî ve saygılı bir üslûp kullanılır. Yapılması istenen, talep edilen her neyse, en kısa şekilde fakat tam olarak açıkça ifade edilir. Gereksiz ayrıntılara ve kişiselliğe yer verilmez.

İsteğin yasalara uygun olmasına dikkat edilir.

Dilekçe metni (durumu bilgilerinize arz ederim, gereğini arz ederim, tensiplerinize arz ederim...gibi) arz cümlesiyle tamamlanır. Üst makama arz, ast makamdan rica edilir. Bu sebeple üst makamdan bir istekte bulunurken rica ederim denmez.

6. Dilekçe metni tamamlandıktan sonra sağ tarafa (veya sağ üst köşeye) tarih atılır. Tarihin altına dilekçeyi verenin adı soyadı yazılır ve imzalanır. Bir dilekçede sadece bir kişinin imzası olacağı, imzasız dilekçelerin geçersiz olduğu ve imzanın okunabilecek nitelikte olması gerektiği unutulmamalıdır.

7. Dilekçe imzalandıktan sonra sol tarafa açık adres yazılır. Dilekçeyle birlikte verilen ekler varsa bunlar adresi yazdıktan sonra ekler başlığı altında numara verilerek sıralanır. Evrakın kaybolmaması için (varsa) ekler mutlaka belirtilmelidir.

Yukarıda sıralanan niteliklere uymayan dilekçelerin işleme konulmayabileceğini unutmayınız.

Dilekçenin hangi makamda olduğunu takip edebilmek için ilgili kurumca dilekçeye verilen kayıt numarası (gelen evrak defterindeki sıra numarası) alınmalıdır.

Posta yoluyla ilgili kurumlara gönderilecek dilekçeler en azından taahhütlü posta ile yollanmalıdır.

Dilekçe örneği

Davetiye


Toplantı, konferans, seminer, gezi, nişan, düğün ve açılış gibi tören ve etkinliklere katılması istenen kişilere bu etkinliği duyurma ve davet amacıyla yazılan kısa yazılardır. Davetiyeler genellikle özel olarak hazırlanmış davetiye kartlarına matbaada bastırılır ve seçilen kartın davetin niteliğine uygun olmasına özen gösterilir.

Bir davetiye metninde kimin, kimi, nereye, ne zaman, niçin çağırdığı eksiksiz olarak yer almalıdır. Adresin özellikle açık yazılmasına dikkat edilmelidir. (Varsa, telefon numarasını yazmakta yarar vardır.) Davetin türüne göre özel olarak belirtilmesi gereken hususlar varsa bunlar da belirtilmelidir: Davetiyenin kaç kişilik olduğu, çocuk getirilip getirmeyeceği, özel kıyafet giyilip giyilmeyeceği, yemeğin olup olmadığı, ulaşım imkânı, programın süresi, davete cevap istenip istenmediği gibi. (LCV kısaltmasının açılımı; lütfen cevap veriniz şeklindedir.)

Davet edilen kişiye programda (açılış yapmak, nikâh şahitliği yapmak, oturum başkanlığı yapmak gibi) özel bir görev verilecekse bu durumun belirtilmesi şarttır.

Davet; toplantı veya resmî bir programla ilgiliyse davetiyeye gündem yazılabilir

Özgeçmiş


Herhangi bir kurum veya kuruluş tarafından özel bir amaçla istenen ve kişinin hayatını, yeteneğini, iş yapma gücünü ortaya koyan (belgeleyen) tanıtım yazısına öz geçmiş denir.

Öz geçmiş, genellikle bir işe başvuru sırasında adaylar hakkında ön bilgiler edinmek üzere işveren konumundaki kişi veya kurumlarca istenmektedir. Bazen de personelin tanıtımı için hazırlanan kataloglarda veya web sayfalarında kullanılmak üzere öz geçmiş istenmektedir.

Başvurulan işin niteliğine göre istenen bilgilerde bazı farklılıklar olmakla birlikte öz geçmişte, kimlik bilgileri, eğitim durumu, iş deneyimi ve kişisel başarılar gibi bilgiler yer alır. Bazı kurumlar, öğrenmek istedikleri bilgileri içeren hazır formlar kullanmaktadırlar. (Aşağıda örnek olarak düzenlenmiş öz geçmiş formu verilmiştir.) Hazır formların kullanılmadığı yerlerde öz geçmiş yazılırken, özellikle belirtilmesi gerekenler dikkate alınır ve kişinin kendi üslûbuna göre yazılır. Verilen bilgiler kadar bilgilerin sunuluş biçiminin de önemli olduğu unutulmaz; bir başkasının öz geçmişine bakarak aynı üslûpla öz geçmiş yazılmaz.

Öz geçmiş yazarken öz geçmiş isteğinde bulunan kurumun (kuruluşun veya kişinin) amacı bilinmeli ve sadece bu amaca yarayacak bilgiler kısa, açık, doğru ve abartısız bir üslûpla yazılmalıdır. Öz geçmişte yer alan bilgilerin belgelendirilebilir olmasına özen gösterilmelidir. İsteniyorsa (son zamanlarda çekilmiş) bir fotoğraf da öz geçmişe eklenebilir.

Öz geçmiş, sayfa düzenine, imlâya ve noktalamaya da dikkat edilerek sağlam cümlelerle özenle hazırlanmalıdır. Bu özen, her hâliyle ilgilerce hissedilmelidir. Öz geçmişin kişinin doğru ve olumlu tanınabilmesi bakımından ilk adım olduğu unutulmamalıdır.

Özgeçmiş Örneği

İlan ve Reklam


Belli bir hedef kitleyi ilgili oldukları konuda bilgilendirmek amacıyla el ilânı, gazete, dergi, radyo, televizyon veya internet aracılığıyla duyurmaya yarayan açık, kısa yazılara ilân (duyuru) denir.

İlânlar, konunun niteliğine göre özel veya resmî olabilir. İlân ister resmî ister özel olsun kısa, açık, anlaşılır ve dikkat çekici olmalıdır. Özel ilânlar; toplantı, satılık eşya, gayrimenkûl, iş, eleman ihtiyacı, kayıp, ölüm vb. gibi konularda daha çok verilir. Resmî ilânlar ise (çoğunlukla) resmî kurumların personel veya malzeme ihtiyacını karşılamak, bazı kararları, ihaleleri duyurmak amacıyla verilir.

Reklâm

Firmaların ürettikleri malı pazarlamak amacıyla dergi, gazete, duvar afişleri, radyo, televizyon, internet gibi araçları kullanarak yaptıkları kısa tanıtımlardır. Reklâmdan amaç bir ürünün çok satılmasını sağlamak olduğu için reklâmlar; doğru olmalı, müşteriyi yanıltmamalı, dikkat çekici olmalı, kısa fakat ilginç olmalıdır. Reklâmcılık, günümüzde pek çok bilim dallarından yararlanan ve geliri çok olan bir iş kolu hâlini almıştır.

Şiir


Edebî eserler içinde en fazla yazılan ve okunan türlerdendir. Neredeyse hemen her şairin kendine göre bir şiir anlayışı olduğu için herkesin kabul edebileceği bir şiir tanımı yapmak zordur. Şairlerin bir kısmı şiiri felsefî boyutuyla değerlendirirken, bazıları şiirde anlam aramanın gereksizliği üzerinde durur, bazıları şiiri amaca ulaşmak için bir araç olarak görür. Şiiri, insanda güzel duygular uyandıran, onu bir ruh hâlinden başka bir rûh haline götüren; ölçülü, kafiyeli (veya serbest) sanatlı sözler olarak tanımlamak mümkündür. Ölçülü, kafiyeli fakat edep sınırları aşan anlatımları şiir tanımına dahil etmek yanlış olur.

Hakkında güzel sözler söylenebilecek hemen her olay, her eşya, her düşünce, duygu ve hayâl ... şiire konu olabilir. Bu bakımdan şiirin konusunu sınırlamak zordur. Şiirler genellikle biçim özellikleri ve konularına göre (gazel, kaside, mesnevi, rubai, şarkı, türkü, koşma –güzelleme, koçaklama, taşlama, ağıt-, mani, ninni, destan vb. gibi) farklı isimlerle adlandırılırlar. Şiirin klâsik anlayışla konularına göre beşe ayrılması gelenek hâlini almıştır:

1. Lirik şiir: Toplumun hemen her kesimini ilgilendiren sevinç veya acı gibi ortak duyguların veya aşk, ayrılık, özlem gibi bireysel duyguların coşkulu bir tarzda işlendiği şiirlere lirik şiir denir. Eski Yunan edebiyatında bu tarz şiirler lir denen bir sazla söylendiği için böyle adlandırılmıştır. Bizim edebiyatımızda halk âşıklarının (veya halk şairlerinin) söylediği şiirlerin çoğu liriktir.

2. Kahramanlık şiirleri : Bir milletin hayatında önemli izler bırakan (büyük göçler, savaşlar, doğal afetler vb. gibi) olaylarla, yiğitlik, kahramanlık, mertlik, yurt sevgisi gibi konuların destan havası içinde işlendiği şiirlere kahramanlık şiirleri (epik şiir) denir.

3. Öğretici şiirler: Bilim, sanat, felsefe, din, ahlâk gibi alanların kurallarını, temel ilkeleri öğretmek ve öğüt vermek amacıyla yazılan şiirlere öğretici şiir (didaktik şiir) denir.

4. Dramatik şiir: Heyecan veya üzüntü veren konuların tiyatro (dram, trajedi, komedi) tarzında işlendiği şiirlere dramatik şiir denir.

5. Pastoral şiir: Tabiat güzelliklerini, çoban ve kır hayatını işleyen şiirlere pastoral şiir denir. Bunlar içinde doğrudan doğruya kır hayatının güzelliğini işleyen kısa şiirler idil; birkaç çobanın kır hayatı, aşk vb. konular üzerinde karşılıklı konuşmaları tarzında yazılanlara eglog denir. (Eglog, Türk edebiyatında hemen hemen hiç kullanılmamıştır.)

Şiir örnekleri

GENÇLİK

Anlattı erenler: Bir bahar değil,
Âşıkın ömründe bin bahar varmış.
Hicranla ağaran bu saçlar değil,
Sevgisiz kalan kalb ihtiyarlarmış...
Sorardım sırrını hiç düşünmeden:
Bu fani gönlümün sevinci neden?
Beni günden güne meğer genç eden
Daima değişen maceralarmış!
Gönlümde kovalar eskiden beri
Sarışın kumralı, kumral esmeri.
Dolmadan boşalmaz birinin yeri.
Gönlümde, anladım, her dem baharmış.

Faruk Nafiz Çamlıbel
__________________
Ya kendin gibi görün yada gözüme hiç görünme!


Bozuk Kırık Link varsa lutfen Ozel mesaj atarak bildiriniz,Linkleri Yenileyelim


HİÇ KİMSE BEN,BENDE HİÇ KİMSE DEĞİLİM.MENFAATLERİN ÖTESİNDEYİM ...BEKLERİM!(FARKIM TARZIM)GÖRELİM MEVLAM NEYLER,NEYLERSE GÜZEL EYLER,KUL BELA BULMAZ HAK YAZMADIKÇA,HAK BELA YAZMAZ KUL AZMADIKÇA,KUL KADERİNİ YAŞAR BAHTINA NE ÇIKARSA ..
almira isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-13-2008, 07:38 PM   #2 (permalink)
Yol Arkadasim
almira - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 10.465
Tecrübe Puanı: 1000
Rep Puanı : 22094
Rep Derecesi : almira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond reputealmira has a reputation beyond repute
Standart

Mektup yazmanın 40 ana kuralı

Ömer Çakır’ın kaleminden Türk Mektup Geleneğinde Mektup yazmanın adap ve kuralları:

1- Mektuplarda, gönderenle gönderilenin konumu dikkate alınarak ona göre “tabirât ve elkâb” kullanılmalıdır. 2- Padişahlara ve beylere mektup yazarken söz çok uzatılmamalı, amaç kısaca ifade edilmeli. Mektup, duâ ve saygı sözcükleri ile bitirilmeli; aynı mektupta başkasına selâm edilmemelidir.
3- Resmî kişiliği olan “ulu hatunlara” mektup yazıldığı vakit uzun uzun övgü, saygı ve hitap sözcüklerinden kaçınmalı; sevgi ve ilgi sözleri yazılmamalıdır. Zîrâ bu durum ayıp olur. Ancak bir hanımın başka bir hanıma sevgi sözleri yazması uygundur.
4- Eşlerin birbirine veya çocukların büyüklerine yazdığı mektuplarda uzun uzun övgü ve saygı sözcüklerinden ziyade sevgi ve ilgi belirtilmelidir.
5- Dost ve arkadaşlara yazılan mektuplarda sevgi ve ilgi sözleri açık bir şekilde ifade edilmelidir. Bu tür mektuplarda sözün uzatılmasında bir sakınca yoktur. Bu tür mektuplara ebyat (beyitler) ve eş’ar (şiirlerle) katılması onu güzelleştirir.
6- Mektup, kime gönderilecekse mektuba önce onun adı daha sonra “selâm ve kelâm” yazılmalı. Başkalarına selâm yazılacaksa bu mektubun kenarına, uygun bir yere eklenmeli.
7- Mektup yazarken bir konu bitmeden araya başka bir konu karıştırılmamalıdır.
8- Şayet mektup rumuzlu yazılacaksa kimden geldiği rahatça anlaşılabilecek şekilde olmalıdır. Alan kişi mektubun kimden geldiğini başkasına sorma veya geri gönderme gereği duymamalı. Mektupta anlatılmak istenen açıkça ifade edilmelidir.
9- Mektupta tekrardan kaçınmalı, yazılan bir konu dönüp tekrar anlatılmamalı; ısmarlanacak işin gayet gerekli bir maslahatı olmalıdır.
10- Mektup üst makama yazılırken gönle hoş gelen tabirlerin kullanılması, yalvarma üslûbuyla ve üçüncü şahıs kipiyle yazılması gerekir.
11- Üst makamdan alt makama yazılırken ise bunun tam tersi bir üslûp tercih edilir, soru-cevap şeklinden uzak durulur ve çokluk kipi kullanılmaz.
12- Akrandan akrana yazılan mektuplarda ise konuma göre saygı ifadelerini içeren ve gönül okşayan kelimeler seçilmek suretiyle dostluğa riayet edilir. İltifatlı sözlerin kullanılması dostlar arasındaki muhabbeti artırır. Ancak bu sırada kullanılan sözcüklerde ifrat ve tefritten kaçınılması lazımdır. Zîrâ övgüde mübalağaya kaçmak yerine göre tariz etmek demektir.
13- Mektup yazılacak şahsın konumuna ve rütbesine binâen edebe riâyet edilmelidir. Bunun için eğer mektup gönderilenin rütbesi yüksek ise isminin yazılmaması, eşit ise yazılması tercih edilmeli.
14- Mektup gönderilen alt makamda ise istek ve duânın kabulü ricasının yazılmasına gerek yoktur
15- Mektup gönderilen kişi ile uzun zamandır ayrı kalınmamışsa “iştiyak” rüknü yazılmamalıdır
16- Mektubun muhatabı yüksek bir makam, yazan ona göre daha aşağı bir mevkide ise kelimeler “ihlaskârâne”; “makâm-ı talebde tabirât mütevâzıâne” olmalıdır.
17- Mektup, arzıhâl, tezkere her ne ise kağıdın üstüne önce Hû ismi yazılmalıdır. Bu mektubun besmelesidir. Allah’ın isimlerinden birini “hüve” lafzına bitiştirerek yazmak hem bir kaidedir hem de muhataptan beklenenin yerine gelmesine yardımcı olur. Meselâ, taleb-i atada “hüve’l-kerim”, istianede “hüve’l-mu‘in”, istigasede “hüve’l-mugis” gibi. Ayrıca meselâ, seferde ve gazada olanlara “hüve’l-fettah”, “hüve’l-mu‘în” gibi hasta olanlara “hüve’ş-şâfî”, “hüve’l-muâfî”, ihsan talebinde bulunanlara “hüve’l-muhsin”, “hüve’l-mutî” yazılır.
18- Mektubun sonuna “beduh” ismi yazılmalı veya rakamla (8642) şeklinde işaret edilmeli ya da Hazret-i Şeyh Ma‘rûf-ı Kerhî’nin ismi -kısaltma şeklinde- yazılmalıdır. Bu isimler yazıldığında mektubun gideceği yere daha sağlıklı ulaşacağına inanılmaktadır. Hatta inşâ kitaplarından birinde; bedûh isminin terkim edilmesi (8642 şeklinde rakamla yazılması) yahud “bihimmeti Hazret-i Şeyh Maruf-ı Kerhî aleyhi’r-rahmetü’l-hâdî” ismi bu vecihle tahririyle mektubun mahalline vasıl olacağı ifade edilmekte ve “mücerrebdir” denilmek suretiyle de bunun tecrübe ile sabit olduğu vurgulanmaktadır.
19- Mektuplar genel olarak “sîga-i gâib” ile yazılmalıdır. Ferman ve menşûrlardan başka yerde “emr-i hâzır” kullanılmamalıdır.
20- Mektuplarda birinci tekil şahıs yerine çoğul kipi kullanılmalıdır; fakat bu “âlâdan ednâya” yani yüksek mevkiden bulunandan aşağıdaki birine yazılan mektuplarda mutlaka uyulması gereken bir kural değildir.
21- Mektupta bir talep söz konusu ise cevabın olumlu olmasına gayret edilmelidir.
22- Mektubun yazıldığı kişi gönderene göre rütbe ve makamca yüksek ise bu tür mektupların sonuna “irsal” ve “tesyir” gibi tabir kullanılmaz. Bunların yerine “arz” ve “takdim” gibi tevazu ifade eden sözcükler yazılmalıdır.
23- Mektupların sonuna yazılan ifadeler oldukça muhtasar olmalı gereksiz uzatmalar yapılmamalıdır.
24- Gönderenin konumuna göre; mektubu gönderen eğer üst makamda ise “muhibb-i muhlis”, “muhlisiniz”, “muhibb-i müştak”, “muhibbiniz”, eğer müsavî ise “dâî-i muhlis”, “dâî-i devlet”, “dâî-i bâlâhalas” veya “dâî-i bî-iştibah”; şayet alt makamda ise “ekallü’l-abd”, “ahkaru’l-ibad”, “mine’n-nahifi’z-zaif”, “abdü’z-zaîf”, “abdü’l- fakir-i hakir”, “bende-i muhlis”, “dâîniz”, “kulunuz” gibi ibarelerden uygun olanlardan biri imzâ olarak veya imzânın üstüne yazılmalıdır.
25- Mektup tamamlandığı yere tarih konmalı ve imzâ edilmelidir. İmzâya nokta konulmamalı, ağa ve efendi lafzını yazmamalı, ismi ve mahlâsı ve sanatı ve şöhreti her ne ise onu yazmak gerekir.
26- Mektubu gönderen ile gönderilen müsavî ise “nişan-ı mektub” yani imzâ mektubun bittiği yerin sağ tarafına, eğer alt makamda ise sol tarafına yazılır.
27- Mektup yazılan kimse yazanın akranından ise tarihin yanına mühür basmalı. Eğer kendinden âlâ kimse ise kağıdın altına temhir (mühürleme) etmeli ve zarf içine koyup göndermeli.
28- Mektubun tarihi yazılırken ayla ilgili uygun vasıf da yazılmalı. Meselâ, “fî muharremü’l-harem”, “fî safer-i bi’l-hayr ve’z-zafer”, “fî ramazanü’l-mübarek” gibi.
29- Aradan uzun bir zaman geçmemiş olması ve mekânın uzak olmaması durumunda mektuba tarih yazılmayabilir.
30- Eğer mektubu gönderen padişah ise imzâya “tuğra” adı verilir ve mektubun evveline yazılır.
31- Mektup güzel bir kağıda, karışık ve küçük olmayan, imlâsı doğru güzel bir yazı ile yazılmalıdır. Zîrâ, kötü yazıyı değme kişi okuyamaz. Ayrıca, sözler açık ve belirgin olmalı, işlenmedik ve bilinmeyen kelimeler kullanılmamalıdır. Aksi hâlde maksat anlatılamaz.
32- Mektup ve arzıhâl üst makamdakine gönderilmişse satırların yazımına kağıdın orta yerinden başlanmalı ve dahi çok söz yazmamalı. Hemen meram-ı maksud ne ise o yazılmalı; akrandan akrana veya üstten alt makamdakine gönderilmişse kağıdın üstünden başlanmalı.
33- Mektubun harfleri sık, satırları seyrek yazılmalı ki yazı “hub ve mergub ola”.
34- Alt makamdan üste yazılan kağıdın satırları sık, üstten alta yazılanın ise bunun aksi olmalıdır.
35- Mektuplar genelde tek kağıda ve kağıdın bir yüzüne yazılır. Gerekirse kağıdın altı, üstü ve yan tarafları derkenarlarla doldurulur. Böylece kağıttan azamî ölçüde yararlanılmış olur.
36- Kağıtların büyüklüğü her zaman aynı olmayıp mektubun uzunluğuna, kısalığına göre değişir.
37- Mektubun yazımı bittikten sonra unutulan, yanlış yazılan bir söz veya eksik varsa bunu gidermek için baştan sona okunup kontrol edilmeli; imlâda ve belâgatta bozukluk varsa düzeltilmelidir.
38- Daha sonra mektup kağıdı dört köşeli olmaması için alt kenarından bir parça kesilmelidir. Zîrâ, müneccimlere göre “dört köşeli olmak” iki yıldızın düşmanlığını üzerine çekmek demektir.
39- Mektup yazılıp tamam olduktan sonra üzerine bir miktar toprak saçıla. Zîrâ, toprak bereket demektir ve yazıya toprak saçmak meramın gerçekleşmesini süratlendirir.
40- Mektup yazan kağıdın ve kalemin hurdesini (kırıntılarını) ayak altına bırakmaktan sakınmalıdır.
__________________
Ya kendin gibi görün yada gözüme hiç görünme!


Bozuk Kırık Link varsa lutfen Ozel mesaj atarak bildiriniz,Linkleri Yenileyelim


HİÇ KİMSE BEN,BENDE HİÇ KİMSE DEĞİLİM.MENFAATLERİN ÖTESİNDEYİM ...BEKLERİM!(FARKIM TARZIM)GÖRELİM MEVLAM NEYLER,NEYLERSE GÜZEL EYLER,KUL BELA BULMAZ HAK YAZMADIKÇA,HAK BELA YAZMAZ KUL AZMADIKÇA,KUL KADERİNİ YAŞAR BAHTINA NE ÇIKARSA ..
almira isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-23-2009, 11:19 PM   #3 (permalink)
Guru
SiNaNaY - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: May 2007
Bulunduğu yer: Ismail'in Kalbinden
Mesajlar: 5.035
Tecrübe Puanı: 19
Rep Puanı : 11070
Rep Derecesi : SiNaNaY has a reputation beyond reputeSiNaNaY has a reputation beyond reputeSiNaNaY has a reputation beyond reputeSiNaNaY has a reputation beyond reputeSiNaNaY has a reputation beyond reputeSiNaNaY has a reputation beyond reputeSiNaNaY has a reputation beyond reputeSiNaNaY has a reputation beyond reputeSiNaNaY has a reputation beyond reputeSiNaNaY has a reputation beyond reputeSiNaNaY has a reputation beyond repute
Standart

HAZIRLIK

1. Mektup, insanlar arasında haberleşmeyi sağlayan önemli iletişim araçlarımızdandır. Tarihte en işlerlik kazanan haberleşme aracı mektup olmuştur. Bu yüzden birçok mani, türkü ve şarkı örneğinde yerini almıştır.|
2. Bir iş başvurusu yapmak ya da resmi makamlardan bir istekte bulunmak için dilekçe yazılır.
3. Günümüzdeki [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

1. İncelenen mektuplarm giriş bölümlerinde, mektupların yazılış sebepleri ortaya konmuştur. Gelişme bolümlerinde asıl konuya geçilmiş ve konu bütün ayrıntılanyla ortaya konmuştur. Aynca farklı farklı konulara da değinilmiştir. Sonuç bölümlerinde ise durum sorulmus, kendi durumundan bahsedilip sevgi ve saygı duyguları belirtilmiştir.
2. Oğuz Atay'ın mektupta belirttiği imla ve noktalama kuralları günümüzde de geçerliliğini korumaktadır.
3-Verilen mektupta herhangi bir anlatım bozukluğu yoktur.
ETKlNLlK
3. METlN (Ahmet Hamdi Tanpinar'in Mektubu)
1. Özel mektuplarda gönderici ile alıcının birbirlerine karşı özel durumlarının yanında, ele alınan konunun da metnin dil ve cümle yapısına yani üslubuna etkisi vardır.
2. İncelediğimiz mektuplardan Oguz Atay'ın ve A. Hamdi Tanpınar'ın mektupları, aldıkları mektuplara cevap vermek için yazılmıştır. A. Kutsi Tecer'in mektubu ise kendi durumunu bildirmek için yazılmıştır. Mektup*ların bu yazılış amaçları da giriş bölümlerinde belirtilmiştir.
3. Oguz Atay ve Ahmet Hamdi Tanpınar'ın mektuplan özel mektuplar olduğu için gönderici-alıcı ilişkisi yönünden bir içtenlik söz konusudur. Oguz Atay kızına Ahmet Hamdi Tanpınar da arkadaşına kendi aralarında konuşabilecekleri herhangi bir konuda mektup yazmışlardır. Mektuplardaki bu gönderici-alıcı ilişkisi ve konular, mektupların dil ve cümle yapı sını belirlemiş, bir içtenlik oluşturmuştur. Ayrıca Ahmet Hamdi Tanpınar'ın mektubu biraz daha edebidir.
ETKlNLiK
Verilen mektupta herhangi bir anlatım bozukluğu yoktur.
ETKlNLlK
Mektupları karşılıklı konuşma haline getirirken mektupların bir haberleşme aracı olduğu ancak karşılıklı konuşmadan farklı olarak donütün bi*raz geç alınacağını göz onünde bulundurunuz. Mektupların yüz yüze bir haberleşme aracı olmadığını unutmayınız.
ETKlNLlK
Tarih ve yer: Kağıdın sağ üst köşesine yazılır.
Ad-soyad ve imza: Kağıdın sağ alt köşesine ad ve soyad yazılıp altına imza atılır.
Hitap: Sol üst köşeye, tarih ve yerin hizasından biraz aşağıya yazılır. Adres: Kağıdın sol alt köşesine yazılır.
Mektuplarda kağıt düzeni önemlidir. Çünkü mektuplar kişiliğin yansımasıdır.
İŞ MEKTUBU: (Türk Dil Kurumuna)
1. Verilen mektup örneği Türk Dil Kurumu'na bazı, eserler istemek için yazılmıştır.
2. Özel mektuplar; arkadaşlar veya akrabalar arasında haberleşmek için yazılır. İş mektupları ise kişi ve kurumlar arasında veya kurumlar arasında sipariş., satış gibi konularda yazılır.
3.İş mektuplarında emredici anlatım kullanılmıştır.
4. Özel mektuplarda içten ve samimi bir üslup varken, iş mektuplarında ciddi bir üslup vardır. Bu yüzden iş mektuplarında kısa, açık ve somut | bir anlatım vardır.

8.Etkinlik:
''Bedeli posta Havalesi ile hesabınıza gönderilmiştir.''cümlesinde tamlayan eksikliğinden ve yanlış sözcük kullanımından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır.Cümle''Eserlerin bedeli posta havalesi ile hesabınıza yatırılmıştır.''şeklinde düzeltilebilir.
9.Etkinlik:
''Erzurum Büyükşehir Belediyesine burs başvurusunda bulunmak üzere öğrenci belgesi düzenlenerek tarafıma verilmesini istiyorum.''Cümlesinde sebep eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır.
Cümle ''Erzurum Büyükşehir Belediyesine burs başvurusunda bulunmak için öğrenci belgesi düzenlenerek tarafıma verilmesini istiyorum.''şeklinde düzeltilebilir.
10.Etkinlik:İncelenen özel mektuplarda öyküleyici,açıklayıcı,anlatım türleri kullanılırken,iş mektubu ve dilekçede emredici anlatım kullanılmıştır.
11.Etkinlik:
Bütün Mektuplarda dil daha çok göndergesel işlevinde kullanılmıştır.
12.Etkinlik:
İncelenen mektuplar akıcılık,duruluk ve yalınlık bakımından açık bir anlatım özelliklerini taşımaktadır.
13.Etkinlik:
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Ses Düşmesinin Nedeni:
İsim-İsmi----------------------------------------Sözcüğün Ünlü İle Başlayan Ek Alması
Oğul-Oğlum--------------------------------------Sözcüğün Ünlü İle Başlayan Ek Alması
Göğüs-Göğsü-------------------------------------Sözcüğün Ünlü İle Başlayan Ek Alması
__________________
Bilgi ve paylasimin guclu adresi.
SiNaNaY isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Son mektup BuLuT Sizin Siirleriniz 0 02-05-2009 06:43 AM
Mektup Melankoli Hikayeler ve Masallar 0 01-21-2009 11:41 PM
Mektup.. iN`DReaM Hikayeler ve Masallar 0 11-18-2008 07:37 AM
Babama Mektup BuLuT Özel günler 0 11-07-2008 10:29 AM
Mektup kelebek Türk Edebiyatı 0 10-16-2008 07:03 PM


New To Site? Need Help?

Tüm Zamanlar GMT Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:18 PM.


Site Ekle Web Hosting Sevgili Ara